Ana Sayfa / Yazarlar / 1439 / Ubeydullah GARİB

1439 / Ubeydullah GARİB

   Biismihi Sübhanehü

                                       1439

Başlık olarak seçtiğimiz rakam, malumlarınız içinde bulunduğumuz senenin hicri tarihi. Bu tarihin çok önemli dikkat çekici tarafı, 1923 yılının hicri karşılığı 1339  tarihinden tam 100 sene sonraya tekabül etmiş olmasıdır.

Bu yazımızda inşallah, ilgili tevafukun meydana getirdiği çağrışımlarla başka bazı önemli tevafukları birlikte hatırlayarak bugün yapılacak seçimin önemini birlikte düşünmeye çalışacağız.  

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda hayli tereddüt geçirdim. Çünkü hangi şekliyle olursa olsun afaka bakan meselerde söz söylemeye kendimi ehil görmüyorum.

Ancak yaşadığım bazı tecrübelerin ve zaman hakikati içinde saklanmış bir kısım tevafuk güzelliklerinin sadece kendimde kalmasına gönlüm rıza göstermedi.

Memleketimizi ve bütün İslam alemini yakından ilgilendiren önemli bir seçim gününde, bu hadiseyle doğrudan ilgili olabilecek bazı güzel hakikatları kardeşlerimle paylaşmayı içimden gelerek istedim.

Konuya girmeden önce ele alınan konunun önemine dikkat çekmek açışısından mukaddime nevinden bazı hususları ifade etmeyi doğru buluyorum:

Hatırlanması gereken çok önemli bir husus, zamanın Allah tarafından tayin edilen bir hakikat olmasıdır. Ayları 12 olarak tanzim eden Allah’tır. Kur’an’da bu konu açık olarak ifade edilmektedir (Tevbe-36).     

Ayrıca bazı vakitlere ettiği yeminlerle Allah (cc), zamana verdiği kıymeti ayrıca göstermiştir. Asra (Asr suresi,1), gece ve, gündüze (Leyl,1-2) kuşluk vaktine (Duha,1) yapılan yemin misalleri bu hakikatın bazı örnekleridir.

  Zaman hususunda bir başka hakikat, hem hicri hem miladi takvimlerin her birinin bir peygamberle ilişkili olarak başlamış olmasıdır.

Hatırlayacağımız bir başka mana ise, eşyada ve hadiselerde sebeblerle tanzim edilen bir zahiri boyutun yanında, sebepler arkasında ilahi kader boyutunun bulunmasıdır. Cerayan eden bütün hadiseler, ferdi olsun içtimai olsun, hangi hadise olursa olsun, ilahi takdir çerçevesinde cereyan etmektedir. Bir yapragın bile ancak izinle yere düştüğü”nü hatırlarsak yaşadığımız hiç bir hadisenin ilahi tasarruf ve iradenin dışında kalamayacağını anlarız.

Bu bağlamda gece ve gündüz, mevsimler, baharda yeniden diriliş, doğumlar, ölümler, depremler, sel felaketleri, savaşlar, terör vs. her bir hadise ilahi irade ve kontrol altında, ilahi plan çerçevesinde cereyan etmektedir.

Tabiki söz konusu edeceğimiz yaklaşık iki asırlık hadiselerdeki tarih tevafukları da bu çerçeve dışında kalmayacaktır.

Bu hakikatlar muvacehesinde bir önceki asrın sonlarından başlayıp günümüze kadar uzanan zaman dilimindeki bazı önemli tarihleri ve tevafukları birlikte hatırlamaya çalışalım:

H. 1293 – M.1877  

Bu tarih Osmanlı devletinin kaderinde önemli yeri olan “doksanüç harbi” diye bilinen Osmanlı – Rus savaşı tarihidir. Osmanlı devletinin mağlubiyetiyle sonuçlanan büyük yıkılışının başladığı tarihtir.

Çok hayati sonuçları itibariyle bu tarih, erbabınca ahir zaman hadiselerinin başlangıcı olarak gösterilmiştir.

Ancak bu tarih, aynı zamanda İslamiyet dairesinde bütün insanlığı alakadar eden ve kıyamete kadar sürecek maddi ve manevi ihya hareketlerini icra edecek şahsı manevinin müessisinin  doğduğu tarihtir.  

Demek ilahi kader çerçevesinde bir taraftan tahrip süreci başlatılırken bir taraftan aynı tarihte tamir süreci de başlatılmış olmaktadır.

H. 1316 – M. 1899-1900

İslam alemini hedef alan maddi ve manevi suikastlerin dehşetli planlarının yapıldığı çok mühim bir tarih 1316 tarihine geldiğimizde ki bu tarih miladi 1899-1900 tarihlerine tekabül etmekte ve miladi 20. asrın tam başı olmaktadır. Bu tarih, başka önemli olayların yanında İngiliz Sömürgeler Bakanı’nın avam kamarasında yaptığı meşhur konuşmayla startı verilen Kur’ana ve İslamiyete suikastin başlangıç tarihtir.. 

Buna mukabil yine aynı tarih, Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez bir nur olduğunu ispat edip gösterecek manevi hareketin de başlatıldığı tarihtir. Yazının uzamaması için bu çok önemli mevzuda ayrıntıya girmiyor, konuyu erbabına havale etmekle yetiniyoruz.

H. 1324 – M. 1908

Asrın başında başlatılan suikast planının tatbike konulmasıyla hilafetin fiilen sona erdirildiği, Sultan Abdülhamid Han’ın tahttan indirildiği çok önemli ayrı bir tarih bu h. 1324 – m. 1908 tarihidir.

Osmanlı devleti bu tarihten itibaren çok dehşetli tahribata maruz kalmıştır. Başta iç karışıklar ayrıca 1911 Trablusgarp, 1912 Balkanlar, 1914 Birinci Cihan Harbi ve sonuçta 1918  Mondros ve Sevr andlaşmalarıyla misli görülmemiş yıkım yılları bu tarihle başlamıştır. 

Buna mukabil aynı tarihte, yıkımın dehşet ve büyüklüğüne eş değer bir tamir hareketini başlatan bir vazifeli şahsiyet, Osmanlı saltanatının payitahtına girmiş, manevi mücahedesine fiilen başlamıştır. Bu şahsiyetin manevi mücadeleri de erbabınca bilinmekte olup üzerinde ayrıca durulması gereken bir önenli mevzudur.

H. 1424 –  M. 2003

H. 1324 (M. 1908)’den tam 100 sene sonra, h.1424 (m. 2003)’ tarihinde ise, ahir zaman hadiselerinin maddi tamir boyutuyla ilişkili bir başlangıç tarihi sayabileceğimiz çok önemli bir hadise vuku bulmuştur.

Bu tarih benim için unutamayacağım bir hatıra değeri de taşımaktadır. Çünkü o tarihin öncesinde, her türlü engellemeye maruz kalmış bugünkü Cumhurbaşkanımız, hazırlanan bütün ciddi planlara rağmen, hapisler, seçimlere sokulmama gibi nice engellemelere rağmen, ilgili tarihte Allah kendisine hükümet kurmayı nasip etmiş, bakanlar kurulu  listesini Cumhurbaşkanının imzasına sunabilmiştir.  

O günün Cumhurbaşkanı önce veto ettiği kabine listesini, meclisten ikinci kez geldiği için kanunen imzalamak zorunda kalmış, bütün Türkiye’de oluşan olumlu havanın etkisiyle son günü beklemeden 15 Mart Cuma günü yani 10 Muharrem 1424’te  hükümet listesini imzalamıştı.

İmza haberini aldığımda Allah gayri ihtiyari hicri takvime bakmayı aklıma getirdi. Takvime baktığımda hicri tarih itibariyle o günün 10 Muharrem olduğunu gördüm. Hayli şaşırmış ve çok sevinmiştim. “İnşallah güzel şeyler olacak” dedim. Çünkü tarih boyunca 10 Muharremlerde çok önemli olaylar yaşanmıştı. Allah, bu 10 Muharrem’le daha önceki 10 Muharremlere bir yeni 10 Muharrem daha ilave etmişti. Ahir zamanın maddi ve manevi külli tahribatlarınına karşılık maddi alemde, idare ve siyaset aleminde de tamirat başlatmıştı.  

O tarihin hemen öncelerinde, bütün Türkiye olarak maddi manevi bunaltıcı bir çok hadiseler yaşamıştık. O günler gerçekten çok sıkıntılı günlerdi.

İşte bu tarih, o zor günlerin akabinde, örneklerine bizzat şahit olduğumuz ihya hareketlerinin başlangıç tarihi olmuştu. Merhum Menderes’le başlayan Ezan-ı Muhammedi ve din dersleri gibi şeairin ihyasındaki eksiklerin büyük ölçüde tamamlandıgını gördüğümüz yeni bir devir başlamıştı.

Ben önce o tarihin sadece 10 Muharrem tarafını görmüştüm. Sonradan bir arkadaşım o senenin h. 1424 oluşunu da hatırlatınca bir kez daha hayret etmiştim. Demek yukarda andığımız çok önemli tahribat yılı 1324 (1908) tarihinden tam 100 yıl sonra h. 1424’te tam bir tevafukla maddi tamirat da başlıyordu. 

15 mart 2003 (10 Muharrem 1424) tarihi, 10 Muharrem ve 100 yıl tevafukları (1324-1424) yanında, miladi olarak meşhur 1900 yılıyla da 3 yıllık bir farkla ikinci bir 100 yıl tevafuku daha  gösteriyordu (1900-2003).

Bu üç tevafukla 15 mart 2003 tarihindeki hadise çok büyük değer kazanmıştır. Allah’a sonsuz hamdediyoruz ki ilgili tarihten itibaren meydana gelen hepimizin şahit olduğu güzel gelişmeler, bu tevafukun ne kadar makbul bir tevafuk olduğunu göstermiştir.

H. 1339 ( M. 1923) – H.1439 ( M. 2018)

Arzedeceğimiz bu son tevafuk ise, en mühim ahir zaman hadiselerinin yaşanmaya başladığı h.1339 (m.1923) tarihinden tam yüz yıl sonra (h.1439) çok önemli bir seçim hadisesini yaşayacak olmamızdır.

Bütün dünyanın, özellikle bütün İslam aleminin nazarları şu anda Türkiye’ye çevrilmiş bulunmaktadır.

Tahribatın dehşeti nispetinde tamirat ihsan eden Rabbimizden ümidimiz istihdam ettiği hizmetkarlarına bir kez daha tamir fırsatını ihsan etmesidir.

Biz kadere teslim olmuş müminleriz.

Muvaffak olunursa şerafet kazanmak, mağlup olunursa mesuliyetten kurtulmak için bugün çok önemli bir vazife icra edeceğiz.

Vereceğimiz reylerin çok önemli sonuçlara vesile olacağını bir kez daha hatırlıyor, Cenab-ı Hak’tan nusret niyaz ediyoruz.

“Siyasetin ötesinde var ve yok olma davası”na dönüşen bu seçimin iman, Kur’an, vatan selameti açısından kıymetini hatırlayarak üzerimize düşen vecibeyi ifa etmek istiyoruz.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Kalplerimizi en hayırlı olacak istikamete çevirsin.

Ve minallahittevfik…

İlginizi Çekebilir

Ahir Zaman ve Kadın

Bu zaman ahir zaman. Fitnesi de pek yaman. En yamanı da kadın. Tesbihatta 3 defa …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kesintisiz Darbe Süreci ve Mağdurları / Vehbi KARA

Darbelerin mağduru tüm halktır. Fakat halkın içindeki bir kısım askerler daha fazla mağdur olmuşlardır. Eğer …

Kapat