Ana Sayfa / Yazarlar / 171 Kalem İş / Ubeydullah GARİB

171 Kalem İş / Ubeydullah GARİB

Bunu paylaşınız

KABARCIK

Ubeydullah GARİB

171 Kalem İş

 

Her tarafımız inşaat…

Bir yenisi karşımızda…

İnşaatın bütün safhalarını kolayca takip edebiliyorum:

Müteahhit, inşaat yerine kaç kere geldi gitti bilemiyorum…

Yalnız geldi, birileriyle geldi.

Çok geçmedi, demir yüklü koca bir tır yanaştı sokağımıza.

Arkadan beton kalıp malzemeleri…

Ve bir sabah sarsıntılarla gözümüzü açtık!

Sokakta dev kepçenin iniltisi… Temel kazılıyor.

Hafriyat toprağını taşıyan kamyonların biri gidiyor, biri geliyor.

Önümüzde derin sayılacak bir çukur…

Son olarak temelin kenarlarını düzeltti kepçe.

Hiç ara vermeden kalıpçı ustaları girdi inşaata.

Demirciler demir döşedi.

Daha temelde iken atık su giderleri, elektrik bağlantıları unutulmadı.

Hazır beton kamyonları bir biri ardınca sırada.

İnşaat hızla ilerliyor…

Nerdeyse, her gün bir kat çıkılıyor, desem yeri!

 

Bitişiğimizdeki inşaat ise bitti sayılır:

Elektrik, su ve kalorifer tesisatları döşendi.

Pencere ve kapılar takıldı.

Taban parkeleri döşeniyor.

 

Müteahhit her vakit inşaat başında.

Onca işin arkasında.

 

Bir inşaatta kaç kalem iş var?” diye soruyorum eski müteahhit komşuma.

Anında cevap veriyor: 171!..

Hayretim dorukta.

 

Olası değil ya ben de “bir müteahhidin 171 kalem işi, birebir kendisinin yaptığını” varsayıyorum:

Mimari tasarım ona ait.

Planı o çizmiş.

Temeli o kazmış.

Duvar ustalığı ona ait.

Elektrik ve su tesisatını bizzat döşemiş.

Alçıpen süslemeler kendisine ait.

Ahşap işlerin hepsi onun elinden çıkmış.

Dış cephe, iç cephe sıva, badana ustalığı onun.

Kapı, pencere ve avizeleri o takmış.

Çevre düzenlemesi de dahil 171 kalem işin hepsi onun…

Bir başka ifadeyle müteahhit; hem mimar, hem mühendis, hem dülger, hem marangoz, hem elektrikçi…

Ve anahtar teslimi…

 

Bu defa kendimi suçluyorum, “Niçin imkansız bir şeyi düşündüm?” diye!

Başım önümde, bakışlarım yerde; adımlarım boş…

Bir ara gözlerim kaldırım taşları arasından fışkıran otlara ilişiyor…

Ve o yeşillik içinde, bir sarı çiçek…

Küçücük, zarif, bir başına…

Tebessüm ediyor bana…

Gözlerim sözlerinde:

– Bir de benim inşaatıma bak, kaç kalem iş var bende?

– Hakkımda yazılan kitaplar binlerce!

– Küçücük oluşuma takılma!

– Hayli masraflı benim inşaatım:

– Işığım 150 milyon kilometreden geliyor.

– Suyum okyanuslardan…

– Özel taşıma sistemiyle!

– İhtiyacım her şey…

– Ve hepsi yanı başımda!

 

– Sakın emsalimi unutma…

– Toprakta boy veren her şeyi…

– Bütün çiçekleri…

 

Hemen telefona uzanıyorum…

Uzman dostum karşımda:

Bir çiçekte kaç kalem iş var?”

– Değil çiçek, hücrede olanlar sayılamıyor.”

Yani…

– Bir tek hücrede milyonlarca kalem iş var ve bunların hepsi aynı anda takipte!

– Bir çiçekte ise milyarlarca hücre…

 

Ey Ezeli ve Ebedi Müteahhit!

Bütün bitki ve çiçeklerdeki işlerin sayısınca seni tespih, takdis, tahmid ediyorum…

 

Ebedi olarak… 

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

“Selam Kardeşim”

Yeni Zelanda’daki ilk şehidin, terörist katilin kamerasına yansıyan hoşgörüsüydü bu cümle. Ne o caninin içindeki …

Daha fazla Yazarlar
10 Ağustos Her manada “doğum günü”müz… / M.Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL [email protected] 10 AĞUSTOS HER MÂNADA “DOĞUM GÜNÜ”MÜZ… 10 Ağustos günü yaptığım bir …

Kapat