Ana Sayfa / KASTAMONU / Kastamonu Yazıları / 200 Yıldır Kastamonulu Kadınların Yaşatttığı Bir Mevlid: Bursalı Âkif Mevlidi

200 Yıldır Kastamonulu Kadınların Yaşatttığı Bir Mevlid: Bursalı Âkif Mevlidi

Mustafa Kara Hoca, ‘Bursalı Akif Mevlidi veya Kadınlar Mevlidi’ çalışmasıyla, yitip gitmek üzere olan bir eseri manevi dünyamıza yeniden kazandırmış. Emir Sultan Camii imamı Akif Efendi tarafından kaleme alınan mevlit, kaderin garip bir cilvesi olarak yazıldığı ve şairinin yaşayıp sırlandığı şehir olan Bursa’da unutulmuş ama bir başka yerde, Kastamonu’da, üstelik de kadın mevlithanlar tarafından yaşatılmış. Ahmet Serin yazdı.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, yitik hikmetlerin, kayıp hazinelerin peşinde olan bir araştırmacıdır. Özellikle geleneğimizi ve dolayısıyla medeniyetimizi inşa eden kaynaklar söz konusu olduğunda daha fazla geçerlidir bu hal. Kara Hocanın eserlerine bakıldığında bunu hemen anlamak mümkün zaten.

Mustafa Kara Hocanın “Bursalı Akif Mevlidi veya Kadınlar Mevlidi” çalışması da yine bunu ispatlar bir çalışma olmuş. Eser, belki hacimce küçük ama toplumumuzun değerlerini yansıtması bakımından tarihe not düşen bir çalışma. Kara Hoca, yitip gitmek üzere olan bir çalışmayı manevi dünyamıza yeniden kazandırmış.

Mevlidin gelenek olarak ortaya çıkışı

Bilindiği gibi, Bursa Ulu Camii imamı Süleyman Çelebi’nin Hazreti Peygamberin (sav) diğer peygamberlerden üstün olduğunu ispat etmek amacıyla yazdığı Mevlit, insanımızın Hazreti Peygambere (sav) sevgisinin bir ifadesi olarak hemencecik yerini alıverdi toplumun kalbinde. O günden bugüne de hayatımızın içinde. Hatta İslam’la bağı zayıflamış birçok yerde insanların İslam’la irtibatını sağlayan en önemli damarlardan biri halini almış durumda.

Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlit’in toplumdaki bu karşılığı, mevlit türünde yazılan eserlerin sayısını çoğaltacaktır zamanla. Birçok Peygamber (sav) sevdalısı şair, bu sevdayı mevlit biçiminde ifade etmeye başlamıştır Süleyman Çelebi’nin Mevlit’inden sonra.

Yazılan bu metinlerin bazıları hayata karışırken bazıları da zamana yenik düşmüşler, yitip gitmişlerdir. Şanslı olan bazıları da unutulmanın, yitip gitmenin eşiğinden dönüvermişlerdir. İşte Mustafa Kara’nın yayına hazırladığı “Bursalı Akif Mevlidi veya Kadınlar Mevlidi” adlı mevlit de yitip gitmenin eşiğinden dönen bir çalışma.

Kadınlar Mevlidi denen bir mevlid

Bu mevlidi ilginç kılan taraf, metni yazan şairin memleketinde unutulması, başka bir ilde yaşaması. Hem de orada kadınlar tarafından yaşatılması. Zaten kitabın adında yer alan “Kadınlar Mevlidi” ifadesi de bunu yansıtıyor.

Tahmin edileceği gibi, “Kadınlar Mevlidi” ibaresinden kasıt, bu Mevlid’in kadın mevlithanlar tarafından kadınlar arasında okunan bir mevlit olmasıdır. Emir Sultan Camii imamı Akif Efendi tarafından kaleme alınan mevlit de kaderin garip bir cilvesi olarak yazıldığı ve şairinin yaşayıp sırlandığı şehir olan Bursa’da unutulmuş ama bir başka yerde, Kastamonu’da, üstelik de kadın mevlithanlar tarafından yaşatılmıştır.

Bir derviş imam

Emir Sultan Camii imamı Akif Efendi’den bahsetmeden geçmek de olmaz. Velud bir şair olan Akif Efendi, yirmi sekiz yıl süren kısacık ömrüne adı geçen Mevlid yanında birçok şiir de sığdırmıştır. Mustafa Kara’nın bu çalışmasında Akif Efendi’nin miraciyelerinin, naatlarının ve mersiyelerinin bulunduğunu öğreniyoruz.

“Fukaranın yâr ve refiki Allah’dır.”

Akif Efendi’nin ruh dünyası ve duygularının naifliğini elbette şiirlerinden anlamak mümkündür. Ama insanların en samimi, en sahici ve en hakiki ifadelerinin yer aldığı vasiyetlere bakarak da bunu şaşmaz bir doğrulukta anlayabiliriz. Emir Sultan Camii imamı Akif Efendi’nin eşine hitaben vasiyetine yazdığı “ (…) Fakireyim, kimsem yoktur diye mahzun olmayasın, Allah’ı bilen, seven, bulan garib değildir. Bu dünya zindanının zinetine mail olmayasın. Ecel-i … hakdır, havf etmeyesin. Evlatlarının levazımını Hakk’a havale edesin. Fukaranın yâr ve refiki Allah’dır. Kimseden yardım taleb eylemeyesin.” (s. 13-14) cümleleri, kaderine razı, insanlara minneti bir an bile akla getirmeyen, dünyayı elinin tersiyle itip ahiretin peşinde koşan samimi bir aile reisinin satırlarıdır.

“Kâfir dahi olsa…”

Kızına annesinin sözünden çıkmamasını vasiyet eden Akif Efendi’nin, oğlu Hasan Zatî’ye öğütleri de yine dervişmeşrep bir mümine yakışan öğütlerdir. Oğluna ilk olarak mollalık eğitimini tamamlayıp cehalete razı olmamasını öğütleyen Akif Efendi, daha sonra “(…) Ehlullaha mahabbet edesin, türbeleri ziyaret edesin. Kimseyi incitmeyesin, kâfir dahi olsa. İnşaallah Resulullah huzurunda mülaki oluruz. Oğullar, siz salihinden oldukça ben size dua ederim, zira müminler ölmez.” (s.14) cümleleriyle aslında nasıl bir Müslüman tipi istediğini de resmeder bu satırlarla. 1814 yılında 28 yaşında Rahmet-i Rahman’a iltica eden bu şair-imam bize bir anlamda klasik Osmanlı insanının bir portresini de vermektedir.

Su gibi akıp giden beyitler

Allah adın yâd idelim ibtidâ

Olmasın diller Hak isminden cüdâ

Allah adıyla idelim feth-i bâb

Bab-ı Hakk’a idelim tâ intisâb

Allah adın yâd iderse bir kişi

Hak ana asân ider cümle işi” dizeleriyle başlayan Akif Efendi Mevlid’inin şiir olarak güçlü bir şiir olduğunu bu dizelere bakarak söyleyebiliriz. Bunun yanında, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’indeki ifadelere benzer ifadeler olması da gözden kaçmıyor. Öte yandan, Divan şiirine ve Osmanlıcaya aşina birisinin bu şiirdeki akıcılığı fark etmemesi mümkün değil. Bu akıcılık, bu Mevlid’in Kastamonu’da uzun yıllar boyunca yaşamasının ve bir gelenek olarak varlığını sürdürmesinin sebebini açıklıyor aslında.

Bir temenni

Yaptığı kazı çalışmasıyla Akif Efendi Mevlidi’nin tekrar gün yüzüne çıkmasını sağlayan Mustafa Kara, kitabın “Önsöz”ünde “(…) Temennimiz ise bu metnin yılda en az bir defa Emirsultan Camii’nde okunmasıdır.” diyerek bir kadirşinaslık sergiliyor. Hem bir geleneğin yaşatılması çabası hem de bir vefa duygusunun ifadesi olan bu temenniye bizim de katıldığımızı söyleyelim.

Prof. Dr. Mustafa Kara, Bursalı Akif Mevlidi veya Kadınlar Mevlidi, Emirsultan Camii ve Türbesi Onarma ve Yaşatma Derneği Yayını, Bursa, Ekim 2017

dunyabizim.com

İlginizi Çekebilir

Çeviri Serisi -1: Memleketimizi Tanıyalım: Kastamonu / Ufuk TİDİM

Çevirisi Serisi -1 Memleketimizi Tanıyalım: Kastamonu Resimli Mecmua Dergisi, Cilt 1, Sayı 3, Sayfa 7, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Kastamonu Yazıları
Mavnacılar da Kastamonuluymuş / Orhan SALCI

Sosyal medyada Kastamonulu olmayan, ama burada bir kaç sene görev yapmış muhterem bir arkadaşımız Üsküdar'dan …

Kapat