Ana Sayfa / HABERLER & Yorumlar / 21. Şok’un adı Amerika / Ahmet AY

21. Şok’un adı Amerika / Ahmet AY

         Ahmet AY

Milat Gazetesi yazarı Ahmet Ay’ın Afrin Harekâtı dolayısıyla kaleme aldığı yazı:

Kavmiyetçiliğin, -başkaca hiçbir sorunu olmasa da- toplumları ifsad için yeterli bir hastalık olduğunu bütün dünya hem de defaatle acılarla neticelenen fitne ve savaşlarla müşahede etmiştir.

Başlarken her ne kadar sadeleştirme amaçlı “kavmiyetçilik” olarak ifade ettiysem de bununla “kabile, kavim, etnik grup, ırk ve ulus”çuluğu kast ettiğimi belirtmek isterim.

Tabi ki insanlar etnik aidiyetlerini önemserler, ırklarını sevebilirler, kabilelerine değer verebilirler, lakin bütün bunları başka aidiyette olanlara ve/ya aynı aidiyette olup kendilerini ırk, kabile temelinde tanımlamayanlara hakkaniyet ölçüleri dışında davranmaya sevk etmemelidir. Yoksa tanım/lama “ırkçılığa, kavmiyettaparlığa” kadar gidebilir ki Allah muhafaza.

Ne yazık ki;

Modern dönem ürünü olan ulus ve ulusçuluk, insan topluluklarını seküler argümanlarla tanımlamaktadır. Bu tanımla ulusçuluk, seküler amaçlar ve kaygılar ekseninde zenginleştirilip değerlendirilmekte ve toplumlara değer olarak sunulmaktadır. Bu suretle artık birey/ler aidiyetlerini ‘inancına göre’likten ziyade ‘ırk-ulus’una göre belirlemeye ve kabul etmeye mecbur bırakılmaktadır. Dolayısıyla örgütlenmeler, siyasi organizasyonlar ve devletler kendilerini ırk-ulus temeline dayandırmak zorunda kalmışlardır.

Sanayi toplumunun insanları-toplulukları “tür”lere ayırmada kullandığı yöntemin kültürel düzeyde meydana gelen yansıması olan ulusçuluk, bireysel ve toplumsal depremlere yol açarak iki asırdır insanoğlunun yakasını bırakmadı. Oysa insanların ulusal aidiyet bilinci ve bilgisi olmadığı dönemlerde aç kalmaları söz konusu olmadığı gibi, ulus devlet sahibi olduktan sonra daha özgür ve müreffeh bir hayata kavuştuklarına dair bir veri de bulunmamaktadır.

Devletleri parçalarken, büyük milletleri mikro milliyetçilikle ayrıştırırken hiçbir kural tanımayan ve ulusların kendi kaderini tayin hakkına en çok vurgu yapan ABD’de yaşayan milletlere baktığımızda ABD’liler yerli nüfusuyla 6. sırada olduğunu görüyoruz.

Toplama milletlerden oluşan Amerika’da54 Milyon Alman, 41 milyon İrlandalı (İrlanda nüfusundan fazla), 32 Milyon İngiliz, 40 milyon Meksikalı, 27 milyon İskoç (İskoçya nüfusundan fazla), 24 milyon İtalyan, 10 milyon Fransız, 10 milyon Polonyalı, 7 Milyon Hollandalı, 5’er milyon Norveç, Çin ve İsveçli yaşarken Beyaz Amerikalı nüfusu ise sadece 23 milyondur.

Yukarıda verdiğimiz rakamlara baktığımızda 324 milyon nüfusa sahip Amerika’nın 270 milyonu 13 ayrı milletten oluşmaktadır. (Bu sayıya 5 milyonun altında olan Filipinli, Koreli ve Türkiyeli gibi pek çok millet buna dahil değildir.)

Bu toplama devlet, California’nın federatif bir yapı mücadelesine izin vermezken bizi küçük küçük uydu devletçiklere bölmek için fitne ve ahlaksızlığa başvurmaktan geri durmuyor.

Bir asırdır Kürtlerin yaşadığı coğrafyada her seferinde despot yöneticilere arka çıkan, onların sırtını sıvazlayan Batılı devletler son zamanlarda yine Kürtleri sahaya sürmek için çabalıyorlar. Ben Kürtler dedimse de kahir ekseriyetle Kürtlerin de karşı olduğu PKK/PYD içinde yer alan ekil/enaz sayıdaki Kürtleri kast ettiğim bilinmelidir. Yoksa ecnebilerin tarihin hiçbir döneminde ekseriyetiyle Kürtleri manipüle edemediklerini gayet iyi biliyoruz. Bildiğiniz gibi PYD’nin sürgün ettiği 350 bin dindar Kürt ülkemizde muhacir olarak bulunmaktadırlar.

Bundan iki buçuk yıl önce yazdığım KÜRT AYAKLANMALARINDA İRAN VE BATI http://www.milatgazetesi.com/kurt-ayaklanmalarinda-iran-ve-bati-makale,72868.html başlıklı yazımda, “Aynı delikten 21 kere ısırılmanın 20. şokunu yaşıyoruz biliyor musunuz?

Kürt İsyancılar, direnişçiler İran’a 21, Batı’ya 20 kere inandı. İstisnalar hariç hepsi kendilerini 20 kere yalnız başına bırakan Batı’ya ve 21 kez terk eden İran’a kandı.” demiştik ve bu tezimizi tarihteki Kürt isyanlarından örneklerle detaylandırmıştık.

Gün yine Kürtlerin çocuklarını “mühimmatın çokluğu” ile aldatma, kantonculukla baştan çıkarma ve işini bitirdikten sonra da geçmiş isyanlarda olduğu gibi yüz üstü bırakma günüdür.

Bu yazıyı bugün yazı günüm olmamasına rağmen niye yazdım?

Az önce gazetemizin internet sayfasında başlıklara bakarken Zeytin Dalı operasyonunda öldürülen YPG’lilerin sayısının 932’ye ulaştığını görünce gözlerimin önüne Batı/ABD tarafından aldatılanların hali geldi dayanamadım, başladım yazmaya; 21. Kandırılma, 21. Şok…

Peki, nereye kadar? ABD kirli hesaplarını neden bu coğrafyanın insanlarının kanı üzerinden görüyor?

Kimse bana özgürlük nakaratlarını okumasın, Amerika’nın özgürlük götürdüğü bir tek memleket söyleyin kabul edeyim. Yoksa kandırıldığınızı ve sizin bu kanışınızın bu coğrafyanın insanlarına acı bedeller ödettiğini kabul edin.

Amerika ve özgürlük! Komik değil, acı. Kaldı ki Amerika’dan gelecek özgürlüktense, Amerika’nın uzak duracağı kölelik yeğdir.

Artık “tek suçlu var, o da Amerika” sloganı yok,

Amerika’ya güvenen her kim var ise o da suçlu.

Yazıyı kaynağından okumak için tıklayınız Milat Gazetesi

İlginizi Çekebilir

‘Avrupa’da İslâm’ mı, ‘Avrupa İslâmı’ mı?

Uzun süredir “Avrupa İslamı”, Avrupa’da alabildiğine gündemde olup tartışılan bir kavram. Uzun süredir “Avrupa İslamı”, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla HABERLER & Yorumlar, Yazarlar
Ehemmiyetine Binâen… / M. Nuri BİNGÖL

Öncekiler, “Ettekrarü ahsen, velev kâne yüzseksen” gibi bir meşhur galatla -bazen- tekrarın ehemmiyetini izah etmişler. …

Kapat