Ana Sayfa / Yazarlar / Peygamber Efendimizin Hayatından / Tuğçe OKUŞLUK

Peygamber Efendimizin Hayatından / Tuğçe OKUŞLUK

Çeşitli Kitaplardan aldığım örneklerle “âlemlere rahmet” olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) hayatından kıssalar paylaşacağım.

Bir adam peygamberimize sordu;
“Peygamberliğinizin ilk alametleri ne idi?”
Allâh Rasûlü şöyle buyurdu:
“Benim süt annem Sa’d bin Bekir oğullarındandı. Ben ve süt kardeşim hayvanlarımızı alıp gitmiştik. Yanımızda hiç yiyecek de almamıştık. Dedim ki:’Kardeşim, haydi git annemden biraz yiyecek al da gel!’ O gitti, ben hayvanların yanında kaldım. Aradan çok geçmeden beyaz elbiseli iki melek geldi, biri diğerine: ‘Bu, O mudur?’ diye sordu. Öteki de: ‘Evet.’ dedi.
Hemen yanıma geldiler, beni sırtüstü yatırdılar, göğsümü açtılar. Sonra kalbimi çıkardılar, onu yarıp içinden iki kan pıhtısı çıkardılar. Sonra içimi yıkadılar. Sonra:
‘Haydi, şimdi huzur ve sükuneti getir!’ dedi. Daha sonra biri ötekine:
‘Haydi, kapat ve onu peygamberlik mührü ile mühürle!’ O da kalbimi kapattı ve nübüvvet mührüyle mühürledi.Daha sonra ayrılıp gittiler, hakikaten çok korkmuştum. Sonra dönüp eve gittim ve başıma gelenleri bir bir sütanneme anlattım…” (Ahmed, IV, 184-185;İbn-i kesîr, el-Bidâye, Heysemî)

☆☆☆

Ebu Tâlib’in hanımı Fatıma, son derece faziletli ve iyi kalbli bir hanımdı. Sevgi peygamberi; Efendimiz; Müslüman olup Medine’ye hicret eden bu muhterem hatunu, sağ bulunduğu müddetçe gidip ziyaret eder, onun evinde kuşluk uykusu uyurdu. (İbn-i Sa’d, VIII, 222).
Fatıma yengesi vefat ettiğinde Allah Rasûlü’nün gözlerinden yaşlar akmış, “Bugün annem vefat etti!” buyurun gömleğini ona kefen yapmıştı. Cenaze namazını kıldırdıktan sonra kabrinde bir müddet uzanmıştır. Bu davranışının sebebini soranlara ise şöyle buyurmuştur:
“Ebu Tâlib’den sonra bu kadıncağız kadar bana iyilik eden hiçbir kimse yoktur! Ahirette cennet elbiselerinden giymesi için ona gömleğimi kefen yaptım. Kabre ısınması için de oraya bir müddet uzandım.”

☆☆☆

Peygamber Efendimiz delikanlılık çağına eriştiğinde zaman zaman şehir hayatının cazibesine meyil gösterirdi. Ancak Allah onu koruyor, günahlara yaklaşmasına izin vermiyordu.
“Ben cahiliye devri insanlarının işledikleri bir şeyi işlemeye, iki defa teşebbüs ettiysem de, Allah benimle o işin arasına girip; beni alıkoydu. Bundan sonra da artık bir daha hiçbir kötü işe teşebbüs etmedim.
Bir gece, Mekke’nin yukarı tarafında bir gençle birlikte koyun otlatıyorduk. Ben ona, ‘eğer bu gece koyunlarıma bakarsan, ben de gençlerin gittiği, gece masalları toplantılarına katılayım.’ dedim. Arkadaşım, ‘olur, istediğini yap’ dedi. Ben yola çıktım; Mekke’nin evlerine yaklaşınca çalgı sesleri işittim. ‘Bu nedir?’ diye sordum, ‘falanın oğlu falanın kızıyla evleniyor, onların düğünü’ deyince, oturup dinleyecek oldum. Ama Allah kulaklarımı tıkadı, uyuyakalmışım. Beni yükselen Güneş’in sıcaklığı uyandırdı. Dönüp geldiğimde arkadaşım neler olduğunu sordu. Ben de olan biteni anlattım. Sonra başka bir gece yine aynı şekilde rica ettim;aynı şey yine başıma gelince bundan sonra artık hiç bir kötü ile kalkışmayın.”
“Kureyş müşrikleri senede bir gün, tazim için Buvâne putunun yanında toplanırlar, geceye kadar yanında kurban kesmek, saç kestirmek ve itikafa girmek sûretiyle merâsim yaparlardı. Ebu Tâlib de bu bayram için hazırlanmıştı.
Varlık Nûru onlara iştirak etmekten kaçınınca amca ve halalarının kendisine son derece kızdıklarını gördü. Halaları:
“İlahlarımızdan yüz çevirdiğin için bir felakete uğramandan korkuyoruz.” diyerek no kadar ısrar ettiler ki, Peygamber Efendimiz onlarla beraber gitmek mecburiyetinde kaldı.
Bir müddet gözden kayboldu, sonra korkudan benzi sararmış bir halde dönüp yanımıza geldi. Halaları:
“Senin başına ne felaket geldi?” diye sordular.
O da: “Bana cin dokunmasından korkuyorum!” dedi.
Halaları: “Allâh seni şeytanla mübtela kılmaz! Sende her türlü güzel haslet vardır. Söyle bakalım, görmüş olduğun şey nedir?” dediler.
Peygamberimiz: “Ben putun yanına her yaklaştığımda beyaz ve uzun boylu bir adam görünüyor; ‘Ey Muhammed! Geri dön! Ona sakın dokunma!’ dıyerek bağırıyordu!” buyurdu.
Bundan sonra Varlık Nûru, kendisine peygamberin vazifesi verilinceye kadar onların bayram ve merasimlerine asla katılmadı.”(İbn-i Sa’d, 158)

Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz, boş söz, eğlence, musiki gibi kalbe meşguliyet veren şeylerden uzak tutulmuştu. Peygamber efendimiz, vicdanında iyiyi kötüyü ayırt ettiği gibi, ayrıca hususi bir koruma ile de kötülükten alıkonuyordu.

Sevgili Peygamberimiz insanları Allah’ın buyruklarına uyma ve kötülüklerden sakınma konusunda uyarmış, bilmedikleri konularda aydınlatmıştır. Bu nedenle onun hayatını öğrenmek önemlidir.

İlginizi Çekebilir

Uyuşturucu Hakkında Batı Dünyasının İkiyüzlülüğü / Vehbi KARA

Uyuşturucu konusunda dünyada ne yazık ki gerçek bir mücadele verilmemektedir. İyi kötü mücadele eden ülkelerden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Siyasi istikrar ve Erdoğan / Prof. Dr. Himmet UÇ

Memleket seçime gidiyor, siyaset benim işim değil, ama Bediüzzaman oyunun ülkeye sorun getirmeyen bir yere …

Kapat