Ana Sayfa / Yazarlar / Akıllı Telefon mu, Balık Kılçığı mı? / Orhan Salcı

Akıllı Telefon mu, Balık Kılçığı mı? / Orhan Salcı

Temel, sahilde balık tutup satarken acıkan karnını doyurmak için biraz balık temizlemiş, kılçıklarını ayırıp bir kenara koymuş. Pişirmiş olduğu balıkları yerken oradan geçen biri balığın fiatını sormuş.

Temel, 3 Tl demiş. Adam bu sefer kılçıkların fiatını sormuş.

Temelin aklına kurnazlık düşmüş hemen ve kılçıklar 5 lira demiş..

Adam ciddi ciddi, balık 3 lira iken kılçığı niye 5 tl diye sorunca da Temel, “kılçık insanın kafasını çalıştırayı daaa..” deyince adam da kılçık almaya karar vermiş.

Daha ilk kılçığı ağzına atıp yutmaya çalışırken boğazına takılmış. Canı yanmış, uğraşmış, boğazındaki kılçığı çıkarttıktan sonra sinirli bir şekilde Temel’e;

Bana baksana sen, bu kılçıkları bana 5 Tl ye sattın. 3 Tl lik hamsinin içinde de kılçık vardi. Bu iş nasıl oluyor? diye çıkışınca Temel cevabı yapıştırmış; bak, ilk lokmada kafan nasıl da çalışmaya başladı..

**

Dün akşam haberleri izlerken akıllı telefona harcadığımız paraya ilişkin haber dikkatimi çekti.

Habere göre son 10 yılda akıllı telefonlar için 24 milyar dolar, yani 90 milyar liranın, yani 90 katrilyon liranın üzerinde bir para ödemişiz.

2016 yılında Trt Haber, Şubat 2016 da haberi şu manşetle vermiş;

“İşte 15 yılda ithal telefona harcanan para, Türkiye’de, 2000-2015 arasında ithal edilen cep telefonu için ödenen 23,4 milyar dolar. Akkuyu Nükleer Santralinin yatırım tutarını aştı.”

Dünkü haber, 2006 dan önceki altı yıllık dönemi atlayarak 2006-2016 yılları arası on yıllık verileri aktarmış. 10 yıllık dönemde harcadığımız para 24 milyar dolar. 2000 den itibaren sayarsak 30 milyar doları, yani yaklaşık 120 katrilton lirayı buluyor.

Nükleer santrallere, havalimanlarına, tünellere, yollara, fabrikalara, sanayi harcamalarına, eğitime, sanata vb harcansa ülkenin havasını, çehresini değiştirecek paraları sırf tüketim köleliğimiz, marka budalalığımız yüzünden ülke dışına atmış, emeklerimizi, servetlerimizi başka ülke sanayisine peşkeş çekmişiz. Ben harcayamıyorum sen harca, ben yiyemiyorum sen ye demişiz.

Vatan toprağının çakıl taşını, hayatı pahasına, savaşmak pahasına savunan bir milletin evlatlarının nazarında milli servetimizin çakıl taşı kadar önemi,  değeri yok mudur diye sormadan edemiyor insan.

Ve yazık ki bu tüketim çılgınlığı artan hızla devam ediyormuş. 

Yine verilen rakamlara göre dakikada 20 telefon, yılda ortalama 15 milyon telefon ithal ederek ülkemizde satılan akıllı telefon sayısını neredeyse 200 milyona ulaştırmayı başarmışız el birliği ile.

Seksen milyonluk ülke nüfusumuzun yaklaşık yirmi milyonunun aktif şekilde telefon kullandığını varsayarsak kişi başına on telefon düşer.

Balığın kılçığını yeseymişiz, onca serveti balığın kılçığına, kendi balıkçımıza verseymişiz keşke diyesi geliyor insanın.

Telefonlara yerleştirilen yazılımlarla en düşman bildiğimiz devlet ve milletlerin, istihbarat örgütlerinin; 

telefonunuza kaydettiğimiz numara, isim- resim, yazı vb, annemizle, babamızla, eşimizle paylaşmadığımız tüm özelimize, en özelimize ulaştıklarını, kaydettiklerini, adım adım bizi takip ettiklerini, parmak izimizden göz retinamıza kadar en stratejik bilgilerimizi bile elde etmeyi amaçladıklarını bildiğimiz halde, ısrarla, zevkle, şevkle, aşkla düşmanın kucağına atlama yarışımızı anlamak, anlamlandırmak çok zor, mümkün değil.

Yoksa bu akıllı telefonlar bizim aklımızı almak üzere mi programlanmış?

Fıkrayla başladık, çocukluğumdan aklımda kalan bir TV skecini aktararak bitireyim;

Bir manav bağırıyor, “gel ablam gel.. Vatandaş menfaatine bunlar, geell…”

Bir teyzemiz ucuz bir alışveriş hevesiyle hemen manava yöneliyor..

Etiketlere bakıyor ki fiyatlar normalin iki-üç katı.

Bağırmaya devam eden manava öfkeli bir ses tonuyla; “sen milletle dalga mı geçiyorsun. Vatandaş menfaatine diye bağırıyorsun ama fiyatlar iki katı..”

Genç manav pişkin, ukala bir mimik ve ses tonuyla cevap veriyor; “biz vatandaş değil miyiz ablacım?..” 

Akıllı telefon, bizim gibi tüketim kölelerinin,   marka budalalarının değil, yapanın, satanın işine yarayan bir akıl taşıyor.

Yani akıllı cep telefonları; akıllıların yapıp sattıkları, akılsızların hava attıkları bir ürün.

Ve aslında çok daha fazlası..

İlginizi Çekebilir

Osmanlı Tokadının Sesi / Vehbi KARA

Fırat Kalkanından sonra Afrin Operasyonu bütün emperyalist güçlere okkalı bir “Osmanlı tokadı” oldu. Öyle ki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Haramlar neden var? / Ahmet KATIN

Haramla helal, haramla ibadet, haramla Islâmiyet beraber yürümez! Nasil ki şafak sökünce karanlık geçer gider; …

Kapat