Ana Sayfa / Yazarlar / Âlem sanal, vartalar gerçek

Âlem sanal, vartalar gerçek

Günümüzde sanal âlem insanı ne kadar bozuyor, bunu gözlemleyerek yola çıktık. Her halini neşrediyor, beğeni için; şu kadar takipçim olsun veya bu kadar beğeni alayım… Şimdi de Instagramdan sonra video hatta akım dedikleri tiktok yapmışlar. Hepsi yahudi tuzağı ya biz de bir girelim, bakalım neler oluyor; acaip acaip videolar, mahremlik yok, çarşaflısı örtülüsü, iş adamı, doktoru, bankacısı her türden insanlar akım yapmaya başlamış. Ünlü bir firma bile toplantıda akım yapıp tiktoka atmış, pes doğrusu, diyor insan.

Eşime kimse bakmasın diye dışarda ahkam kesen, bacıma yan gözle bakanı yakarım, diye racon kesen o delikanlılar, akım sayesinde bile ortada yoklar. Her türlü insan giriyor, beğeniyor edep dahi kalmamış.

Sanal âlemi güzel kullanabilir bir insan. Yıllardır facemde ekli insanlara bakıyorum, paylaşım yapıp çıkıyor, kimseye yazmıyor veya abuk subuk paylaşımlar yapıp kimseyi tahrik etmiyor, siyasetvari yazmıyor, bu tarz insanlar gerçekten amacı birilerine faydalı olmak. Hakikaten de onlar sayesinde çoğu kişi hizmete giriyor, derslere iştirak ediyor..

Şu beğenme arzuna gelirsek… İnsanda ene denilen birşey var yani beğenilme arzusu. Bu her insanda var, falan kişi çok dindar, mütevazi, şu bu dememek lazım, onun da illaki zayıf bir noktası var. Durumlara bakıyorum, neden beğenim az diye dert yanan kardeşleri görüyorum, üstelik hizmet ehli, acıyorum. Boşver beğenme arzusunu, vazifeni yap, senin amacın birşeyler paylaşıp tebliğ değil mi? Bunda nefsine pay verme, şeytana fırsat verme, en zayıf damarını neden şeytan bilip sana bunları yaptırsın.

Bundan aylar önce facemde ekli bir vakıf ağabey vardı, paylaşımları aşırı hoşuma gidiyordu, hatta bazen alıp sayfamda paylaşıyordum. Birgün bana yazdı; benimle senin ortak arkadaşlarımız aynı, ben koyuyorum az beğeni, aynısını sen koyuyorsun çok beğeni geliyor, seni engelleyeceğim. Çok şaşırmıştım, tercih senin, dedim, bir yandan da çok üzüldüm böyle demesine, ama şunu anladım, o da insan onda da ene var. Bir hizmet ehli böyle diyebiliyorsa normal insanlar çok rahat böyle diyebilir.

Foto koyma mevzusuna gelince.. Haydi normal bir insan koyunca biliyorsun o kadar bilgisi yok, uyarınca güzelce izah edince teşekkür edip dikkat ediyor, ama en dindar insanlar yapınca insanın daha da zoruna gidiyor. Bu sefer diyorlar, yahu sizin de cemaatteki abiler ablalar böyle. Bu lafı çok yediğim oldu, evet yıllarca hizmet etmiş vakıf kalmış, sonra evleniyor, eşiyle boy boy fotolar facede orda burda bakıyorsun. Aman Allah’ım, beğenilerin çoğunu erkekler yapıyor. Veya takip ettiği sayfalar berbat, onu takip edenler hakeza.

Sanal âlem bu, en dindarını bile bozuyor, bizler de bu konuda temkinli olmalıyız, şeytana ve nefsimize uymamalıyız. Face, instagram, twitter kullanıyorsak bile amacımız bir insanı olsun hizmete kazandırmak, hal hareketlerimize dikkat etmek olmalı. Dediğimiz gibi insanlar bu sefer şu cemaattekiler böyle şu kişi de bunu yapıyor, diyor. Dememiz k ki bizler ne kadar güzel örnek teşkil edersek insanları kazanırız kötü örnek değil aksine herzaman iyi örnekliği temsil etmeliyiz.

Bizim vazifemiz müsbet hareket etmek menfi değil, Risale sayfası ise onun dışında malayani birşeyler koymamalıyız. Kur’ân’dan, Risaleden paylaşım yapalım; nur talebesi nurlara kanaat etmeli. Çoğu Nur sayfalarına bakıyorum ooo ne kadar tv hocası varsa paylaşım yapıyor, yahu Üstadımız kızlı erkekli seminer mi vermiş? Ee bu hocalar veriyor.. Üstadımız bayanlar sohbet isteyince hanımlar rehberi yazmış, ama bunlar bayanlara sohbete geliyor. Onların sohbetini dinleyeceğinize umumi derse iştirak edin, onların kitabını okuyup reklam yapacağınıza açın Risale okuyun, adam diyor şeriat istiyoruz; ortalığı ayağa kaldırıyor, millet galeyana geliyor. Üstadımız ne diyor, şeriat istenilmez yaşanır. Bizim vazifemiz belli, bakalım ne diyor Üstadımız Risalede..

Risale-i Nur, hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Kat’î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolayı Risale-i Nur’dadır. Evet on beş sene yerine, on beş haftada Risale-i Nur o yolu kestirir, iman-ı tahkikîye îsal eder. Bu fakir kardeşiniz yirmi sene evvel, kesret-i mütalaa ile bazen bir günde bir cilt kitabı anlayarak mütalaa ederken; yirmi seneye yakındır ki Kur’an ve Kur’an’dan gelen Risale-i Nur bana kâfi geliyordu. Bir tek kitaba muhtaç olmadım, başka kitapları da yanımda bulundurmadım. Risale-i Nur çok mütenevvi hakaike dair olduğu halde, telifi zamanında, yirmi seneden beri ben muhtaç olmadım. Elbette siz, yirmi derece daha ziyade muhtaç olmamak lâzım gelir.

Hem madem ben sizlere kanaat ettim ve ediyorum, başkalara bakmıyorum ve meşgul olmuyorum. Siz dahi Risale-i Nur’a kanaat etmeniz lâzımdır belki bu zamanda elzemdir. (TARİHÇE-İ HAYAT)

Burada herşey açık ve net belli, artık herkes ona göre hareket eder. 

İlginizi Çekebilir

Ayrılıkları gayrılık kılarken…

Müminler arasında her an fırsat kollayan dehşetli ve sinsi bir tehlikeye: “Nazari ve içtihadi meselelerdeki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Büyük Fetih ve Büyük Fâtih Efendimiz (asm)

Bugünler Mekke’nin Fetih günleri, haydi o günlere gidelim. Medîneli Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan Hudeybiye …

Kapat