Ana Sayfa / Yazarlar / Âlim Yavuz / Prof. Dr. Himmet UÇ

Âlim Yavuz / Prof. Dr. Himmet UÇ

Sık sık ilim, fikir, edebiyat adamlarını huzuruna toplar, onlarla sohbet etmekten büyük zevk alırdı. Geceler boyu okuduğu olurdu, okurken gözlük takar, özellikle Vassaf tarihini okumaktan çok zevk alırdı. Arapça ve Farsca’yı bütün incelikleri ile bilirdi. Mısır’dan istanbul’a dönerken bile boş durmamış, İbn-i Kemal’e İbn-i Tangiberdi’nin Nücumu’z-Zahire isimli eserini tercüme ettirerek kâh at sırtında giderken, kah konaklarda dinlenirken okumuştu. Yavuz, padişah, hem bir cihangir, hem bir mutasavvıf, hem şair ve filozoftu. İlmiyle Osmanlı padişahları arasında müstesna bir yeri vardı.

Mükemmel bir eğitim görmüş, araştırma merakının sevkiyle okuduğu kitaplarla kültürünü beslemiş yalnız nazariyatta kalmayarak öğrendiklerini hayata geçirmesini de bilmiştir.

Gece gündüz çalışırdı. Sık sık kıyafet değiştirerek kıraathanelere, pazarlara, kışlalara gider, halkın düşüncelerini öğrenmeye çalışırdı. Padişahın uyanıklığını bilen halk, askerler ve devlet memurları her yerde onun var olduğunu farzederek hareketlerinde dikkatli davranırlardı.

İyi bir şair olan Yavuz, kahramanlık şiirleri ile lirik şiirler yazmıştır. “Şiir öyle bir kalıptır ki içine temiz olmayan şeyler atılmaz” şeklindeki sözü meşhurdur.

Aşağıdaki mısralar nasıl bir iç yapıda olduğunu gösterir.

Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavgâ imiş

Bir veliye bende olmak  cümlede âlâ imiş

Yavuz, mübarek emanetler dairesinde yirmi dört saat Kur’an okunması için otuz dokuz hafız görevlendirmiş, kırkıncı Hafız olarak listeye kendini yazdırmıştı; “El fakir Selim”

Okumak Osmanlı sarayının vazgeçilmeziydi, Saraylı Ana’nın konağında haftanın belirli günleri yapılan kadın kadına toplantılarda güzel sesli hafızlar, Kur’an okuduktan sonra çeşitli kitaplar okunur ve okunan metin üzerine ciddi tartışmalar gerçekleşirdi. Konak bir nevi halk üniversitesine dönüşürdü. Mahallenin kadınları  ve kızları da bu üniversitenin öğrencileriydi, bu sayede bilgi ve görgülerini artırırlardı.  

Zaten kitap okumak Osmanlı saray kadınının tutkusuydu. Padişah eşlerinin ve kızlarının özel dairelerinde, haremde bulunan genel kütüphanenin dışında mutlaka bir kitaplık bulunurdu.

Çocuklarımızın doğru dürüst yetişmemesinde, kadınların kitaptan kopuşunun büyük rolü vardır, bilgisiz ilgi çocukların geleceğini inşa etmiyor.

Yazmayı ve okumayı bir gaye haline getiren ahir zamanda Bediüzzaman’dır. Hiç ilmi olmayan insanları matbaaya çevirmiş, tarihte kimsenin yapmadığı; adeta köyleri, kasabaları ve şehirleri matbaaya çevirmiş, eserlerinin kıt şartlarda insanlara varmasını sağlamıştır. Okumayı dinin bir parçası haline getirmiştir. Çünkü dinin de sanatın da kaynağı okumak ve kitaptır.

İlginizi Çekebilir

Bu Bir İlk.. / Orhan SALCI

“Programı takdim ediyorum. Sözlerin en güzeli Kur’an-ı Kerim tilaveti, Slayt gösterisi, Hz. Pir Şeyh Saban-ı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Uğurlu Dosyası

Bir ambulans şirketi sahibinin özel bir hastanenin hepsi birbirinden emektar hekimlerini örgüt üyesi yaptığı ve …

Kapat