Ana Sayfa / Yazarlar / Allah’a (c.c.) Din Öğretmek!.. / Oğuz CANDARLI

Allah’a (c.c.) Din Öğretmek!.. / Oğuz CANDARLI

Eşimin,  kız kardeşlerimin de şahit olup anlattıkları ilginç bir hatıra..
 
Hanımlar arası bir çay-sohbet toplantısına, başka bir arkadaşın davetiyle bir hanım ablamız daha katılmışlar.
Sohbet esnasında konu, dinimizin kadınlara miras konusundaki hükümlerine gelir.
Ablamız, kadınlara mirastan eksik pay verilmesine itiraz eder, eşit olmalı der.
Mecliste bulunan hanım ablalarımız,  bildikleri ölçüde, dilleri döndüğünce meselenin aslını, hikmetini, bu emrin kadına kötülük değil iyilik olduğunu, bir noksanlık olmadığını vb anlatırlar.
“Rabbimizin emri böyledir” derler.
Kadın bir türlü ikna olmaz, itiraz edecek bilgisi de yoktur, ortamda azınlık kalmıştır. Fikrini kimseye kabul ettiremeyeceğini anlayınca belki gayrı ihtiyarî dilinden şu ibretlik ifadeler dökülür Kastamonu ağzıyla; “Emme Allah böyle etmeyeceyidi” (hâşâ, Allah böyle yapmamalıydı.) der.
 
Bu olay,  olaya şahit olanlarca, ablamızın yerel şive ile ve çocuksu bir safiyetle nasıl söylediği iyice betimlendiği için beni  güldürür, ama elbette düşündürür.
Neden böyle?
İnsanımız neden ve nasıl bu hale geldi,  getirildi?
Allah ve Rasulünün her emrini sigaya çekmek, mutlaka sorgulamak, açıklar aramak, güya mantık aramak adına nefislerimize sorup ondan onay almayan ilahi emirleri mümkünse değiştirmek, çarpıtmak, eğip bükmek, olmadı inkar etmek, olmadı öcüleştirmek, adeta lanetlemek..
 
Allah böyle etmemeliydi, bunu emretmemeydi, şunu yasaklamamalıydı.
Bu da olmaz ki canım, bu kadar da olmaz ki…
Bu bağnazlık, şu yobazlık, şu çağ dışılık… Şu emir,  bu yasak komünizme, ötekisi feminizme, berikisi materyalizme,  kapitalizme… uygun düşmez..
Şu emri benim canım istemez, öteki emir karımın hoşuna gitmedi…
Liste uzaar gider ve gidiyor yazık ki..
Her gün yeni bir tip çıkıp başka başka gerekçelerle Allah’a din öğretmeye, Allah’ın emirlerini kafalarınca, Nasreddin Hoca merhumun kartalı kırpıp kırpıp “şimdi kuşa benzedin” demesi gibi, kırpıp kırpıp, din dediğin öyle olmaz, böyle olur demeye yelteniyorlar. Yazık ki bu küstah, kibirli,  ukala ve mide bulandırıcı tipler ve tavırlar prim yapıyor, bu pespayeler adam yerine konuyor, itibar görüyor.
Umulmadık şahıslar, kurumlar Allah’a değil bu adamlara kulak veriyor, haşa Allah adına bu Firavuncuklardan adeta özür diliyorlar.
“Siz kusura bakmayın. Allah da öyle demek istememişti zaten, yanlış anlaşılma olmuş, biz meseleyi halledeceğiz, sizin gönlünüzü hoş edecek yolları, yöntemleri bulacağız, fetvaları vereceğiz” diyorlar adeta..
Oysa Allah’ın kanunları değişmez.
Allah’ın kainata koyduğu kanunlar, fıtrata koyduğu kanunlar değişmediği, insan eliyle değiştirilrmeyeceği gibi, dini kurallar da değişmez.
Din fıtrattır, fıtrata uygundur. Âdetullah kanunları dediğimiz fizik, kimya, biyoloji.. kanunları gibi Kur’an’ın, dinin, Allah’ın ve Rasulüllahın koyduğu temel kanun ve kurallar da değiştirilemez, tartışılamaz.
Uymayan, kabul etmeyen, değiştirmek isteyen kendine yazık eder.
Yer çekimi, suyun kaldırma, etki-tepki yasalarına itiraz eden, dikkat etmeyen tâbî olmak istemeyenin durumu gibidir,  Allah’ın koyduğu din kurallarına isyan ve itiraz edenin durumu.
 
İnsan aldanır, insan yanılır. Aynı zamanda yanıltır ve aldatır.
Yanılan, aldanan ve aldatan insanların oluşturduğu bütün sistemler de aynı şekilde yanılır, aldanır, aldatır.
İslamın kadına, kadın haklarına bakışı, ahkamı ile, İslam geldikten sonraki dünyada yaşamış devletlerin, kültürlerin, ideolojilerin kadına, kadın haklarına bakışlarındaki savrulmalarına bir bakmak gerekir.
İnsanı insanlığından utandıracak kadar iğrenç muameleleri reva gören devletler, ideolojiler..
Kadını tapılacak tanrılar sayan Yunan kültür ve felsefesi,
Kadını şeytan sayan Ortaçağ Avrupası.
Kadını fuhuş ve köle pazarlarında aç kurtlara üç kuruşa satan, yem eden kültürler.
Kadını aileden, eşinden, evladından  soyutlamaya yemin etmiş, kadını tanrılaştıran Yunan felsefesinin günümüz versiyonu feminizm…
Araştırdıkça akla hayale sığmayan iğrençlikler yaşatan sapkın insanlar, ideolojiler, devletler..
 
Oysa İslam, 1400 küsur senedir aynı yerde.
Kuran ortada, Rasulüllah’ın s.a.v. ve sahabenin hayatları ortada, o dönemin kadınlarının hayatları ortada..
Yerçekimi kanunu değişmediği gibi, İslamın kadın hakkında koyduğu kanunlar da aynı, değişmedi.
Zulüm yok, aşağılama yok.
Köleleştirme yok. Ayağa düşürme yok.
Sömürme yok.
Kadın için en aşağılayıcı hal olan zina,  şehvet köleliği tamamen yasaklanmış..
Kadının fıtrat kanunu ne söylüyor, ne istiyorsa o fıtratın bütün istekleri,  arzuları, ihtiyaçları, korkuları, Kuran ve Sünnetin talimatlarıyla karşılanmış, kurala bağlanmış.
Sapkınlık yok, aşırılık yok, haksızlık yok,  zulüm yok, mahrumiyet yok..
 
Allah’a din öğretmeye çabalayan insancıklara, fıtrat ve dinin emirlerini beraber okuyup anlamayı, haddi aşmamayı, din ve dindarların yakasından düşmeyi;
Allah’a ve Rasulüne iman edenleri de Ebu Bekir r.h gibi sadakate, “O söylemişse doğrudur” diyebilecek imana, sadakate ermeyi, kimlerin sözüne itimad edip peşinden gidip gitmemesi gerektiği konunda son derece hassas ve dikkatli olmayı  tavsiye ediyoruz.
 
Amirinin, patronunun, komutanının, âşık olduğu kız ya da erkeğin arzusunu, emrini sorgulamayı saygısızlık sayan insanoğlu, Allah ve Rasulünün her emir ve arzusunu sorgulayıp yargılamayı, aklının almadığı, anlayamadığı her emri inkar ve itiraz etmeyi imanla, insafla, kullukla bağdaşıp bağdaşmayacağının muhasebesine de biraz vakit ayırmalı sanki….

İlginizi Çekebilir

Kertenkele Öldürmek Hadisi Üzerine Bir Diyalog Algoritması ..

❌ Kertenkele öldürmek sevap diyor uydurma hadisiniz. ✔️ Kertenkele demiyor, vezağa (وَزَغَةٌ) diyor ; yani …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
“Milliyetçi, sadece…” / Mustafa H. KURT

“Milliyetçi, sadece kendi milliyetçiliğini haklı bulur!” "Milliyetçiliği ayak altına alanların" söylem-eylem tutarlılığından ziyade, milliyetçiliği her …

Kapat