Ana Sayfa / Yazarlar / Allah’ı Tanıma ve Tanıtma, Bediüzzaman Tedkikleri – 4: Bismillah / Prof. Dr. Himmet UÇ

Allah’ı Tanıma ve Tanıtma, Bediüzzaman Tedkikleri – 4: Bismillah / Prof. Dr. Himmet UÇ

Bismillah

Küçük Sözler Bismillah’tan başlayarak Sekizinci hatta Dokuzuncu Söz de dahil akaidi ve imani, itikadi ve ameli İslam’ı anlatan büyük bir eser. Öyle ki tek başına bu büyük eser bir kişiyi dine raptedebilir ve sorumluluklarını anlatabilir. Birinci Söz, Bismillahirrahmanirrahim ile başlar. Din sarayına ancak bu kelime ile girilir. Bediüzzaman dokuz sözü birer hikaye ile zihne yakınlaştırır, anlayışa sunar. Eserin başında hikayecik dediği küçük hikayelerle anlattığını söyler. “Ey kardeş Benden birkaç nasihat istedin, Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla sekiz hikayeciklerle birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.”

Başka bir esas cümle ile Bismillah’ın değerini anlatır, bütün anlatacakları bu cümleden çıkar. “Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi  bütün mevcudadın lisan-ı hal ile vird-i zebanıdır. Bismillah ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsili hikayeciğe bak dinle”

Bu cümlede 6 öğe var,

Bismillah her hayrın BAŞIdır 1/

Biz dahi başta ona BAŞLARIZ  2/

Bil ey nefsim şu mübarek kelime İSLAM NİŞANI olduğu gibi 3/

Bütün mevcudatın lisan-ı hal ile VİRD-İ ZEBANIdır. 4/

Bismillah ne BÜYÜK, TÜKENMEZ  bir KUVVET 5/

Ne çok BİTMEZ bir BEREKET 6/

Birinci Söz’de Bismillah’ın insana kazandırdığı diğeri de tabiata kazandırdıkları örneklerle anlatılır. Öyle ya varlığın birbirini tamamlayan iki öğesi var; biri insan öteki tabiat.

Bugün ilkokullarda öğretilen dersler kendi kendine oluşan ve kendi kendine yönetilen bir tabiat anlayışını anlatıyor. Çocuğun biri bana soruyor; “Güneşi de mi Allah yarattı?” onun kafasındaki Allah anlayışı bu kadar. İlaç hastalık başladığında da alınır, müzminleşip hayatı tehlikeye attığında da. Türkiye üç büyük muhalif grubun en ciddi örgütlenme örneklerini verdi. Devletin hükümetin kültür politikası diye bir şey yok, öğrencinin hangi kademede olursa olsun, din, ilim, millet, tarih, sanat, estetik boyutu yok. Yüzeyselin de çok ötesinde bir eğitim ile tamamen yabancı araçlara ve oyuncaklara itilmiş gençlik, makul düşünemez, birlik nedir bilemez, siyasi istikrarı hiç bilemez. Devlet eskilerin uyan padişahım dediği gibi bir kurşun geçirmez koruma zırhının arkasında devlet başkanına, bakanlara, yök başkanına, bakanlara, valiye, daha başkalarına ulaşmak zor. Bunu bilen çete yöneticileri her şeyi yapıyor, en büyük eksik denetim yokluğu .

Bu muhalif örgütlenme bir fırsatını bulursa iç savaş kaçınılmaz. Çünkü düşmanlıklar öyle keskin boyutlar kazandı ki, kimse uzlaşma dili kullanmıyor, herkes tedhiş siyaseti yapıyor. Tedhiş siyaseti tarihte hiçbir zaman başarılı olamamış. Bozulan ahlaki yapı iktisadi sefaleti getiriyor, tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi Kuyucu Murat Paşa gibi insanlar birden ortaya çıkabilir, çünkü  birçok insan kızgın kurt misali dişlerini gösteriyor. Din ve devlet yönetimi toplumun derdine çare olmaktan uzak. Allah korusun.

Bediüzzaman Bismillah’ın insana verdiğini anlatır. “Evet bu kelime öyle bir definedir ki senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadir-i Rahim’in dergâhında aczi ve fakrı en makul bir şefaatçi yapar. Evet bu kelime ile hakeket eden, o adama benzer ki askere kaydolur, devlet nanıma hareket eder, hiçbir kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der her iyi yapar, her şeye karşı dayanır.”

Bediüzzaman kavramların asırlardır boş kalmış içini dolduruyor, sadece “Bismillah” der geçeriz, ama o kavramın içini dolduruyor. Bu ilaçlar kenarda duruyor, ama boşuna yazılmadılar. Garip bir köyde ortaya çıkan adam Sorbon da okumadı, Newyork’da da okumadı. Üç ayda Ulum-u Şetta’yı okudu. Bunlar müdevven okullardan olsaydı bir şey denirdi. Çünkü Allah hep garip tabiatlardan büyük adamları çıkarmış, müceddidler, mehdiler ve en önemlisi Peygamberler. Beşerin kendi eliyle yazdığı başına bela ettiği kitaplar çıkmazlara sokunca cemiyeti bu saf tabiatın kucağında tanrısal denetim ve öğretim ile yetişen insanlar ortaya çıkmış. Sokrat, Eflatun, Diyojen daha niceleri gibi çare adamlar bu bölgelerden ortaya çıkmışlar. Lokantacının biri pilav yapmış müşteri gelmeyince “ulan müşteriler, gelin bu pilavı taze taze yiyin, yoksa yarın dolmaya kadar size bayat bayat yediririm” demiş içinden. O lokantacı kim olabilir, kim olmaz ki.

Otuz yıldır camilerde çocuklara Kur’an dersi verilir, ama Kur’an’ın temel kavramları anlatılmaz. Çünkü asır bu kavramların açılmasını istiyor. Nedir Ehad, Nedir Samed, nedir doğmamış, doğurmamış olmak. Çok insan ehad kelimesinin manasını ve şumülünü bilmeden dünyadan göçer. Üniversite de öyle; şairin hayatı bir takım eser adları, hocaların öğrenci diye bir derdi yok ki. Kültür ve kimlik bunalımı almış başını gidiyor. Kültür ve Turizm bakanı var kültür yok, bakan bir Turizmci, İslam ve batı kültürüne kırk yılını vermiş bir adam bunlardan rahatsız olmaz mı? İllâ birbirinin boğazına binecek ki insanlar o zaman onları nasıl dizginlenmeyi düşünsün devlet.

Bediüzzaman bütün mevcudatın Bismillah dediğine örnekler verir. Temel cümle “Herşey Cenabı Hak namına hareket eder”

Tohumlar, çekirdekler, boştan, inek, deve, koyun, keçi, nebat, ağaç ve ot, ağacın havadaki dallarda meyve vermesi. Yaprakların hararette canlı kalması insanın nazarına herşeyin Bismillah dediğini anlatır ve gösterir. Bir istatistik yapalım ilkokullarda orta okullarda Bismillahı böyle anlayan kaç kişi var. Hele bir de bütün varlığın bir büyük tasarımla yerli yerinde olması ve görev yapması, işte itikad bunlarla oluşur, din, sanat, edebiyat, ilim düşünmeyle olur. Kur’an sürekli akla göze, zihne hitap eder, “umulur ki düşünürsünüz, akledersiniz,” ve lakin vetefkehun” ancak düşünmezler. Düşünen bir eğitim dersi yok din de de edebiyatta da. En kötüsü rahatsız olan da yok. Herkes menfaat canavarını doyurmakla meşgul. Bâdeharâbil Basra. Merkezi iktidar partileri elli yıldır ülkeyi idare ediyor, kültür ve din bunalımı gittikçe daha ileri boyuta tırmanıyor. Biraz ümitlendim ısrarla baktım, Mustafa İsen geldi gitti bir kültür bakanı olamaz mıydı? Hayret ne hayret.

“Madem herşey manen Bismillah der, Allah namına Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız. Öyle ise Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.”

Ne yapmalıyız; başta Bismillah, ahirde Elhamdülillah, ortada en önemlisi “Bu kıymettar harika–i sanat olan nimetler Ehad, Samed’in mucize-i kudreti ve hediye-i  rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir. “Meyveler müzelerdeki kadim asırların eserleri gibi, tek tek lteşhir edilmeli. Şeftali, elma, üzüm, daha niceleri müzelerde, harika-i sanat, mucize–i Kudret, hediye-i rahmet. Bin yıl önceki tencere den hangi hikmeti çıkarırsın.

Bunlar nasıl harika-i sanattır, natürmort sanat da elmanın, şeftalinin sahte kopyası, şeftali sanat eseri değil mi? Picasso‘nun Bisiklet oturağı sepeti büyük eser diye sergilenir. Ya senin ağacın dalı ki müze demek elman nasıl sanat eseri değil mi Allah’ım. Sadece insanları kategorize eden bir toplum ve devlet nurcu mu, fetöcü mü, falancı mı, filancı mı, yarı boş fındık kabuğunda insanlar. Bir çarşaflı öğrencim bana soruyor, “sen sofu musun?” Ben ne söylersem söyleyeyim beni yargılayan bu düzeyde insanlar .

Akif:

Ne bana yaradı cismim ne yara yar oldu

İlahi bu bir avuç türabı neyleyeyim

İlginizi Çekebilir

Aya Sophia Mabedinden “Ayasofya Camii”ne-2

“Bu bir ma’bed değil ma’buda yükselmiş ibadettir. Bu bir manzar değil, didara vasıl mevkib-i enzar.” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kertenkele Öldürmek Hadisi Üzerine Bir Diyalog Algoritması ..

❌ Kertenkele öldürmek sevap diyor uydurma hadisiniz. ✔️ Kertenkele demiyor, vezağa (وَزَغَةٌ) diyor ; yani …

Kapat