Ana Sayfa / Yazarlar / Allah’ın övdüğü kullar: 3

Allah’ın övdüğü kullar: 3

Kur’ân-ı Kerim’de övgüyle söz edilen kulların özelliklerini anlatan âyet meallerinin üçüncü bölümü.


Meryem

  1. Onlar, Âdem’in soyundan, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ile Yakub’un ve hidayet verip seçkin kıldığımız kimselerin soyundan, Allah’ın nimetlerine erişmiş peygamberler idi. Onlara Rahmân’ın âyetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlardı.
  2. Onların ardından namazı bırakan ve şehvetlerinin peşine düşen bir nesil geldi ki, onlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklar.
  3. Ancak tevbe ederek iman eden ve güzel işler yapan kimseler müstesnadır; onlar, hiçbir haksızlığa uğramadan Cennete girerler.
  4. Orası Adn Cennetleridir ki, Rahmân onu kullarına görmedikleri halde vaad etmiştir. Onun vaadi ise yerini bulacak bir vaaddir.
  5. Orada onlar boş söz işitmezler, ancak esenlik işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.
  6. İşte kullarımızdan takvâ sahiplerini vâris kılacağımız Cennet budur.

 

  1. Allah, doğru yolda olanların hidayetlerini arttırır. Bâki kalan güzel işler, Rabbinin katında hem ödül bakımından, hem de âkıbet itibarıyla daha üstündür.

 

  1. İman eden ve güzel işler yapanlar için Rahmân bir sevgi vücuda getirecektir.

 

Tâhâ

  1. Kim mü’min olarak ve güzel işler yapmış halde Rabbinin huzuruna gelirse, onlar için de yüksek mertebeler vardır:
  2. Adn Cennetleri ki, altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebediyen kalırlar. Kötülükten arınmış olanın mükâfatı işte budur.

 

  1. Yüzler Hayy ve Kayyûm olanın önünde eğilmiştir. Zulüm yüklenen kimse o gün gerçekten ziyana düşmüştür.
  2. İnanmış olarak güzel işler yapan kimse ise, ne bir haksızlığa uğramaktan korkar, ne de mükâfatını eksik almaktan.

 

Enbiyâ

  1. Biz Musa ile Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olarak, hakkı bâtıldan ayırt eden Tevrat’ı vermiştik.
  2. O takvâ sahipleri ki, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar. Onlar, kıyamet gününün de korkusu içindedirler.

 

  1. Kendileri için güzellik takdir ettiğimiz kimselere gelince, onlar Cehennemden uzak tutulmuştur.
  2. Onun hışırtısını bile işitmezler. Onlar, canlarının çektiği nimetler içinde ebediyen kalacaklardır.
  3. Dehşetin en büyüğü de onları tasalandırmaz. Onları melekler karşılar, “İşte size vaad edilen gün” derler.

 

Hac

  1. İman edip güzel işler yapanları ise, Allah, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Onlar orada altından bilezikler ve inciler takınırlar. Onların Cennetteki elbiseleri de ipektendir.
  2. Onlar sözün en güzeline iletilmişlerdir; onlar, her türlü övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

 

  1. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar diye, Biz her ümmet için bir kurban ibadeti belirledik. Hepinizin tanrısı tek bir Tanrıdır; yalnız Ona teslim olun. Müjdele o saygılı ve alçakgönüllü kulları!

 

  1. Onlar, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden başka hiçbir sebep yok iken, haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah insanların kötülüğünü birbirinin eliyle savuşturmasaydı, manastırlar, havralar, kiliseler ve mescidler—ki buralarda Allah’ın adı çok anılır—yıkılıp giderdi. Allah’a yardım edene Allah elbette yardım eder. Çünkü Allah karşı konulmaz kuvvet sahibi ve herşeyin mutlak galibidir.
  2. O kimseler ki, kendilerini yeryüzünde iktidara getirdiğimizde namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emredip kötülükten sakındırırlar. Sonunda bütün işlerin dönüşü Allah’adır.

 

  1. Allah yolunda hicret eden, sonra da bu uğurda ölen yahut öldürülenleri Allah pek güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Muhakkak ki Allah en hayırlı rızık vericidir.
  2. Allah onları hoşlanacakları bir yere yerleştirir. Hiç şüphe yok ki Allah herşeyi bilen ve kullarının kusurlarına karşı lütufla muamele eden bir ilim ve hilim sahibidir.
  3. Allah yolunda hicret edenlerin durumu böyledir. Zulme uğradıktan sonra aynıyla karşılık veren ve sonra tekrar hakkına tecavüz edilen kimseye ise, Allah mutlaka yardım edecektir. Muhakkak ki Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
  4. Allah dilediğine böylece yardım eder; çünkü geceyi gündüze, gündüzü de geceye katan Odur; ve Allah herşeyi işiten, herşeyi görendir.

 

  1. Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
  2. Allah uğrunda, Ona lâyık bir cihadla cihad edin. Sizi O seçti ve dinde size bir güçlük de yüklemedi. Atanız İbrahim’in dini üzere olun. Bundan önce de, bu kitapta da sizi Müslümanlar olarak adlandıran Odur—tâ ki Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olun. Öyleyse namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. Sizin dostunuz Odur. Ve O ne güzel dost, ne güzel yardım edicidir.

 

Mü’minûn

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  1. Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
  2. Onlar namazlarında derin bir saygı ve alçakgönüllülük içindedirler.
  3. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
  4. Onlar zekât için çalışırlar.
  5. Onlar iffetlerini korurlar.
  6. Ancak eşlerine ve ellerinin altındakilere karşı müstesna—bunlar kınanmazlar.
  7. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar hadlerini aşmış olanlardır.
  8. O mü’minler, emanet ve ahidlerine riayet ederler.
  9. Onlar namazlarını da gözetir ve korurlar.
  10. İşte onlar vârislerin tâ kendileridir.
  11. Onlar Firdevs Cennetlerine vâris olurlar ve orada ebediyen kalırlar.

 

  1. O kimseler ki, Rablerinin korkusundan ürperirler.
  2. Rablerinin âyetlerine iman ederler.
  3. Ve Rablerine asla ortak koşmazlar.
  4. Verdiklerini de, Rablerinin huzuruna varacaklarının bilinci içinde, kalpleri ürpererek verirler.
  5. İşte onlar hayırda yarışanlar ve öne geçenlerdir.
  6. Biz kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz. Katımızda da herşeyi doğru olarak bildiren bir kitap vardır; onun için, asla haksızlığa uğratılmazlar.

 

Nur

  1. [Allah’ın nuru öyle evlerde ışık verir ki] Allah evlerde yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Oralarda sabah akşam Onu tesbih ederler.
  2. O evlerde öyle adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş, onları Allah’ın zikrinden, dosdoğru namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkmaktadırlar.
  3. Allah onları yaptıklarının daha güzeliyle ödüllendirecek ve lütuf ve ihsanıyla bundan daha fazlasını da onlara verecektir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.

 

  1. Aralarında hüküm vermek için Allah’a ve Resulüne çağırıldıkları zaman, mü’minlerin sözü, ancak “İşittik ve itaat ettik” demekten ibarettir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
  2. Kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’tan korkar ve Ona karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar murada ermiş olanlardır.

 

  1. Sizden iman edip güzel işler yapanlara Allah şunu vaad etmiştir: Kendilerinden öncekileri nasıl başkalarının yerine getirdiyse, onları da başkalarının yerine getirerek yeryüzünde egemen kılacak; onlara, kendileri için razı olduğu dinlerini uygulama imkânı verecek; korkularını güvene çevirecektir. Zira onlar hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnız Bana kulluk ederler. Bundan sonra kim nankörlük ederse, işte onlar yoldan çıkmışların tâ kendileridir.

 

  1. Mü’minler Allah’a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir; Peygamberle birlikte toplu bir işte bulundukları zaman, ondan izin almaksızın oradan ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah’a ve Resulüne inanmış olanlardır. Bir kısım işleri için senden izin istediklerinde, sen onlardan dilediklerine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma iste. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

 

Furkan

  1. Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da “Selâmetle” der, geçerler.
  2. Onlar gecelerini secde ederek, Rableri huzurunda kıyama durarak geçirirler.
  3. Onlar “Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzak tut,” derler. “Çünkü onun azabı, kurtuluşu olmayan bir azaptır.
  4. “Ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır orası!”
  5. Onlar harcadıklarında ne saçıp savururlar, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
  6. Onlar Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı bir cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.
  7. O kimse kıyamet gününde kat kat azaba uğrar ve orada hor ve hakir olarak sürekli kalır.
  8. Ancak tevbe eden ve güzel bir iş yapanlar müstesna. Onların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
  9. Onun için, tevbe edip de güzel işler yapan kimse, tevbesi makbul olarak Allah’a döner.
  10. Rahmân’ın o has kulları, yalan yere şahitlik etmezler; boş birşeye rastladıklarında, ağırbaşlılıkla oradan geçer, giderler.
  11. Onlara Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi davranmazlar.
  12. Onlar “Rabbimiz, bize göz aydınlığı olacak eşler ve nesiller bağışla; bizi takvâ sahiplerine öncü yap” derler.
  13. İşte onlar, sabretmelerine karşılık, Cennetin en yüksek makamlarıyla ödüllendirilirler ve orada iyi dileklerle, selâmla karşılanırlar.
  14. Ve orada ebediyen kalırlar. Ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır orası!

 

Neml

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  1. Tâ sîn. Bunlar Kur’ân’ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
  2. Mü’minler için bir hidayet ve müjdedir.
  3. O mü’minler ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Onlar âhirete de kesin şekilde inanmışlardır.

 

  1. Kim huzurumuza bir iyilikle gelirse, ondan daha hayırlısıyla karşılık bulur. Onlar, o günkü dehşetten de güvendedirler.

 

Kasas

  1. Güzelce düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz sözümüzü onlara peş peşe ulaştırdık.
  2. Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, buna da inanırlar.
  3. Onlara Kur’ân okunduğu zaman, “Ona inandık,” dediler. “O hiç kuşkusuz Rabbimizden gelen haktır. Biz daha önce de hakka teslim olmuş kimselerdik.”
  4. Sabretmelerinden dolayı onlara ödülleri iki kat verilecektir. Onlar kötülüğü iyilikle savarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışta bulunurlar.
  5. Boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve “Bizim işimiz bize, sizin işiniz size,” derler. “Size selâm olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz.”

 

  1. İşte şu âhiret yurdunu, Biz yeryüzünde büyüklük taslayıp bozgunculuk yapmak istemeyen kimselere nasip ederiz. Âkıbet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
  2. Kim huzurumuza iyilikle gelirse, onun için bundan daha hayırlısı vardır. Kim de huzurumuza kötülükle gelirse, kötülük işleyenler ancak yaptıklarının cezasını görürler.

 

Ankebût

  1. Kim çaba harcarsa, kendisi için gayret etmiş olur. Çünkü Allah’ın âlemlerden hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
  2. İman eden ve güzel işler yapanların kötülüklerini örtecek ve onları yaptıklarının daha güzeliyle ödüllendireceğiz.

 

  1. Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra huzurumuza döneceksiniz.
  2. İman ederek güzel işler yapanları, ebediyen kalmak üzere, Cennette altlarından ırmaklar akan en yüksek makamlara yerleştireceğiz. Çalışanların ödülü ne güzeldir!
  3. Onlar sabreden ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

 

  1. Uğrumuzda çaba harcayanlara Biz yollarımızı göstereceğiz. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir.

 

Lokman

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  1. Elif lâm mîm.
  2. Bunlar hikmetli kitabın âyetleridir.
  3. İyilik yapan ve iyi kulluk edenler için bir hidayet rehberi ve bir rahmettir.
  4. Onlar namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler; âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır.
  5. İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir.

 

  1. Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah’a döner ve güzelce kullukta bulunursa, kopmaz ve kırılmaz, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Zira bütün işlerin sonu Allah’a varır.

 

Secde

  1. Bizim âyetlerimize ancak o kimseler iman eder ki, o âyetlerle kendilerine öğüt verildiğinde hiç büyüklenmeksizin secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler. [Secde âyeti.]
  2. Yataklarından kalkıp korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.
  3. Yaptıklarının karşılığında onlar için göz aydınlığı olacak ne ödüller saklandığını hiç kimse bilemez.
  4. Mü’min olan kimse, yoldan çıkmış olana benzer mi hiç? Onlar bir olmazlar.
  5. İman eden ve güzel işler yapanlar için Me’vâ Cennetleri vardır ki, yaptıklarına karşılık bir konak olarak hazırlanmıştır.

 

Ahzâb

  1. Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok anan kimseler için, Allah’ın Elçisinde size güzel bir örnek vardır.
  2. Mü’minler düşman topluluklarını gördüklerinde, “İşte Allah ile Resulünün bize vaad ettiği şey; Allah ve Resulü doğru söyledi” dediler. Çünkü bu onların iman ve teslimiyetini arttırmıştı.
  3. Mü’minlerden, Allah’a verdiği söze sadık kalan adamlar da vardır. Onlardan kimi sözünü yerine getirmiş, kimi de sırasını beklemektedir. Onlar, verdikleri sözü hiçbir şekilde değiştirmemişlerdir.
  4. Allah o sadıkları sadakatleri sebebiyle ödüllendirecek; münafıklara ise dilerse azap edecek, dilerse tevbe nasip edecektir. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

 

  1. Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, Allah’ın emirlerine itaat gösteren erkekler ve kadınlar, doğruluk sahibi erkekler ve kadınlar, sabreden erkekler ve kadınlar, Allah’a karşı saygılı ve alçakgönüllü erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler ve kadınlar—bunlar için Allah bir bağışlanma ile pek büyük bir ödül hazırlamıştır.
  2. Allah ve Resulü bir işte hüküm verdiği zaman, ne bir mü’min erkeğin, ne de bir mü’min kadının, o işte başka bir seçeneği olmaz. Allah’a ve Resulüne isyan eden ise apaçık bir sapıklığa düşmüştür.

 

  1. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize O rahmetini indirir; Onun melekleri de sizin için dua eder. O, mü’minler hakkında pek merhametlidir.
  2. Ona kavuştukları gün, karşılanmaları bir esenlik müjdesidir. Allah onlar için bir de ardı arkası kesilmeyecek bir ödül hazırlamıştır.
  3. Ey Peygamber, Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı,
  4. Onun izniyle Allah’a çağıran bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.
  5. Mü’minlere de, Allah’tan pek büyük bir lütuf ve ikrama erişeceklerini müjdele.

 

Sebe’

  1. Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyor ki, sana Rabbinden indirilmiş olan kitap hakkın tâ kendisidir ve insanları, herşeyin mutlak galibi ve her türlü övgünün gerçek muhatabı olan Allah’ın yoluna iletmektedir.

[Devam edecek]

Önceki bölüm:
http://www.kastamonur.com/allahin-ovdugu-kullar-2/

İlginizi Çekebilir

‘Yönlendirilmiş Evrim’ mi?

2018 Nobel Kimya Ödülü, biyokimya alanında geliştirdikleri ve oldukça yoğun olarak kullanılan biyomoleküler mühendislik yaklaşımları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Karşımızdakine Nasıl Bakmalıyız?

İnsan, tabiri bir kompleksin tamamına verilen isimdir. Yani bir küll’e verilen isimdir. Bir bütünlüğü temsil …

Kapat