Allah’ın övdüğü kullar: 4

Fâtır

  1. Allah’ın kitabını okuyan, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunan kimseler, hiç ziyan ihtimali olmayan bir ticareti ümit edebilirler.
  2. Çünkü Allah onların ödüllerini eksiksiz verecek, üstüne de lütuf ve ihsanıyla daha fazlasını bağışlayacaktır. Zira O çok bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.
  3. Sana vahyettiğimiz kitap, kendisinden öncekileri doğrulayan hakkın tâ kendisidir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
  4. Sonra kitaba kullarımızdan seçtiklerimizi vâris kıldık. Onlardan kimi vardır, nefsine zulmeder. Kimi vardır, orta yolu tutar. Kimi de vardır, Allah’ın izniyle hayırda öne geçer. Bu ise pek büyük bir lütuftur.
  5. Onların girecekleri yer Adn Cennetleridir. Orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; elbiseleri ise ipektir.
  6. “Bütün tasalarımızı gideren Allah’a hamd olsun,” derler. “Şüphesiz ki Rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.
  7. “O Rabbimiz ki, ebediyen kalınacak bu yurda lûtfuyla bizi yerleştirdi. Artık burada ne usanır, ne de yoruluruz.”

 

Zümer

  1. Tâğuta kulluk etmekten kaçınıp da Allah’a yönelenler için müjde vardır. Müjdele o kullarımı!
  2. Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Onlar, aklıselim sahiplerinin tâ kendileridir.
  1. Allah kimin gönlünü İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nur üzerinde olmaz mı? Yazıklar olsun Allah’ın zikrine karşı kalpleri katılaşmış olanlara! Onlar apaçık bir sapıklık içindedir.
  2. Allah sözün en güzelini, âyetleri birbirine benzeyen ve tekrarlayan bir kitap olarak peş peşe indirmiştir.  Rablerinden korkanlar onu işittiklerinde tenleri ürperir. Sonra hem tenleri, hem kalpleri Allah’ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah’ın hidayetidir ki, dilediğine onunla yol gösterir. Allah’ın saptırdığını ise yola getirecek yoktur.
  1. Hakkı getiren ile onu doğrulayanlar ise, kötülüklerden korunmuş olanlardır.
  2. Onlar için Rablerinin katında diledikleri herşey vardır. İyilik yapan ve iyi kulluk edenlerin ödülü işte budur.
  3. Allah onların geçmişte yaptıkları en kötü işleri bile örtecek, yaptıklarının en güzeliyle de onları ödüllendirecektir.

 

Mü’min

  1. Firavun ehlinden, imanını gizleyen inanmış bir adam dedi ki: “Siz, ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Fakat doğru söylüyorsa, vaad ettiklerinden bir kısmı olsun başınıza gelir. Çünkü Allah haddini aşan yalancıları amaçlarına ulaştırmaz.
  2. “Ey kavmim! Bugün, bu ülkede üstünlüğü elde tutan kimseler olarak egemenlik sizindir. Ya Allah’ın azabı başımıza gelecek olursa bize kim yardım edecek?” Firavun ise “Ben size ancak kendi görüşümü anlatır, yalnızca doğru yolu gösteririm” dedi.
  3. İman eden zat, “Ey kavmim,” dedi. “Ben sizin hakkınızda, çeşitli toplulukların başına gelen azap günlerinin benzerinden korkuyorum.
  4. “Tıpkı Nuh kavminin, Âd ve Semud’un ve daha sonrakilerin başlarına gelenler gibi. Yoksa Allah kulları için haksızlık murad etmez.
  5. “Ey kavmim! Ben sizin hakkınızda o feryat ve figan gününden korkuyorum.
  6. “O gün arkanızı dönüp kaçarsınız; oysa sizi Allah’ın elinden kurtaracak birisi yoktur. Allah’ın saptırdığını ise kimse yola getiremez.
  7. “Daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti. Ama siz onun getirdikleri hakkında şüphe edip durdunuz. O öldüğünde ise ‘Allah ondan sonra bir daha peygamber göndermez’ demiştiniz. Allah, haddini aşan şüphecileri işte böyle saptırır.”
  8. Onlar, kendilerine ulaşmış hiçbir delil olmadığı halde Allah’ın âyetleri hakkında tartışanlardır. Bu ise Allah katında da, iman edenler yanında da büyük bir gazap nedenidir. Büyüklük taslayan herbir zorbanın kalbini Allah işte böyle mühürler.
  9. Firavun “Ey Hâmân,” dedi. “Bana bir kule yap ki yol bulayım.
  10. “Göklere giden yollara çıkayım da Musa’nın tanrısına ulaşayım. Çünkü onun yalancı olduğunu düşünüyorum.” Firavun’a yaptığı kötü iş böylece hoş gösterildi ve yoldan çıkarılmış oldu. Fakat Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir sonuç vermeyecekti.
  11. İman eden zat, “Ey kavmim,” dedi. “Bana uyun ki size doğru yolu göstereyim.
  12. “Ey kavmim, bu dünyanın safâsı pek kısa sürer. Âhiret ise, asıl kalınacak yerdir.
  13. “Kim kötülük işlerse, ancak onun misliyle karşılık görür. Herhangi bir erkek veya kadın, inanmış olarak güzel işler yaparsa, işte onlar Cennete girerler ve orada hesapsız şekilde nimetlenirler.
  14. “Ey kavmim, bu nasıl bir hal ki, ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.
  15. “Beni Allah’a nankörlük etmeye ve hiçbir bilgiye dayanmaksızın Ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, herşeyin mutlak galibi ve çok bağışlayıcı olana çağırıyorum.
  16. “Sizin beni çağırdığınız şeylerin, ne dünyada, ne de âhirette davette bulunacak halleri yoktur. Hepimizin dönüşü Allah’adır. Hadlerini aşanlar ise, ateş ehlinin tâ kendileridir.
  17. “Size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Hiç kuşkusuz Allah kullarını görmektedir.”
  18. Allah o kimseyi, Firavun ehlinin kurdukları tuzağın şerrinden korudu. Firavun ehlini ise o kötü azap kuşatıverdi.

 

Fussılet

  1. “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru istikamet üzere olanlara ise melekler inerler ve “Korkmayın ve üzülmeyin,” derler. “Size vaad edilen Cennetle sevinin.
  2. “Biz dünya hayatında da, âhirette de sizin dostunuzuz. Orada canınızın çektiği herşey vardır; orada istediğiniz herşey sizindir.
  3. “Bu, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olan Allah’tan bir ikramdır.”
  4. Allah’a çağıran, güzel işler yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim var?
  5. İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kişi sanki candan bir dost oluvermiştir.
  6. Fakat buna ancak sabredenler erişir. Buna erişenler de büyük bir nasip sahibi olanlardır.

 

Şûrâ

  1. Allah, iman edip güzel işler yapanların dualarına cevap verir; lütfuyla onlara istediklerinden fazlasını da verir. İnkâr edenlere ise şiddetli bir azap vardır.
  1. Size verilen ne varsa, hep dünya hayatının gelip geçici menfaatidir. Allah katındaki ise, iman eden ve Rabbine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha devamlıdır.
  2. Onlar büyük günahlardan ve fuhşiyattan kaçınırlar; öfkelendiklerinde ise kusurları bağışlarlar.
  3. Onlar Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. Aralarındaki işleri ise istişare iledir. Onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.
  4. Onların hakkına tecavüz edildiği zaman hep birlikte yardımlaşarak haklarını alırlar.
  5. Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse, onun ödülü Allah’a aittir. O ise zalimleri hiç sevmez.
  6. Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseyi suçlamak için bir yol yoktur.
  7. Suçlanacak olan, halka zulmeden ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapan kimsedir. İşte onlar için acı bir azap vardır.
  8. Bununla beraber, kim sabreder ve bağışlarsa, işte bu, uğrunda azmedilmeye değer işlerdendir.

 

Ahkaf

  1. Biz insana, anne-babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Hamileliği ve sütten kesilmesi de otuz ay sürdü. Nihayet kırk yaşına varıp da olgunlaştığında, “Yâ Rabbi,” dedi. “Bana ve anne-babama lütfettiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeyi ve Senin hoşnut olacağın güzel işler yapmayı bana nasip eyle; soyumdan gelenlere de iyilik ver. Ben Senin kapına döndüm ve Sana teslim oldum.”
  2. Onlar, Cennet ehli içinde olan ve yaptıklarının en güzelini kabul edip günahlarını bağışladığımız kimselerdir. Bu, kendilerine verilmiş olan dosdoğru bir sözdür.
  1. Bir zaman da, Kur’ân’ı dinlemeleri için, cinlerden bir topluluğu sana göndermiştik. Onu dinlemek için hazır hale geldiklerinde, birbirlerine “Susun” dediler. Kur’ân okunduktan sonra da kavimlerine birer uyarıcı olarak döndüler.
  2. “Ey kavmimiz,” dediler. “Biz Musa’dan sonra indirilen ve daha önceki kitapları doğrulayıp hakka ve dosdoğru bir yola ileten bir kitap dinledik.
  3. “Ey kavmimiz! Allah’a çağıran davetçiye uyun ve ona iman edin ki, Allah da günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan kurtarsın.”

 

Fetih

  1. O ağacın altında sana biat ettiklerinde, Allah mü’minlerden hoşnut oldu. Onların kalplerinde olanı bildiği için, üzerlerine güven ve huzur indirdi ve onları yakında erişecekleri bir fetihle ödüllendirdi.
  2. Onlara, elde edecekleri pek çok ganimet de nasip etti. Allah’ın kudreti herşeye üstündür ve her işi hikmet iledir.
  3. Allah size, elde edeceğiniz pek çok ganimetler vaad etti. Ayrıca, mü’minler için bir işaret olsun diye ve sizi dosdoğru bir yola iletmek için, bunu da peşin olarak verdi ve insanların ellerini üzerinizden çekti.
  4. Henüz gücünüzün yetmediği daha başka fetih ve ganimetler de var ki, Allah onları ilmiyle kuşatmıştır. Zira Allah’ın gücü herşeye yeter.
  5. O kâfirler sizinle savaşacak olsalar bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamazlardı.
  6. Allah’ın önceden beri geçerli olan kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişiklik bulmazsın.
  7. Sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke’nin ortasında onların elini sizden, sizin elinizi onlardan çeken de Odur. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.
  1. İnkâr edenler, cahiliyet taassubundan ibaret olan o hamiyeti kalplerine yerleştirdiklerinde, Allah da Peygamberine ve mü’minlere güven ve huzur indirdi ve takvâ sözüne tutunmalarını nasip etti ki, zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah ise herşeyi hakkıyla bilir.
  1. Muhammed Allah’ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah’ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır. Bu onların Tevrat’taki tasvirleridir. İncil’deki tasvirlerine gelince: Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Onlarla Allah kâfirleri böylece öfkelendirir. Onlardan iman eden ve güzel işler yapanlar için, Allah bağışlanma ve büyük bir ödül vaad etmiştir.

 

Hucurât

  1. Allah Resulünün huzurunda seslerini kısanlara gelince: İşte onlar, kalplerini Allah’ın takvâ ile sınadığı kimselerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
  1. Mü’minler kardeştir; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete erişesiniz.
  1. Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman ederler, sonra da asla şüpheye düşmez, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad ederler. İşte onlar özü sözü doğru olanların tâ kendileridir.

 

Kaf

  1. O gün Cennet takvâ sahiplerine alabildiğine yaklaştırılmıştır.
  2. İşte, Allah’a yönelen ve Onu daima hatırlayan herkes için size vaad olunan budur.
  3. Onlar, görmedikleri halde Rahmân’dan korkan ve Ona yönelmiş bir kalple huzuruna gelen kimselerdir.
  4. Esenlikle girin oraya; bugün ebediyet günüdür.
  5. Orada onların diledikleri herşey var; üstüne, katımızdan bir de fazlası var.

 

Zâriyât

  1. Takvâ sahipleri ise Cennet bahçelerinde, pınar başlarındadır.
  2. Rablerinin onlara verdiklerini almaktadırlar. Çünkü onlar daha önce iyiliği ilke edinmiş kimselerdi.
  3. Geceleri biraz uyurlardı.
  4. Seher vakitlerinde Allah’tan af dilerlerdi.
  5. Mallarında, isteyen ve istemeyen yoksullar için bir pay vardı.
  1. Öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.

 

Tûr

  1. Takvâ sahipleri Cennetlerde, nimetler içindedir.
  2. Rablerinin onlara verdikleriyle safâ sürmektedirler. Rableri onları ateş azabından da korumuştur.
  3. Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yiyin, için.
  4. Sıra sıra dizilmiş koltuklara kurulmuşlardır. Onları güzel gözlü eşlerle birleştirmişizdir.
  5. İman edenleri ve onların nesillerinden iman ederek kendilerine tâbi olanları birbirine kavuşturmuş, kimsenin çalışmasından da birşeyi eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazancına bağlıdır.
  6. Bir de onlara meyveler ve canlarının çektiği etler sunmuşuzdur.
  7. Orada öyle kadehler kapışmaktadırlar ki, içene ne boş söz söyletir, ne onu günaha sokar.
  8. Etraflarında da kendilerine özel, sedefinde saklı inciler gibi hizmetçiler dolaşmaktadır.
  9. Birbirlerine dönüp hal hatır sorarlar.
  10. Derler ki: “Biz bundan önce ailemizin arasındayken korkardık.
  11. “Rabbimiz lütfetti de iliklere kadar işleyen azaptan bizi korudu.
  12. “Bundan önce biz Ona dua ederdik. Gerçekten O pek lütufkâr ve esirgeyicidir.”

 

Necm

  1. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. O, kötülük işleyenleri yaptıkları yüzünden cezalandıracak, iyilik yapanları ise daha da güzeliyle ödüllendirecektir.
  2. Onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçınırlar. Rabbinin bağışlaması ise pek geniştir. Sizi topraktan yarattığında da, annelerinizin karınlarında siz birer cenin halinde iken de sizi en iyi bilen Odur. Siz kendinizi temize çıkarmayın; kimin takvâ sahibi olduğunu en iyi O bilir.

 

Hadîd

  1. Size ne oluyor ki Allah yolunda bağışta bulunmuyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır. Fetihten önce Allah yolunda harcama yapan ve savaşanlarınız, başkalarıyla bir olmaz. Onlar, daha sonra harcayan ve savaşanlardan daha yüksek bir mertebededirler. Bununla beraber, Allah onların hepsine de en güzel ödülü vaad etmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

 

Mücadele

  1. Allah’a ve âhiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlara sevgi beslediğini göremezsin—isterse onlar babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri olsun. Çünkü Allah onların kalplerine iman nasip etmiş ve kendi katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Sonra da onları, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan, onlar da Allah’tan hoşnutturlar. İşte onlar Allah’ın taraftarlarıdır. Bilin ki, Allah’ın taraftarları, kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.

 

Haşir

  1. Daha önce kendilerine bir yurt edinmiş ve imanı benliklerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler; onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir sıkıntı duymazlar; hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin tutkularından korunmuşsa, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
  2. Onlardan sonra gelenler de “Ey Rabbimiz,” derler. “Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”

 

Mümtehine

  1. İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Biz sizi reddediyoruz; aramıza, siz Allah’a bir olarak inanıncaya kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret girmiştir.” Ancak İbrahim’in babasına “Senin için Allah’tan af dileyeceğim; ama sana Allah’tan gelecek hiçbir şeye ben engel olamam” demesi müstesna. Onlar şöyle dua ederlerdi: “Rabbimiz! Sana tevekkül ettik, Sana yöneldik. Varacağımız yer de Senin huzurundur.
  2. “Rabbimiz! Bizi kâfirler için fitne yapma. Bizi bağışla. Şüphesiz ki Senin kudretin herşeye üstün, hikmetin herşeyi kuşatmıştır.”
  3. Gerçekten, onlarda sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse, muhakkak ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve her türlü övgüye lâyık olan da Odur.

 

Saf

  1. Allah, taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf tutarak Onun yolunda savaşanları sever.
  1. Ey iman edenler, Allah’ın yardımcıları olun. Nasıl ki İsa Havârilere “Allah yolunda bana yardım edecek kim var?” diye sormuş, Havâriler de “Allah’ın yardımcıları biziz” demişlerdi. Böylece İsrailoğullarından bir zümre iman etti, bir zümre ise kâfir oldu. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik ve onlar üstün geldiler.

 

Tahrim

  1. İman edenlere örnek olarak da, Allah Firavun’un hanımını gösterdi. Hani o “Rabbim, yüce katından bana Cennette bir ev yap,” demişti. “Beni Firavun’dan ve onun kötülüğünden kurtar; bu zalimler güruhundan kurtar.”
  2. Bir de İmran kızı Meryem ki, iffetini korumuş, Biz de ona ruhumuzdan üflemiştik. O Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti ve Allah’a gönülden itaat eden kimselerdendi.

 

Meâric

  1. İnsan hırslı ve tez canlı yaratılmıştır.
  2. Kendisine kötülük dokunduğunda feryattadır.
  3. Hayır eriştiğinde ise cimrileşir.
  4. Ancak namaz kılanlar müstesnadır.
  5. Onlar namazlarında devamlı olanlardır.
  6. Mallarında da belirli bir pay vardır:
  7. İsteyen ve istemeyen yoksullar için.
  8. Onlar hesap gününün gerçekliğine inanırlar.
  9. Onlar Rablerinin azabından korkarlar.
  10. Zira Rablerinin azabından kimse emin olamaz.
  11. Onlar iffetlerini korurlar.
  12. Ancak eşlerine ve ellerinin altındakilere karşı müstesna—bunlar kınanmazlar.
  13. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar hadlerini aşmış olanlardır.
  14. Onlar emanet ve ahidlerine riayet ederler.
  15. Onlar şahitliklerini dosdoğru yaparlar.
  16. Onlar namazlarını gözetir ve korurlar.
  17. İşte onlar Cennetlerde ikramlara erişenlerdir.

 

İnsan

  1. İyilik ehli olanlar ise kâfur katkılı kadehten içerler.
  1. O bir pınardır ki, Allah’ın kulları ondan içer ve onu diledikleri tarafa akıtırlar.
  2. Onlar adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü her yeri kaplayan bir günden korkarlar.
  3. Canlarının çektiği yemeği yoksula, yetime ve esire seve seve yedirirler.
  4. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz,” derler. “Yoksa sizden ne bir karşılık bekleriz, ne de bir teşekkür.
  5. “Biz o haşin ve belâlı günde Rabbimizden korkarız.”
  6. Allah onları o günün kötülüğünden korumuş; yüzlerine aydınlık, gönüllerine sevinç vermiştir.
  7. Sabretmelerinin karşılığı ise Cennet bahçesi ve ipek kumaşlardır.
  8. Orada koltuklara kurulmuşlardır; ne güneş sıcağı görürler orada, ne zemherir soğuğu.
  9. Cennet ağaçlarının gölgesi üzerlerine sarkmış, meyveleri ise hemen koparılacak gibi eğilmiştir.
  10. Etraflarında gümüş kadehler ve billûr kupalar dolaştırılır.
  11. Gümüşten kadehler ki, iştahlarına göre doldurulmuştur.
  12. Orada onlara zencefil katkılı kadehlerden içirilir.
  13. O bir pınardır ki, adına selsebil denir.
  14. Etraflarında hiç yaşlanmayacak çocuklar dolaşır. Onları bir görsen, saçılmış inciler sanırsın.
  15. Nereye baksan bir dolu nimet ve bir büyük saltanat görürsün.
  16. Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; bir de gümüş bilezikler takınmışlardır. Ve Rableri onlara tertemiz bir şerbet içirir.
  17. İşte size ödül bu; emekleriniz böylece karşılık görmüştür.

 

Beled

  1. Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin?
  2. O, köle azad etmektir.
  3. Yahut kıtlık gününde yemek yedirmektir:
  4. Ya bir yetim akrabaya,
  5. Veya toza toprağa bulanmış yoksula.
  6. Bundan başka, iman etmek ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
  7. Onlar, defterleri sağ taraftan verilecek olan uğurlu kimselerdir.

 

Leyl

  1. Takvâ sahibi olan kimse ondan [Cehennem ateşinden] uzak tutulur.
  2. O, malını bağışlayıp da arınan kimsedir.
  3. Onun kimseye bir borcu yoktur ki, verirken ona karşılık olarak versin.
  4. O ancak yüce Rabbinin rızası için verir.
  5. Ve sonunda hoşnut olur.

 

Asr

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  1. Asra yemin olsun,
  2. İnsan hüsrandadır.
  3. Ancak iman edip güzel işler yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler müstesna.

Önceki bölüm:

Allah’ın övdüğü kullar: 3

İlginizi Çekebilir

Ahir Zaman ve Kadın

Bu zaman ahir zaman. Fitnesi de pek yaman. En yamanı da kadın. Tesbihatta 3 defa …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Feyizli Sözler & Kıssalar & Dualar, Yazarlar
Mevlana ve Mesnevi’deki Müstehcen İfadeler Üzerine

İddia: Mevlana Mesnevî’ye “Tanrı vahyi” diyor, yani Mesnevî’yi Kur’an sayıyor. Cevap: Vahiy kelimesi sadece Kur’an anlamına …

Kapat