Ana Sayfa / Yazarlar / Ana-babaya yardım etmek Allah yolunda olmaktır / Ahmet KATIN

Ana-babaya yardım etmek Allah yolunda olmaktır / Ahmet KATIN

Bir evlat kendi ayakları uzerinde durana kadar gerek annesi ve gerekse babası onun icin nice fedakârliklarda bulunurlar. Yaşlandıklarında ise ilgi görme sırası artık onlardadır.

Nankörlük, insana, hele bir Müslüman’a yakışmaz. Biz iyilik gördüğümüz insanlara yine iyilikle mukabele ederiz. Hele bu insanlar bizim hayatımıza sebep ve vesile olmuş, bizler için kendilerini harap etmiş, nice sıkıntılara karşılıksız olarak katlanmış insanlarsa. Onlar çocuklarının sağlıklı şartlarda yaşaması için türli zorluklara göğüs gererler.

Hep kendilerini ikinci plana alıp, fedakârliklarda bulunurlar. Ancak,
hayatın ve imtihanın kuralı gereği yaşlanırlar ve onlar ilgiye muhtac hale gelirler. Bazı evlatlar ise bu noktada çok nankör davranmaktadir. “Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu ona bir salkım üzümü çlk görmüş!” sözünde olduğu gibi gönül yıkacak işler yaparlar.

Halbuki, Kur’an’da, “Onlardan hayatta bıraktığımız kimsenin ise, yaratılışını tersine ceviririz.” (Yâsîn, 36/6) buyurularak yaşlanan insanın vucudunun artık bir çocuk gibi aciz ve iktidarsız duruma düştüğü anlatılır.

Artik “naz” makamında onlar vardır. Biraz da bizim sabırlı olmamız gerekir. Çocuklar onların ihtiyaçlarını yerine getirirken hem görevini yapacak, hem de Allah’ın lûtfuna mazhar olacaktır.

Kâ’b Ibn Ucre Hazretleri rivayet ediyor: “Güçlü ve kuvvetli bir adam
Peygamberimizin bulundugu meclise girince ashâb efendilerimiz, ‘Ya
Rasûlallah! Keşke su adam Allah yolunda hizmet eden bir insan olsa!’ dediler.

Efendimiz de bunun uzerine ‘Eğer bu adam küçük çocuğunun nafakasını temin etmek icin gayret ediyorsa Allah yolundadır. Eger yaşlı ebeveyninin nafakaları için çalışıyorsa Allah yolundadır. İffetli davranarak kendi nefsinin nafakasını temin etmek için gayret gösteriyorsa o da Allah yolundadır. Butun bunlar için değil de riya ve başkalarina üstünluiük taslama gayesiyle çabalıyorsa bütün bu gayreti şeytan yolundadır” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, 19/129) buyurmustur.

Sizin onları hatırladığınız, gönlünü aldığınız, hizmetinde bulunup hoşnut ettiğiniz her gün onlar için bayram hükmündedir. Hatırlamayı ve hürmeti sadece bayramlara saklamayalım.

Anne-babalarımıza nasıl davranmalıyız?

Hizmet ederek rızâlarını kazanmaya çalışmalıyız.

Yumuşak konuşmalı, “Of” bile dememeliyiz.

Sesimizi, onların sesinden yükseğe çikarmamalıyız.

Yanlarında çok konuşmamalı, edebi aşmamalıyız.

Kinayeli, dokunaklı ve kırıcı söz soylememeliyiz.

Eşimizi, dostumuzu onlardan üstün tutmamalıyız.

İsimleri ile çağirmamalı, sözlerini kesmemeli, bilgiçlik taslamamaliyiz.

Anne-baba yanlış da söylese, öyle değil, diyerek kaba bir üslupla itiraz etmemeliyiz.

Anne-babanın arasını açacak söz ve hareketlerden uzak durmalıyız.
Gelinleri, anne-baba ile oğullarının arasını açacak sözlerden de uzak durmalıdır.

Kayınvalide ve kayınpederler de hürmet açısından anne-baba ile aynı kıymete sahiptir.

Konuşurken, “yap, yapma!” gibi ifadeler kullanmamalıyuz. “Yapar mısın” gibi sözlerle ricada bulunmalıyız. Ana-babası günah işleyen çocuk, onlara nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Affolunmaları için dua eder.

Muhtaç iseler geçimlerini sağlamakla yükümlüyüz.

Elbiseleri yoksa elbise temin etmeliyiz.

Bir iş buyurduklarında emirlerini yerine getirmeliyiz. Günah olan emirler yerine getirilmez.

Bir yere yürüyerek giderken hürmeten arkalarından gitmeliyiz.

Onları görünce ayağa kalkmalı, hemen yanlarına gitmeli, onlar oturuncaya kadar ayakta durmalı, izinsiz oturmamalıyız. Otururken edepli oturmalı, ayağını uzatarak oturmamalıyız.

Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini almalı, hoşlasmadığı insanlardan da uzak durmaya çalışmalıyız.

Hayır dualarını almalı. Ana-baba duasını ganimet bilmeli, neddualarından sakınmalıyız.

Vefatlarında definlerini güzelce yapmalı,  biliyorsak cenaze namazını kıldırmalıyız.

Geriye bıraktıkları borçları varsa borçlarını ödemeliyiz.

Dine uygun vasiyetlerini yerine getirmeliyiz.

Kabirlerini ziyâret edip Kur’ân-ı Kerîm okuyarak, onlar adına hayır hasenatta bulunarak amel defterlerini aıkk tutup, mağfiret olunmalarını istemeliyiz.

Rabbimiz kalblerimiz hidayete geldikten sonra, kalblerimizi hidayetinden çevirme ve dergâh-ı Ulûhiyet ve Rububiyetinden bize
Rahmet ver. Muhakkak sen Vehhabsın.

İlginizi Çekebilir

Kastamonu Mekteb-i İdadi-i Mülkisi Sınıf Şehâdetnamesi (Diploma)

Yıl: 1902 Tasdik: Vali Enis Paşa Tuğra: 2. Abdülhamid * el-Gazi* Sahibi: Mal müdürü Kamil …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Susturma Ey Yâr! / Şevket ÖZSOY

Bazen, yakarken dondurur yangınlar Nâr-ı beyzâ kıvamında akkor yalımlar Ve tutuşur sular... Yakma eyy, "kûnî …

Kapat