Ana Sayfa / Yazarlar / Anne! / Eyyup AKSOY

Anne! / Eyyup AKSOY

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

Eyyup AKSOY

ANNE !

Şu an nerelerdesin bilmiyorum. Bildiğim yanımda, evimde, yüreğimde olmadığın… Kalbimde sana tahsis edilen yer bomboş. Senin beni doğurarak boşalttığın “rahim” gibi… Farkı, benden boşalan yeri bir başkasıyla doldurabilirsin; ama benim senden boşalan yeri başka bir şeyle doldurmam mümkün değil. O yer, belki de onun etkisiyle kalbim, ebediyen boş kalacak…

Hatırlarsın, hatırlamaz olur musun? Sana göre, her hata yaptığımda geçmiş yıllardaki tüm kusurlarımı eksiksiz bir kirli bohça içinde önüme sererdin; sen ve babam elimden tutup gezdirirken ayağım takılıp düşmüştüm. İncinmemiştim, ama yine de elimi babama uzatmıştım “Baba, Baba!” diyerek. “Hop yap, sen kalkarsın…” demişti ve ben de kalkabilmiştim. Başarmış ve mutlu olmuştum. Babamın gözlerindeki güven ışıltısını gördüm anne, sen ise hala babama söyleniyordun: “Yüreksiz baba!..” diye.. Sen bunu anlamamıştın, anne oluncaya kadar ben de…

Bu olay bir başlangıçmış meğer; sonraki yıllarda bana özel yeteneklerim, hissedişlerim, estetik anlayışım, bir beynim olduğunu keşfetmeme izin vermemiştin. Bütün hayat fonksiyonlarım senin isteklerin doğrultusunda şekillensin istemiştin. Hal-bu-ki, bana beni yaratan tarafından bir beyin ve kişilik verilmişti.

Râb, terbiye edendi. 14 yaşında benden aklımı kullanmamı ve sorumluluk üstlenmemi isteyerek kendisine muhatap kılıp onurlandırmıştı. Sen bunu bildiğin halde, iman ettiğimiz kitapta evlatların bir imtihan aracı ve emanet olarak verildiği, malınız/mülkünüz olarak görmemeniz gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen bunu göz ardı ederek her şeyime müdahale etmiştin. O yaşta içine atıldığım sosyal ve duygusal kasırgalardan kaçıp sığınabileceğim dingin bir liman olmanı beklerken, sen hangi hataları işlediğimin çetelesini tutmakla meşguldün. Beni prangalara vurman gerekmezdi; annelik kokunu salıverseydin rüzgâra… O kokunun izinden rotamı bulur, ben gelirdim sana… Gelirdim.

Rabb’ımın yaptığı gibi yapmadın. Yüreğini açmak yerine gözünü açtığını zannettin. Senin sinen yerine, yastığımın altındaki günlüğüme döktüğüm içimi illegal yollardan deşifre etmek sana daha kolay geldi. Amacın ne idi? Sorumluluk üstlenip içine düştüğüm durumdan beni kurtarmak mı, yoksa babam ve “kanka”larınla yapacağın sohbetlere(!), dedi-kodulara çerez niyetine malzeme yapmak mıydı? Hayır, bana kucağını açmak yerine içimde, beynimde oluşan buz sarkıtlarını anne sıcaklığında eritip yok etmek yerine, sen onları kırıp içimi kanatmayı tercih etmiştin.

Hani gözü yaşlı gidip gelmiştin ya kutsal topraklara. Halilullah İbrahim’in ayak izinden yürümüş; doğmadan babasını, altı yaşında annesini kaybeden “Kâinat Efendisi” nin soluduğu havayı soluyup sa’y yapmıştın… Safa ile Merve tepeleri arasında yürürken Hâcer annemizin yürek çarpıntısını hiç mi hissetmedin, Allah’ın senin ziyaretine ihtiyacı mı vardı, anne? Neden oğlu İsmail’ in çöl kumlarında tepinmesine izin verdiğini düşünmedin mi? Hacer, kime güvenmişti; İsmail’i kızgın çöl kumuna bırakıp bir tepeden diğer tepeye koşup durmuştu? Sonucu biliyorsun anne; “Zem! Zem!”… Senin yüreğin Hacer’in yüreğinden daha mı büyük anne?

Kardeşi Kabil’in şehit ettiği Habil’in de bir anne babası vardı…

Yusuf, kuyuya atıldığında on yaşındaydı; onun da bir babası vardı…

Ve senin de… Ait olmaktan kurtulamayıp, aidiyetlerinden arınıp ailene, çocuklarına yüreğini açtırmayan anne baban… Ama ben arındım; ne kimse bana ne de ben kimseye ait değilim.

Keşke”leri nisan yağmurlarında yıkayıp toprağa akıtalı çok oldu. Artık ben de maskesiz, makyajsız, yalın bir anneyim. İyiliği, gülümsemeyi, fedakârlığı, vermeyi sevap değil; karşılıksız, hesapsız varlığının gereği bir görev kabul eden bir anne… Öğrendiklerimle değil, yüreğimle; Rabbimin “Rahim” sıfatının rehberliğinde…

 

Öğretmenlerin günü kutlu olsun Anne!

Yazar : Eyyup AKSOY

1963 yılı Eylül ayında Sungu’da dünyaya geldi.
Üniversite eğitimini Bursa’da, yüksek lisansını Harran Üniversitesi'nde tamamladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesinde başladığı doktora eğitimini yarım bıraktı.
Dokuz yıllık öğretmenlik ve idareciliğin ardından, sırasıyla Harran Üniversitesinde Eğitim Öğretim Planlamacılığı, Araştırma Uygulama Hastanesi Müdürlüğü, Araştırma Fonu Müdürlüğü, Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevliliği, Akademik Bakış dergisinin yayın koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. 28 Şubat sürecinde görevine son verildi.
Medikalcilik ve pazarlamacılık yaptı.
2000- 2001 yıllarında Bursa’da bir özel hastanenin kurucu müdürlüğünü yürüttü.
2001-2003 yılları arasında ortaklarıyla kurduğu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezinin şirket müdürlüğünü yaptı.
2003 yılı aralık ayında yeniden açıktan atama yoluyla öğretmenliğe geçti.
Halen Bursa’da öğretmenliğe devam etmektedir.
Yayınlanmış eserleri:
Bir Aşkın Analizi, Gençlik Yayınları, İstanbul 1997
Akşamla Söyleşi (Şiir) Ankara 20013
Eylül Sarısı(Roman), Uğur Tuna Yayınları 2014
Eylül Sarısı(Roman)2.Baskı, 3 Adam Yayınları 2015
Peydah (Roman), 3 Adam Yayınları 2016

Tüm Yazıları Göster
Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

İlginizi Çekebilir

Otobüste Bir Sohbet

Üniversiteden şehire geliyordum ve bu arada da Münacaat-ül Kur’an okuyordum. Yanımdaki bir bayan öğrenci merak …

Daha fazla Yazarlar
Necip Fazıl’ın Şiirinde Mutlak / Himmet Uç

Prof. Dr. Himmet Uç Necip Fazıl’ın Şiirinde Mutlak Şairin imaj zincirini ve şiir evrenini kuşatan …

Kapat