Ana Sayfa / Yazarlar / Arap-Türk-Kürt ve Sâir Kardeşlerin Omzundaki Vazife: İ’lâ-yı Kelimetullah’tır / Eyüp EKMEKÇİ

Arap-Türk-Kürt ve Sâir Kardeşlerin Omzundaki Vazife: İ’lâ-yı Kelimetullah’tır / Eyüp EKMEKÇİ

Bunu paylaşınız

ARAB-TÜRK-KÜRD VESAİRE KARDEŞLERİN İMANİ UHUVVETİNİN VE İSLAMİ SECİYELERLE İTTİHADININ OMUZUNDAKİ VAZİFE: İ’LA-YI KELİMETULLAHTIR

Vaktiyle İngilizler merkez-i saltanatta lâdini bir siyaset yerleştirmeye çalışırken,sair İslam memleketi olan sömürge siyaseti tatbik ettikleri memleketlerde dine hiç dokunmuyorlardı. Ve müstemlekelerinde merkezi İslamiyeye karşı bir soğukluk vermek üzere “Türkler dinden çıktı, Nasranileşti.” diye propaganda yapıyorlardı.

Cumhuriyetin başında istiklal kahramanı olan birinci meclis lağvedildikten sonra,yani dışgüdümlü tekadam diktasında “kız gibi bir meclis” kurulduktan sonra,Türk teması ifrat derecede işlendi. Hatta Türk’ün İslamiyetle mecz olmuş olan seciyeleri ırki damarla adeta İslam’dan koparılmak istendi. Ve bunun tatbikatı doğru tarihin kayıtlarına geçmiştir. Bu arada Kürd kardeşlerimize salabet-i diniyelerinden ötürü bir çare arandı. Yani asimile siyaseti güdülmek istendi. Bu da tarihin kayıtlatında mevcuttur. Fakat gerek Hazret-i Bediüzzaman’a kulak veren Merhum milli şehidimiz Adnan Menderes’in siyaseti, gerek rahmetli Özal’ın fevkalade basiretli ve dirayetli politikaları bu zihniyeti tasfiye etmiştir.

AK iktidarımıza gelince, bir satır başı yapalım. Demokratların içinde müessir mevkide masonlar da bulunduğu için, onlara “ehvenüşşer” diyen Hazret-i Üstad 19.asırda teslis hurafesi zemininde hortlayan bir dalalet olan materyalist inkarcı felsefenin güdümünde olan bu memleketteki milli menfaatlere temelinden ters cereyanın karşısında olan ve “sivad-ı azam”ın teveccühünü kazanan Demokrat iktidara ve kitleye AHRAR ismini vererek:
“Bu AHRAR ileride İTTİHAD-I İSLAM’A inkılab edecektir.” buyurmuşlardır. İşte bu cereyan tekemmül ede ede bugünkü AK iktidar olan ismiyle müsemma ADALET ve KALKINMA partisi, o AHRAR cereyanının kemali olmuştur.

Bu araya bir not koymamız lazım. Eski Türkiye’nin lâdini zihniyetten kaynaklanan bataklık zeminlerinde emperyalist garbın ihanetkâr politikaları ihtilalleri, anarşileri ve her türlü anarşiyi ve PKK gibi kökünden kopuk dış güdümlü hasta cereyanları netice vermiştir. AK İktidar; Hazret-i Bediüzzaman’ın bizatihi ve münhasıran Kur’an’ın ayinesi olan manevi mu’cizesi Risale-i Nur’un, imanı ilimle tahkimi ve esasatı muvacehesinde; dıştan güdümlü bu dehşetli hastalığın en iyi niyetlerle ıslahına çalışmak için “çözüm süreci” denilen en müsbet bir idari ve siyasi mualece başlatılmıştı. PKK ve kuyruklarının başındaki şöhret divaneleri, Eski Türkiye’ye kıyasla bunu hükümetin bir zaafiyeti telakki etmeye çalışarak, sömürgeci şeytani emperyalizmanın kışkırtmaları da onları şımartıp körleştirmeye çalıştığı bir hengâmda yine emperyalist şeytani siyasetin, insanlık tarihinde emsali olmayan münafıkāne bir planla eski hasta Türkiye’nin bünyesinde doğurup büyüttüğü hatta dünya çapında kullanmak emelinde olduğu FETÖ münafıkane cereyanının içinden meczupları bulup iki polisimizi evlerinin içinde kafasından kurşunlayarak yaptırdıkları suikast, bardağı taşıran son damla oldu.

Maalesef yüksek seciyeli Kürd kardeşlerimiz hesabına fedakârane ve feragatkârane en iyi niyetlerle başlatılmış olan çözüm süreci mualecesi akamete uğradı. Ezelî-ebedî iman-İslamiyet kardeşi olan iki unsurun arasına yeniden bir fitne sokarak, o kardeşliği akıllarınca berhava etmek istediler. Fakat inayet-i Hak ile hakikat-ı Kur’aniyeden ve imanından aldığı bir basiret ve dirayetle liderimiz ve hükümet ve devletimiz; kardeşlerimizi uhuvvet-i imaniye ile kucaklayıp dış güdümlü terör örgütüne tavır almak mecburiyetinde kaldı ve bugünlere geldik.

Şimdi gele gele Afrin ve Mümbiç ameliyat-ı cerrahiyeleri durumuna böyle gelindi. Bundan sonraki devre için, imani basiretten ve Kelam-ı İlahi’nin bu asra verdiği Yüksek ders ve programla (ki tamirci atom bombası kuvvetindedir) “Şerri en iyi şekilde def’ediniz.” ferman-ı İlahisi üzerinden, milliyet-i İslamiye istikbalimize inayet ve istihdam-ı Rabbani ile yürümeye kararlılık ve dirayetle devam eden hükümet ve devletimize İttihad-ı İslam’ı nokta-i istinad yaparak, sulh-u umumi içinde İ’la-yı Kelimetullah ezeli-ebedi vazifelerinde muvaffakiyetlerini Rabb-ı Rahimimizden niyaz ediyoruz.

VESSELAMU ALA MENİTTEBEAL HÜDA…

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Sanat ve Peygamber Zorunluluğu

Yine İlâhî Sanatın Yorumcusu Bediüzzaman Bediüzzaman sanatı peygamberin varlık zorunluğuna kadar uzanan bir mütalaa ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Naat (s.a.v) / Şevket ÖZSOY

Seni nasıl öveyim ey alemler Serveri Nasıl hitap edeyim ey nebîler Nebîsi Gönderdi Rabb'in seni …

Kapat