Ana Sayfa / Yazarlar / Asıl Anlatacak Olan Risaleleriniz Sizi / M. Nuri BİNGÖL

Asıl Anlatacak Olan Risaleleriniz Sizi / M. Nuri BİNGÖL

“Kardaşım, vücudum ve hayatımın devamı, bu millet için lâzımdır. Hayatıma kasdetmek isteyenlere karşı, bu can emanetini ‘Emanet Sahibi’nin emri gelmeden teslim edemem. Bu yüzden, yemek yapmak için lüzumlu malzemeyi en çok itimad ettiğin kişilerden almalısın. Biliyorsun, beni on dokuz defa zehirlediler.” diye bir “hâdim”inize derken, istikballer namına endişe volkanları patlıyordu içinizde belki de…

Sizin fıtratınız, zillet ve hakarete tahammül etmezdi. İzzet ve İslamiyete layık kahramanlık sizi bu hâlde bulunmaktan şiddetle menederdi. Böyle bir vaziyete düşünce, karşınızda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düşman kumandanı olsa da baş eğmezdiniz. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarpardınız.

Sizi zindana atar, yahut idam sehpasına götürür; bunların hiçbir ehemmiyeti yok sizin için. Bunların hepsini gördünüz üstelik. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkârlığa dayanabilseydi, bugün asılmış ve masumlar zümresine iltihak etmiş olacaktınız.

Bütün hayatınız böyle zahmet, meşakkat, felâket ve musibetle geçti işte. Cemiyetin imanı, saadet ve selameti yolunda nefsinizi, dünyanızı bile feda ettiniz. Buna rağmen onlara beddua bile etmediniz. Bu sayede Nur Risaleleri, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kişinin yaklaşık yarım milyon insanın imanını kurtarmağa vesile olmuştu.

Ölmekle yalnız kendinizi kurtaracaktınız ; hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ederek, bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettiniz. Sonra, Siz cemiyetin iman selameti yolunda Ahiretinizi de feda ettiniz. Daha yüksek manevi makamlara ulaşacakken, daha azıyla iktifa ettiniz yani.

İnziva tavrına girip de “Hakikat ve İhlas Mesleği”ni teşkil etmeyerek daha yüksek manevi hazlar alıp Ahiret’teki makamınızı daha yükseltebilirdiniz. Tek istediğiniz Allah’ın rızasıydı, muhabbeti…

Bu satırları, teneffüs ettiğiniz havayı koklayamamış, vefatınızdan bir yıl sonra doğduğu için atmosferdeki ıtrınızı kapamamış bir bahtsız yazıyor. Bunlar, hayatınızdaki harikalara – yaklaşık – 35 yıldır hayran, ama hayranlığın üst sınırı “ idrâk ve izân”a erişmek için çabalayan bir kalemin fâni izleri…

… Ve anlıyor, esefle fehmediyor, yaptığı araştırma neticesinde görüyor ki, değil “nasıl yaşadığınızı” yazmak, onları tam tekmil bilmek ve idrâkten bile acizdir.

“Bu kalem O’nu nasıl yazsın, bu zihin O’nu nasıl kavrasın, bu havsala O’nun duruşunu, tavizsiz tavrını, müsbet hareketini nasıl izah etsin?” diye de kendi kendini yeyip bitirmektedir; uykusuz beyni niceden beri zonk zonk atmaktadır.

Bu çalışmayı batı illerinden birine yaptığım yolculuk esnasında musavvire gücüme silik hatlarla not düştüm.

Bu çiziktirmenin, yaşadığınız hayatın yanında karakalem ve hatları silik çizgilerden beter bir tasavvur olabileceğini hissederek de korktum; ama hatırlayınca hem ferahladım, hem de sürurla doldum.

“VEMA MEDAHTÜ MUHAMMEDİ BİMEKÁLATÎ, MALA MEDAHTÜ MUHAMMEDİ Bİ-MAKÁLETİ”

Bu mısralar ders aldığınız Nebiler Nebisi hakkında söylenmişti ve “ Ben makalelerimle Muhammed ( asm )’ı methedemedim, ama O’nu (asm) methetmek makalelerimi güzelleştirdi ve yüceltti.” mealindeydi.

Bu ifadelerdi zihnime güç, yüreğime cesaret aşılayan ve ötelerin ötesindeki hesap için büyük bir emniyet hissi veren. Hani, “ Alimler Nebi’lerin varisleridirler.”Hadis’i var ya; bana bu kıyası yapma imkânını bağışlayan işte oydu.

Eyyühel Üstad! Sizin külliyatlara bile sığmayan fikir, hizmet, mücadele ve rehberliğinizi dile getirmek –biliyorum ki- beni çok çok aşar. Sizi asıl izah edecek olan Risaleleriniz ve Nur külliyatınız olacaktır. Yepyeni nesiller sizi anlamak uğrunda ellerinden geleni yapacaklardır; berzah âleminde kalp rahatlığı içinde olunuz.

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Sayılarla Hadisler ve Yanlış Bilinen Gerçekler

RAKAMLARLA HADİSLER VE YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER Hadis kitapları ve hadis sayıları. Kütübü Tis’a (Dokuz hadis …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Diyanet Bunu Niçin Yapıyor? / Oğuz CANDARLI

Akşam akşam bir paylaşım takıldı gözüme. Diyanet'in basın açıklamasıydı. Evveliyatını bilmediğim bir tartışmaya ilişkin açıklama …

Kapat