Ana Sayfa / Mustafa H. KURT (Sayfa 5)

Mustafa H. KURT

Mustafa H. Kurt: 1974 yılında Gaziantep'te doğdu. Cumhuriyet Lisesi (1992) ve Gaziantep Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu (2000). Türkiye’de ve Almanya’da eğitimcilik yanında farklı iş kollarında çalıştı. Yazarımız, kastamonur.com yanında hâlihazırda çeşitli dergi ve haber sitelerinde yazıyor.

Sözler’den “düstur, kaide ve hükümler” – II / Mustafa H. KURT

 (ONUNCU SÖZ) BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM “Bir iğne ustasız olmaz..” “Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?” (1) 10.Söz, s.49. * * Kerem, izzet, haysiyet ve namus sahibi olmanın gerektirdikleri.. “Demek şu saltanat sahibinin pek …

Devamını Oku »

Sözler’den “düstur, kaide ve hükümler -I” / Mustafa H. KURT

Sözler’den itikadî, fıkhî, mantıkî “düstur, kaide ve hükümler” -I- “RİSALE-İ NUR’UN ‘ana direklerinin’ başında gelen ve ismi çoğu zaman bizzat Risale-i Nur’u kastetmek için de kullanılan “Sözler” kitabı, ‘öz bir eser’ olmanın da şiarıyla, bünyesinde ‘özün özü’ niteliğinde hayli “hüküm cümlesi” barındırır. Bu hüküm cümlelerinin pek çok ilim dalına ve tecrübesine ait …

Devamını Oku »

“Edeb Yahu!” / Mustafa H. KURT

Zamanın ahiri, İslam-İslamcılık ilişkisi üzerine harcadığımız enerjiden çok daha fazlasını, “İslam-edep ayrılmazlığına” yoğunlaşarak değerlendirmemizi ders veren örneklerle dolu ne yazık ki.. Ne olurdu, en azılı müşriklere karşı bile tek bir hakaret cümlesi kendisinden sadır olmayan bir Rehber’in (s.a.s) izinden gitme azmi ve iddiasının sahipleri olarak; hakkı dava edinirken hem Sünnet-i …

Devamını Oku »

Bunalım ve iman zaafiyeti! / Mustafa H. Kurt

İnsanın kimi zaman kendisini yalnız ve çaresiz hissetmesi; bunalımların, depresyonların ve savrulmaların da en önemli sebeplerinden biridir mutlaka. Ne var ki, yaşanan zorluklar karşısında çaresizlik illetine düşmeyerek, bilakis bunları Rabbi’ne olan bağlılığını daha da sağlamlaştırma yoluyla bertaraf edebilen insanların var olduğunu da asla unutmamak gerek. Çünkü öyle hayatlar yaşanmış ki …

Devamını Oku »

‘Acı biber sevenler ve sevmeyenler’ / Musta H. KURT

İnsanoğlu hakkında söylenmiş her tasnif cümlesi, onu konu edinmiş özgün bir tariftir de aynı zamanda. Üstelik ‘derin meseleleri’ düşünmeye pek zaman ayıramayanlara; tarafını, ahvalini ve amacını bir gözden geçirme fırsatıdır da!.. Belki bizi bu türden bir farkındalığa sevk etmeyi murad etmemişti ama, örneğin Aristo’nun “Güdenler ve güdülenler” şeklindeki insan tasnifi …

Devamını Oku »

Anti-kapitalist Müslüman’ın hatırlattığı / Mustafa H. KURT

Kimi insanların yaşadıkları toplumun hayat standartlarının çok üzerinde bir yaşam sürmeleri; imrenen, üzülen veya kahreden bakışların odağında her biri bir servet değerinde arabalara binmeleri, pahalı restoranlarda orta halli birkaç maaşa denk hesaplar ödeyebilmeleri, lüks evlerde oturabilmeleri vb. hiç vicdanî gelmiyor!. Hele bu kişiler dindarlık iddiasında iseler, olay daha da hazin …

Devamını Oku »

Bir iftiranın resmidir! / Mustafa H. KURT

YALAN: Emirdağ Lahikası adlı eseri kaynak verilerek Bediüzzaman Said Nursi’ye atfedilen ve sosyal medyada dolaşan bir ifade: GERÇEK: Emirdağ Lahikası adlı eserinde Bediüzzaman Said Nursi’nin konuya dair gerçek ifadeleri: “İşte, Kur’ân’ın bu gibi kudsî kanun-u esasîsine irtica namını veren bedbahtlar, vahşet ve bedevîliğin dehşetli bir kanun-u esasîsi olarak kabul ettikleri şimdiki …

Devamını Oku »

Referandum yaklaşırken / Mustafa H. KURT

Sandık denilen irade sembolü, işte, memleket afakında bir kez daha belirdi maalesef..  Maalesef diyorum, zira kutuplaşma ve gerginliğin zirve yaparak çoğu kez büyük bir “zaman, emek ve enerji kaybına” dönüştüğü o günler muhtemelen ülkenin yakasına bir kez daha yapışacak, daha doğrusu zaten avuçlarındaki bu yakayı bir süreliğine daha bir kuvvetle …

Devamını Oku »

Dağlara güven olmaz! / Mustafa H. KURT

Kim bilir ne çok şey söylenmiştir şu hayata dair. Öyle ya, zaten vücut bulmuş her bir hayat da hayatın ayrı bir tarifi değil midir?. Ama şu sıralar hayatın tarifinden çok, hayatla ilgili garip bir yanılgımız dolaşıp duruyor zihnimde. Ve o dolaştıkça da, bu yanılgının aslında hayata daha iyi tutunmamız için …

Devamını Oku »

Ahireti inkar ve Samimiyet / Mustafa H. KURT

“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.” (Hacc Sûresi, 22/46). Kendini bir ‘et ve kemik bütününden’ ibaret görmek.. Veya o soğuk ifadeyle, “canlı bir organizma” diye tarif etmek sadece… Ama sonra da o et ve kemik …

Devamını Oku »

İmanına istinad edilenler / Mustafa H. KURT

“Ben anlamasam da…” 20 yıldan fazla oluyor. Ama dün gibi hatırlıyorum. Devrinin gözde yeniliklerinden olan videonun evlerde yaygınlaştığı bir dönemdeydik. Emaneten de olsa eve getirdiğimiz videoda peş peşe izlediğimiz kasetlerle, adeta tek kanalın acısını çıkarmaya çalışıyorduk TV’den. O gün izlenecek kasetimiz ise, bir vaaz kasetiydi. Hem ev rahatlığında, hem de …

Devamını Oku »

Ene ve sentez / Mustafa H. KURT

Ene ve sentez

Olaylar karşısında gösterdiğimiz genel fikrî tepkiler ve çatışmalar da gösteriyorlar ki, "ideolojiler asrı" denilen o uzun yüzyılın etkisi hala etkin şekilde devam ediyor üzerimizde. (1)

Zira ‘ideolojiler sonrası postmodern bir zamanda bulunduğumuzun' konuşulduğu şu devirde bile, ideolojik ve fikrî akımların gizli/açık telkinatına karşı uyanık kalabilenimiz 'yine de' azınlıktadır sanırsam!

Ama belki bundan da fenası, “zihni o akımların cazibesiyle malul Müslüman entelektüel” gerçekliğinin de memlekette varlığını hala devam ettirebilmesi galiba!.

Bunu şunun için söylüyorum, parlak bulduğumuz hemen her fikri İslam’la ‘sentezlemeye’, olmadı, bunun 'İslamî versiyonuyla’ insanlığı kurtarmaya yönelik o acınası entelektüel hevesimiz; aslında böylesi fikirlerden “yararlanma” ile, kutsî muktesabatımızı onlarla 'senteze tabi tutma' divaneliğini hala birbirine karıştırdığımızın da bir ikrarıdır aynı zamanda!.

Nasıl veya neden mi?

Devamını Oku »

Mevcudatı ‘kapital’ görmek! / Mustafa H. Kurt

Mevcudatı 'kapital' görmek!

Sayamayacağımız çeşitlikte zenginliklerle donatılmış şu kâinatta, canlı-cansız hemen her şeyden faydalanabileceği sayısız nimetler sunulmuştur insana. 

Dünyadan sadece ihtiyacı kadar al(a)mayan insanoğlu ise, muhatap olduğu o nimetlere -diğer canlıların aksine- ‘kalbini bağlayabilen’, üstelik onları biriktirerek değişim aracı olarak kullanan bir varlıktır da aynı zamanda.

Devamını Oku »

“Önce ‘özgürleşmek’, sonra ittihad” fikrine dair / Mustafa H. Kurt

“Önce ‘özgürleşmek’, sonra ittihad” fikrine dair

 

“Türklerin var, bizim neden olmasın?,” 

ayartmacılığına sığınmak suretiyle ve Türkiye’yi tam anlamıyla Kürtlerin de devleti yapma uğraşısı/hamiyeti yerine “Biji azadiya Kürdistan!” ısrarında bulunmak, bunu yapan seküler olsun-dindar olsun hiç fark etmez, nerden bakılsa milliyetçi bir pozisyondur!

KLASİK İSLAM coğrafyasının son asırlarda yaşadığı büyük çalkantı ve yıkımlara karşı öne sürülen en önemli kurtuluş reçetelerinden biri de “İttihad-ı İslam ideali”dir kuşkusuz. Özellikle gayr-i müslim unsurların On dokuzuncu yüzyıl boyunca devam eden kopuşlarının “Osmanlılığa” yaşattığı travma sonrasında, mevcut devleti ayakta tutmak üst gayesiyle içeride yeni uluslaşma hareketlerine, dışarıda ise Batılı emperyal tehlikeye karşı Müslüman dayanışmasını öngören bir “Müslüman ulusu” kurma projesidir ‘İttihad-ı İslam projesi’.

Daha doğrusu, İttihad-ı İslam’ın siyasî (İslamcılık) ve ‘dönemsel bir proje’ kalıplarındaki tarifidir bu!..

Halbuki ne dağılma sürecine girilmesi nedeniyle Hilafet’in siyasal etkinliğini arttırma çabaları, ne de İttihad-ı İslam’ın aynı dönemdeki yüksek perdeli telaffuzu; söz konusu ittihad idealini modern fikir akımlarından veya siyasal projelerden biri kalıbına sığdırmaya delil teşkil edemez.

Orada söz konusu olan, nicedir ihmal edilmiş kudsî bir bağın yeniden ihyası, bir “öze dönüş çağrısıdır” zira.. Dinin kudsî kaynaklarında ve en temel metinlerinde yer almasına rağmen, gereklerinden sapılmış bulunulan “mümin kardeşliğine” (1) ve “mümin dayanışmasına” (2); tabir-i diğerle, ümmeti yeniden ayağa kaldıracak stratejiye, ruha, heyecana bir dönüş davetiyesidir veya.. Hatta, ‘ideolojilere ve modern siyasal projelere’ yetişememiş Yavuz’u “kuşe-i kabrinde bî-karar eyleyecek” derecede köklü bir gelenekle kaim bir reçetenin adıdır da o..

Bununla birlikte, nassa dayalı açık hükmü ve siyasal mazideki kadîm örnekleri de atlanarak İttihad-ı Ümmet’i milliyetçilikler çağının bir ‘Müslüman ulusu oluşturma projesi’ olarak görmedeki diğer bazı fikrî açmazlara da sözü getirmek istiyorum.

Devamını Oku »

“Başarı mı dedin?” / Mustafa H. KURT

"Başarı mı dedin?"

Modern zamanların başarı anlayışıyla, "zamanlar üstü başarı" hakikatinin farklılığı üzerine bir hasbihal:

"Başarı mı dedin?, başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsan başarısızlara sor!" türü ironiler, sanırım -sükseli kelam etme hevesinin de marifetiyle- başarı putunun itibar bulmasına hizmet ediyorlar en çok da.

Devamını Oku »