Ana Sayfa / Yazarlar / Ayasofya’da Ezan-ı Muhammedî (asm)

Ayasofya’da Ezan-ı Muhammedî (asm)

Bunu paylaşınız

2019 Yerel Seçimleri geride kaldı. Cumhur İttifakı büyük illerin tamamında başarı kazanamamış olsa da ülkemizin neredeyse tamamında açık ara seçimi kazanmıştır.

Seçim sonuçlarının en güzel tarafı şudur: Yöneticileri darbeciler değil halk değiştirmektedir. Ülkemiz her 8-10 yılda bir tekrarlanan askeri darbeler nedeni ile özgür seçimler yerine ABD’den emir alan generallerin keyiflerine göre yönetiliyorlardı. Şimdi halkımızın keyfi sorulmuştur. Halkımız da kendi düşüncesine göre 5 yıllığına şehir yönetimlerini ve meclislerini seçmiştir.

İkinci güzel tarafı ise şudur. Ayasofya gibi sembol bir caminin açılacağı sözünün verilmiş olmasıdır. İşte yıllardan beri emek verdiğim ve Cami olarak açılması için binlerce insanın gayreti ile çok güzel bir sonuç alınmış oldu.

Daha önce Cumhurbaşkanı’nın gözünü korkutan bazı sinsi bürokratlar ağzının payını almış bu sefer Cumhurbaşkanı’nı aldatamamıştır. Güya dünyadan büyük tepki gelecek ekonomik darboğaz içine çekileceğiz. Haydi oradan. Kimi kandırıyorsunuz Sabetaycı ödlekler. Allah’ın izni ile 500 sene Cami olmuş bir yeri tekrar cami yapmaya kim itiraz edebilir ki?

Elbette köpekler huyları gereği havlarlar. Şarkı söyleyecek halleri yok ya! Ayasofya’nın Cami olmasından rahatsız olan o kadar çok insan bozması var ki. Bunların itiraz etmesi kadar doğal bir şey yoktur.

Eğer bunları ciddiye almış olsaydık hiçbir icraat yapılamazdı. Birinci köprü yani Boğaziçi açılacağı zaman havlamalar olmadı mı? Hani bu köprüden zenginler geçecekti? Devletin parası çarçur edilmişti?

Demek ki bu zavallılar sahipleri ne istiyor ise ona göre havlıyorlar. Bırakın devam etsinler. Bizde kimin insan ruhu taşıdığını; kimin hayvan olduğunu daha iyi anlamış oluruz…

Bir de bazıları diyor ki Erdoğan vaadini yerine getiremez veya getirmeyecektir. İyi de bu insanlara sormak gerekmez mi: Cumhurbaşkanı neyi vaat etti de yerine getirmedi?

Erdoğan seçim sonucunda yapmış olduğu konuşmalarda değindiği gibi “şimdi iş icraat yapma zamanıdır” Dört yıl boyunca çalışacaklar ve sonunda yine bizim yani cumhurun önüne gelecekler. İşte o zaman vaat edilenle yapılanlardan imtihan edeceğiz.

Umut ederiz ki daha önceden olduğu gibi yine verilen sözler yerine getirilir ve Erdoğan’ı bir dönem daha Cumhurbaşkanı seçeriz. Rabbim istikametten ayırmasın ve güzel icraatlarında muvaffak kılsın.

Şimdi gelelim şu “Ayasofya nasıl cami olur” meselesine. Bana göre gösterişli bir şekilde açmak daha iyi olur. Çünkü sembol önemi vardır. İslam ülkeleri Türkiye’nin Batı boyunduruğundan kurtulduğuna inanacaklardır.

Lakin hükümet pek böyle düşünmüyor. Öyle olsun. Fark etmez. Önemli olan fatih Sultan Mehmed Han’ın bedduasından kurtulmaktır. Peygamberimizin (asm) sena ettiği bir zatın bedduası pek mühimdir. Bazı sağır kulakların duymasını dilerim.

Halen defalarca Cuma, teravih ve vakit namazı kıldığım kıble taraftaki kısım genişletilebilir. Caminin içine doğru halılar serilerek Cuma, Bayram ve teravih namazları namazları burada kılınabilir. Halkımız benim yaptığım gibi burada namaz kılmaya devam ederse iş daha çabuk ve gürültüsüz bir şekilde olur.

İkinci husus ise birkaç defa yapıldığı gibi Ayasofya’dan ezan seslerinin yükselmesi meselesidir. Zaten cami görevlileri mevcuttur ve kadroludur. Bundan sonra her vakitte Ezan-ı Muhammedi okunması gereklidir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuyu acil olarak gündemine almalı ve çözmelidir.

Son söz olarak şunu söyleyeyim. Seçimleri seviyorum. Hiç olmaz ise 5 yılda bir önüme gelip benim halimi hatırımı soruyorlar. Halbuki diktatörler, krallar ve darbeciler öyle mi? Zaten İslam’da saltanat krallık yoktur. Romalılardan Firavunlardan ve Nemrut gibi zorbalardan bize de geçmiştir. Yoksa aklı başında hiç kimse bunu istemez.

Dört halife dahi seçimle işbaşına gelmiş devleti meşveretle yönetmiştir. İslam’ın yönetim şekli seçimli sistemlerdir, vesselam…

Yazar : Vehbi KARA

Dr. Vehbi KARA, 1965 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta eğitimini yine İstanbul’da tamamladıktan sonra 1982 yılında Deniz Harp Okuluna girerek askeri öğrenci olarak eğitimine devam etti. 1986 Yılında Kontrol Sistemleri bölümünden Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra Teğmen rütbesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemilerinde ve karargâh birimlerinde deniz subayı olarak görev yaptı. Savaş gemilerinde güdümlü mermi ve top atışlarında birincilik kazanmıştır. 1997’de Yüzbaşı rütbesinde iken askerlik mesleğinden ayrıldı ve ticaret gemilerinde çalışmaya başladı. Gemi Kaptanı olarak çeşitli ülkelere ait 30’dan fazla ticari gemide görev yapmış çalıştığı firmalardan ödüller almıştır. 2011 Yılında Araştırmacı kadrosu ile İstanbul Üniversitesinde göreve başladı ve halen de bu üniversitenin Su Ürünleri Fakültesinde ve Mühendislik Fakültesinde denizcilikle ilgili meslek dersleri öğretmenliği görevini yürütmektedir. 1997 Yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Petrole Dayalı Stratejiler ve Uluslararası İlişkilerde Petrolün Rolü” isimli çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2015 Yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümünde “Çalışma İlişkileri Açısından Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı çalışması ile doktora eğitimini tamamlamıştır. Uzakyol Kaptanı yeterliliğinde gemi kaptanlığı, Denizci Eğitimci Belgesi ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği sertifikaları mevcuttur. Denizcilik, askerlik, tarih ve iktisat konularında çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde makaleler yazan Vehbi KARA’nın “Bahriyede 15 Yıl” ve “Altı Ayda Altı Kıta” isimli iki kitabı bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Allah Onları Kahretsin!

… Onlar (münafıklar) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Mi’rac Hakîkati

Mi'rac-ı Nebeviyeye dairdir     İHTAR: Mi'rac mes'elesi, erkân-ı imaniyenin usûlünden sonra terettüb eden bir neticedir. …

Kapat