Ana Sayfa / KASTAMONU / İz Bırakanlarımız / Az Bilinen Bazı Kastamonulu Şairler

Az Bilinen Bazı Kastamonulu Şairler

VEFÂÎ

(d./19.YY?-ö./20.YY başları)

Âşık

Kastamonulu olduğu bilinen Vefâî’nin hayatı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Yalnızca Kastamonu’da Âşık Fasılları adlı eserinde kısaca kendisinden bahsedilmiştir (Şenel 2009: XXXV). Kaynakta İhsan Ozanoğlu’ndan aktarıldığı şekliyle; 20. yüzyılın ilk yarısında öldüğünün tahmin edildiği, ümmi olduğu (okuma yazma bilmediği) ve hazırlanmadan söz söylemede usta bir âşık olduğu dışında herhangi bir bilgiye yer verilmemektedir (Ozanoğlu’ndan akt. Şenel 2009).Vefâî’nin yaşamı ve eserleri hakkındaki belirsizlik ölümü için de geçerlidir. Cönk ve mecmualar üzerine yapılacak çalışmalar ile şair hakkında yeni bilgiler gün ışığına çıkabilir.

Kaynakça

Şenel, Süleyman (2009). Kastamonu’da Âşık Fasılları Türler/Çeşitler/Çeşitlemeler. 1. Cilt. Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresi Yayını: 12. s. XXXV.

EBRU KİPAY
***

Şikestî Bey

(d.?/?-ö.?/?)

Divan şairi

Hakkında sadece iki biyografik kaynakta verilen son derece sınırlı bilgilere göre Şikestî, II. Bâyezîd devri (sal. 1481-1512) şairlerindendir. Kastamonuludur. Musikîşinastır (Akbayar 1996: 1601; Tuman 2001: 495). Onun eseri olup olmadığı ise belirlenememiştir.

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî. C. 5. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Tuman,Mehmet Nâil (2001). Tuhfe-i Nâ’ilî – Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. hzl. C. Kurnaz; M. Tatcı. Ankara: Bizim Büro Yay.

YRD. DOÇ. DR. ELİF AYAN NİZAM
***

BERGİYÂ

(d./?-ö./?)

Âşık

Bergiya’nın hayatı hakkında bilgi bulunmamaktadır. İsmi Kastamonu’da Âşık Fasılları adlı eserde tespit edilmiştir (Şenel 2009: XXXIV). Ancak bu kaynakta seferberlik yıllarında öldüğü ve simli yemeniler yapıp satmak suretiyle geçinen bir âşık olduğu dışında herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Bergıya’nın yaşamı ve eserleri hakkındaki belirsizlik ölümü için de geçerlidir. Cönk ve mecmualar üzerine yapılacak çalışmalar ile şair hakkında yeni bilgiler gün ışığına çıkabilir.

Kaynakça

Şenel, Süleyman (2009). Kastamonu’da Âşık Fasılları Türler/Çeşitler/Çeşitlemeler. 1. C. İnceleme. Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresi Yayını: 12. s. XXXIV.

EBRU KİPAY
***

MELÎHÎ

(d.?/?-ö.900 civarı/1494-95 civarı)

Divan şairi

Melîhî’nin asıl adı bilinmemektedir. Kaynaklarda memleketi olarak Tokat, Kastamonu ve Sinop olmak üzere üç ayrı şehir gösterilmektedir. Âşık Çelebi Tezkiresi’nde bu belirsizliğe dikkat çekilerek “Ya Sinobî ya Kastamonîdür” denmektedir (Meredith-Owens 1971: 126b). Mecdî ise “Anadolu vilâyetindendür” demekle yetinmiştir (Özcan 1989: 232). Memleketinde başladığı eğitimini İran’da tamamlamıştır. Horasan’da bulunduğu esnada Molla Câmî ile tanışmıştır. Fethin ilk yıllarında İstanbul’a dönmüş, burada harâbât ehliyle düşüp kalkmaya başlamış, bu nedenle de “Sarhoş Melîhî” diye anılmıştır. Sehî ve Âşık Çelebi onun şarapla olan ünsiyetine dair türlü hikâyeler anlatmıştır. İstanbul’da tatlı sohbeti ve olağanüstü hitabet kabiliyetiyle kısa zamanda tanınarak -Latîfî’ye göre şair Ahmed Paşa’nın aracılığıyla (1314: 315)- Fâtih Sultân Mehmed’in musahipleri arasına girmiştir. Hatta Fâtih’in başbaşa sohbet etmekten hoşlandığı, onsuz sohbeti tatsız tuzsuz yemeğe benzettiği arkadaşlarından biri olmuştur. İçkiye aşırı düşkünlüğü, ayyaşlığı ve son dereceye varan kayıtsızlığı kaynaklarda üzerinde en çok durulan özelliğidir. Şairin, şarap alabilmek için birkaç kere cübbe ve destarını meyhaneciye rehin bıraktığını söyleyen Latîfî’nin ayrıntılarıyla anlattığına göre Fâtih, Melîhî’yi içki düşkünlüğünden vaz geçirmek için içmesini yasaklamış, Melîhî’ de tövbe etmiş, ama buna rağmen vazgeçmeyince Fâtih de artık onunla görüşmek istememiştir. Bu ayrı düşüş, Melîhî’nin yoksul ve kimsesiz bir şekilde II. Bâyezîd devrindeki (1482-1512) ölümüne kadar sürmüştür. Kınalı-zâde Hasan Çelebi’ye göre (Kutluk 1989: 924) ölümüne ayyaşlığı sebep olmuştur. Riyâzî, şairin Sultân Bâyezîd saltanatının başlarında 900/1494-95’te öldüğünü kaydetmiştir (Es’ad Ef. Nu. 3871. vr. 101a).

Sicill-i Osmânî’de, sınıf arkadaşı Molla Câmî’nin yeni yazdığı bir eseri eline geçince “O sâlih oldu, ben fâcir oldum.” diye hayıflandığı belirtilen (Mehmed Süreyyâ 1311: 511) Melîhî’nin, dîvânı veya başka bir eseri olup olmadığı bilinmemektedir. Sadece nazire mecmualarında pek çok şiirine raslanmaktadır. Eğridirli Hacı Kemâl’in Câmi’u’n-Nezâ’ir’inde 17, Pervâne Bey Mecmû’ası’nda 3, Edirneli Nazmî’nin Mecma’u’n-Nezâ’ir’inde 2 şiiri vardır. Pervâne Bey Mecmû’ası’ndaki 1, Mecma’u’n-Nezâ’ir’deki 2 şiiri zemin şiirdir. Bu şiirlerine Zâtî, Kemâl-i Zerd, Mesîhî, Cem Sultân, Muhibbî, Tâcî-zâde Ca’fer Çelebi, Bihiştî, Me’âlî gibi devrin önde gelen şairlerinin nazire yazmaları, onun şiirlerinin sayıca az olsa da etkili olduğunu göstermektedir. Melîhî’nin, başta Ahmed Paşa olmak üzere devrin şairleriyle sürekli görüştüğü ve şiir meclislerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Sehî, şiir ilmi konusunda çok çalıştığını söylediği Melîhî’yi, “Ahmed Paşa’nın şiirdeki üstadı ve önderi” kabul etmektedir. Onun şiirlerini beğendiğini de devri şairlerinin hepsinden üstün olduğunu belirtmek, şiirlerini tatlı, sözünü nazik ve şirin, gazellerini de gönül alıcı ve renkli olarak nitelemek suretiyle ifade etmektedir (Sehî 1325: 62). Latîfî’nin (1314: 317) şiir ilmine hâkim olduğunu söylediği şairin gazelleri Âşık Çelebi’ye göre de gönül açıcı ve şûhânedir (Meredith-Owens 1971: 126b-127a). Melîhî, hemen bütün kaynaklarda sadece şairliğiyle değil pek çok ilimdeki maharetiyle de tanıtılmaktadır.

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Yüzün nûrından alur pertevi mâh

Melâhat mülkine tapun durur şâh

 

Dehânun bilmediler hurde-dânlar

Nihânî râzdan kim ola âgâh

 

Senün zülf ü ruhun vasfıdur ey dûst

Bana zikr-i şeb ü vird-i sehergâh

 

Kapunda itlerünle hem-dem olmak

Bize âlemde yiter izzet ü câh

 

İderem giceler kûyunda efgân

İşitmezsin benüm feryâdumı âh

 

Yaşum kapunda sâyil olsa tan mı

Çün ol işikde yok men’-i ‘ale’llâh

 

Melîhî ışka tevbe_itdi dimişler

Hatâdur işbu söz estağfuru’llâh

Köksal, M. Fatih (hzl.) (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 28.06.2013]. 2460.

 

Gazel

Micmer göricek sûzumı içi oda yandı

Şem’ agladugum gördi yaşı kana boyandı

 

Âşık ki meded isteye âh ile yaşından

San tekyelenüp yile varup suya tayandı

 

Bî-vakt bitürdün şekerün üzre nebâtı

Bu haste ciger kanda lebün kandine kandı

 

Göz karasıla dil çü saçun bendine düşdi

Birez kara bahtına ilendi vü karandı

 

Öpüp lebüni zülfüne el urup uzandum

Gûyâ ki hayât âbın içüp ömri uzandı

 

Dil şîşesini seng-i cefâ ile uşatma

Çün kim bütün olmaz dahı ol şîşe ki_uşandı

 

Ey dil-ber-i cânâne iriş kim bu Melîhî

Mercân lebünün hecrile cânından usandı

Köksal, M. Fatih (hzl.) (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 28.06.2013]. 2917.

 

Gazel

Benden ruh-ı zîbânı nihân eyledün ey dost

Âhir beni rüsvâ-yı cihân eyledün ey dost

 

Ben kavlüm-ile sana vefâdâr dir-idüm

Sen fi’lün-ile beni yalan eyledün ey dost

 

Pinhân idüben la’l-i dürer-pûşunı benden

Uş çeşmümi yâkût-feşân eyledün ey dost

 

Ben eylemedüm kendümi senden hele dil-teng

Sen gonca gibi bagrumı kan eyledün ey dost

 

Kılmaz şeh olan mülkini târâc niçün sen

Yagmâ-yı dil ü gâret-i cân eyledün ey dost

 

Bir nokta-i mevhûm güneş dâ’iresinde

Gösterdün ü adını dehân eyledün ey dost

 

Dimiş ki uram tîg Melîhî’ye (…….)

Bu ahde anı key nigerân eyledün ey dost

Eğridirli Hâcı Kemâl. Câmi’u’n-Nezâ’ir. Bayezıd Kütüphanesi. No. 5782. vr. 38a

Kaynakça

Eğridirli Hâcı Kemâl. Câmi’u’n-Nezâ’ir. Bayezıd Kütüphanesi. No. 5782. vr. 38a, 104b, 122b…

Ergin, Muharrem (1946). “Melîhî”. İÜEF Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 2 (1-2): 59-78.

Köksal, M. Fatih (hzl.) (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 28.06.2013].

Köprülüzâde, Mehmed Fuad (1918). “Harâbât Erenleri: Melîhî”. Yeni Mecmua (2): 85-86.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1989). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. C. 2. Ankara: TTK Yay.

Latîfî (1314). Tezkire-i Latîfî. İstanbul.

Mehmed Süreyyâ (1311). Sicill-i Osmânî. C. 4. İstanbul.

Meredith-Owens, G. M. (hzl.) (1971). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (Meşâ’irü’ş-Şu’arâ or Tezkire of Âşık Çelebi). London: Brydone Printers Ltd. vr. 126b-127a.

Özcan, Abdülkadir (hzl.) (1989). Mecdî Mehmed Efendi, Hadâiku’ş-Şakâik (Şakâik-ı Nu’mâniyye ve Zeyilleri). C. 2. İstanbul: Çağrı Yay.

Pervâne Bey. Mecmû’a-i Nezâ’ir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi. Bağdat. No. 406. vr. 183a, 532b, 634b.

Riyâzî. Riyâzü’ş-Şu’arâ. Süleymaniye Kütüphanesi. Es’ad Efendi. No. 3871. vr. 101a.

Sehî (1325). Tezkire-i Sehî. İstanbul.

Şemseddîn Sâmî (1316). Kâmûsu’l-A’lâm. C. 6. İstanbul.

Tuman, Mehmet Nâil (2001). Tuhfe-i Nâilî – Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. hzl. C. Kurnaz; M. Tatcı. Ankara: Bizim Büro Yay.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. (1986). C. 6. “Melîhî”. İstanbul: Dergâh Yay. 242.

PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
***

KEL ÇAVUŞ

(d./19.YY-ö./20.YY başları)

Âşık

Kel Çavuş’un hayatı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. İsmi Kastamonu’da Âşık Fasılları adlı eserde tespit edilmiştir (Şenel 2009: XXXV). Ancak bu kaynakta 20. yüzyıl başlarında öldüğü belirtilmektedir. Kel Çavuş’un yaşamı ve eserleri hakkındaki belirsizlik ölümü için de geçerlidir. Cönk ve mecmualar üzerine yapılacak çalışmalar ile şair hakkında yeni bilgiler gün ışığına çıkabilir.

Kaynakça

Şenel, Süleyman (2009). Kastamonu’da Âşık Fasılları Türler/Çeşitler/Çeşitlemeler. 1. Cilt. İnceleme. Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresi Yayını: 12. s. XXXIV.

EBRU KİPAY
***

GARAGADIOĞLU RIFAT EFENDİ

(d./19.YY-ö./20.YY başları)

Âşık

Garagadıoğlu Rıfat Efendi’nin hayatı hakkında bilgi bulunmamaktadır. İsmi Kastamonu’da Âşık Fasılları adlı eserde tespit edilmiştir (Şenel 2009: XXXV). Ancak bu kaynakta 20. yüzyıl başlarında öldüğü ve İhsan Ozanoğlu’na sarma ve çift tezene kullanmasını öğreten kişinin Rıf’at Efendi olduğu dışında herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Garagadıoğlu Rıf’at Efendi’nin yaşamı ve eserleri hakkındaki belirsizlik ölümü için de geçerlidir. Cönk ve mecmualar üzerine yapılacak çalışmalar ile şair hakkında yeni bilgiler gün ışığına çıkabilir.

Kaynakça

Şenel, Süleyman (2009). Kastamonu’da Âşık Fasılları Türler/Çeşitler/Çeşitlemeler. 1. Cilt. İnceleme. Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresi Yayını: 12. s. XXXV.

EBRU KİPAY
***

EMMÎ, Hüseyin

(d.?/?-ö.?/?)

Âşık

Asıl adı Hüseyin olan Kastamonulu Emmî, döneminde usta şairlerden olmuş Bolulu Azmî’yi yetiştirmiştir. Tanbûri Cemil Efendi’nin “Rehber-i Mûsikî” adındaki metodunu edinerek anlamaya çalışmıştır.

Kaynakça

Yücel, Neslihan (1993). Kastamonu’da Aşıklık Geleneği ve Kastamonu’da Yetişen Aşıklar. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

ARAŞ. GÖR. TUBA ÖZKAN
***

Kaynak: Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü

İlginizi Çekebilir

Kastamonulu Fahrî

FAHRÎ, Kastamonulu Divan şairi. (d.?/?-ö.1306/1889-90) Kastamonuludur. Siyasi bir meseleden dolayı birkaç kişi ile birlikte 1304/1886-87’de tevkif edildi. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla İz Bırakanlarımız
Şair ve Hattat Şeydâ

ŞEYDÂ (d.?/?-ö.988/1580) Divan şairi. Doğum tarihi bilinmeyen şairin, doğum yeri konusunda da kaynaklar farklı bilgiler verir. …

Kapat