Ana Sayfa / Yazarlar / Bana Güvenmiyor musun?

Bana Güvenmiyor musun?

Bunu paylaşınız

Şeriate hile yapmak

Hileyi Şer’iye: Şeriata uygun/yasal çözüm demektir. Şeriata uygun olmayan çözümlere hileyi şer’iye denilmez. Malesef yaygın ve yanlış kanaate göre şeriatta hile yapmak manası daha çok biliniyor.

Faizi aldım, sattım hileleri ile güya şeriata uygun göstermek yahudi zihniyetidir. (Arabayı vadeli satıp peşin para ile ucuza almak gibi) görünürde herşey yasal gözüküyor ama bu mantık iç yağını erittiler sonra da satıp parasını yediler hadisinin aynısı.

Buna hileyi şer’iye denilmez bilakis şeriata hile yapmak denir.

***

Allah’ım halimizi düzelt!

إِنَّ اللَّهَ لا يُغَيِّرُ ما بِقَومٍ حَتّى يُغَيِّروا ما بِأَنفُسِهِم

Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onlarda bir değişiklik yapmaz.

Ra’d Sûresi 11

Sürekli dua ederiz.
Allah’ım işimizi rast getir!
Evimize huzur ver!
Çocuklarımızı salih eyle!
Kazancımızı artır!
Ailemize huzur ver!
Allah’ım sigaradan kurtar beni!

Peki, Allah’tan isterken bizler ne yapıyoruz?
İşimiz rast gitsin diye dürüst oluyor muyuz? Ticarette dürüst müyüz?
Evimize huzur ver, derken huzursuzluk sebebi olacak şeyleri cebimizde mi taşıyoruz? Huzursuzluğun sebebi biz miyiz?
Çocuklarımızı salih eyle diye dua edip, onları başıboş mu bırakıyoruz?
Sigarayı bırakmak için bir taraftan dua edip, diğer taraftan fırsat buldukça sigara mı içiyoruz? Allah zorla mı sigarayı elimizden çekip alacak?

Biz kendimizi düzeltmeden Allah’ın, bizi zorla düzelteceğini mi sanıyoruz?

***

Bana güvenmiyor musun?

Bu sözü hem söz olarak hem de davranış olarak özellikle de yetkili kişilerden sıkça duyarız ya da hissederiz. Bana güvenmiyor musun?

Evet, sana güveniyorum; ama kalbimin de rahatlaması lazım. Zira Hazreti İbrahim, Rabbine şöyle demişti:

(وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَ ٰ⁠هِـۧمُ رَبِّ أَرِنِی كَیۡفَ تُحۡیِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَلَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَـٰكِن لِّیَطۡمَىِٕنَّ قَلۡبِیۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةࣰ مِّنَ ٱلطَّیۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَیۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلࣲ مِّنۡهُنَّ جُزۡءࣰا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ یَأۡتِینَكَ سَعۡیࣰاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِیزٌ حَكِیمࣱ)

Ey Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster!
Allah dedi ki: Yoksa iman etmedin mi?
İbrahim: Bilakis iman ettim. Ancak kalbimin de huzur bulmasını, mutmain olmasını istiyorum…. [Bakara suresi 260]

Bu olmaz, böyle değil, bunun yolu yok, sen bunu mutlaka yapmalısın, kanunda yeri yok, mevzuat müsait değil gibi ifadeler kalbe huzur vermiyor.

Kalbin mutmain olması için gereken izahat yapılmalı ve yasal dayanak, yasal engeller gösterilmelidir. Memurdan, asttan, işçiden vb kuru bir itaat beklemek âcizliktir.

Sonra bu insanlar bana niye güvenmiyor? Güvenlerini yitirecek ne yaptım? Bana güvenmiyorlar mı? Bu kadar açık sözlü olmama rağmen hâlâ benden belge istiyorlar gibi sözler boş sözlerdir. İnsanlar, sadece güvenmedikleri için değil, bazen de kalplerinin mutmain olması için delil isterler, belge isterler.

Bilginin kaynağını belirtmek de böyledir. Birisi hocam, bu hadis nerede geçiyor diye sorduğunda belki seni sınamak için değil, kalbini mutmain etmek için soruyordur. Ben hocayım, benden delil istiyor, bana kaynak soruyor, bana güvenmiyor gibi sözlerle kaçamak yapmaya gerek yok. Kaynağını göster, sen de rahat et, o da rahat etsin.

Bana güvenmiyor musun?
Hayır, sana güveniyorum da kendime güvenemiyorum…

***

Rabbim, bize bir kral, bir lider, bir önder, bir halife gönder!

ٱبۡعَثۡ لَنَا مَلِكࣰا نُّقَـٰتِلۡ فِی سَبِیلِ ٱللَّهِۖ

Dediler ki: Ey Peygamber, bizim için bir kral seç ki Allah yolunda savaşalım! (Bakara Sûresi 242)

İsrailoğulları, kendilerine gelen peygamberden bir komutan istemişlerdi. Güçlü bir komutan, öyle ki, onunla birlikte cihat edeceklerdi. Ancak Peygamber, onlar için kralı belli edince bu sefer kralda kusur aradılar. Onun zengin, varlıklı biri olmadığını iddia ettiler. Onlara göre kral, zengin olmalıydı. Parayla her istediğini satın alan biri olmalıydı…

Acaba Allah teâlâ da bize unvanı ne olursa olsun peşinden gideceğimiz önderler gönderiyor da biz mi beğenmiyoruz? Acaba basit bahaneler ile onları harcıyor muyuz? Acaba bizim beklentilerimiz farklı mı? Belki de Allah bize bir sürü önder gönderdi de hepsini harcadık. Belki de harcamaya devam ediyoruz..
Belki de daha gelmedi. Gelirse de hazır mıyız?

 

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

İttihad-ı Muhammedî ve Bediüzzaman

Cem‘iyyet-i Muhammediyye olarak da adlandırılan fırka, Otuzbir Mart Vak‘ası’ndan (13 Nisan 1909) on gün kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Sanat ve Bediüzzaman – 6

Uzun yıllardır Bediüzzaman’ın dini konuları ve temaları anlatımda nasıl sanat ve estetik kuramlarına göre hareket …

Kapat