Ana Sayfa / Yazarlar / “Bediüzzaman’ın Siyaset Felsefesi Üzerine” Yazısına Yorumlar…

“Bediüzzaman’ın Siyaset Felsefesi Üzerine” Yazısına Yorumlar…

Bunu paylaşınız

Mahmut Kardeş helal olsun sana

Risale Haber’de Cumhurbaşkanının ısparta’yı ziyareti münasebetiyle bir yazı yazmıştım. O yazı yayınlandıktan sonra güzel bir eleştiri örneği verdik , herkes fikrini söyledi, kimse kimseye hakaret etmedi, onları yayınlamayı bir nezih eleştiri olduğu için gerekli gördüm. Yüz yıldır siyasetin parti siyasetinin dışında ama siyaseti yani tevhid veya istikrar felsefesini takip eden ve ona göre topluma tavsiyelerde bulunan Bediüzzaman’ın fikirlerini doğru yansıtmalıyız.

Bir arkadaş kanaatlerini şöyle anlattı. “Üstadı, imam kabul edenler için kıyamete kadar ölçü şudur: “zerratı günahkârlardan mürekkeb bir hükûmet, tamamıyla masum olsun. Demek nokta-i nazar, hükûmetin hasenatı seyyiatına tereccuhudur. Yoksa seyyiesiz hükûmet muhal-i âdidir. Ben öyle adamlara, anarşist nazarıyla bakıyorum.”
(Münâzarat)

Ben de ona şöyle mukabele ettim, çünkü Bediüzzaman Münazarat gibi ilk eserlerinde bile siyasi istikrarın korunmasına çabalamış, bu  kanaatler mevsimlik değil.

“Mahmut Kardeş helal olsun sana, Bediüzzaman koyduğu ölçü subjektif değil ki, her zaman için geçerli, böyle anlaşılmadığı için İslam dünyası kaostan bir kurtulamadı Türk siyaset tarihi Bediüzzamanla makul düşünüyor, daha iyiyi arayayım derken, kötünün kötüsüne düşmek mukadder hem de tarih bunun şahidi, Sultan A. Hamid’i yıkmak istediler üdeba fuzala asakir ne oldu, devlet ondan sonra inkıraza gitti, işte böyle bizim kafalarımız bu büyük hakikatı anlayamaz, bütün siyasi tarihi islam ve batı tarihini bilen bir insan söylüyor bunu. Amerika da neden articikler yok, iki parti a ve be işte böyle”

Bir okuyucu ise  şöyle düşünmüş “Adalete zulmeden insanlar bu dine ve hizmete zararın en büyüğünü verirken,sizler bu keskin sirkenin küpe zararını nasıl yorumlayacaksınız?Devamlı milleti ayrıştırıp duracağına dininin azıcık hakkını versin de sonra da adaletten bahsetsin.Yönetimi yapan insan Müslümanım diyorsa daha hassas bir şekilde milletin ve değerlerimizin tevhidini kıble etmelidir.Nurculuğu “SİYASAL İSLAMA” çeviren adamlar bu nadide hizmete en büyük zulmü ve zararı veriyor. Resulullah(asm) efendimizin tüm insanlığa gelmesi ve getirdiği “Kuran ve Hakikatlerinin” bu zamanda Risale-i Nurlar olarak tüm insanlığa ulaştırılması hakikatine siyasete angaje olma görüntüsü perde hükmüne geçmiyor da nedir?Siyaseten devamlı çamur atanlar aslında önce kendilerini kirletiyorlar. Hatayı kusuru yanlışı kendinden,iyiliği icraatı hayrı ALLAHdan bil demiş ayet de Rabbimiz.Hakları yenmiş,dünya kadar insan varken bunları bile kendisinden bilmeyen devamlı nefsini takdis eden bir siyasi anlayış, kimlerin sorununu çözer”

Başka bir okuyucu yukarıdaki yorumlara şöyle katılmış. “Amin kardeşim.Sizden de Allah razı olsun. Ümmet-i Muhammed(asm)a vahdet,ittihad ve ittifak nasib etsin. Velayet-i kübra sahibi ashab-ı kiramın yolundan giden Nur talebeleri adeta inzivada yaşıyormuşçasına hayat-ı içtimaiyede devam edemezler elbette. Ashab-ı kiram hayatın hakkını verdikleri gibi, bunlar da esmanın Hakkını hayatlarında nurlarıyla gösterecekler inşallah.Okudukları Nurları hayatlarıyla da okutacaklar velayet-i kübra makamında olduklarını isbat edeceklerdir inşallah.Allah İslamın ruhunu(merhamet, muhabbet, adalet, hikmet, nezaket, nezafet…) hayatıyla ortaya koyabilen babayiğitleri çoğaltsın.Amin.”

Kenan isimli bir okuyucu ise “Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal” diyor Bediüzzaman. Artık Türkiye’de seçim sistemi değişti başkanlık sistemi var ve partiler ittifak yaparak seçime giriyorlar. Risale-i Nur’dan aldığınız feyizle oyunuzu ya AKP+MHP+BBP ittifakına ya da CHP+HDP+İP+SP ittifakına oy vereceksiniz. Mümin imandan gelen feraset ile oyunu kullanır.Kusursuz lider be hükümet arayan kendine baksın! Bizler nekadar kusursuzuz ki?”

Bir okuyucu yazara şöyle mukabele ediyor. “sayın himmet hocam, ben eskiden aynen siz gibi düşünüyordum ama artık sizin gibi düşünemiyorum,
imdi evvela kötü mazeret değildir, “beni seçmezseniz öcü gelir” devri geçti, ben bulunduğum şehrimde bizzat somut yaşadığım vakalardan örnek vererek kanaatimi dile getiriyorum, “seyidil kavmi hadimun” dusturu yerine “seydul kavmi üstte itaatun” dusturu hüküm sürüyor, üste itaat ve itiraz etmeden ahali konsolide edilebiliyorsa ne ala dusturu hüküm sürüyor, buda insanların en zayıf damarlarından olan hubbucah zaafiyeti ile sağlanıyor, icabında adam 30-40 yıl bir makamda müdür ama makamını hakkı ile değil üste itaat ve hizmet titizliği ile o makamda duruyor, bu ülkede kim makamın mevkiin hesabını kitabını hakkı ile veriyor, etrafımızda terörist kötüler var diye bizimde yanlış yapmamıza mazaret olamazz, sayın hocam ustat derki devlet kalem ve kılıç üzerinedir, devlet sadece kalemle yürümez”

Bir okuyucu algıladığı uygulamaları anlatıyor. “Maalesef ehvenüşşerr diyerek seçtikleri diğer şerlere tefevvukla azamüşşerre dönüşüyor.Herkes sonra sus pus oluyor.Eleştiri Hak namına olsa bile yapılamıyor. Halbuki böyle mi olmalı?Yanlış ve hatalar müsbet manada ulema tarafından Hak için eleştirilmezse sonuçta böyle vehamet oluyor. Neyse inşallah kalbime öyle geliyor ki fecri kazib gidiyor inşallah.Allahın rahmeti yakındır…”

Yazar, yani Himmet Uç, yapılan yorumları değerlendirdi. Kısmen ”yapılan yorumlara baktım Bediüzzaman’ın siyasi siyasi istikrarı koruma fikirleri, yok çünkü o bir beklentinin siyasetini yapmamış. Onun dışında herkes beklentilerinin siyasetini yapıyor. Sanki bir siyasi parti üyesi gibi konuşuyor arkadaşlar, bir takim aksaklıkları sayıyor, bunları yapana sanki de oy verilmez diyor, Türkiye bu günlerde aynı demokrat partiyi yıkan mantığın simetrisi bir durumda ama bunlar bilinmiyor, demokrat partiyi yıkanlar o günün solcu ve Türkçü kesimleri idi. Yıktılar bir takım gerekçelerle ne oldu, o günlerde Türkiye ne kadar ekonomik ve daha birçok konuda ne kadar geri kaldı. Akif “ey millet uyan cehline kurban gidiyorsun” diyor. Düşmek etrafı görmemektir, diyor bir başkası. Tarih tekerrürden ibarettir, aynı şeyleri yaşıyoruz, aradan bir süre geçiyor yine yaşıyoruz, Bediüzzaman’ın fikirleri siyasi istikrar ve tevhid felsefesi siylaseti de tevhid felsefesidir. bir elden kainat yönetilir, birb elden ülke ynetilir, başkası karışır sa ortalık karışır”

Mehmet ve İsmet Badem siz bir kere Risale-i Nur’u ondaki siyaset felsefesini okuyun bak şu sözü söylüyorum, kimsenin bu sözden haberi yok, trajedi bu ya. Bediüzazam harika bir cümle kullanıyor siyasetteki bütün çıkmazların ve muhalefetlerin kaynağı bu söz diyor ki “büyük işlerde kusur görmek mizacın inhirafından hastalığından dolayıdır” Ak Partinin olumsuzluklarını sayarak ondan vazgecin. parmağınızın yerine kolunuzun belki başınızın gitmesini düşünün. Bediüzzaman inönünün bir sözü var demokrat parti iktidaroldu ama muktedir olamadı bu neye benzer, evlenmiş adam ama hadım, bu yüzden demortp parti iktidarı yine chpnin iktidarıdır uzun yıllar, bugün dahi bağımsız değildir Türk siyaseti. Size ne olumsuzluklardan yani onları görünce yerine ne koydunuz veya koyacaksınız. Kusur görerek siyasi iktidarları yıkan meşrutiyet sonrası partileri için yine bir söz söylüyor. “daha iyiyi araştırmak için veya istemek için bu mealde, ben öyle adamlara anarşist gözüyle bakıyorum çünkü onlar mümkün hükümetin hangi suretini görse onlardaki meyli tahrib onu yıkar, Türkiyede ideolojik partilerin çantasında iyi ve harika devlet reçeteleri vardır ama bu reçeteler hiçbir zaman hastaya sunulmadı. Yine en iyi işi Menderes Demirel Özal ve erdoğan yaptı, onun dışınhdakiler ne yaptı, sandalye işgal etti lüksü ve tantana ile yaşadılar. Güzel fikir ayağı yere deymiyorsa ülkenin başı yere değer, siz Bediüzzaman’ı sokak siyasetçileri gibi mi santınız, Kırkıncı Hoca ve bir iki kişi Demirel’in bir binanın alt kısmında dinledik, hoca Efendi siyasetten ne nemalandı hiç bir şey ama ülkede birlik olsun dirlik olsujn, hata olmaz değil ama, yıkım olmasın, biz istikrarın korunmasını isteriz, ötesi bizi aşar, bizim ağzımıza mı bakıyor, vereceğin bir fitire titire babam titire, bir oy ver ağzan geleni söyle eleştir, yok öyle bedava git sandığa oyunu ver oy oy demeden hayata devam vesselam, benim çektiklerimi görsen neler dersin ama biz kuralların peşindeyiz ne yapalım”

Bir arkadaş Sayın Erdoğan’ı gidip dinlemeyi gereksiz görüyor. “Hocam gidip dinlemek için bir sebep göremiyorum. Meydanlarda sadece hamaset, hakaret ve yaptık-ettik cümleleri dökülüyor. Bir tane plan proje var mıdır, temel meselelerimize eğilen bunu dert eden var mıdır? Başörtülü kadınların çok olması onları (en azından bir kısmını) evden çıkararak “kendi ayakları üzerinde durma”larına vesile olması sebebiyle olmasın? Neden gidip de vakit israfı yapılsın ki?”

Bir başka arkadaş yukardaki yorumu eleştiriyor. “Size katılmıyorum kardeşim yazar kardeş sana katılıyorum bu dönemde üstad 1950’lerde ne yaptıysa ben de onu yapacağım her kes fikrinde hür inşallah herşeyin hayırlısı”

Yukarıdaki yorumun sahibi ifadesinin yanlış anlaşıldığını düşünerek  şöyle yazmış. “Kıymetli abim, oyu kime verme hususunda birşey demedim sadece miting meydanında insanlara gidişatla ilgili bir malumat verilmiyor sadece hislere dokunan cümleler söyleniyor bu sebeple gidip meydan meydan gezmenin bir lüzumu yok diyorum.”

Bir arkadaş yapılan icraatları eleştiriyor. “Himmet bey dünyada idare ve yönetimin ana direği adalettir, haklıya hakkını vermek, haksıza ceza vermekle hakkını vermektir. Ama etrafıma baktığımda, nerde bir asalak, parazit, fır dönen, varsa, güç ve rant nerdeyse oraya gitme saiki ile Ak parti şemsiyesi altına girmiş, haşaratlığını, parazitliğini, rant elde etmeyi, baskı kurarak egosunu tatmine çalıştığını, öte yandan mazlum gariban, dindar, köşede kıyıda kendi halinde (kendi rey gücü ile) zikrettiğim asalaklar tarafından pasifize edilmektedir. bunları görmemiz lazım, dindarların uyanık olması lazım, dindarlığımızı rantta dünya işine çevirenlere fırsat vermemeliyiz, bu konuda acizane haddim olmayarak, en kolay kandırılan, safça iyiniyetle hayata bakan maalesef dindar kesimdir, ama iyiniyetimize, saflığımıza uygun bir yaşam ve düzen yoktur, birileri makam mevki elde ediyor ama, ama makam mevkinin hakkı olan toplumsal adalet ve düzen sağlanmıyor,

Yazar İsmet Badem’e cevap veriyor. “İsmet Badem’e hürmetlerimizi sunarız, ülkenin istikrarı için desteklediğimiz her şeye rağmen Türk siyasi tarihinin benzeri olmayan bir adamı ortada, saf, iyi niyetli ama kötülüğe sabırlı, bir de patladı mı Allah korusun. Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan.. kıyasla mukayese yap, yine en farklısı bu, ben gazeteler okurdum, onun için fetö öncesi öyle hakaretler okudum ki iyinin daha iyisi diye ne yaftalar duydum, biz siyasi istikrar için buradayız, sahne Allah’ın elinde, sen biraz anlaşılan Bediüzzaman’ın felsefesinden az haberdarsın, bir adam nurların aleyhineymiş sonra demokrat partiye girmiş üstad onun hakkında artık konuşmayın demiş, sağıol varol”

Yazar Bediüzzaman’ın herşeyden haberdar ve ona göre eserlerini ve yorumlarını yaptığını söylüyor. “Bediüzzaman herşeyden haberdar, 1338’de Ankara’ya gider Türk ordusunun Yunan’a galebebinden gördüğü coşku karşısında tabita fikri küfrisinin nasıl topluma sızdığını anlatır, o arada Tabiat risalesini yazar, ne kadar avam tabiri ile kulağı delik herşeyden haberdar, Fransız ihtilalinden bahsediyor o dönemdeki bütün fikir guruplajrı ihtilacilerin psikolojisini daha neler neler, o kadar dolu ki merdiven gibi değil senzetleyerek yeri geldiğinde konunun zuhuruna göre bilgi veriyor, mutasavvıf değil, kabına sığmayan nerde hak yerde ise onu kaldırmaya koşan bir adam
Adam aldırma da geç diyemem aldırırım
Çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım
Biri ecdadıma saldırsa hatta boğarım
Bağamazsın ki hiç olmazsa yanımdan kovarım
Akif anlatmış tam onun mizacını”

Yazar Bediüzzaman’dan bir örnek verdi. Bediüzzaman “Ben Venizelos ile Sait Halim Paşa’ya vurmam vuran da nazarımda suçludur” Sait Halim Paşa Osmanlı devlet adamı, Venizelos ise Yunan devlet adamı. Bediüzzaman eleştiride düşmana yardım etmeyi etik bulmuyor, tıpkı bugün ülkemizde yapıldığı gibi .

Gayet medeni bir eleştiri örneği ortaya koyduk, herkes fikrini söyledi

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

ABD ve Hollywood’un Yalanları

Yalanlarla istediğin yere kadar gidebilirsin fakat geri dönemezsin. İşte günümüzde ABD’nin yaşadığı en önemli sorun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kudsî Bir Marifet Dersi: Cevşenü’l-Kebir

KUDSİ BİR MARİFET DERSİ: CEVŞEN’ÜL KEBİR Yüce Peygamberimiz (asm); Akşam ve sabah Allah’ı zikretmek (tefekkür …

Kapat