Ana Sayfa / Yazarlar / Bir Diriliş Hikayesi: Şeyh Ömer’in Şanlı Direnişi / M. Nuri BİNGÖL

Bir Diriliş Hikayesi: Şeyh Ömer’in Şanlı Direnişi / M. Nuri BİNGÖL

Sene 1796. Ramazan ayının başıdır. Senegal’in kuzeyinde yer alan Foto bölgesinde yaşayan Edime hanım hamileliğinin sonuna yaklaşmıştır ancak mana veremediği, adını koyamadığı bir rahatlık, bir sekine hissetmektedir. Mutlu ve heyecanlı bir bekleyiş içerisindedir. Doğum gelip çattığı zaman, ay gibi parlayan, doğum izlerinden eser bulunmayan bir çocuk karşısında durmaktadır. Şaşkındır Edime hanım.

Ömer adını verdiği bebeğini kucaklayan Edime hanım, şefkatle emzirmeye yeltenir. Ancak bebek reddeder. Endişelenen anne, kısa bir süre bekledikten sonra kendini toplayarak bir daha dener. Ancak bebek yine reddeder. Bir daha dener, ardından bir daha ancak herhangi bir sonuç alamaz. Bebeğin babası akşam namazından kısa bir süre önce eve gelir. Tedirgin, endişeli anne babaya koşarak bebeği hemen bir doktora götürmesini rica eder.  Bu esnada ezan okunur. Ezanla birlikte anne kucağında olan bebek, annenin göğsüne doğru ellerini uzatmaya çalışır. Bir daha emzirmeye çalışan anne bu defa emeline erer.

Diğer günün sabahında bebeğini emzirmek isteyen Edime hanım yine bebeğinin reddetmesiyle karşılaşır. Aile, bebeklerinin hasta olmadığını ve oruç tuttuğunu anlamıştır artık.”

Afrika’da halk arasında böyle anlatılır Şeyh Ömer serencamına ve “O günden itibaren hiçbir orucu kaçırmadı, 3 yaşına geldiğinde her gün bin defa ihlas suresini okurdu” şeklinde devam ediyor. Ancak kendisine isnad edilen bu ‘keramet’lerden ziyade Ömer Tall’in farklı bir hikâyesi var: Afrika’nın batısında Fransa yayılmacılığına karşı mücadele eden büyük bir lider olması.

Şeyh Ömer Tall’in babası Said bin Osman, İslam âlimi. Soyunun, sahabeden Ukbe bin Amir’e dayandığı söylenen bu kişi, aynı zamanda muhitin önemli Kadiri şeyhlerindendi. Şeyh Ömer Tall’e gelince o, Sudan bölgesinde Ticani tarikatının Halifesi (Şeyh öldükten sonra yerine geçecek kişi) olarak seçildi.

Ömer Tall 8 yaşında Kuran’ı ezberledi. Kuran’ı ezberledikten sonra, dinî ilimlerle birlikte aruz ve matematik ilimlerini aldı. 32 yaşına geldiğinde hac vazifesini yerine getirmek için Hacc’a giden Şeyh Ömer, orada Ticani tarikatının Hicaz Halifesi Şeyh Muhammed el Galî ile tanıştı.

Şeyh Ömer Tall, Şeyh Muhammed el Gali ile tanıştıktan sonra Ticani olmaya, Şeyh el Gali’yi de kendisine Şeyh olarak seçmeye karar verdi. Yaklaşık 3 sene Medine şehrinde onun yanında kalarak eğitim aldı.

Ülkesine dönmeden önce Kudüs ve Mısır’ı ziyaret ederek orada alimlerle görüştü. Dönüş yolunda Nijerya’nın kuzeyindeki Sokoto Emirliği’ne giderek yaklaşık 8 sene orada kaldı. Burada İslam dinini insanlara anlatmaya başlayan Şeyh Ömer Tall, İslam dini hakkında hiçbir bilgisi olmayan bölgedeki insanları İslam’la tanıştırdı. Bu zaman diliminde birçok insanın Müslüman olmasına vesile olduğu belirtiliyor. Ardından binlerce tebasını bırakıp Senegal’in kuzeyinde yer alan Foto bölgesindeki evine döndüğünde daha büyük kalabalıkların karşısında buldu kendisini.

Şeyh Umar kendisine tabi olanlar ile birlikte, pagan olan ve putlara tapma inancını sürdüren Dangravi Emirliği sınırlarında küçük bir topluluk tesis etti. Ancak bu küçük topluluğun her geçen gün artarak genişlik kazanması Dangravi emirini rahatsız ediyordu. İnsanlar kabilelerini terk edip grup grup İslam’a giriyor ve Şeyh Ömer Tall’e bağlılıklarını sunuyordu. Bu durum Emirliğin liderini öfkelendiriyor ve bunu kendisine bir ihanet kabul ettiği gibi uzun vadede tehdit olarak görüyordu. Sonunda tehlike daha fazla yayılmadan önce bu sorunu bitirmeye karar verdi.

Dangravi Emirliği, ordusunu Şeyh Ömer Tall’in topluluğunun üzerine göndererek onlarca Müslümanı öldürdü ancak Şeyh Ömer Tall’in adamları, orduyu püskürtebilmişti. Şeyh Ömer Tall, düşman tekrardan saldırmadan önce saldırma kararı alarak adamlarından güçlü bir ordu teşkil etti. 12 senelik bir süre zarfında Senegal ile Mali sınırları arasında bütün pagan emirlikleri içine alan geniş topraklarda hâkimiyet sağladı. Tukulor Devleti ismi verilen bu geniş alanlar, Ticani tarikatının tesis ettiği ilk devletti.

Şeyh Ömer Tall’in inşa ettiği devletin her hareketi Fransızlar tarafından gözlenmeye başlandı, neredeyse Batı Afrika’nın içinde atılan her adımları takip ediliyordu. Şeyh Ömer Tall’in devletinde hakimiyet kurmak için, bölge kapılarını tutmaya başladılar. Fransız askeri komutan Louis Faidherbe şunları kaydetmektedir: “Ömer Tall’in adamlarının cesareti dehşet vericiydi. Hiç korku duymaksızın açılan ateşe ve süngüye koşuyorlardı. Sanki ölmek için çabalıyorlardı.” Ardından şunları eklemektedir: “Ömer Tall, insanları bize karşı kışkırtarak devrime teşvik ediyordu.”

Fransızların bilgileri doğruydu, ancak artık geç kalmışlardı. Şeyh Ömer Tall, pagan emirliklerle savaşıyordu ancak gerçekte gözleri her zaman sahildeki sömürgeci Fransız kuvvetlerine dikiliydi. Ordusunun istediği kıvama gelmesini bekliyordu saldırıya geçmek için. Nihayet 1856 yılında Şeyh Ömer Tall’in kuvvetleri Karat mıntıkasında Fransızlara karşı saldırıya geçerek bölgede hakimiyet sağladı. Şeyh Ömer’in bu hamlesine karşılık Fransızlar barış anlaşması teklif etti. Anlaşmaya göre Ömer Tall’in bölgedeki nüfuzu kabul edilecek ve Fransızlara karşı savaşılmayacaktı. Teklif Şeyh Ömer tarafından reddedildi.

Henüz birkaç ay geçmişken Şeyh Ömer’in kuvvetleri ikinci bir hamlede daha bulunarak Sabu Sir bölgesinde Fransızları hezimete uğrattı ve bölgeyi topraklarına kattılar. Ardından Şeyh Ömer’in 15 bin savaşçısı, Senegal nehri yakınlarında Fransızların stratejik garnizonlarından birine saldırıya geçerek garnizonu kuşattı. Fransızlar yardım gemileri gönderdi ancak Şeyh Ömer, bazı kuvvetlerini gemilerin yanaşacağı sahile daha önce konuşlandırmıştı. Yanaşan gemiler Şeyh Umar’ın kuvvetleri tarafından ablukaya alındıktan sonra içindeki bütün Fransız kuvvetleri öldürüldü.

Şeyh Ömer, çeşitli bölgelerde sömürgeci Fransızları hedef almaya devam ediyordu. Ancak kuvvet dengelerindeki büyük fark onu gerilla savaşı yürütmeye sevk etti. Senegal nehri boyunca Fransız gemilerine pusular kuruluyor ve Fransa’nın ticari hareketlerini kısıtlıyorlardı.

Daha sonra Şeyh Ömer, Mali ve diğer bölgelerdeki İslam Emirliklerine adam göndererek yardım istedi. Nitekim Şeyh Ömer, Fransa sömürgesine tek başına mâni olamayacağının farkındaydı. Bu sebepten başta Masina olmak üzere İslam Emirliklerine mektuplar yazarak Fransızların tehlikesini anlatıyor, sömürge kuvvetlerinin, Müslüman beldelerinin kalbine ulaşmadan önce Senegal’den çıkartılmalarının zaruretine değiniyordu. Ancak bu emirliklerden herhangi bir yardım ve destek gelmedi. Ya tehlikenin farkında değillerdi ya da asıl tehlike olarak Şeyh Ömer hareketini görüyorlardı.

Söz konusu emirliklerden yardım gelmemesini Şeyh Ömer, “sömürgeye karşı cihadı vacip gören İslam’a bir ihanet” olarak kabul ediyordu. Yazılan mektuplara kayıtsız kalınması Şeyh Ömer’i Fransa ile savaşa ara vermeye sevk etti. Şeyh Ömer kendisini korumak için geride durmaya karar verdi. Nüfuzunun az olduğu, güneyinde pagan emirliklerin, kuzeyinde ise İslam emirliklerinin olduğu Mali’nin doğusuna doğru yöneldi. Oradaki emirliklerin tamamı onunla birleşti. Devletini Gine, Senegal ve Mali’den Timbuktu’ya kadar genişlemişti.

Şeyh Ömer Tall, girdiği savaşlar nedeniyle hasta düştü. Fransızlara karşı savaşmak için en büyük ordusunun başına oğlunu getirdikten sonra 1864 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetti.

Büyük Mücahid ve alimi rahmetle yad ediyoruz.

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Eleştiri / Prof. Dr. Himmet UÇ

Risale-i Nur Ekseninde Kuran Estetiği kitabımdan önce, Bediüzzaman’ın Fikir ve Sanat Dünyası isimli eserimi neşretmiştim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
On Yedinci Lem’a; 1. ve 2. Notalar

On Yedinci Lem’a'dan Zühre’den gelmiş on beş notadan ibarettir. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ Mukaddime Bu Lem’a’nın …

Kapat