Ana Sayfa / Yazarlar / Bir elma için!

Bir elma için!

“Bir elmanın var olması için gereken bazı sebepler”

– Ağaç: Tüm özellikleri ve has yapılarıyla önce bir tohum, sonra damarları, yaprakları, kabuğu vs. ile bir ağaç..

– Toprak: Çeşitli mineraller ve maddelerin belirli oranlarda karışımından meydana gelmesi gereken toprak:

Toprak %45 mineral, %5 organik madde, %25 boşluk ve %25 sudan oluşur.Topraktaki mineraller; ortalama 90 farklı mineral olsa da, toprakta yalnızca 7’si çoğunluktadır: Silisyum-silikon (SI), Alüminyum (Al), Demir (Fe), Magnezyum (Mg), Kalsiyum (Ca), Sodyum (Na) ve Potasyum (K).

– Su: Su molekülü İki hidrojen (H) ve bir oksijen (O) atomlarının birleşiminden oluşmalı = Suyun yapısı: H2O.

– Güneş ışığı: Güneş dediğimiz yıldızımızın var olması ve çok farklı dalgalar boyunda elektromanyetik radyasyon enerjisi yayması gerekir.

Güneş ışığıyla gelen enerji dünyada hayatın devam edebilmesi için mutlaka gereklidir. Güneş ışıkları fotosentez için (yani bitkilerin bu enerjiyle büyümeleri ve diğer canlılara besin sağlamaları için) gün ışığı sağlamaktadır. Ayrıca, kızılötesi ışınlar yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz ısıyısağlarken, gün ışığı da gözlerimizin görmesi için gerekli şartların önemli bir parçasıdır.

– Hava: Havanın belirli gazlardan oluşması, ancak bu gazların da belirli oranlarda olması gerekir:

Hava %78 azot (N), %21 oksijen (O), kalan %1′lik bölümü ise karbondioksit (CO2), neon (Ne), helyum (He), kripton (Kr), ksenon (Xe), hidrojen (H) gibi gazlardan oluşur…

Canlılar havanın bu özellikleri vesilesiylehavadan alınan besin maddelerineulaşma imkanı bulurlar. Ki bunlar hayat için son derece gerekli olan ve “Makro besin maddeleri” denilen Karbon (C), Hidrojen (H), Oksijen (O), Azot (N), Potasyum (K), Kalsiyum (C) vd. ile; “Mikro besin maddeleri” denilen Manganez (Mn), Molibden (Mo), Kobalt (Co), Demir (Fe), Bor (B) vs. gibi maddelerdir.

– Atmosfer: Atmosfer dediğimiz bir hava katmanın olması ama onda sadece belirli gazların, belirli oranlarda ve ağırlıklarına göre belirli bir sıralama yoğunluğuyla bulunmaları gerekir.

Atmosferde yaklaşık %78 azot, %21 oksijen bulunur. Argon, neon, helyum, kripton, ksenon, hidrojen gibi gazların ise oranı toplam %1 kadardır. Su buharının (nem) miktarı sıcaklık ve iklime göre değişir. Atmosferde ayrıca CO2 (% 0,03 kadar) ozon (O3), amonyak, asitler, toz, duman, is, bakteri ve başka maddeler de bulunur. Atmosferdeki ağır gazlar (O2, N, CO2) yere yakın alt tabakalarda, hafif gazlar ise üst tabakalarda yer alır. Örneğin oksijenin en büyük bölümü, yerden 9 km. yüksekliğe kadar olan alandadır.

(Atmosferin Önemi:)

 – İçerdiği oksijen canlıların yaşaması için mutlak bir şarttır.

 – Dünyanın fazla ısınmasını-fazla soğumasını engelleme vazifesi görür.

 – Güneş enerjisinin hızla uzaya dönmesini engelleyen bir örtüdür.

 – Güneş ışınlarının havada yansıyıp dağılmasına ve bu sebeple gölge yerlerin de aydınlanmasına yarar.

 – Güneşten gelen zararlı kısa dalgalı ışınları süzülmesi, engellenmesi görevi görür.

 – İklimi, iklim özelliklerini ve insan yaşamını etkiler.

Güneş ışınları uzayda saniyede yaklaşık 300.000 kilometre hızla ilerler. Bu enerji canlılara gerekli olan ısı ve ışığı sağlarken, zararlı ultraviyole (UV) ışınları da gönderir. Ancak, atmosferin varlığı ve yapısı, mesela atmosferdeki oksijen ve nitrojen moleküllerinin ışığı yayması sonucu gökyüzü mavi görünürken radyasyonun bir kısmı yine bu moleküller ve su buharı, toz ve diğer parçacıklarca emilir ve kalanı tekrar uzaya yansıtılır.

– Dünya: Dünya dediğimiz bu gezegenin illa şu şekil ve özelliklerde var olması gerekir:

– Dünyanın yuvarlak, ancak tam yuvarlak değil ortadan biraz şişkin (geoid) olması gerekir.

Bu şekil nedeniyle dünyanın eni ekvator çevresinde en geniş uzunlukta olup bu en, kutuplara doğru azalır; bu da güneş ışınlarının gelme açısının kutuplara gidildikçe azalmasına sebep olur. Gece ve gündüz oluşur. Yer çekimi kutuplara doğru artar vs.

– Dünyanın ekseni ile ekvator arasında 23°27′ bir eğrilik olması gerekir.

İşte bu vesile ile; dünya üzerinde değişik iklim kuşakları oluşur. Güneş ışığının gelme açısı yıl boyunca değişiklik gösterir. Mevsimler oluşur. Dönence denilen ve her iki yarım kürede güneş ışınlarının ekvatordan kutuplara doğru en son dik gelebildiği noktalar oluşur; bu da tropik ve sıcak iklim kuşaklarını netice verir. Dünyanın kuzey ve güney yarı bölgelerinde aynı anda farklı mevsimler olur. (Mesela bizde yaz iken Avustralya’da kış olur). Gece ve gündüz süreleri sürekli değişir, vs. Dolayısıyla, eğer bu eğiklik olmasaydı mevsimler değişmez, bir yerde hep aynı mevsim olur, güneş ışınları sadece ekvatora dik gelir, güneşin doğma-batma saati ve konumu hep aynı olur, dünya üzerinde bitki ve canlı çeşitliliği bu derece yaşanmazdı.

– Dünyanın yapısının su, taş-toprak, hava, kaya vs. gibi katmanlardan oluşması gerekir:

Dünyanın belirli bir sıralamaya tabi tutulmuş katmanlar halinde olması, oksijenin meydana getirilmesine vesile olduğu söylenen tektonik hareketler, jeotermal, yer altı maden ve gazları, yer ve kıta hareketleri vs. gibi sonuçlar açısından hayli önemlidir.

– Dünyanın bazı hareketlerde bulunması gerekir:

Kendi etrafında dönmelidir: Çünkü bu yolla gece gündüz olur, gün içinde güneş ışıklarının yere düşme açısı değişir ve bu sebeple günlük sıcaklık farkları oluşur, bunun sonucunda da taş ve kayalarda çözülmeler yaşanır. Bitkilerin oksijenle ve havadan aldıkları besinlerle ilgili devinim-yenilenmeler yaşanır. Sürekli rüzgarlarda sapmalar olur, meltem rüzgarları denen rüzgarlar oluşur, okyanus akıntılarında halkalanmalar olur, doğu ve batı oluşur vd.

Güneşin etrafında dönmesi gerekir ve dünyanın bu rotada izlediği yörüngenin “elips” şeklinde olması gerekir: 

Çünkü böylelikle bir yıl oluşur ve dünyanın güneşe yaklaştığı tarihlerde (Ocak) bu rotadaki hızı artar ve uzaklaştığı zamanlarda (Temmuz) hızı azalır, bu vesilelikle de mevsim süreleri farklılaşır (İşte bu yörünge şekli elips olduğu için dünya güneşe yakınlaştığında güneşin çekim kuvveti artmakta ve dünyanın yörüngedeki hızı yükselmektedir. Dünya güneşten uzaklaştığında güneşin çekim gücü de azalmakta ve dünyanın dolanma hızı düşmektedir. Dünyanın yörüngedeki hareketi yavaşladığı zaman Kuzey yarımkürede mevsim yazdır. Hızdaki bu yavaşlama Kuzey yarımküredeki yaz mevsiminin iki gün uzun olmasına neden olmaktadır. Buna karşılık kış mevsimi ise hızın yüksek olduğu bir devreye rastladığından iki gün kısa sürmektedir. (Yani Şubat ayının kısa sürmesi bu sebepledir ve tüm gece-gündüz eşitliği olan günler 21 Aralık, 21 Haziran, 21 Mart iken, diğerinin 23 Eylül’de olmasının sebebi yine dünyanın o tarihlerde güneşten uzaklaşması nedeniyle hızının azalmasındandır = Dikkat! bu soru Coğrafya sınavlarında çoğu kez sorulur😊  

– Dünya ile güneş arasında manyetik bir itme-çekme kuvvetinin olması, bunun için de aralarındaki mesafenin belirli-kurallı olması gerekir:

Dünyanın güneş çevresinde hareket etmesi ve bunu yaparken de güneşe veya uzaya doğru savrulmaması, güneşteki çekim gücü ile dünyanın “merkezkaç” kuvveti vesilesiyledir. Ayrıca güneş eğer uzayda hareketsiz-sabit dursaydı dünyanın güneşe uzaklığı hep sabit kalacak böylece dönüş hızı değişmeyecek, yörüngesi ise elips değil daire biçiminde olacak idi.

– Dünyanın Ay gibi bir uydusunun olması ve aralarında belirli bir mesafenin hep korunması gerekir:

Çünkü ay olmasaydı dünyanın eksenidevamlı değişerek içindeki yaşama zarar verecek, bu da sert iklim değişikliklerini tetikleyecekti. Ay’ın kütle çekimi işte bu tür salınmaları yok edip iklimleri dengeleme vazifesi görmektedir. Ayrıca ay gel-gitleri Güneş Sistemindeki benzerlerine göre üç kez daha uzun olmak gibi farklı bir özelliğe de sahiptir.

– Güneş sistemi denilen düzenin olması gerekir: Güneş, sahip olduğu çekim kuvveti ile etrafındaki (kendi sistemindeki) gezegenleri ve onların uydularını bir arada tutan bir yıldızdır. Güneş ve etrafındaki diğer gezegenler ve dünya, aralarında dengeli bir itme-çekme kuvveti muhafaza ederek uzayda spiral bir yol izlerler..

– Güneş sisteminin kendisi gibi diğer bazı yıldız sistemleriyle birlikte bir galakside bulunması, hiçbir yıldız sisteminin bu galakside birbirine çarpmayacak şekilde hareket etmesi gerekir.

– Pek çok galaksinin daha var olması ama uzayda birbirlerinden ayrı, birbirlerine ilişmeyecek şekilde ve de tıpkı birbirleri gibi düzenli hareketlere, itme-çekme kuvvetine, yörüngelere vs. sahip olarak var olmaları gerekir.

– Astronominin bu yüzyılda keşfettiği bazı verilere göre, uzay dediğimiz bu muazzam boşluğun dahi bazı katmanlardan oluşması gerekir.

à  Yani, bir elma için bir kâinatın olması ve de o koca bir kâinatın çalıştırılması gerekiyor…

Fakat burada asıl düşünmemiz gereken noktalardan birisi de şu olmalıdır: Tüm bunlar nasıl ve neden olur?

Nasıl olur da bir tahta parçası olan ağaç, iyi tatlar, şekiller, renkler, kokular üretir? Ve nasıl olur da insanın zevklerini, hele gıdasını ve vitamin ihtiyaçlarını bilip, tam da bunlara göre bir ürün ortaya koyar?..

Oysa ağacın yaptıklarını biz fabrikada, laboratuvarda yapay bir şekilde elde etmeye çalışırsak, oldukça uzun bir çaba içine girmemiz gerekecek, ama yine de ağacın ürettiği tadı üretmek mümkün olmayacaktır. Zira dünyada topraktan meyve çıkaran bir makina henüz icat edilememiştir!

Dolayısıyla, aklı ve şuuru olmayan bir meyve ağacında ya da herhangi bir bitkide, insanoğlunun ulaşamayacağı kadar yüksek bir akıl, bilgi ve teknoloji vardır. Bu kesindir!

İşte bu şaşırtıcı durumun ise tek bir açıklaması vardır: Ağaç, insanı ve ihtiyaçlarını bilen, sonsuz ilim ve kudrete sahip bir Yaratıcı tarafından özel olarak tasarlanmıştır. Amacı insanlara meyve sunmak kadar, bu meyvelerle ve meyve için gerekli olan şeyler vasıtasıyla insana kendisini tanıtmaktır.

Kısacası, koca bir kâinat düzeniyle ve sert bir tahtadan, kötü bir tadı olan kahverengi toprağın içinden dünyanın en lezzetli ve güzel kokulu yiyeceklerini çıkarmak, Rabbimizin bize gönderdiği açık delillerden biridir.

55/5-6-7: “Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir. Yıldızlar ve ağaçlar O’na boyun eğerler. O, göğü yükseltmiş ve dengeyi koymuştur.”

 21/33: “Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzer.”

67/3-4-5: “Yedi göğü, kat kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü bir çevir bak, bir çatlaklık görebilir misin? Gözünü tekrar tekrar çevir bak; göz umduğunu bulamamış ve bitkin bir hâlde sana dönecektir. Andolsun ki, en yakın göğü ışıklarla donattık..”

“Gökyüzünü de korunmuş tavan yaptık” (Enbiya S. 32)

“Şüphesiz ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah’ın birliğine deliller vardır”. (Bakara S. 164).

“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık”(Kamer S. 49).

“Nakkaş-ı Ezelî, şu kâinatı, kemalâtını ve cemâlini ve hakaik-ı esmâsını göstermek için öyle bir tarzda yazmıştır ki; bütün mevcudat, hadsiz cihetlerle nihayetsiz kemalâtını ve esmâ ve sıfâtını bildirir, ifade eder.”

“…bu Kitâb-ı Kebîr-i Kâinatın Nakkaş-ı Ezelîsi, bu kâinatla ve bu kâinatın her bir sahifesiyle ve her bir satırıyla, hattâ harfleri ve noktalarıyla Kendini tanıttırmak ve kemâlâtını bildirmek ve cemâlini göstermek ve Kendisini sevdirmek için, en cüz’îden en küllîye kadar her bir mevcudun müteaddit lisanlariyle cemâl-i kemâlini ve kemâl-i cemâlini tanıttırıyor ve sevdiriyor.” (R.Nur’dan).

Yazar : Mustafa H. KURT

Mustafa H. Kurt: 1974 yılında Gaziantep'te doğdu. Cumhuriyet Lisesi (1992) ve Gaziantep Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu (2000). Türkiye’de ve Almanya’da eğitimcilik yanında farklı iş kollarında çalıştı. Yazarımız, kastamonur.com yanında hâlihazırda çeşitli dergi ve haber sitelerinde yazıyor.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Bediüzzaman’ın Estetik Dünyası – III

Önceki bölüm Tasvir Bediüzzaman’ın üslübunun canlı olmasının nedenlerinden biri de tasvirleridir. Edebiyatta tasvir yapan şahıs …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
İlim Yuvası Camiler

Birkaç hafta evvel İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin hemen karşısındaki Sekbanbaşı Yakup Ağa Camiine gittim. Tuğladan …

Kapat