Ana Sayfa / Yazarlar / Bir noktanda, güneş kadar zekâ var / M. Numan ÖZEL

Bir noktanda, güneş kadar zekâ var / M. Numan ÖZEL

Hakikatta, her damlada gizli birer deryâ var
Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın,
Hem gökleri keşfedersin, sende ey Nur, böyle dehâ var.
Bir noktayı bir cihan yap, o cihana hâkim ol,
Zira senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var.
Her zerrenin kâbesidir kalbi, yine kendine.. (Sirac-un Nur, 249)

İnsan, on sekiz bin âlemin kesişim noktasıdır. Yani âlemde ne varsa insanda o muhakkak bulunmaktadır. İnsan aslında kâinatta bir nokta olan dünya içinde daha küçük bir noktadır.

Bir şeyden her şeyi yapmak ve her şeyi birtek şey yapmak, her şeyin hâlıkına has bir iştir.” (Sözler, 61)

Bir noktayı insan kendisine cihan yapmalı ve o cihana hâkim olmalıdır. Yani bir gaye-i hayali olmalı ve o gayesi için o işin en ince ayrıntısına dek öğrenmeli insan. Çünkü insanın bir noktasında güneş kadar zeka var. İnsan iman ile ve imanın verdiği ziya ile buna daha çabuk ulaşabilir. İstidat ve kabiliyetlerini, meyil ve emellerini o gayesine tevcih ettirerek inkişaf edebilir.

Gaye-i hayalden mahrum olanlar, insan sıfatına da eremezler. Nitekim bizler beşeriz yani kusurluyuz. Beşer, kusurlarını izale edip en asgari seviyeye indirgeyerek, günah ve malayaniyattan tecerrüt ederek insan sıfatına takarrub eder. Aksi taktirde beşeriyette kalır ve sıkıntılar içerisinde med-cezirde ömrünü geçirir ve araftan kurtulamaz.

Gayemiz, idealimiz, maksadımız ister maddi ve dünyevi, ister uhrevi ve manevi olsun bir hedef tayin etmezsek, hedef alınmadan mevzide rastgele ateş etmeye benzer ki bir işe yaramaz. Çok defa da başa bela getirir, ruha sıkıntı olur. Yapılan işte incelikleri öğrenmek, bir hedef tayin edip her şeyiyle o gayeye teveccüh etmekle ancak maddi veya manevi feyizlere, maksuda vasıl olunabilir.

Nasıl ki yelkeni kırılmış, motoru kırılmış bir gemiye hiçbir rüzgar maksadına erişmek için fayda sağlamaz hatta maksadının aksine bile götürebilir. Ama motoru sağlam ve yelkenleri muhkem olan bir sefineye rüzgar fayda sağlar ve maksadına vasıl eder.

İnsan, fiziken bu koca kainat içinde küçücük bir noktadır. Eğer insan o küçük cismiyle kendi koca âlemine hâkim olabilirse hayaline sahip olup, latifelerini nurlandırabilirse o zaman alem inşallah baştan sona bir nur alemi olacak. Bir şeyden çok şeyler çıkar hakikatini de düşünürsek, güneş nasıl ziyasıyla her yerde varsa insan da davasının gayesinin inceliklerini öğrenerek bu güneş misali her yerde o davasına çıkan yollar görecektir.

Şimdi şuradan başlayacak olursak ki; “Bir noktayı bir cihan yap, o cihana hâkim ol.” Yani kendine bir hedef belirle, gayen olsun. Gayesiz hiçbir şey yapma, düşünme, hareket etme hatta uyku bile uyuma gayesiz olarak.

“Vücudda atâlet yok. İşsiz adam, vücud da adem hesabına işler. En bedbaht sıkıntılı muzdarib, işsiz olan adamdır; zira ki atâlet: Vücud içinde adem, hayat içinde mevttir. Sa’y ise: Vücudun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet!” (Sözler, 730)

Murakabe, tefekkür ehli için çok ehemmiyetlidir. Çünkü, murakabe bir şeyin şuurunda olmak demektir. Yaptığı işin farkında ve bilincinde yaparak o işte muvaffak olmak ve daha fazla verim almasına bu murakabe denilen sistem sebep olmaktadır.

Murakabesiz tefekkür ve müzakere ve mütalaa da yapılmamalıdır. Çünkü, dipsiz bir kuyuya dalmaya sebep olur. Zahiren okunan şeyler insanın terakkisine değil inkisaf ve dumura uğramasına sebeptir. Afakidir ve harice nazar eder. Nefsinden başlamaz ve gaye-i ideali yoktur.

Lakin murakabe sistemini istimal edenlerin tefekkür ve müzakere ve mütalaaları feyizaverdir. İnkişafa ve inbisata ve kemalata vesiledir. Enfüsi tahliller, istinbatlara vesiledir, nuranidir. Bir mefkure sahibidir. Gaye-i ideali vardır.

Nefsini ikna etmek de ideal sahibi olmakla mümkündür. Mesleğimizce nefsi öldürmek değil ıslah edip ehlîleştirmek ve emareden, raziye, levvame, mutmainneye inkılab ettirmek esastır.

Ne mutlu o beşere ki, beşeriyet levazımatından sıyrılmak gayretindedir ve gaye-i hayal sahibidir.

Bedbahttır o beşer ki, beşeriyet levazımatı içerisinde deprenir durur ve bir ideali olmayıp hayatını batın ve fercin hizmetine münhasır etmiştir.

Selam ve selamet beşeriyet levazımatından tecerrüt edip, dimağında ahengini kurup feyizaver nurlarla meşgul olanlara olsun.

Yazar : Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan özel, 1987 Yozgat Doğumlu olup mesaisini Risale-i Nur''un tahkiki gayesiyle, Külliyattan derlemeler, tashihler ve makaleler yazarak geçirmektedir. Bu gayesinde ise Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin meslek ve meşrebinden sapmadan ve vâris-i Bediüzzaman (r.a.) ile sıkı irtibat içerisinde yapmaktadır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Güzel Sözle ‘Cihad’ Lâzım…

Bütün gücünü kullanma ve mücadele anlamına gelen cihad, Allah’ın dinini yayma mücadelesidir, tebliğdir. İnananların cihadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Acûbe / Prof. Dr. Himmet UÇ

Acube   Bediüzzaman acip kelimesini çok fazla değil amma yerinde ve isabetli kulllanmış, insanın anlamakta …

Kapat