Ana Sayfa / Yazarlar / Bir Söz Bana Çok Dokundu / Orhan SALCI

Bir Söz Bana Çok Dokundu / Orhan SALCI

Bunu paylaşınız

Bir seçim sürecini daha sıkıntısız atlattık elhamdülillah..
Belki rahmet ayı ramazanın bereketiydi ülkemizde sıkıntısız, kavgasız, gürültüsüz bir seçim süreci atlatmamıza sebep.
Rahmet ayı ramazan, Kur’an ayı ramazan ruhlarımızı arındırdı, biz oruçlarımızı tuttuk, oruçlarımız ve ramazan bizleri tuttu, ülkemizi, insanımızı sıkıntıya sokacak, şer sayılabilecek neredeyse hiç bir olay olmadan bu süreci atlatmamıza vesile oldu.
Bu rahmet, Ramazanın rahmeti olmasından öte ramazanda indirilen Kur’anın rahmetiydi, Kur’anla birlikte nübüvvetle görevlendirilen alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa sallallahü aleyhine vesellemin, ve O’un getirdiği dinin rahmeti ve bereketiydi belki ve öyleydi.

Bu aziz milletin damarlarına kadar örf, adet, anane olarak işlemiş Kur’an ve sünnet ahlakı, insanımızın zor zamanlardaki ahlakının, asaletinin, istikametinin feraset ve basiretinin özünü, mayasını oluşturuyor hamdolsun.

Ecdadımız bin yıldır Kur’an ve Sünneti şahsi ve toplum hayatlarına, ahlaklarına öyle işlemişler ki, din, dindarlık, asalet, haya, merltlik, cömertlik, hamiyet, haysiyet, hürmet, adalet adeta bu milletin kanına, genine, genetiğine işlemiş adeta..
Bu nimet, belki hiç bir millete nasibolmamış ya da çok az millete nasibolmuş bir nimettir bana göre. Milletimizin fertleri sayısınca hamdolsun.
Fakat malum, nimet şükür ister, şükür bulmazsa gider der büyüklerimiz.

Ramazanın son vaazlarından birinde İl Müftü Yardımcımız sayın Metin Aykut hocamız Kastamonu ile ilgili çok çarpıcı, yürek burkucu bir bilgi paylaştı..
Kastamonu’da ilk ve orta okul düzeyinde bulunan 17 bin kusur öğrenciden sadece 4 bin kusuru geçtiğimiz yıl camilerimizde açılan Yaz Kur’an Kurslarına kayıt yaptırmış.
Kayıt yaptıranların ne kadarı ne kadar sebat etti, devam etti o da belirsiz.
Yani yuvarlak bir hesapla beş evladımızdan biri yazın camiye, Kurana gitti, dört çocuğumuz gitmedi, gidemedi..
Beş çocuktan dördünün camiye, Kur’an’a, dinlerini, peygamberlerini öğrenmeye, örnek almaya, hayatlarında Kur’an’dan ve Peygamberimizin ahlakından birer mücevher taşımaya ihtiyaçları yok muydu, onların hakkı değil miydi, onların ebeveynlerine vazife değil miydi?
Karınlarını doyurmak, üstlerini giydirmek için yarıştığımız, çırpındığımız evlatlarımızın ruhlarına, kalplerine, akıllarına Kur’andan, sünnetten, edepten, hayadan, güzel amelden bir rızık gerekmez miydi?.
Camiye gitmeyen, gönderilmeyen çocuklarımızın nerelere gittiği konusu ise başlı başına sorun değil midir?
İşe mi gittiler.. Keşke işe girselerdi ama o yaştaki çocukların çalışması yasak, işe gitmediler, gidemezler.
Sanata, spora ya da başka etkinliklere mi gittiler?
Bu soruya da evet demek çok zor. Evet çok sayıda evladımız yaz spor okullarına gidiyorlar ama bu sayı çok çok az olduğu gibi, yaz spor ve sanat okullarının camilere gitmeye engel teşvik ettiğini düşünmek, varsaymak ta çok zor.
Köyüne kentine mi gitti bu çocuklar?
Keşke.
Köydeki hayat başlı başına bir okul aslında. Dededen ayrı, neneden ayrı, komşudan ayrı, örfünden, ananesinden ayrı dersler alabilirdi çocuklarımız.
Ama o da değil. Biliyoruz ki köylerimiz çocuğa hasret, neneler, dedeler toruna hasret, köyler boş, köyler insana hasret…
Ayrıca her köyde cami var artık, cami ve din görevlisi sayımızın yüzde yetmişbeşi köylerde.
E, peki bu çocuklar nereye gittiler, nerelere gidiyorlar, kimlerle oturup kalkıyorlar, ne yeyip ne içiyorlar?
Yıllardır dostlarımla paylaştığım bir kanaatimi buradan da paylaşmak istiyorum..
Mevlana hazretlerinin “Gel, ne olursan ol yine gel..” sözü artık bizim sözümüz olmaktan çıktı.

Bu gün aynı haykırışı meyhaneciler, kumarhaneciler, batakhaneciler, uyuşturucu baronları, suç örgütleri yapıyor..
İster müslüman ister gayrı müslim,
ister Türk, ister Kürt, ister Arap…,
İster hacı çocuğu, ister hoca çocuğu ol,
İster süper zekalı, ister man kafa..,
Ne olursan ol gel, ne okursan oku gel diyorlar..
Herkese göre bir tuzakları, herkese yaptıracakları ayrı birer pis işleri mutlaka var ve canla başla çağırıyorlar.. En güzel maskelerle çağırıyorlar, en güçlü, en etkin tuzaklarla, seslerle, sözlerle çağırıyorlar..
Bu çağrılara kulak tıkamanın, duymamanın tek çaresi; Kur’anın ve Rasulüllahın sesine kulak vermek, ecdadımızın, imanımızın, irfanımızın, ulemanın, evliyanın sesine kulak vermektir. Başka çare yok.
Ve milletimizin de kaybedecek bir tek evladı bile yoktur, olmamalıdır.

Kastamonu neden Başkent sizce?
Türk Dünyası Kültür Başkenti olan Kastamonu’muzu farklı kılan, özel kılan, güzel kılan, önde ve öncü kılan yegane vasfı tamamen Türk ve tamamen İslam şehri olmasıdır..
Camileri, tekkeleri, türbeleri, sivil mimarisi, hanları, hamamları, örfü, ananesi, yetiştirdiği iftihar vesilesi şahsiyetleri vb herşeyi ile bu şehir ve insanın “ben Türküm, ben Müslünanım” diye bağırıyor olmasıdır.
Bu kan, bu gen, bu süt, bu maya, imanla, islamla yoğrulmuş bu ahlak bozulursa Kastamonu diye bir yer, bir şehir kalmaz. Kokar, kokuşur, uyuşur, mikrop yuvası olur, yok olur kaybolur gider..
Gitsin mi?
Hayır.
Bu şehir bu ülkeye olduğu kadar bu yüce millete ve bu ümmete lazım, çok kazım.
Neden?
Bu gün tıp ilmi kök hücre tedavisini keşfetti. Bozulan, hasta olan bir organdan elde ettiği sağlam bir hücre ile o organı yeniden tamir edebiliyor belki bir hücreden yeniden organ üretmeyi başarabiliyor Allah’ın izni ve hikmetiyle.
Kastamonu, tüm Türk-İslam kültür medeniyetinin bütün kök hücrelerini barındıran yegane şehirlerden biridir, gen bankası gibidir. Bu hazineye her birimiz gözümüz gibi, göz bebeğimiz gibi bakmak zorundayız.
Çocuklarımız, Rabbimizin bize birer emaneti olması yanısıra bu açıdan da çok kıymetli, çok değerli.
Bu kültür genimizi kahvehanelerde, kumarhanelerde, kerhanelerde, meyhanelerde, atari salonlarında, internet kafelerde, barlarda pavyonlarda muhafaza edemeyiz, nesşilden nesile nakledemeyiz.
Bize bu kültür, bu iman-islam-ahlak geni camilerde aşılandığı gibi bizden sonra gelecek nesillerimize de yine camilerde ve benzeri yerlerde aşılanır, nakledilir.
Kanımıza, genimize, neslimize sahip çıkmak en büyük vazifedir, terki en büyük vebaldir, ihanettir.

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Yüz Deveden Bir Deve Gibi…

“Bugün Allah için ne yaptın”dan, “Allah bugün benim için ne yaptı”ya doğru hızla ilerliyoruz. *** …

Yorumlar

  1. avatar
    İbrahim H. Kılınç

    Üzücü bir hal. Bir miktar da özel kurslara vb giden vardır.
    Bu arada rakamlar sadece il merkezini ifade ediyor sanırım. Yoksa 40.000 civarında ilk-orta okul, 60.000″e yakın da lise dahil öğrenci olması lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Evlatlarımız için güzel bir dua / Ahmet KATIN

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN MÜTHİŞ BİR DUA Ya Rabbi! Kızım ... oğlum ... hiçbir dahlim olmadan bana …

Kapat