Ana Sayfa / KASTAMONU / Kastamonu Yazıları / Biz affettik, ama Kastamonulu topal nefer o hakareti affetmemiş

Biz affettik, ama Kastamonulu topal nefer o hakareti affetmemiş

Bunu paylaşınız

Mesnevîhan Şefik Can Dede Anlatıyor:

–(…) Biz harp okulu son sınıfında iken, 1931 senesinde harp okulunu bitirdim. O sıralarda Menemen hadisesi olmuştu. 1930’lu yıllardı. Tam işte o sene, bizim bir piyade öğretmenimiz vardı, Ali Bey isminde. Biz silahlar omzumuzda, çantalar falan arkamızda Âbide-i Hürriyet’in arka taraflarında talim yapıyoruz, tatbikat yapıyoruz. Öğle vakti, kumanyalarımızı yemek için, o Âbide’nin ön tarafında ağaçlıklar var, onun gölgesine oturduk. Çantalarımızda getirdiğimiz ekmek ve peynir yiyoruz. O sıralarda, o hadise olmuş, bizim kumandanımız hadiseden çok etkilenmiş. Bizi topladı, başına şöyle halka olduk dedi ki; “Çocuklar bakın sizler bir sene sonra subay çıkacaksınız, zâbit çıkacaksınız. Sakın ola ki maiyetinizde bulunan neferlere küfretmeyin. Çünkü onların içerisinde çok hanzâdeler var, çok değerli insanlar var. Zaten kim olursa olsun küfretmek kötü bir şeydir, külhanbeyler küfreder, siz subay olarak küfretmeyin, ağzınızı alıştırmayın. Neden bunu söylüyorum biliyor musunuz?” dedi ve sözlerini bir hadiseye bağladı ve arkasından kendi başından geçen bir hadiseyi şöyle anlattı:

“Bakın çocuklar, biz Balkan Harbi sıralarında veya daha evvel Bulgaristan’da bulunuyorduk. Yani Bulgaristan bizim vilayetimizken. Fakat Bulgarlar, önce Rusların sonra Avrupalıların tesiriyle kımıldanıyorlar, isyan edecekler, öyle bir vaziyette bize dediler ki, “Bulunduğunuz yerlerde Bulgarlara çok yumuşak davranın, onları sertleştirecek hareketlerden kaçının”. İşte öyle bir ortamda Bulgaristan’dan bir kasaba, ismini de söyledi ama hatırımda değil, 1930 senesi. Biz diyor iki arkadaş pazara gidiyoruz. Arkamızda Kastamonulu bir nefer de var. Emir eri, topal bir asker. Giderken bir Bulgar kahvesi önünden geçiyorduk. Şişman bir Bulgar ağası kahvede oturuyor. Bizim geldiğimizi gördü. İki Osmanlı zâbiti geliyor. Sigara içiyordu, sigarasını tuttu şöyle bizim üstümüze attı, sigara geldi benim arkadaşımın kalpağına. Arkadaşım; “Vay ahlaksız bize hakaret etti” diye ona doğru hamle yaptı, ben tuttum çektim; aman dedim aman, emir var, hadise çıkarma, bunu görmemezlikten gel” dedim. “Nasıl olur canım dedi. Bizi aşağılıyor biz hadise çıkarmayalım.” Biz bu hakareti yuttuk, gittik pazara öteberi aldık. Neferimize verdik, Kastamonulu nefer onu eve kadar taşıdı. Biz affettik ama arkamızdan gelen o topal nefer o hakareti affetmemiş. “Benim zâbıtıma bir Bulgar nasıl hakaret eder.” diye düşünmüş, gelmiş evde işlerini bitirdikten sonra tabancayı almış gitmiş o kahveye ve Bulgar’ın karnına silahı boşalttığı gibi gebertmiş. Kalktı geldi, “ne yaptın bir hadise olmuş” dediysek de iş işten geçmiş. İşte dikkat edin, biz askerlerimize küfretmedik, icap ettiği zaman onları tokatladık, ama onlara kendimizi sevdirdik.

Sezai KÜÇÜK

(akademik.semazen.net)

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Vâli Eğinli Said Paşa’nın Hâtırâtında Kastamonu Camileri – 3

24 MUHARREM SENE 1296 VE 5 KĂNÚN-I SÂNİ SENE 1294 CUM’A Bugün cum’a namâzını Hisararkası’nda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Kastamonu Yazıları
Tanzanyalı, üryaniye hasta oldu

İstanbul’da düzenlenen UNESCO Dünya Turizm ve Kültür Konferansı’nda Kastamonu Belediyesi stant açarak güçlü bir katılım …

Kapat