Ana Sayfa / Yazarlar / Bizim Şiirimiz Divan Şiiridir / Bahar Kasîdesi

Bizim Şiirimiz Divan Şiiridir / Bahar Kasîdesi

Bunu paylaşınız

Bizim şiirimiz Divan şiirdir, köksüz ve yanlış bir ağaca aşılanmış Batı şiiri değil, ama Osmanlıyı yıkanlar onun kültürel zenginliğini de yıkmış, klasik şiirimizi eski Türk edebiyatı diye mahkum etmişler, hatta bir ara kaldırmayı düşünmüş bu frenk serpuşlu adamlar. Derler ki padişah Nef’î’nin uzun süre düşünüp şiirlerini söylediğini fikrederler. Bir gün bahçede Nef’î’den bir şiir ister sultan, Nef’î de irticalen bu şiiri söyler. Bizi yıkmaya çılışanlar âbâd olmasın, hâlâ yıkmak için komşu bazar, yazar bozar, yıkmak için çabalayan bu güruh-ı dâlle inşallah bizi yıkamayacak. Allah büyük kalenin yıkılmaması için büyük bir kumandan göndermiş; bütün ümmeti Muhammedin savunucusu, dininin ihyacısı, Bediüzzaman. Büyük milletin büyük savunucusu olur, kumandan-ı Azam Nebiyyi Zîşan bu asrın Peygamber-i Âlişan’dan izinli ve mezun müdafii Bediüzzaman, Onun himmeti ve siyaneti ile kaleyi savunuyor ne mutlu asker olanlara… Himmet

BAHAR KASİDESİ

(Der Medh-i Sultân Murâd Hân Aleyhi’r-rahmeti Ve’l gufrân)

(NESİB)

Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem
Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun Câm-ı Cem

İlkbahar rüzgârı esti, sabahleyin güller açıldı
Bizim de gönlümüz açılsın, sâki, Cemşid’in kadehini sun.

~

Erdi yine ürd-i behişt oldu havâ anber-sirişt
Âlem behişt-ender-behişt her kûşe bir bâğ-ı İrem

Yine Nisan ayı geldi, hava amber kokularına büründü
Dünya bir katmerli cennet haline geldi, her köşe bir cennet bağı oldu.

~

Gül devri ayş eyyâmıdır zevk u safâ hengâmıdır
Âşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhunde-dem

Gül devri, yeme içme günleridir, zevk ve safa zamanıdır,
Bu mübarek mevsim, aşıkların bayramıdır.

~

Dönsün yine peymâneler olsun tehî hum-hâneler
Raks eylesin mestâneler mutrıbler etdikçe nagam

Yine büyük kadehler dönsün, meyhaneler boşalsın
Çalgıcılar ahenkle çalarken sarhoşlar dansetsin.

~

Bu demde kim şâm u seher meyhâne bâğa reşk eder
Mest olsa dilber sevse ger ma’zûrdur şeyhu’l-Harem

Bu zamandır ki akşam ve sabah meyhane, bahçeye gıpta eder
Eğer Haremin reisi mest olsa, güzel sevse mazurdur.

~

Yâ neylesin bî-çâreler âlüfteler âvâreler
Sâgar sunar meh-pâreler nûş etmemek olur sitem

Ya çaresizler, aşıklar, başıboş olanlar ne yapsın
Ay parçası gibi güzeller kadeh sunarsa içmemek zulüm olur.

~

Yâr ola câm-ı Cem ola böyle dem-i hurrem ola
Ârif odur bu dem ola ayş u tarabla mugtenem.

Sevgili var, Cemşid’in kadehi var, böyle neşeli bir vakit var,
Arif odur ki bu vakitte yiyip içip eğlenmeyi ganimet bilir.

 

(TEGAZZÜL)

Zevkı o rind eyler tamâm kim tuta mest ü şâd kâm
Bir elde câm-ı lâle-fâm bir elde zülf-i ham-be-ham

Lutf eyle sâkî nâzı ko mey sun ki kalmaz böyle bu
Dolsun sürâhî vü sebû boş durmasın peymâne hem

Her nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mül
Lutf et açıl dahi gül ey serv-i kadd-i gonca-fem

Bu dürd ü bu sâfî deme dönsün piyâle gam yeme
Kânûn-ı devr-i dâime uy sen de mey sun dem-be-dem

Meydir mihekk-i âşıkân âşûb-ı dil-ârâm-ı cân
Sermâye-i pîr-i mugân pîrâye-i bezm-i sanem

Mey âkili irşâd eder âşıkları dil-şâd eder
Seyle verir berbâd eder dillerde koymaz gerd-i gam

Mey âteş-i seyyâleder mînâ kadehle lâledir
Yâ gonca-i pür-jâledir açmış nesîm-i subh-dem

Sâkî meded mey sun bize câm-ı Cem ü key sun bize
Rıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsin gönüllerden elem

Biz âşık-ı âzâdeyiz ammâ esîr-i bâdeyiz
Âlüfteyiz dil-dâdeyiz bizden dirîg etme kerem

 

(GİRİZGÂH)

Bir câm sun Allâh içün bir kâse de ol mâh içün
Tâ medh-i şâhenşâh içün alam ele levh u kalem

O âfitâb-ı saltanat ol şehsüvâr-ı memleket
Cem-bezm ü mâtem-mekremet memdûh-ı esnâf-ı ümem

Ablak-süvâr-ı rûzgâr-âşûb-ı Rûm u Zengbâr
Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Âferîdûn-alem  

Pîrâye-i mülk ü milel sermâye-i dîn ü düvel
K’olmuş nasîbi tâ ezel tâc-ı Ferîdûn taht-ı Cem

Hâkân-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hep
İslâm-ı Fârûk-ı Arab ikbâl-i Pervîz-i Acem

 

(MEDHİYYE)

Sultân Murâd-ı kâmrân-efsürde vü kişver-sitân
Hem pâdişeh hem Kahramân sâhib-kırân-ı Cem-haşem

Şâhenşeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dîhîm ü taht
Bahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyem

Şâh-ı cihân-ârâ mıdır mâh-ı zemîn-pîrâ mıdır
Behrâm-ı bî-pervâ mıdır yâ âfitâb-ı pür-kerem

Şâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kırân Rüstem gibi
Hem Îsî-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-dem

“Dünyâ ve mâ-fîhâ” nedir cennet olursa yâ nedir
Lutf eylemek zîrâ nedir yanında bir nakd u selem

Cümle hünerden bâ-nasîb sırr-ı aceb sun’-ı garîb
Meclisde şûh u dil-firîb cenk edicek şîr-i ücem

Gâhî ki ol şîr-i yele hışm ile tîg alır ele
Olur cihân pür-zelzele basdıkça meydâna kadem

Ol dem ki kasd-ı ceng eder sahrâları gül-reng eder
Dünyâyı hasma teng eder olursa Sâm u Güstehem

Sürdükçe hasma yek-tene bakmaz silâh u cevşene
Yer kalmaz aslâ düşmene illâ beyâbân-ı adem

Ey Husrev-i âlî-nijâd vey dâver-i pâk-i’tikâd
Ey şâh-ı sâhib-adl ü dâd ey pâdişâh-ı muhterem

 

(FAHRİYYE)

Sen bir şeh-i zî-şânsın şâhenşeh-i devrânsın
Ya’nî ki sen Hâkânsın devrinde ben Hâkâniyim

Ben gerçi bir bî-hâsılım şâkird-i ders-i müşkilim
Hem mekteb-i ehl-i dilim halk olmadan levh ü kalem

Sözde nazîr olmaz bana ger olsa âlem bir yana
Pür-tumturâk u hoş-edâ ne Hâfızım ne Muhteşem

Hâkânîyim ben Muhteşem yanımda serheng-i haşem
Hâfız olur leb-beste dem hâmem edince zîr ü bem

 

(TAC)

Nef’î yeter da’vâyı ko dünyâ ile gavgâyı ko
Eflâke istiğnâyı ko hâke yüzün sür lâ-cerem

 

(DUA)

Kaldır elin eyle duâ buldu kasîden intihâ
Şimdi duâ etmek sana hem müstehabdır hem ehem

Nice kasîde bir kitâb mecmû’a-i pür-intihâb
Her nüktesi Faslu’l-Hitâb her beyti bir genc-i hikem

Tâ kim cihân ma’mûr ola geh emn ü geh pür-şûr ola
İkbâl ile mesrûr ola ol Husrev-i vâlâ-himem

(Dîvân, S. 94-97)

Nef’î (1572 – 1635)

  1. Muhsin Kalkışım, Işığın Büyüsü, S. 208 -211
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Kamu Denetçiliği Kurumu 28 Şubat Mağdurlarının Yaralarını Sarıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu, çok önemli bir karara imza atarak 28 Şubat …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Hz. Peygamber’in Emeğe ve Alın Terine Verdiği Kıymet

İslam Dini, çalışıp kazanmaya büyük önem vermiş, Cuma gününü bile ibadet ederek ya da boş …

Kapat