Ana Sayfa / KASTAMONU / Kastamonu Bilgi-Belge / Candaroğlu Celaleddin Bayezid Dönemine Ait İki Kitabeye İlişkin Tashihi Gereken Bazı Hususlar

Candaroğlu Celaleddin Bayezid Dönemine Ait İki Kitabeye İlişkin Tashihi Gereken Bazı Hususlar

Makaleyi aslından okumak için alttaki başlığı tıklayınız. (Özellikle Arapça ibareler için tavsiye ederiz.)

Candaroğlu Celaleddin Bayezid Dönemine Ait İki Kitabeye İlişkin Tashihi Gereken Bazı Hususlar

Yazar: Arş. Gör. Ahmet GEDİK
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

ÖZET
Candaroğlu Celâleddin Bayezid Dönemi (1361-1385)’ne ait Kastamonu Araç Kötürüm Bayezid Câmii’nin inşâ kitâbesi ile Sinop Alâaddin Câmii’nin Candaroğlu Celâleddin Bayezid dönemi tamir kitâbesinin sorunlu yönleri vardır. Bu makalede, birincide bânî isminin, ikincide tarih kısmının, mevcut araştırmaların hiçbirinde doğru ve net bir şekilde okunamadığı ortaya konmuş, bunların ve dolayısıyla bu kitâbelere dayanılarak verilen tarihî bilgilerin tashihi teklif edilmiştir. 

GİRİŞ
Candaroğlu Celâleddin Bayezid Dönemi (1361-1385)’ne ait iki kitâbeye ilişkin, çeşitli kaynaklarda kaydedilen bazı hususlar değerlendirme ve tashihe açıktır. Bu kitâbeler, Kastamonu Araç ilçesindeki Kötürüm Bayezid Câmii’nin inşâ kitâbesi ile Sinop Alâaddin Câmii’nin Celâleddin Bayezid tarafından tamir edildiğini belgeleyen tamir kitâbesidir. Her iki kitâbenin, bazı araştırmacılarca da ifâde edildiği üzere sorunlu kısımları vardır. Candaroğulları Beyliği Mimarisi’nde Celî Yazı adlı yüksek lisans tezinde1, özellikle bu sorunlu kitâbeler dikkate değer bu-
————
1 Ahmet Gedik, Candaroğulları Beyliği Mimarisi’nde Celî Yazı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2005, s.58-63, 119.

lunmuş, birincide bânî isminin, ikincide tarih kısmının, mevcut araştırmaların hiçbirinde doğru ve net bir şekilde tesbit edilemediği ortaya konmuştur. Bu makalede, aşağıda görüleceği üzere bunların ve dolayısıyla bu kitâbelere dayanılarak verilen tarihî bilgilerin tashihi teklif edilmiştir.

I. URUZ OĞLU MEHMET CÂMİİ2 İNŞÂ KİTÂBESİ (776/1374-75)
A. Kaynaklarda Verilen Bilgiler
Bu başlık altında, kitâbenin sadece sorunlu kısmı (bânî ismi) ile ilgili olarak kaynaklarda verilen bilgiler özetlenmiştir.

Buna göre, Uruz Oğlu Mehmet Câmii kitâbesi hakkında ilk bilgiyi Kastamonu Âsâr-ı Kadîmesi’nden edinmekteyiz. Kötürüm Bayezid Câmii olarak kay- dettiği bu camiin inşâ kitâbesiyle ilgili olarak Mehmet Behcet, “Bu kitâbenin ( ﺍﻤﻥ ) kısmı iyice okunamıyor. Sebebi noktasız olmasıdır. Aynen şu ﻭﺯ şekildedir: ( ﺍﻤﮟ )” diyerek sorunlu kısma dikkat çekmiş ve “câmiin Celâleddin ﻭﺭBayezid zamanında inşâ edildiği muhakkaktır”3 demiştir.

Sadece M. Yusuf Akyurt’un Mehmed bin Azumen Câmii olarak kaydettiği4 eser, sonraki diğer kaynaklarda, yine Kötürüm Bayezid Câmii olarak anılmış ve
ﻥ )5 Ezumen6, Azumen7 şeklinde kaydedilmiştir. kitâbedeki bu kısım yine ( ﺍﺯﻤﻭ

Sadece Yaşar Yücel bânî isminin verildiği bu kısmı hiç kaydetmemiştir8. Mehmet
Özkarcı “Ezumen ismi biraz tahrip olduğu için, tam olarak okunamamakta- dır”9 demiştir.

Ayrıca Talat Mümtaz Yaman câminin Candaroğlu Celâleddin Bayezid tarafından yaptırılmamış olduğunu söylerken10 bazı kaynaklar da Bayezid tarafından yaptırılmış olduğunu yazmışlardır11.
————
2 Kastamonu’nun Araç ilçesi Aşağı Mahallesi’nde bulunan 776/1374-75 tarihli, düz ahşap tavanlı câmi, kaynaklarda “Kötürüm Bayezid Câmii” olarak geçmektedir. Candaroğlu Bayezid döneminde Muhammed bin Uruz tarafından yaptırıldığından dolayı bânîsine nisbetle “Uruz oğlu Mehmet Câmii” diye adlandırdık. Câmiin mimarî özellikleri hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mehmet Behcet, Kastamonu Âsâr-ı Kadîmesi, İstanbul 1341, s. 66; Talat Mümtaz Yaman, Kas- tamonu Tarihi I, Kastamonu 1935, s. 120; Ahmet Gökoğlu, Paflagonya, Kastamonu 1952, s. 225-226; Yaşar Yücel, Anadolu Beylikleri Hakkında Araştırmalar, Ankara 1991, s. 161; Mehmet Özkarcı, Candaroğulları Beyliği Mimari Eserleri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 1992, s. 155-158; Mehmet Behcet, Kastamonu Eski Eserleri (Kastamonu Âsâr-ı Kadîmesi), (Haz. Musa S. Cihangir), Kastamonu 1998, s. 70. 3 Behcet, a.g.e., s. 66.
4 M. Yusuf Akyurt, Resimli Türk Âbideleri-12 (Kastamonu Şehri), Ankara 1944-45, Elyazma
Basılmamış Eser, T.T.K. Kütüphanesi, Y606-1, s. 133. 5 Yaman, a.g.e., s. 120; Özkarcı, a.g.t., s. 156.
6 Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Özkarcı, a.g.t., s. 157. 7 Akyurt, a.g.e., s. 133. 8 Yücel, a.g.e., s. 161. 9 Özkarcı, a.g.e., s. 158. 10 Yaman, a.g.e., s. 120. 11 İ. Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984, s. 127; M. Çetin Varlık, Candaroğulları Beyliği, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, C. 8, İstanbul 1989, s. 554; Yücel, a.g.e., s. 161.

B. Kitâbe ve Tahlili
Hâlen câminin kuzey cephesinde kapının üzerinde bulunan, 0,50 x 0,50 m. ölçülerindeki mermer kitâbe (Resim: 1) üzerine kabartma tekniğinde uygulanmış, Arapça dört satır halindeki celî sülüs yazının metni, okunuşu, anlamı ve hat sanatı bakımından tahlili şu şekildedir:

Yazının Metni:
Okunuşu:
12 اﺪَﺣا ﷲا َﻊَﻣ اﻮﻋﺪَﺗ ﻼﻓ ﷲ ﺪﺟﺎَﺴﻤﻟا نا َو و 14 ﺮﺒﻟا نﺎﻄﻠُﺳ مﺎﻳا ﻰﻓ 13 ﺪﺠﺴَﻤﻟا اﺬﻫ ﻰَﻨَﺑ 17 زورُا ﻦﺑ ﺪﻤﺤﻣ 16 ﻪﻜﻠﻣ ﺪﻠُﺧ ﺪﻳﺰﻳﺎﺑ 15 ﻦﻳﺪﻟا لﻼﺟ ﺮﺤﺒﻟا 20 ﺔﻳﺎﻤﻌﺒﺳ و ﻦﻴِﻌﺒﺳ و 19 ﺖﺳ 18 ﻪﻨﺳ ﺦﻳرﺎﺗ ﻰﻓ
Ve enne’l-mesâcide lillâhi felâ ted’û maa’llâhi ehaden
Benâ hâze’l-mescide fî eyyâmi Sultâni’l-berri ve’ ————
12 Cin Sûresi, 72/18.
13 Cihangir “hâze’l-mescidi” şeklinde mescid kelimesini mecrûr olarak gramer açısından yanlış okumuştur. Bkz. Behcet, a.g.e., (Haz. M. S. Cihangir), s. 70.
14 Özkarcı “Sultânü’l-berri” şeklinde merfû olarak gramer açısından yanlış okumuştur. Bkz. Özkarcı, a.g.t., s. 157.
15 Gökoğlu, Özkarcı ve Cihangir “Celâlüddin” şeklinde kelimeyi merfû olarak gramer açısından yanlış okumuşlardır. Çünkü bu okuyuş bizi, yapının bânîsinin Celâleddin Bayezid olduğu hatasına götürür. Nitekim bu hataya Gökoğlu, Yücel ve Cihangir düşmüş ve câmiin onun tarafından yaptı- rıldığını ifâde etmişlerdir. Bkz. Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Yücel, a.g.e., s. 161; Özkarcı, a.g.t., s. 157; Behcet, a.g.e., (Haz. Cihangir), s. 70.
16 Gökoğlu, Özkarcı ve Cihangir “hallede mülkehu” şeklinde yanlış olarak fiili ma‘lûm okumuşlardır.
Halbuki hâ harfinin üzerindeki zamme, fiilin mechûl olarak okunacağını gösterir. Dolayısıyla “hullide mülkühû” okunmalıdır. Bkz. Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Özkarcı, a.g.t., s. 157; Behcet, a.g.e., (Haz. Cihangir), s. 70.
17 Bu kelime kaynaklarda yanlış kaydedilmiş ve okunmuştur. Şöyle ki: Behcet, Yaman ve Özkarcı “ ﺍﺯﻭﻤ şeklinde noktasız olduğunu söylemiştir. Gökoğlu, Özkarcı ve Cihangir “Ezumen” olarak okumuşlardır. Yücel ise bu kısmı hiç kaydetmemiştir. Bkz. Behcet, a.g.e., s. 66; Yaman, a.g.e., s. 120; Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Yücel, a.g.e., s. 161; Özkarcı, a.g.t., s. 156, 157; Behcet, a.g.e., (Haz. Cihangir), s. 70. Kitâbedeki mîm harfleri ve zammeler dikkatlice incelendiğinde görülecektir ki, araştırmacıların “ ﻤﻤﻥ ” şeklinde kaydetmişler, Behcet ayrıca, bu kısmın okunamadığını, çünkü kelimenin “ ورا
ﮟ ”ﻥ ” şeklinde yanlış kaydettikleri kısım, zamme ile ze ( ﺯ ) harfidir. Kitâbede kayıtlı bu “ ﺍﹸﺭﻭﺯ ” ibâresindeki zamme, elif harfine aittir. Dolayısıyla kelimenin “Uruz” olarak telaffuz ve kaydı doğrudur. Uruz ismi, Dede Korkut Hikâyeleri’nden “Salur Kazan Destanı”nda zikredilmek- tedir. Ulaş oğlu Salur Kazan’ın oğlunun adı “Uruz”dur. Uruz ismi için bkz. Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkudun Kitabı, İstanbul 1973, s. 138, 139, CLXXVIII; Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Alperenler Destanı, İstanbul 2002, s. 113, 115.
18 Yücel ve Özkarcı “ ﺴﻨﺔ ” şeklinde noktalıyarak yanlış kaydetmişlerdir. Özkarcı ayrıca “senete” şeklinde mansûb olarak gramer açısından yanlış okumuştur. Bkz. Yücel, a.g.e., s. 161; Özkarcı, a.g.t., s. 156, 157.
19 Behcet “ ﺴﺘﺔ ” şeklinde, Gökoğlu ve Cihangir “sittetün” şeklinde müennes olarak yanlış kaydetmiş ve okumuşlardır. Bkz. Behcet, a.g.e., s. 66; Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Behcet, a.g.e., (Haz. Cihan- gir), s. 70.
20 Kelimedeki yâ harfi noktasızdır. Behcet, Yaman, Yücel ve Özkarcı “ ﺴﺒﻌﻤﺎﺌﺔ ” şeklinde, kitâbede olmadığı halde hemze ile kaydetmişlerdir. Gökoğlu “seb’a miye”, Özkarcı “seb’a mi’e”, Cihangir “seba mie” şeklinde mansûb olarak gramer açısından yanlış okumuşlardır. Bkz. Behcet, a.g.e., s. 66; Yaman, a.g.e., s. 120; Gökoğlu, a.g.e., s. 226; Yücel, a.g.e., s. 161; Özkarcı, a.g.t., s. 156; Behcet, a.g.e., (Haz. Cihangir), s. 70.

C. Sonuç: Tashih ve Teklif
Kitâbedeki yazının hat sanatı bakımından yapılan tahlili bize göstermiştir ki: Çeşitli kaynaklarda Ezumen, Azumen, ( ﺍﺯﻭﻤﻥ ) ve ( ﺍﺭ
ﻤﮟ ) şeklinde yanlış ﻭ kaydedilen kitâbenin sorunlu kısmı, Türkçe bir isim olarak Urûz ( ﺍﹸﺭﻭﺯ )’dur.

Dolayısıyla câminin bânîsi Muhammed bin Ezumen değil, Muhammed bin Urûz’dur. Bu, bazı araştırmalarda görülen, câminin Celâleddin Bayezid tarafından yaptırıldığı bilgisini olumsuzlamaktadır. Son olarak, yapılara genellikle bânîlerinin ismi verildiği gerekçesiyle bu câmiye Türkçe söyleyişle “Uruz Oğlu Mehmet Câmii” demek doğru olacaktır.

II. ALÂADDİN CÂMİİ21 TAMİR KİTÂBESİ (778/1376-77)
A. Kaynaklarda Verilen Bilgiler
Bu başlık altında, kitâbenin sadece sorunlu (tarih) kısmı ile ilgili olarak kay- naklarda verilen bilgiler özetlenmiştir.
Kitâbeden söz eden ilk kaynak Sinop Kitâbeleri’dir. Yazarı Hüseyin Hilmi kitâbeyle ilgili olarak “Yangından birçok yerleri kırılmış ve bilâhere sarı boya ile boyanmış şu kitâbe vardır. Yazısı gayet girifttir” demiş, 787 olarak kaydet- tiği tarih için “tarih mahalli bile sonradan boya ile yazılmıştır, bu sebeple tarihte bir yanlışlık olmak ihtimâli vardır”22 diye de şerh düşmüştür.

M. Yusuf Akyurt’un da okunması müşkil ifadesini kullandığı23 kitâbenin ta- rih kısmı, sonraki kaynaklarda yine 787/1385-86 şeklinde kaydedilerek24, Si- nop Alâaddin Câmii’ni Candaroğlu Celâleddin Bayezid’in, vefâtı senesi içinde25, yani 787/1385’te tamir26 ve tevsî ettirdiği27, avlunun kuzeydoğu köşesinde yer
————
21 Alâaddin Câmii’nin yapım yılı, plân özellikleri ve yaptıranı ile mimarının kimlikleri halledilememiş birer problem olarak durmaktadır. Yapıdaki en eski kitâbede (666/1267-68) câmiin Muînüddin Süleyman Pervâne tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. Bu câmiin aslında daha eski bir yapı oldu- ğu, Muînüddin Pervâne’nin aynı plân üzerine câmiyi yeniden yaptırdığı düşünülmektedir. Câmi çeşitli dönemlerde tamirat geçirmiştir. Bunlardan ikisi Candaroğulları Beyleri Celâleddin Bayezid ile İsfendiyar Bey dönemlerindedir. Câmiin tarihçesi ve mimarî özellikleri hakkında daha fazla bilgi için bkz. Hüseyin Hilmi, Sinop Kitâbeleri, Sinop 1339-1341/1920-22, s. 14-15; M. Şakir Ülkütaşır, Sinop’ta Selçukîler Zamanına Ait Tarihi Eserler, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi, Sayı: V, İstanbul 1949, s. 131-140; a.mlf., Sinop’ta Candar Oğulları Za- manına Ait Tarihi Eserler, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi, Sayı: V, İstanbul 1949, s. 187-189; Gökoğlu, a.g.e, s. 181-185; Deniz Esemenli, “Alâeddin Camii ve Medresesi”, DİA, II, İstanbul 1989, s. 328-329; a.mlf., Sinop İli Türk Dönemi Mimarisi, Basılmamış Dokto- ra Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1990, s. 79-85, 297-302. 22 Hilmi, a.g.e., s. 15.
23 M. Yusuf Akyurt, Resimli Türk Âbideleri-21 (Merzifon, Samson, Sinop), Sinop 1945-46,
Elyazma Basılmamış Eser, T.T.K. Kütüphanesi, Y614, s. 32.
24 Akyurt, a.g.e., s. 32; Ülkütaşır, Sinop’ta Selçukîler…, s. 138; Gökoğlu, a.g.e., s. 183;
Esemenli, a.g.m., s. 328; a.mlf, a.g.e., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 161, 162; Özkarcı, a.g.t., s. 159. 25 Akyurt, a.g.e., s. 32; Ülkütaşır, Sinop’ta Candar Oğulları …, s. 187; İ. Hakkı Uzunçarşılı,
Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984, s. 127; M. Çetin Varlık, “Candaroğulları Beyliği”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, (İlmî müşavir ve re- daktör: H. Dursun Yıldız), C. 8, İstanbul 1989, s. 554.
26 Akyurt, a.g.e., s. 32; Ülkütaşır, Sinop’ta Candar Oğulları …, s. 187; Uzunçarşılı, a.g.e., s. 127;
Varlık, a.g.e., s. 554; Esemenli, a.g.m., s. 328; Yücel, a.g.e., s. 161; Özkarcı, a.g.t., s. 159.
27 Gökoğlu, a.g.e., s. 183; Oktay Aslanapa, Türk Sanatı II, Anadolu Selçukluları’ndan Beylikler Devrinin Sonuna Kadar, İstanbul 1973, s. 60.

alan Candaroğulları Türbesi28’ni de bu tamir sırasında29 787/1385’te kendisi için yaptırdığı30 ifâde edilmiştir.

B. Kitâbe ve Tahlili
Hâlen, câmi avlusunun batı kapısının üzerinde bulunan 0,50 x 1,30 m. ölçü- lerindeki mermer kitâbe (Resim:3) üzerine kabartma tekniğinde uygulanmış, Arapça iki satır halindeki celî sülüs yazının metni, okunuşu, anlamı ve hat sanatı bakımından tahlili aşağıdaki şekildedir: Yazının Metni: ﻙ ﻤﺒﺎﺭ ﺍ ﺨﻴﺭ41 ﻥ ﻌﻴ ﺴﺒ
————
ﺎﻥ ﻤﺜ 40 ﻪ ﺴﻨﺍﻟ ﺠﺩ ﺴﻤ ﺍﻟ ﺫﺍ ﻫ ﺓ ﺎﺭ ﻤ ﻋ 34 ﺩﻙ ﻤﺤﺍ ﻡﻬ ﺍﻟﻠ 33 ﻠﻴﻡ ﻌ ﻤﻴﻊ ﺴ ﺍﻨﻙ 32 ﻤﻨﺎ ل ﺘﻘﺒ 31 ﺭﺒﻨﺎ ﺍﻟ ﺕ ﺍﻨ39 ﻪ ﻋﺎﻗﺒﺘﻌﻟ لﻌ ﺍﺠ ﻡﻬﻠ ﺍﻟﻓﻴﻘﻙ ﻭﺘ ﻰﻠﺒﻙ ﺒﻥ 38 ﺩ ﻴﺯﻴ ل ﺎﺩ ﻋﺍﻟﻰ ﺍﺒ 37 ﻥ ﺩﻴ ﺍﻟ لﻼﺠﺒ 36 ﻭ ﻟﺍ ﻙ ﺒﺩ ﻋ 35 ﺍﻨﺎ ﻭ ﻋ ﻤﺩ
28 Türbe Sinop’ta Alâaddin Câmii’nin avlusunun kuzeydoğu köşesinde yer alır. İnşâ kitâbesi olmadığı için yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Özkarcı 1385 yılı civarında inşâ edildiğini düşün- mektedir.

Kastamonu’daki İsmail Bey Türbesi’ne benzerliğinden dolayı Gökoğlu, bu türbenin de İsmail Bey zamanında inşa edilmiş veya İsmail Bey’in Kastamonu’daki türbeyi bunu takliden yaptırmış olabileceği kanaatindedir. Türbe içinde oldukça itinâlı şekilde yapılmış farklı boyutlarda biri ahşap diğerleri mermerden 11 sanduka bulunmaktadır. Bunların beşinde herhangi bir yazı bulun- mamaktadır. Yazıyla donatılmış sandukaların tarihî sıralaması şöyledir:
1) 787/1385-86 tarihli Celâleddin Bayezid’in sandukası,
2) 843/1440 (22 Ramazan/26 Şubat) tarihli İsfendiyar Bey’in sandukası,
3) 847/1443 (Muharrem/Mayıs) tarihli II. İbrahim Bey’in sandukası,
4) 849/1445 (20 Rebîulevvel/26 Haziran) tarihli II. İbrahim Bey’in annesinin sandukası,
5) 864/1459 (Muharrem/Ekim) tarihli İsfendiyar Bey’in kızı Said Baht Hatun’un sandukası,
6) 864/1460 (Zilhicce/Eylül) tarihli İsmail Bey’in oğlu Yahya Bey’in sandukası. İsfendiyaroğulları Türbesi’nin tarihçesi ve mimarî özellikleri hakkında daha fazla bilgi için bkz. Ülkütaşır, a.g.m., s. 160-170; Gökoğlu, a.g.e., s. 308-315; Esemenli, a.g.t., s. 116-123; Özkarcı, a.g.t., s. 234-240; Özkarcı, “Sinop’ta Candaroğulları Beyliği Dönemi Sandukaları”, Prof. Dr. Zafer BAYBURTLUOĞLU Armağanı, -San’at Yazıları-, Kayseri 2001, s. 435-446. 29 Esemenli, a.g.m., s. 328.
30 Esemenli, a.g.t., s. 116.
31 Gökoğlu “Yarabbi”, Özkarcı “ ﻴﺎﺏ ” ve “Yâ Rabb” şeklinde yanlış kaydetmiş ve okumuşlardır. Bkz. ﺭ Gökoğlu, a.g.e., s. 182; Özkarcı, a.g.t., s. 159.
32 Bu kısmı Ülkütaşır, Yücel “ ﻴﺎﺘﺸﺎﺀ ” şeklinde yanlış kaydetmişler, Esemenli de bu ﻤﺎﻟﻙﻤﻥﺍﻟﻤﻠﻙﺘﺅﺘﻰﺍﻟﻤﻠﻙ yanlış kaydı “Ya melik-ül mülûk …? ül mülûk min ..?” şeklinde eksik ve yanlış okumuştur. Bkz. Ülkütaşır, a.g.e., s. 187; Esemenli, a.g.t., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 162. 33 Bakara, 2/127.
34 Özkarcı “ ﺤﻤﺩﺍ ” ve “hamden”, Ülkütaşır “ ﺍﻏﻔﺭ)؟( ”, Yücel “ ﺍﻏﻔﺭ ”, Esemenli “….?” şeklinde yanlış kaydetmiş ve okumuşlardır. Gökoğlu’nun okuyuşu doğrudur. Bkz. Ülkütaşır, a.g.e., s. 187; Gökoğlu, a.g.e., s. 182; Esemenli, a.g.t., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 162; Özkarcı, a.g.t., s. 159.
35 Esemenli “enne” şeklinde yanlış okumuştur. Yücel ise bu kelimeyi kaydetmemiştir. Bkz. Esemenli,
a.g.t., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 162.
36 Ülkütaşır ve Yücel “ ﺍﻟﻤﺫﻨﺏ ”, Gökoğlu ve Esemenli “l-müznibü” şeklinde yanlış kaydetmiş ve okumuşlardır. Ayrıca bu kısmı (ﻭ ﻭﺍﻨﺎﺩ ﺍﻟﻤ ﻙ ﻋﺒﺩ göstermişlerdir. Yine bu kelimeyi (ﻭ ﺍﻟﻤﻋ ), Ülkütaşır, Esemenli ve Yücel birinci satırın sonunda ﺩﻋ ) ikinci defa olarak ikinci satırda Ülkütaşır ve Yücel “ﺍﻋﻨﻰ”,
M. Şakir “ve afve”, Gökoğlu “ya’fü”, Esemenli “yani” şeklinde yanlış kaydetmiş ve okumuşlardır. Bkz. M. Şakir, Sinop’ta Candar Oğulları Zamanına Ait Tarihi Eserler, İstanbul 1934, s. 26; Ülkütaşır, a.g.e., s. 187; Gökoğlu, a.g.e., s. 182; Esemenli, a.g.t., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 162.
37 Ülkütaşır ve Yücel “ ﺠﻼلﺍﻟﺩﻴﻥ ”, Esemenli “Celal el’ddin” şeklinde harf-i cer (ﺏ)’siz olarak eksik ve yanlış kaydetmişlerdir. Bkz. Ülkütaşır, a.g.e., s. 187; Esemenli, a.g.t., s. 80; Yücel, a.g.e., s. 162. 38 Gökoğlu ve Esemenli “Ebizeyid” şeklinde yanlış okumuşlardır. Bkz. Gökoğlu, a.g.e., s. 183;
Esemenli, a.g.t., s. 80.

Kitâbe, bir cetvelle iki satıra ayrılmış olup, “zemini tezyinatsız ve son derece girift” bir celî yazı örneği sunmaktadır. Bu özelliğiyle kitâbe Selçuklu geleneğini sürdürmektedir.

Yine, ﺍﻨﻙ ve ﺒﻙ kelimelerindeki bitişik, ﺍﺩﻙ , ﺍﻟﻤﺤﺭﻙ ve ﻋﺒﺩﻤﺒﺎﻙ kelimelerindeki müstakil kâf harflerinin serenleri Selçuklu tarzında olup, sağa doğru dalgalı açık bir S şeklinde çok fazla uzatılarak yazılmıştır. Bilhassa birinci satırın ortasındaki ﺍﻤﺩ ﺤ şâkulî harfi keserek ﺍﻟﻌﻙ kelimesinin kâf harfinin sereni, kendinden önceki beş ﻡ ismindeki ayn harfine kadar uzanmıştır. Ayrıca ﺍﻠﻴﺩﻙ ﻤﺤ kelimesindeki kâf harfinin sereninin başladığı yere, sonraki kelime olan ﻋﻰﻠ ibâresinin ayn harfinin çenesi oturtulmuştur. Benzer uygulamayı alt satırdaki ﻭ kelimesinin ayn harfinin çenesinin, dâl harfinin gövdesiyle ortak oluşunda ﺩﻋ ﻤ ﺍﻟ
görebiliyoruz.

Şâkulî harflerin bünyesi, aşağıya doğru inildikçe incelmektedir. ﺠ ﻥ ﺍﻟﺩﻴ لﻼ
kelimesindeki lâm-elif Selçuklu lâmelifleri tarzındadır. Yazıldığı yerin müsait oluşuna göre yukarıya doğru kolları daha da açılabilen bu harfin, sağdaki lâm gövdesinin hareketliliği ve sivri olan uç kısımlarının önce sola sonra da yukarıya doğru kıvrılması43 bu etkiyi göstermektedir.
ﻤﻨﺎ kısmında görüleceği gibi, dişli harflerin dendanları belirgin değildir. ل ﺘﻘﺒ ﺭﺒﻨﺎﻪ kelimelerindeki sîn harfleri dendansız olarak keşîde şeklinde ﻭ ﻥ ﻌﻴ ﺴﺒﻤﺎﻴ ﻌ ﺴﺒ yazılmışlardır. Yine burada da hemze yazılı değildir. Kaynaklarda “ ﺴﺒﻊﻭﺜﻤﺎﻨﻴﻥ ” olarak kaydedilen sorunlu tarih kısmının, kitâbe dikkatle incelendiğinde bu şekilde okunmaya imkân vermediği görülmektedir. Zira satırdaki ilk kelime ﺜﺎﻥ kelimesidir, yani 8 rakamıdır. Bu kelimeyi ﺜﻤ ﻥ ﺎﻨﻴ ﻤ ﻥ ) ihtiyaç duyulur. Dolayısıyla bu kısım ﻨﻴ okumak için fazladan bir yâ ve nûn’a ( ﻴﻥ şeklinde çeşitli şekillerde yazılma imkânına sahiptir. Halbuki ortada böyle bir ibâre görünmemektedir. Bilakis kelimenin ifade ettiği rakamın iki basamaklı olduğunu gösteren ve kitâbede bulunması gereken bu ﻴﻥ kısmı ﺴﺒ görülmektedir. Şöyle ki, ﺜ altta ﺴﺒﻌﻴﻥ kelimesinde ﺎﻥ kelimesinden sonra üst üste binmiş bir halde önce ﻤﺎﻴ ﻌ doğrulayan en mühim unsur ise alttaki ﺴﺒﻌﻴﻥ yani 70 rakamı, üstte ﺴﺒ diştir. İşte bu diş, kelimenin ﺴﺒ700 rakamı gelmektedir. Okuyuşumuzu
ﻌﻴﻥ kelimesinin ayn harfinden sonraki ﻊ yani 7 olarak değil, ﺴﺒﻥ yani iki basamaklı bir ﻌﻴ rakam olarak 70 şeklinde tesbitini sağlar. Dolayısıyla kaynaklarda “ ﺴﺒﻊ şeklinde yanlış okunup kaydedilen sorunlu tarih kısmında “ ﺜﻤﺎﻥﻭﺜﻤﺎﻨﻴﻥ ”ﻭﺴﺒﻌﻴﻥ ” tarihinin yazılı olduğu görülmektedir. Bu da tamir tarihinin 787 değil 778 olduğu anlamına gelmektedir.
————
43 Fevzi Günüç, “Anadolu Selçuklu Dönemi Celî Sülüs Yazısının Beylik Dönemine Etkileri”, XII. Uluslararası Türk Sanatı Kongresi (5-9 Ekim 2003- Amman), (henüz basılmamış tebliğ notları), s. 5

» ÖZKARCI, Mehmet, Candaroğulları Beyliği Mimari Eserleri, Basılmamış Doktora Tezi, Erzurum 1992.
» ÖZKARCI, Mehmet, “Sinop’ta Candaroğulları Beyliği Dönemi Sandukaları”, Prof. Dr. Zafer
BAYBURTLUOĞLU Armağanı, -San’at Yazıları-, Kayseri 2001, s. 435-461. » ŞAKİR, M., Sinop’ta Candar Oğulları Zamanına Ait Tarihi Eserler, İstanbul 1934. » UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Anadolu Beylikleri, Ankara 1984.
» ÜLKÜTAŞIR, M. Ş., “Sinop’ta Candaroğulları Zamanına Ait Tarihi Eserler”, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi, Sayı: V, İstanbul 1949, s. 152-191.
» ÜLKÜTAŞIR, M. Ş., “Sinop’ta Selçukîler Zamanına Ait Tarihi Eserler”, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi, Sayı: V, İstanbul 1949, s. 112-151.
» VARLIK, M. Çetin, “Candaroğulları Beyliği”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, (İlmî müşavir ve redaktör: H. Dursun Yıldız), C. 8, İstanbul 1989.
» YAMAN, Talat Mümtaz, Kastamonu Tarihi, XV’inci Asrın Sonlarına Kadar, I, İstanbul 1935. » YÜCEL, Yaşar., Anadolu Beylikleri Hakkında Araştırmalar, I, Ankara 1991.

***

İstem, Yıl:5, Sayı:9, 2007, s. 209 – 218

İlginizi Çekebilir

İlim ve Kültür Merkezi Olarak Kastamonu

Yazan: Yavuz UNAT Kastamonu Üniversitesi Felsefe Bölümü • Bilinen geçmişi; Hitit İmparatorluğu ile başlayan Kastamonu kentine Hititlerden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Kastamonu Bilgi-Belge
Kastamonu’da Kazancılık ve Bakırcılık: Üç Tarihî Külhan Kazanı

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sami Bayraktar Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü Makalenin tamamı …

Kapat