Ana Sayfa / KASTAMONU / İz Bırakanlarımız (Sayfa 5)

İz Bırakanlarımız

Hamamcı Kadı Salih Reis ve Paşa

AK SAKALLI HAMAMCI KADI SALİH REİS 13 HAZİRAN 1921 günü sabahleyin MUHİTTİN PAŞA yine Yarbaşı’na gelmiştir. Çekek yerindeki kaynaşmayı, kayıkçıların gayretini, halkın yardımını sevinç dolu göz yaşlarıyla seyretmiştir. Çevresindekiler bombardıman hikayeleri anlatırken, Paşanın gözleri kıyıda bir noktaya takılmış, kalmıştır. Cephane yükünü boşaltan, mavi boyalı bir denk kayığı başında, lacivert zıpkasının …

Devamını Oku »

Şeyh Muslihüddin Vahyî Efendi ve Mi’râcü’l-Beyân’ı

Şeyh Vahyî Efendi ve Mi’râcü’l-Beyân’ı Vahyî Efendi’nin hayâtına dâir elimizde detaylı bilgi bulunmamaktadır. Muslihüddin Vahyî Efendi, Kastamonu’da doğmuş, burada yaşamış ve yine burada vefât etmiştir. Doğum ve vefat târihleri belli değildir. Ancak, bilinen tek eseri Mi’râcü’l-Beyân’ın yazıldığı 1014/1605-6 târihine bakılacak olursa, onun XVI. yüzyılın ikinci yarısıyla XVII. yüzyılın ilk yarısında …

Devamını Oku »

Senâyî

SENÂYÎ (d.?/?-ö.?/?) divan şairi Senâyî, Fâtih Sultân Mehmed devri şairlerindendir. Hayatı hakkında kaynaklarda ayrıntılı bilgi yoktur. Gelibolulu Âlî ve Tuman, onun Kastamonulu olduğunu söylemiştir. Latîfî Tezkiresi’nin tenkitli neşrinde “Kastamonıdan” yerine “Bolıdandur” kelimesinin niçin tercih edildiği ise belli değildir (Canım 2000: 656, 204). Ehl-i cihettendir. Çok güzel sesi vardır. Camilerde mu’arriflik …

Devamını Oku »

Kadı Nuri Efendi

NÛRÎ, Nûrî-i Kâdî (d.?/?-ö.?/?) Osmanlı âlimi ve divan şairi Kastamonuludur. Fâtih Sultân Mehmed döneminin ilim sahibi makbul kadılarındandı. Fetva alanında (İmam-ı Azam’a nispetle) ikinci Numân olarak anılırdı. Eyüp’teki Dârü’l-Hadîs’in ilk müderrisi olan Arab Çelebi’nin babasıdır. Fâtih devrinde vefat etmiştir. Üç dilde şiir söylerdi. Ancak Latîfî’ye göre (Canım 2000: 549) şiirleri zamanla …

Devamını Oku »

İbrâhim Efendi (Aşçı Dede)

Kastamonulu olup, Erzincan’a yerleşmiş velîlerdendir. İsmi İbrâhim bin Halil bin Muhammed Ali Bey’dir. 1828 (H.1244) senesinde İstanbul’da Kandilli’de doğdu. Bir hac seferinde Medîne’de vefât ettiği ve orada defnedildiği nakledilmiştir. Babası Muhammed Ali Ağadır. Dedesi Kastamonulu Uzun Halil Ağa demekle meşhûr bir zât olup, yeniçeri devrinde Anadolu Hisarında köy ağası gibi …

Devamını Oku »

Moldovancı Ali Paşa

Osmalı devlet adamı; sadrâzam, serasker ve vali. Kastamonu sancağına bağlı Daday kazasının Sorkun köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. İstanbul’a geldikten sonra Bostancı ocağına girdi. Dârüssaâde Ağası Ebûlmisk Anber Ağa tarafından binâ eminliğine getirildi. Bostancı ocağında bulunduğu sırada, İstanbul’da asâyişi bozan bâzı serserilerin cezalandırılmasına memur edildi. Kısa zamanda bunların hakkından gelerek …

Devamını Oku »

Neşâtî Beğ

NEŞÂTÎ, Neşâtî Beğ (d.?/?-ö.?/?) Kastamonu’da doğdu. Doğum ve ölüm tarihi belli olmayan Neşâtî 16. yüzyılda yaşadı. Sunullah Efendi’nin kethüdalığını yaptı. Tımar sahibi idi. Akranları içinde parmakla gösterilirdi. İlminden ziyade hattatlığı ile bilinir, hattın her çeşidinde üstat sayılırdı. Hoş edalı birçok şiiri, kaside ve tarihleri vardır. Eserlerinden Örnek Şevk-i la‘lünle dîde kan …

Devamını Oku »

Molla Şemsî-i Edvârî

ŞEMSÎ, Şemsî-i Edvârî (d.?/? -ö.?/? ) Kastamonulu kadı şairlerdendir. Fıkıh bilgini, fâzıl ve musahiptir. Kanûnî döneminde vefat etti. Mûsikîşinaslığıyla tanınmıştır. Halk arasında beğenilen pek çok beste sahibidir. Gazelde Necâtî’nin takipçisidir. Necâtî’nin gazellerinden bestelenen eserlerin çoğu ona aittir. Bu yüzden Necâtî kendisine Molla Şemsî-i Edvârî derdi. Eserlerinden Örnekler Matla’  Atma tîr-i gamzeni peykân-ı dilden jeng …

Devamını Oku »

Şemsî-i Hisarî

ŞEMSÎ, Şemsî Çelebi, Şemsî-i Hisarî (d.?/?-ö.?/?) divan şairi, müezzin Kastamonu’da doğdu. Adı geçen şehrin Hisarından olduğu için Şemsî-i Hisârî sanıyla tanındı. Camide muarref ve na’t okurdu. Kânûnî döneminin ilk zamanlarında vefat etti (İsen 1999: 427, İpekten 1988: 475). Mûsikî ilminin ustası ve eşsiz bestecisiydi. On iki makamı on iki burca, yedi …

Devamını Oku »

İnsanlık kadar eski; Hasan Usta’nın elleri

Bazı insanları tanımak şanstır ve sonsuz mutluluk verirken insana kendini ayrıcalıklı hissettirir. Ama aynı zamanda bu insanları tanımak biraz da hüzün salar insanların içine. Çünkü o insanlar köklü bir geleneğin hatta insanlığın tarihi, kültürün tarihi, zanaatin tarihi kadar eski bazı geleneklerin son temsilcileridir. İşte koca çınarlar misali köklerini topraktan çekmek …

Devamını Oku »