Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT (Sayfa 4)

KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT

Sürgüne Yolculuk

MENFÂYA YOLCULUK Dr. Kemal DAŞCIOĞLU Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi SÜRÜLMESİ İÇİN FERMANI ÇIKAN KİMSE VEYA KİMSELER İSTANBUL’DA İKAMET EDİYORLAR İSE FORMALİTELERİN TAMAMLANMASINA KADAR EVİNDE YA DA UYGUN GÖRÜLEN BİR (HAPİSHANE VB.) YERDE BEKLERLERDİ. ŞAYET SÜRÜLECEK KİŞİ TAŞRADA İSE SÜRGÜN FERMANI O KİŞİNİN BULUNDUĞU YER İLE SÜRGÜNE GÖNDERİLECEĞİ YER KADISINA VEYA …

Devamını Oku »

Efendimiz’in (sav) Yolculukları ve Dualarından…

Yazar: Uğur YILMAZ Vaiz, Esenyurt Müftülüğü MEKKE’DE YENİ DOĞAN ÇOCUKLAR, ARAPÇA’YI DAHA FASİH ÖĞRENMELERİ, ÇÖLÜN SAĞLIKLI HAVASINDA BÜYÜMELERİ İÇİN BÂDİYEDEN GELEN SÜTANNELERE VERİLİRDİ. BU ÂDET GEREĞİ HEVÂZÎN KABİLESİNDEN BENÎ SA’D B. BEKR KOLUNDAN OLAN HALİME ES-SADİYYE’YE, EFENDİMİZ SÜT ÇOCUK OLARAK VERİLMİŞ VE DÖRT SENE KADAR ONLARLA KALMIŞTIR. Peygamberimiz’in (s.a.v.) hayatına …

Devamını Oku »

Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (s.a.v) Hayat Kronolojisi

Yazar: Sümeyye PARILDAR Vaiz, Ümraniye Müfülüğü 571 -Fahr-i Kainat Efendimizin dünyayı teşriferi; Hicretten 53 yıl önce 12 Rebîulevvel 20 Nisan 571 Pazartesi. -Sütannesi Halimeye verilmesi. 574 -Sütannesi tarafndan Mekke’ye getirilerek annesi Amine’ye teslim edilmesi. 575 -Annesi Amine’nin Ebva’da vefatı üzerine dadısı Ümmü Eymen tarafından Mekke’ye getirilip dedesi Abdulmuttalib’e teslim edilmesi. 577 …

Devamını Oku »

Allah’tan Kullarına Sorular! – 2

Allah’tan Kullarına Sorular! -2- GÖRMEZ MİSİNİZ? Önceki bölüm için tıklayınız. Yazar: Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI TARİHİ TEFEKKÜR Cenâb-ı Hak, tefekkür ettirici sualler sorar. Bakılacak, tefekkür edilecek, ibret alınacak bir başka mecrâ ise tarihtir. Arkeoloji ve tarih, insanlığın geçmişte kurduğu medeniyetleri, inşâ ettikleri şehirleri ve âkıbetlerini anlatır. Cenâb-ı Hak sorar: “(Sen’i yalanlayanlar) …

Devamını Oku »

Hasan Sabbah ve Fidâîler

Prof. Dr. Abdülkerim ÖZAYDIN İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nizârî-İsmaîlî Devleti’nin kurucusu olan Hassan Sabbâh’ın 438 (1046-47) veya 445 (1053-54) yılında İran’da İmâmiyye Şîası’nın önemli merkezlerinden biri olan Kum şehrinde doğduğu rivayet edilir. Kendisi, hayatını anlattığı ve adamlarının Sergüzeşt-i Seyyidinâ adını verdikleri eserinde aslen Güney Yemen’de hüküm süren Himyerî krallarının soyuna …

Devamını Oku »

İlahiyat Câmiasında Neler Oluyor? – 7 (Hûriler ve Ruh Hakkında)

Yazan: Eymen AKÇA Önceki bölüm için tıklayınız İlâhiyat mezunu yazar bir kardeşimiz, Ehl-i Sünnet ulemasının dengeli ve kuşatıcı fikirlerine şöyle itiraz etmiş: “Kur’anda ruh geçiyor, ama senin anladığın gibi değil. Sen ruhu ya İlâhî bir nefha, ya da filozofların anladığı gibi küllî nefsin bir parçası ya da canlılığı sağlayan süper yetenekli sezilgen …

Devamını Oku »

Medyadaki fizikî şiddet mi, medyanın ontolojik şiddeti mi?

Yusuf KAPLAN* * Yazar “Kamera, izleyiciye yöneltilmiş bir silahtır.” Martin Heidegger “Film çekmekle, silah çekmek, bir ve aynı şeylerdir.” Paul Virilio “Batı uygarlığı, dünya üzerindeki hâkimiyetini iki şeye borçlu: Silâh ve reklâm” Paul Karl Feyerabend “Varlık, iyi’dir; yokluk, kötü’dür” İbn Sînâ  “İyilik, varlık’ta; kötülük, yokluk’tadır” İbn Arabî Giriş: Medeniyet Meselesi Olarak …

Devamını Oku »

Medine’nin İlk Müslümanları

Yazar: Adem SARAÇ Bütün dünya korkunç bir cehalet içinde yüzüyordu. Özellikle de Arabistan’da puta tapıcılık almış başını yürümüştü. Her tarafı zulmet kaplamış, cahiliyet ve şirk bütün dimağları ve  vicdanları karartmıştı. İşte böylesi bir zamanda fıtratlarını koruyarak putperestlikten sıyrılıp Hanîfliğe yönelmiş çok az kişi vardı. Bunlar Allah’ı bir tanıyorlar ve putları reddediyorlardı. Bunlardan biri de Medineli Es’ad bin …

Devamını Oku »

Tarihselciliğin Cemaziyelevveli

Yazar: Yrd. Doç. Dr. Yasin PİŞGİN İncil dogma ve efsanelerle tahrif edildi ve kutsallığını kaybetti. Sadece kitap mı tahrif oldu? Elbette hayır. İnsan tahrif oldu. Akıl tahrif oldu. Hikmet tahrif oldu. Bozulan hakikat çağrısı, beraberinde hakikat algısını da bozdu. Aklı ve hikmeti çarmıha geren ruhbanların skolâstik felsefeleri, bezdirici tahakkümleri, engizisyon mahkemeleri …

Devamını Oku »

Allah’tan Kullarına Sorular! -1

Allah’tan Kullarına Sorular!-1 YOK MU İBRET ALAN? Yazar: Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI Biz fânî insanlar, bilmediğimiz bir şeyi öğrenmek için soru sorarız. Bâkî olan Allah Teâlâ ise başka gayelerle sualler sorar. Çünkü tesirli söz söyleme sanatı olan «belâgat»ta, soru sormanın daha pek çok gayeleri vardır. Kur’ân-ı Kerim; Hakk’ın eşsiz belâgat ve …

Devamını Oku »

Tarihine bakıldığında Milli Piyango, pek de ‘milli’ değilmiş!

İstanbul’da ilk piyango çekilişi 1856’da gerçekleşti. Bu Ermeni Katolik piyangosuydu. Kilisenin güvencesiyle ev, arsa ve para ikramiyesinden oluşan karma bir çekiliş yapılmıştı. Ebubekir Aytekin yazdı.. Osmanlı İmparatorluğunda ilk piyango çekilişleri Batı kökenli hemen hemen her şey (şey’i “şer” olarak da okuyabilirsiniz) gibi, öncelikle Levantenler (İstanbul ve İzmir’de yaşayan Fransız ve …

Devamını Oku »

Zikrin Ehemmiyeti

Zikir; kelime manasıyla “hatırlamak” demektir. Istılahta ise Cenab-ı Hakk’ın esmasını, kibriya ve ulûhiyetini kalben ve lisanen anmaktır. Evet, zikir, Allah ile kul arasında irtibatı ve münasebeti kuracak en önemli vasıtalardan biridir. Zikir; ibadetin özü ve özetidir. Zikir, kalpten gaflet perdesini kaldırır, kişiyi Allah’a yaklaştırır ve O’na dost eder. Peygamber Efendimiz (sav.)  şöyle buyururlar: “Allah’a …

Devamını Oku »

Karda Tek Başına

Yazar: Mecit Ömür Öztürk O şehir bizim yazgımızdı. Şehrin sokaklarına inen ayaz, daha iyiydi evlerdeki yoksul sobalardan; daha iyiydi gökyüzünden dökülen karları düş kurarak seyretmek… Kaderi o şehir olan birileriyle üşümek, daha iyiydi başka yerlerde yalnız başına ısınmaya çalışmaktan… Kar altında yürümekle geçerdi ömrümüz. Döneceğimizi bildiğimiz halde hiç dönmeyecekmiş gibi, …

Devamını Oku »

“Mübarek ihtiyarlar” üzerine

Yazar: Fatih Çınar KALP KIRMANIN İYİSİ olmaz ama en kötüsünü sorarsanız, bu bana göre bir ihtiyarın kalbini kırmaktır. Dünya ile olan bağları birer birer kopmuş, emsallerinin çoğu kabrin öbür tarafına geçmiş, hayatında nice zorluklardan geçmiş, ölüme yaklaşmış bir insanın kalbini kırmak tahammülü zor bir mesele benim için. Ruhen ve bedenen zaten …

Devamını Oku »

Ribat ve Önemi Hakkında

RİBAT İp, bağ, sağlam yapı, kervansaray, ülke sınırı, sınırda nöbet beklemek. “Sınırda nöbet tutan” anlamında “murâbıt” şeklinde de kullanılmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’de bir ayette, “savaş için bağlanıp (ribât) beslenen atlar” (el-Enfâl, 8/60) başka bir ayette de, “sınırda düşmana karşı nöbet tutmak” (Alu İmrân, 3/200) anlamında kullanılmaktadır. Hadis-i şeriflerde Allah yolunda savaşmak …

Devamını Oku »