Ana Sayfa / RİSALE-İNUR’DAN

RİSALE-İNUR’DAN

Asâ-yı Musa, Onuncu Mesele; Emirdağ Çiçeği

Onuncu Mesele Emirdağı Çiçeği Kur’an’da olan tekrarata gelen itirazlara karşı gayet kuvvetli bir cevaptır. Aziz, sıddık kardeşlerim! Gerçi bu mesele, perişan vaziyetimden müşevveş ve letafetsiz olmuş. Fakat o müşevveş ibare altında çok kıymetli bir nevi i’cazı kat’î bildim. Maatteessüf ifadeye muktedir olamadım. Her ne kadar ibaresi sönük olsa da Kur’an’a …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Dokuzuncu Mesele

Dokuzuncu Mesele بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖ … الخ Bu âyet-i ecma ve a’lâ ve ekber’in bir küllî ve uzun nüktesini beyan etmeye, bir dehşetli manevî sual ve bir azametli ve …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Sekizinci Mesele

Sekizinci Meselenin Bir Hülâsası Yedinci’de haşri çok makamattan soracaktık. Fakat Hâlık’ımızın isimleriyle verdiği cevap o derece kuvvetli yakîn ve kanaat verdi ki daha başka sorgulara ihtiyaç bırakmadığından orada kısa kestik. Şimdi bu meselede, âhiret imanının hem âhiretin saadetine hem dünya saadetine dair temin ettiği faydalar ve neticelerinden yüzden biri hülâsa …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Yedinci Mesele

Yedinci Mesele Denizli Hapsinde bir cuma gününün meyvesidir. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُ ۞ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ۞ فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ Bir …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Altıncı Mesele

Altıncı Mesele Risale-i Nur’un çok yerlerinde izahı ve kat’î hadsiz hüccetleri bulunan iman-ı billah rüknünün binler küllî bürhanlarından bir tek bürhana kısaca bir işarettir. Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. “Bize Hâlık’ımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar.” dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Beşinci Mesele

Beşinci Mesele Gençlik Rehberi’nde izah edildiği gibi gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata –istikamet dairesinde– sarf etse onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Dördüncü Mesele

Dördüncü Mesele Yine Gençlik Rehberi’nde izahı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından sual edildi ki: “Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslâm mukadderatıyla alâkadar olan bu dehşetli Harb-i Umumî’den elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hal) (*[1]) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. Halbuki bir kısım mütedeyyin …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Üçüncü Mesele

Üçüncü Mesele Gençlik Rehberi’nde izahı bulunan ibretli bir hâdisenin hülâsası şudur: Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde bir Cumhuriyet Bayramı’nda oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki o elli altmış kızlardan ve talebelerden …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, İkinci Mesele

İkinci Meselenin Hülâsası Risale-i Nur’dan Gençlik Rehberi’nin güzelce izah ettiği gibi ölüm, o kadar kat’î ve zahirdir ki bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasıl ki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir. Öyle de bu zemin yüzü dahi acele hareket eden …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa’dan Birinci Kısım, Birinci Mesele

Asâ-yı Musa’dan Birinci Kısım DENİZLİ HAPSİNİN BİR MEYVESİ Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur’un bir müdafaanamesidir. Ve bu hapsimizde hakiki müdafaanamemiz dahi budur. Çünkü yalnız buna çalışıyoruz. Bu risale, Denizli Hapishanesinin bir meyvesi ve bir hatırası ve iki cuma gününün mahsulüdür. Said Nursî *** بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ فَلَبِثَ …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.230-247

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Üstadımız ifade buyurdular ki: Aleyhimizde olan Cumhuriyet gazetesi müdafaamı çok yanlış ve gayet fena bir tarzda tağyir etmiş, hattâ “Bir cani yüzünden on masuma zarar gelmemesi için” cümlesinin yerine “Bir cani yüzünden on masumu zulmetten kurtarmak için” gibi hezeyanlar karıştırmış. Hem de o yazdığım cevap; beş altı sene …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.210-229

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Aziz, sıddık, vefadar, fedakâr kardeşlerim! Evvelen: Bütün ruh u canımla fevkalâde nurani hizmet-i imaniyenizi tebrik ederim. Sâniyen: Ankara’da dindar Ahrarların kongresinde beni Diyanet Riyaseti dairesinde bir vazife ile tavzif etmeyi hararetle istemelerine ve Medresetü’z-Zehranın …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.190-210

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Aziz, sıddık kardeşlerim! Âlem-i İslâm’da Leyle-i Kadir telakki edilen bu ramazan-ı şerifin yirmi yedinci gecesinde bir nevi tesemmüm ile şiddetli bir mide hastalığı içinde sinirlerimi ve vicdan ve kalbimi istila eder gibi …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.171-189

Bağdat’ta çıkan, ehemmiyetli, siyasî bir ceride olan “Eddifa” gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir diyor ki: Nur talebelerinin mürşidi olan Bedîüzzaman Said Nursî hakkında “Eddifa” gazetesini okuyanlar benden soruyorlar: “Türkiye’deki Nur talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize malûmat ver.” diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevap vereceğim. Çünkü Üstadın, Nur’un …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.149-170

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Aziz, sıddık kardeşlerim! Bir zat, uzunca bir mektup yeni hurufla bana yazmış, kendisinin kim olduğunu bildirmemiş. Üç noktada şüphe edip bir nevi itiraz gibi yanlış mana verdiği için güya bizi ikaz ediyor. Meşrebimiz münakaşa ve münazara olmadığından ve kusurumuzu hakiki olarak gösterenlerden memnun olduğumuzdan, bu meçhul zatın mektubunda …

Devamını Oku »