Ana Sayfa / RİSALE-İNUR’DAN (Sayfa 10)

RİSALE-İNUR’DAN

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı – 9; Kastamonu Hayatı

Dördüncü Kısım Kastamonu Hayatı Bedîüzzaman Said Nursî, Eskişehir hapsinden çıktıktan sonra, Kastamonu vilayetine nefyediliyor. Uzun bir müddet polis karakolunda ikamete mecbur edildikten sonra, karakolun tam karşısında, daimî bir tarassud altında olan bir eve yerleştiriliyor. (Bedîüzzaman Said Nursî’nin Kastamonu’da sekiz sene karakolun göz hapsi altında ikamete mecbur edildiği ev (solda) ve …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı – 8; Eskişehir Hayatı

Üçüncü Kısım Eskişehir Hayatı Risale-i Nur’un gittikçe inkişaf ettiğini, iman ve İslâmiyet’in kuvvetlenmeye başladığını anlayan gizli din düşmanları “Bedîüzzaman gizli cemiyet kuruyor, rejim aleyhindedir, rejimin temel nizamlarını yıkıyor!” gibi uydurma ve hükûmeti aldatıcı tertip ve ittihamlarla 1935 senesinde Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde, idam kasdıyla ve muhakkak surette mahkûm edilmesi direktifiyle …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -7; Barla Hayatı

İkinci Kısım Barla Hayatı RİSALE-İ NUR’UN ZUHURU Üstad Bedîüzzaman Said Nursî’nin Şarkî Anadolu’da dünyaya gelişinden itibaren geçirdiği hayat safhalarını buraya kadar birer birer gördük, temaşa ettik. Şimdi; geçen kırk elli senelik hayatının neticesi ve meyvesi hükmünde, tarihin pek ender kaydettiği cihan vüs’atindeki muazzam bir davaya giriyoruz. Bütün maddî ve manevî …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -6; İlk Hayatı – 4

Şam’da fazla kalmadı. Şarkî Anadolu’da Medresetü’z-Zehra namıyla vücuda getirmek istediği dârülfünunun küşadı için çalışmak üzere İstanbul’a geldi. Sultan Reşad’ın Rumeli’ye seyahati münasebetiyle Vilayat-ı Şarkiye namına refakat etti. Yolda şimendiferde iki mektep muallimi ile aralarında bir bahis açılır. Şimendiferde yaptıkları bu mübahasenin hülâsası, Hutbe-i Şamiye adlı eserin zeylinde yazılmıştır. Birkaç cümlesini …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -5; İlk Hayatı – 3

Bundan sonra İstanbul’da fazla kalmaz, Van’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılır. Batum yoluyla Van’a giderken Tiflis’e uğrar. Tiflis’te, Şeyh San’an Tepesi’ne çıkar. Dikkatle etrafı temaşa ederken yanına bir Rus polisi gelir ve sorar: Niye böyle dikkat ediyorsun? Bedîüzzaman der: Medresemin planını yapıyorum. O der: Nerelisin? Bedîüzzaman: Bitlisliyim. Rus polisi: Bu Tiflis’tir! …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -4; İlk Hayatı – 2

Genç Said fıtraten, bir kanun altında yaşamayı ve harekâtının tahdid olunmasını sevmez. Her halinde, her hareketinde gayet serbest olmasını arzu eder ve daima “Ben, hürriyet ve serbestiyetimi hiçbir keyfî kanunla tahdid ettirmem.” derdi. Bunun içindir ki ilk İstanbul’a teşriflerinde yine her kayıttan uzak kalmakta ısrar etmiş ve hayatının bütün safhalarında …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -3; İlk Hayatı – 1

Birinci Kısım İlk Hayatı Bedîüzzaman Said Nursî (Rumî 1293) tarihinde Bitlis vilayetine bağlı Hizan kazasının İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğmuştur. Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir. Dokuz yaşına kadar peder ve validesinin yanında kaldı. O esnada bir halet-i ruhiye, tahsilde bulunan büyük biraderi Molla Abdullah’ın ilimden ne derece feyizyâb olduğunu …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -2; Giriş

GİRİŞ Evvela şunu itiraf edelim ki bu Tarihçe-i Hayat, büyük Üstadın hayatını tam manasıyla ifade etmekten çok uzaktır. Pek çok noktalar kısa kesilmiştir. Hem onun şahsiyetine ait hususları aydınlatacak ve açacak mahiyetteki vak’a ve hâdiselerden birçoğu zikredilmemiştir. Serdedilen fikir ve kanaatleri teyid eden vak’a ve hâdiseler pek çoktur. Bahsetmeyişimizin yegâne …

Devamını Oku »

Bediüzzaman Said Nursî’nin Tarihçe-i Hayatı -1; Önsöz

Risale-i Nur Müellifi BEDÎÜZZAMAN SAİD NURSÎ TARİHÇE-İ HAYATI Eserleri, Meslek ve Meşrebi بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَ بِهٖ نَسْتَعٖينُ Ön söz Bu ön söz, Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir âlim tarafından yazılmıştır. Büyük İkbal’e ait olan “Ön söz”de demiştim ki: Büyüklerin tarih-i hayatları okunurken, ulvi menkıbeler söylenip aziz hatıraları anılırken …

Devamını Oku »

1950’de Ankara Üniversitesi’nde verilmiş bir konferanstır / Sözler

KONFERANS Teşrin-i sânî 1950’de Ankara Üniversitesinde, profesör ve mebuslarımız ve Pakistanlı misafirlerimiz ve muhtelif fakülte talebelerinin huzurunda, fakülte mescidinde gece yarısına kadar devam eden bir mecliste verilen ve büyük bir alâka ve ehemmiyetle dinlenmiş olan bir konferanstır. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى …

Devamını Oku »

Küçük bir mesnevî ve imanî bir divan; Lemaat / Sözler

Lemaat مِنْ بَيْنِ هِلَالِ الصَّوْمِ وَ هِلَالِ الْعٖيدِ Çekirdekler Çiçekleri Risale-i Nur şakirdlerine küçük bir mesnevî ve imanî bir divandır. Müellifi: Bedîüzzaman Said Nursî Tenbih Bu Lemaat namındaki eserin sair divanlar gibi bir tarzda bir iki mevzu ile gitmediğinin sebebi: Eski eserlerinden Hakikat Çekirdekleri namındaki kısacık vecizeleri bir derece izah …

Devamını Oku »

Otuz Üç Penceredir; 33. Söz / Sözler

Otuz Üçüncü Söz Otuz Üç Penceredir Bir cihette Otuz Üçüncü Mektup ve bir cihette Otuz Üçüncü Söz. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِى الْاٰفَاقِ وَفٖٓى اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَهٖيدٌ Sual: “Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücub ve vahdaniyet-i İlahiye …

Devamını Oku »

Şirk ve küfür yolunun muhaliyetine, sırr-ı ehadiyete ve vahdete gelen teşkikat ve evhamı izâleye, ehl-i dalâlet ve ehl-i hidayet hakkında hayat-ı dünyeviyenin neticelerine dair; 32. Söz / Sözler

Otuz İkinci Söz Şu Söz üç mevkıftır. Yirmi İkinci Söz’ün Sekizinci Lem’a’sını izah eden bir zeyldir. Mevcudat-ı âlem, vahdaniyete şehadet ettikleri elli beş lisandan (ki Katre Risalesi’nde onlara işaret edilmiş) birinci lisanına bir tefsirdir. Ve لَوْ كَانَ فٖيهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin pek çok hakaikinden, temsil libası giydirilmiş bir hakikattir. …

Devamını Oku »

Mi’rac-ı Nebeviyeye ve Şakk-ı kamer” mu’cizesine dair; 31. Söz / Sözler

Otuz Birinci Söz Mi’rac-ı Nebeviyeye dairdir İhtar: Mi’rac meselesi, erkân-ı imaniyenin usûlünden sonra terettüp eden bir neticedir. Ve erkân-ı imaniyenin nurlarından meded alan bir nurdur. Erkân-ı imaniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı elbette bizzat ispat edilmez. Çünkü Allah’ı bilmeyen, Peygamberi tanımayan ve melaikeyi kabul etmeyen veya semavatın vücudunu inkâr eden adamlara …

Devamını Oku »

Tılsım-ı kâinatı keşfeden Kur’an-ı Hakîm’in, mühim bir tılsımını halleden; 30. Söz / Sözler

Tılsım-ı kâinatı keşfeden Kur’an-ı Hakîm’in, mühim bir tılsımını halleden Otuzuncu Söz “Ene” ve “zerre”den ibaret bir “elif” bir “nokta”dır. Şu Söz iki maksattır. Birinci Maksat, enenin mahiyet ve neticesinden; İkinci Maksat, zerrenin hareket ve vazifesinden bahseder. Birinci Maksat بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ …

Devamını Oku »