Ana Sayfa / RİSALE-İNUR’DAN (Sayfa 20)

RİSALE-İNUR’DAN

Tevhid-i hakikinin hâlis güneşinden on dört lem’adır / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ON DÖRDÜNCÜ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ وَكٖيلٌ ۞ لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَ الْاَرْضِ ۞ فَسُبْحَانَ الَّذٖى بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ ۞ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ۞ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا …

Devamını Oku »

Şu kitab-ı kâinatın hikmetini, maânîsinde aramadın. Gittin, nukuşunda taharri ettin / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ON ÜÇÜNCÜ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِىَ خَيْرًا كَثٖيرًا Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfüruş! Hikmet, hayr-ı kesîr olduğunu işittin. Fakat yanlış yola gitmiştin. Şu kitab-ı kâinatın hikmetini, maânîsinde aramadın. Gittin, nukuşunda taharri ettin. Hikmet-i kudsiye-i Kur’aniye ile hikmet-i felsefe-i insanın farklarını görmek …

Devamını Oku »

Binler ehl-i nefiy ve inkârın iki ehl-i ispata karşı sözleri bâtıldır, sukut eder / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ON İKİNCİ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِ Ey birader! Küffar ve ehl-i dalaletin kesret-i adediyle beraber bazı hakaik-i imaniyenin inkârlarında ittifakları seni sarsmasın. Çünkü kıymet, kesrette değildir. Zira insan, insan olmadığı vakit, şeytan bir hayvan olur. Ecnebiler gibi ihtirasat-ı hayvaniyede terakki …

Devamını Oku »

Ey Avrupa! / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ON BİRİNCİ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰى ۞ وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰى ۞ وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَ الْاُنْثٰى ۞ اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰى ۞ فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَ اتَّقٰى ۞ وَ صَدَّقَ بِالْحُسْنٰى ۞ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰى ۞ وَ اَمَّا مَنْ بَخِلَ وَ اسْتَغْنٰى ۞ وَ كَذَّبَ بِالْحُسْنٰى ۞ فَسَنُيَسِّرُهُ …

Devamını Oku »

Senin hayatın ve hayatındaki cihazatın gayelerinin icmali dokuz emirdir / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ONUNCU DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖى شُغُلٍ فَاكِهُونَ ۞ هُمْ وَ اَزْوَاجُهُمْ فٖى ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُنَ ۞ لَهُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ وَ لَهُمْ مَا يَدَّعُونَ ۞ سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحٖيمٍ ۞ وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ ۞ اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَنٖٓى اٰدَمَ اَنْ لَاتَعْبُدُوا …

Devamını Oku »

Ey insan! Senin önünde iki yol var / Nur’un İlk Kapısı’ndan

DOKUZUNCU DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَ التّٖينِ وَ الزَّيْتُونِ ۞ وَطُورِ سٖينٖينَ ۞ وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمٖينِ ۞ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖٓى اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍ ۞ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِلٖينَ Ey insan! Senin önünde iki yol var: Birisinden gitsen kâinatın esfel-i safilînine gidersin. Diğer yoldan gidersen a’lâ-yı illiyyîn-i şerefe çıkabilirsin. Şu …

Devamını Oku »

Dava ediyorsun ki: “Dua ediliyor, cevap verilmiyor. Âyet ise âmmdır.” / Nur’un İlk Kapısı’ndan

SEKİZİNCİ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادٖى عَنّٖى فَاِنّٖى قَرٖيبٌ اُجٖيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ ۞ اُدْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ ۞ قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ Şu âyetler, duanın mühim bir esas-ı ubudiyet olduğunu gösteriyor. Ey hakikat-i halden gafil müddeî! Dava ediyorsun ki: “Dua ediliyor, cevap verilmiyor. …

Devamını Oku »

Nedendir ki vazifeni terk edip Hâlık’ının vazifesiyle fuzulî iştigal ediyorsun? / Nur’un İlk Kapısı’ndan

YEDİNCİ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ ۞ مَٓا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَ مَٓا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ ۞ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ Ey Said-i gafil! Nedendir ki vazifeni terk edip Hâlık’ının vazifesiyle fuzulî iştigal ediyorsun? Zalûm ve cehûl vasfına liyakat kesbediyorsun …

Devamını Oku »

Ey zaafıyla beraber mağrur ve işlemediği şeyle müftehir! / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ALTINCI DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ Ey zaafıyla beraber mağrur ve işlemediği şeyle müftehir bîçare Said! Senin fahir ve gurura hiç hakkın yok. Çünkü senin nefsinde, kusur ve şerden başka yoktur. Eğer hayır olsa o hayır da cüz-i …

Devamını Oku »

Ey ihtiyarsız, süratle kabre, haşre, ebede giden.. / Nur’un İlk Kapısı’ndan

BEŞİNCİ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ Ey ihtiyarsız, süratle kabre, haşre, ebede giden Said-i şakî! Bil ki: Uzun ve kısalığı nisbetinde iki hayatın levazımatını tahsil etmek için Mâlik-i Kerîm sana, bir sermaye-i ömür verdiği halde sen o sermayenin …

Devamını Oku »

Herkes için şu hayat denilen süratli seferde, kabre iki yol vardır / Nur’un İlk Kapısı’ndan

DÖRDÜNCÜ DERS اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفٖى نَعٖيمٍ ۞ وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَفٖى جَحٖيمٍ Ey Said-i gafil! Herkes için şu hayat denilen süratli seferde, kabre iki yol vardır. O iki yol, uzun ve kısalıkta müsavidirler. Lâkin birisinde zararsız olmakla beraber, bir menfaat-i azîme olduğu, mütevatir ehl-i şuhud ve ihtisasın şehadet ve icmalarıyla sabittir. …

Devamını Oku »

Ey gururlu, mağrur gâfil! Sana ne olmuş ki Müslümanları -ecânib tarzında- hayat-ı dünyeviyeye davet edersin? / Nur’un İlk Kapısı’ndan

ÜÇÜNCÜ DERS بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَلَايَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ Ey gururlu, mağrur gâfil! Sana ne olmuş ki Müslümanları –ecânib tarzında– hayat-ı dünyeviyeye davet edersin? O hayat, uyku içinde bir lu’b ve hevâ içinde bir lehivden başka bir şey değildir. Hem ne oluyorsun ki keyiflerine kâfi gelen …

Devamını Oku »

Ey dünya için dinini ihmal eden! Şu temsilî bir hikâyeyi dinle / Nur’un İlk Kapısı’ndan

İKİNCİ DERS وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقٖينَ وَبُرِّزَتِ الْجَحٖيمُ لِلْغَاوٖينَ Ey insan-ı gafil! Ey dünya için dinini ihmal eden! Şu temsilî bir hikâyeyi dinle. Tâ dinsiz dünyanın hakikatini göresin. Eski zamanda iki kardeş vardı. Bu iki kardeş seyahate çıktılar. Gitgide tâ yol ikileşti. O iki yolun başında bir adamı gördüler. O adam …

Devamını Oku »

Ey insan! Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun? / Nur’un İlk Kapısı’ndan

سْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ وَ بِهٖ نَسْتَعٖينُ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى خَيْرِ خَلْقِهٖ مُحَمَّدٍ وَ اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ اَجْمَعٖينَ اٰمٖينَ BİRİNCİ DERS اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ Ey insan! Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun? Rabb-i Kerîm, senin yanında emaneten …

Devamını Oku »

“Her hâdisede iki sebep var” / Şualar’dan

On Üçüncü Şua’dan bir mektup Aziz kardeşlerim! “Meyve”nin meselelerinin tekmil edilmesine meydan vermeyen manilerin zevali ile inşâallah yine başlanacak ki birisi, soğuk; birisi, masonların onun kuvvetinden dehşet almalarıdır. Ben bu musibette, kader-i İlahî cihetini düşünüyorum. Zahmetim rahmete inkılab eder. Evet, Risale-i Kader’de beyan edildiği gibi her hâdisede iki sebep var: …

Devamını Oku »