Ana Sayfa / RİSALE-İNUR’DAN (Sayfa 3)

RİSALE-İNUR’DAN

Asâ-yı Musa, Altıncı Mesele

Altıncı Mesele Risale-i Nur’un çok yerlerinde izahı ve kat’î hadsiz hüccetleri bulunan iman-ı billah rüknünün binler küllî bürhanlarından bir tek bürhana kısaca bir işarettir. Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. “Bize Hâlık’ımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar.” dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Beşinci Mesele

Beşinci Mesele Gençlik Rehberi’nde izah edildiği gibi gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata –istikamet dairesinde– sarf etse onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Dördüncü Mesele

Dördüncü Mesele Yine Gençlik Rehberi’nde izahı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından sual edildi ki: “Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslâm mukadderatıyla alâkadar olan bu dehşetli Harb-i Umumî’den elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hal) (*[1]) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. Halbuki bir kısım mütedeyyin …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, Üçüncü Mesele

Üçüncü Mesele Gençlik Rehberi’nde izahı bulunan ibretli bir hâdisenin hülâsası şudur: Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde bir Cumhuriyet Bayramı’nda oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki o elli altmış kızlardan ve talebelerden …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa, İkinci Mesele

İkinci Meselenin Hülâsası Risale-i Nur’dan Gençlik Rehberi’nin güzelce izah ettiği gibi ölüm, o kadar kat’î ve zahirdir ki bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasıl ki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir. Öyle de bu zemin yüzü dahi acele hareket eden …

Devamını Oku »

Asâ-yı Musa’dan Birinci Kısım, Birinci Mesele

Asâ-yı Musa’dan Birinci Kısım DENİZLİ HAPSİNİN BİR MEYVESİ Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur’un bir müdafaanamesidir. Ve bu hapsimizde hakiki müdafaanamemiz dahi budur. Çünkü yalnız buna çalışıyoruz. Bu risale, Denizli Hapishanesinin bir meyvesi ve bir hatırası ve iki cuma gününün mahsulüdür. Said Nursî *** بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ فَلَبِثَ …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.230-247

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Üstadımız ifade buyurdular ki: Aleyhimizde olan Cumhuriyet gazetesi müdafaamı çok yanlış ve gayet fena bir tarzda tağyir etmiş, hattâ “Bir cani yüzünden on masuma zarar gelmemesi için” cümlesinin yerine “Bir cani yüzünden on masumu zulmetten kurtarmak için” gibi hezeyanlar karıştırmış. Hem de o yazdığım cevap; beş altı sene …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.210-229

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Aziz, sıddık, vefadar, fedakâr kardeşlerim! Evvelen: Bütün ruh u canımla fevkalâde nurani hizmet-i imaniyenizi tebrik ederim. Sâniyen: Ankara’da dindar Ahrarların kongresinde beni Diyanet Riyaseti dairesinde bir vazife ile tavzif etmeyi hararetle istemelerine ve Medresetü’z-Zehranın …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.190-210

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Aziz, sıddık kardeşlerim! Âlem-i İslâm’da Leyle-i Kadir telakki edilen bu ramazan-ı şerifin yirmi yedinci gecesinde bir nevi tesemmüm ile şiddetli bir mide hastalığı içinde sinirlerimi ve vicdan ve kalbimi istila eder gibi …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.171-189

Bağdat’ta çıkan, ehemmiyetli, siyasî bir ceride olan “Eddifa” gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir diyor ki: Nur talebelerinin mürşidi olan Bedîüzzaman Said Nursî hakkında “Eddifa” gazetesini okuyanlar benden soruyorlar: “Türkiye’deki Nur talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize malûmat ver.” diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevap vereceğim. Çünkü Üstadın, Nur’un …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.149-170

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Aziz, sıddık kardeşlerim! Bir zat, uzunca bir mektup yeni hurufla bana yazmış, kendisinin kim olduğunu bildirmemiş. Üç noktada şüphe edip bir nevi itiraz gibi yanlış mana verdiği için güya bizi ikaz ediyor. Meşrebimiz münakaşa ve münazara olmadığından ve kusurumuzu hakiki olarak gösterenlerden memnun olduğumuzdan, bu meçhul zatın mektubunda …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.129-148

EHL-İ VUKUF RAPORUNA HAFİF BİR İTİRAZ TARZINDA HAKİKAT-İ HALİ BEYAN ETMEKTİR Dinî hissiyatı siyasete âlet ediyorum diye ithamlarına karşı deriz: Bütün hayatımı ve beni tanıyanları işhad ediyorum ki değil dini siyasete âlet, belki siyasî olduğum zamanda dahi bütün kuvvetimle siyasetleri dine âlet ve tabi yapmaya çalıştığımı, bütün tarih-i hayatım ve …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.110-128

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ Aziz kardeşlerim! Eski Said’in matbu eski eserlerinden birisi elime geçti. Merak ve dikkatle baktım. Bu gelen fıkra kalbe geldi. Münasipse Mektubat âhirinde yazılsın. Evvela: Hürriyet’in üçüncü senesinde aşâirler arasında meşrutiyet-i meşruayı aşâire tam bildirmek ve kabul ettirmek için Ertuş aşâiri içinde hususan Gevdan ve Mamhuran’a verdiği ders ve 1329’da …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.91-109

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اَلرَّحْمٰنُ ۞ عَلَّمَ الْقُرْاٰنَ ۞ خَلَقَ الْاِنْسَانَ ۞ عَلَّمَهُ الْبَيَانَ فَنَحْمَدُهُ مصلّيا على نبيه محمّد الّذى ارسله رحمة للعالمين و جعل معجزته الكبرى – الجامعة برموزها و اشاراتها لحقائق الكائنات – باقية على مر الدهور الى يوم الدين و على اٰله عامة و اصحابه كافة. أما …

Devamını Oku »

Emirdağ Lâhikası – II s.70-90

Dindar ve hamiyetkâr ve vatan-perver milletvekillerine şunu arz ediyorum: Mekke-i Mükerreme’de Hacerü’l-Esved yanında hürmet için konulduğunu, hacıların gördükleri Zülfikar Mu’cizat-ı Kur’aniye mecmuasıyla Medine-i Münevvere’de de Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın kabri üzerinde konulduğunu gördükleri Asâ-yı Musa mecmuası gibi Risale-i Nur’un bir kısım eczaları, âlem-i İslâm’ın bizimle hakiki uhuvvetini temine vesile oldukları halde; …

Devamını Oku »