Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Makaleler / “Cuma namazını kılmayanların Allah iki yakasını bir araya getirmesin.” anlamında bir hadis var mı?

“Cuma namazını kılmayanların Allah iki yakasını bir araya getirmesin.” anlamında bir hadis var mı?

Bunu paylaşınız

Evet, bu anlamda bir söz, uzun bir hadis rivayetinin içinde geçmektedir. Söz konusu hadis şöyledir:

“Ey insanlar, ölmeden önce Allah’a tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller işlemeye çalışınız. Allah’ı çokça zikretmek, gizli ve açık olarak çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı-rabıtayı güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız, hem de (Allah tarafından) hatırınız hoş tutulur.”

“Şunu biliniz ki; Allah Teala şu bulunduğum makamda, şu günümde, şu ayımda ve şu yılımda sizlere cumayı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam edecek…”

“Kim benim hayatımda ya da benden sonra adaletli veya zâlim bir imamı bulunduğu halde, onu hafife alarak yahut da inkâr ederek terk ederse; Allah, onun iki yakasını bir araya getirmesin… Hiç bir işini mübarek kılmasın (hayırlı-bereketli eylemesin). Haberiniz olsun; böyle bir kimsenin ne namazı vardır ne zekâtı ne haccı ne orucu ve ne de iyiliği… Tâ ki tövbe edinceye kadar.  Artık kim tövbe ederse, Allah, onun tövbesini kabul etsin.”

“Şunu da biliniz ki; hiçbir kadın bir erkeğe imam olmasın. (Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap, bir muhacirin önüne geçip imam olmasın. Fâcir bir kimse de kılıcından ya da copundan korktuğu bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mümin bir kimseye imam olmasın.” (İbn Mâce, İkame, 78, Hadis no: 1081)

İbn Mâce bu hadisin senedinde bulunan Ali b. Zeyd ve Abdullah b. Muhammed el-Adevî sebebiyle isnâdı zayıf sayar. (bk. İbn Mace, a.y.)

Heysemî ise, hadisin bir benzerini daha naklettikten sonra şöyle der: Bu hadisi Taberanî, el-Evsat’ında nakletmiştir. Oradaki senedde Musa b. Atıyye el-Bâhilî vardır. O’nun biyografisini bulamadım. Geri kalan râviler güvenilir. (Mecmau’z-Zevâid, 2/169, 170)

“Ey imân edenler! Cuma günü cuma namazı için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya gidiniz.” (Cuma, 62/9)

âyeti cuma namazının farz olduğunu gösterir.

Ayrıca birçok sahih hadis de cuma namazının farz bildirilmiştir. (bk. Wensinck, Mu’cem, “cuma” md.)

Hadisteki “Meşgul olmadan…” ifâdesindeki meşguliyet ile hastalık, yaşlılık gibi engeller kasdedilmiştir.

Hadîs, Allah Teâlâ’yı her zaman anmanın, gizli ve açık olarak sadaka vermenin Allah’a karşı ödevler ve Allah Teâlâ’nın hakları olduğunu gösterir. Bu ödevlerin ihlâslı yapılmasının, müminin rızkının bollanmasına, eksik ve kusurlarının onarılmasına ve ilâhî inayete kavuşmasına vesile olduğu müjdesini veriliyor.

Hadîste, cuma namazını küçümseyerek veya farz olduğunu inkâr ederek terk edene beddua ediliyor ve yaptığı ibâdetlerin ve hayırların yok olacağı haber veriliyor. Çünkü Allah’ın farz kıldığı bir ibadeti inkar etmek veya onunla alay etmek, İslâmiyet’ten çıkmak demektir. Dinden çıkan bir kimsenin ibadetleri de kabul edilmez.

Ancak inkar etmediği halde cuma namazını kılmayan bir kimse, günahkar olmakla beraber kafir olmaz. Yaptığı ibadetlerin sevabını, yapmadıklarının da günahını alır.

Hadîsin son kısmında kadının erkeğe, bedevinin muhacire ve fâsıkın, fâsık olmayana imamlık etmesi yasaklanıyor.

Genellikle câhil oluşları nedeni ile bedevilerin, muhacirlere namaz kıldırmaları ve açıkça günah işleyenlerin böyle fenalıkları işlemeyenlere imamlık etmeleri yasaklanıyor. Bu yasak ise âlimlerin çoğunluğunca kerahet anlamındadır. Çünkü fâsıkın arkasında fâsık olmayanın namazı, bedevînin arkasında muhacirin namazı geçerlidir. (bk. Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 3/398-400)

Cuma gününün önemine ve haftalık toplu ibadet günü seçilmesinin anlamına ilişkin olarak Peygamber Efendimizden (asm) birçok hadis rivayet edilmiştir.

Bunlardan biri şöyledir:

“Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkmıştır. Kıyamet de cuma günü kopacaktır.” (Müslim, Cuma, 18)

Ayrıca, “Cuma gününde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğu (Hâkim, el-Müstedrek, 1/279); gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin daha önceki cuma ile o cuma arasında işlediği günahların affedileceği (Buhârî, Cuma, 6, 19); Cuma gününü hafife alarak, üç cuma namazını terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği (Ebû Dâvûd, Salât, 204) bildirilmiştir.


Sorularla İslamiyet

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Doğruluğuyla Kurtuluşa Eren Sahabi: Ka’b bin Mâlik (ra)

Hale ŞAHİN Diyanet İşleri Uzmanı Sabah namazını henüz eda eden Kâ’b’ın vicdan azabı ve hüznü …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Makaleler, Ramazanlık, Yazarlar
Hep “Kiptî”lerdeniz Artık…

HEPİMİZ "KIPTİ"YİZ "Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler” demiş Koca Ragıb Paşa. Kıpti, yiğitliğini, kahramanlığını, …

Kapat