Deizm Yanılgısı – 4

Bunu paylaşınız

Deizme göre yaratıcı kendini tanıtmak istemiyor

Deizm hakkındaki bu 7. dersimizde, yine bir deistle konuşacak ve onu kendimize muhatap yapacağız. Şimdi deist olan kişiye diyoruz ki: Bu alemdeki her bir varlık, ilahi bir kitap hükmünde olup, sahibinin çok isim ve sıfatlarını kendinde okutmaktadır. Şimdi dilersen bir çiçeği beraber okuyalım. Bu okumakla anla ki, yaratıcımız her bir varlığı bir kitap gibi yaratmış ve çoğu isimlerini bu kitaplarda yazmış.

Bu çiçek yoktan yaratılması cihetiyle, Allah’ın Hâlık, Mübdî ve Mûcid isimlerini gösterir.

Güzelliğiyle Mücemmil ismini; ziynetiyle Müzeyyin ismini gösterir.

Mükemmelen rızıklanması ve ihtiyacının karşılanmasıyla Rezzak, Mukît ve Vehhab isimlerini gösterir.

Rengiyle Mülevvin ismini; suretiyle Musavvir ismini gösterir.

Kendisine takılan hikmetlerle Hakîm ismini; bütün programının tohumunda yazılmasıyla Hafiz ismini gösterir.

Hayatıyla Muhyî ismini, ölümüyle Mümît ismini gösterir.

Sanatıyla Sâni ismini, yavaş yavaş kemal bulmasıyla Mükemmil ismini gösterir.

Çiçek olup açmasıyla Fettah ismini, şekilden şekile girmesiyle Muhavvil ismini gösterir.

Bu çiçeği yapan elbette bilecek, bununla Alîm ismini; Ve gücü her şeye yetecek, bununla Kadîr ismini gösterir.

Daha bunlar gibi onlarca ismi gösterir. Adeta bu çiçek, Esmâ-ül Hüsnâ’nın bir kitabıdır, tezgâhıdır ve aynasıdır. Biz uzun kaçmasın diye bu kitabı daha fazla okumuyoruz. Yoksa hakkıyla okumaya kalksak üzerinde saatlerce konuşulur.

Malumdur ki, bir kitap anlaşılmaz olsa, onu izah edecek, anlayacak birisi gerekir. Eğer hem kitap anlaşılmaz, hem de açıklayacak biri olmazsa, kitabın yazılması boşuna olur. Biraz önceki tefekkürümüzden anladın ki, her varlık bir kitaptır. Ancak bizler bu kitabın yazılarını okuyamıyoruz. Belki de sen biraz önce anlattıklarımızı ilk defa duymuşsundur. Şimdi sana sorumuz şu: Bu varlık kitaplarının üzerindeki yazıları bize kim okuyacak, kim ders verecek? Akıl bu yazıları tek başına keşfedemez. Madem keşfedemez, o halde bu yazıları bize okuyacak ve ders verecek peygamberler lazımdır.

Yol iki: Ya peygamberler gönderilecek, ve peygamberler varlık kitapları üzerinde yazılan ilahi isim ve sıfatları, ve diğer yazıları bize okuyacak. Ya da bu kitaplardaki yazılar okunmadan öylece kalacak. Sence Allah hangisini tercih eder?

Yazmış olduğu kitapların okunmadan kalmasına razı olur mu ve hikmeti müsaade eder mi? Eğer okutmayacak olsaydı, varlıkları böyle kitap hükmünde yaratır mıydı? Hem Allah’a bir peygamber göndermek ve kitap indirmek zor mudur ki, bu kitapları muallimsiz bıraksın ve manasızlığa mahkum etsin?

Bak, biraz önce bir çiçeği bir parça okuduk. Ama muhtemelen sen böyle bir okumayı daha önce hiç yapmamışsındır. Bunun sebebi, senin, bir peygamberin dersini dinlememen; bizimse bir peygamberin dersini dinlememiz ve Ona iman etmemizdir. Bize böyle okumayı Hz. Muhammed (asm) ve Ona indirilen Kur’an öğretti. Eğer Onun dersine kulak vermeseydik, biz de senin gibi çiçeği basit bir varlık zannederdik. Sadece dış güzelliğine bakar ve koklar geçerdik. Ama gördün ki, çiçek sadece çiçek değilmiş, ilahi bir kitap ve şiir gibiymiş. Madem her bir çiçek ve her bir varlık böyle bir kitaptır; üzerinde çok ilahi isimler ve sıfatlar yazılmış; elbette bu kitaplardaki yazıları bizlere ders verecek muallimler gerekir. Bu muallimler de peygamberledir. Peygamberlerin gönderilmesi, varlık kitaplarının varlığı kadar katidir.

Deizme göre insan cevapsız sorularla başbaşa bırakılmıştır.

Deizm hakkındaki bu 8. dersimizde, yine bir deistle konuşacak ve onu kendimize muhatap yapacağız. Şimdi deist olan kişiye bazı sorular soracağız:

İnsan nereden geliyor, nereye gidiyor ve kimdir?

Bu âlem niçin yaratıldı?

Bu âlemin sahibi olan zat bizden ne istiyor?

Bizlere verilen bu kadar duygu ve cihazlar nedendir?

Bize verdiği nimetler karşılığında Ona nasıl şükretmeliyiz ve kendimizi Ona nasıl sevdirmeliyiz?

Varlıklar niçin böyle nakış nakış süslenmiş; her biri farklı renklere boyanmış; ve her birine farklı suretler verilmiş?

Bunca masraf yapılan varlıklar, niçin bir kaç gün ya da bir kaç hafta sonra ölüyor. Bunca masrafa yazık değil mi?

Şu âlemde sürekli bir tazelenmek var. Gelen durmuyor hemen gidiyor ve yerine bir başkası geliyor. Bunun sebebi nedir?

Şu âlemin merhamet sahibi olan yaratıcısı; musibetlere, hastalıklara ve diğer belalara niçin müsade ediyor?

Ölümden sonra ne var?

Daha bunlar gibi onlarca soru sorabiliriz. Bu soruların cevabını akıl bulamaz. Bulsa da doğruluğunu ispat edemez. Doğru cevapları bize ancak, vahye mazhar peygamberler verebilir.

Şimdi şunu bir düşün: Bize merhametiyle muamele eden yaratıcımız, bu soruların içimizi kemirmesine ve her an bizi meşgul etmesine müsade eder mi? Eğer ederse niçin eder? Peygamber göndermek O’na zor mudur ki, bizi böyle cevapsız sorularla başbaşa bırakıp, aklımızı sürekli bu sorularla meşgul etsin?

Yok, hiç senin inandığın gibi değil. Bizi hiç de bu sorularla başbaşa bırakmaz, aklımızı ve fikrimizi onlarla meşgul etmez. Peygamberlerini gönderir, kitaplarını indirir, ve merak ettiğimiz her sorunun cevabını bizlere öğretir. Öğretmesi, O’nun rahmetinin, adaletinin ve hikmetinin gereğidir.

Devamı var

Deizm Yanılgısı – 3

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Âdâbın Şiiri: Sakın Terk-i Edepten

Prof. Dr. Mazhar BAĞLI Esenler Şehir Düşünce Merkezi Bilim Kurulu Başkanı Nevşehir Hacı Bektaş Veli …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Makaleler
Deizm Yanılgısı – 3

Deizme göre yaratıcı nimetlerinin başkasından bilinmesine razı mıdır? Deizm hakkındaki bu 5. dersimizde, yine bir …

Kapat