Ana Sayfa / Yazarlar / Diriliş Ertuğrul Kastamonu’da Çekilir mi? / Oğuz CANDARLI

Diriliş Ertuğrul Kastamonu’da Çekilir mi? / Oğuz CANDARLI

Bazı ulusal medyadan edindiğim bilgiye göre “Diriliş Ertuğrul” dizisinin seti Antalya’ya taşınıyormuş.
Gerekçe; Antalya’nın tanıtımı.

Her şehrimizin, dünya markası olması adına tanıtıma ihtiyacı var. Zira tatil, turizm, seyahat vb denilince ilk akla gelen Avrupa şehirleriyle aramızda halâ kapatmamız gereken büyük bir mesafe var.
Ancak, ülkemiz şartlarını, standartlarını düşünüp kıyasladığımızda Antalya’nın tanıtıma ihtiyacı var mıdır, varsa ne kadar vardır, tartışılır.

Turizm sektörümüz deniz, güneş ve kumdan mı ibaret olmalıdır?

Turizmde, sanayide olduğu gibi bazı bölgelerimiz ve şehirlerimiz adeta obezleşirken bazı şehir ve bölgelerimizin açlık sınırında yaşamaya mahkum edilmesi akıllı bir strateji midir, tartışılır.. Para parayı, fırsat fırsatı çeker kabilinden, hep doluyu doldurarak taşırmaya çalışmak mıdır faydalı olan?

Antalya’nın tanıtımı için para, emek harcayacak insanlar, kurumlar, kuruluşlar yok mudur, az mıdır, bu da tartışılır..

Antalya’da ve çevresinde yoğunlaşmış dev turizm şirketleri, turizm işiyle uğraşan resmi, yarı resmi, gayrı resmi kurum ve kuruluşlar ellerini ceplerine attıklarında hiç zorlanmadan on milyonlarca, liralık bütçeler ayırabilir, en etkin reklamları, tanıtımları yaptıramazlar mı?

Geçtiğimiz yıl, Rusya ile yaşanan kriz nedeniyle yaşanan turist sıkıntısının sektörü olumsuz etkilememesi adına ve değişik vesilelerle sağladığı destekleri hatırlarsak, zaten devletimizin o bölgeye, o şehre ve o sektöre pozitif ayrımcılık yaptığı görülecektir.

Elbette alınan bu karar, Antalya ve Antalya’daki turizm işletmeleri, turizm sektörünün başarısı adına alkışlanacak bir başarıdır.
Hizmet, katma değer ve iş gücü ürettikleri, ekmek yedikleri sektörleri için devlet gücünden azami şekilde yararlanmak adına stratejiler üretmeyi, öngörülerde bulunmayı, fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeyi, ortak akıl, lobi gücü oluşturup ortak ve etkin hareket etmeyi başarabilmek, elbette alkışlanacak, örnek alınacak, ders çıkartılacak işlerdir.

Büyük şehirlerin neden-nasıl büyüdükleri, pek çok şehir ve bölgemizin neden büyüyemediği sorusunun cevapları bu tür faaliyetlerde gizli olsa gerek.

Antalyalı siyasetçilerin, iş adamlarının, son yıllarda müthiş bir ivme yakalayan ve dünyanın pek çok ülkesinde de izlenen dizi sektörümüzün etkisini keşfetmiş olmaları ve bunu kendi şehir ve sektörlerinin tanıtım ve gelişimi için kullanmayı başarmaları herkese, her şehrimize örnek olmalıdır.

Türkiye’nin, turizm sektöründeki yelpazeyi genişletmeye, bu anlamda da Kastamonu ve benzeri kadim medeniyet şehirlerimizi keşfetmeye şiddetle ihtiyacı var.
Kastamonumuzun kültür ve medeniyet birikimini fark etmeye, tanımaya, anlayıp tanıtmaya hakikaten çok ihtiyacı var.
Kastamonu gibi şehirlerimizin de şiddetle tanınmaya ihtiyacı var.
Farkına varsak ta varmasak ta durum bu..
Antalya’ya yapılan yatırımın, desteğin onda birisi Kastamonu’ya yapılsa bu şehrin makus talihinin yüz seksen derece değişeceğinden hiç şüphem yok.

Kastamonu 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi.
Bu proje, Kastamonu ve benzeri şehirlerimizin taşıdığı, yaşayıp yaşattığı kültür hazinelerinin, turizm sektörü başta olmak üzere, tüm sektörler adına barındırdığı fırsatların tanınması, tanıtılması adına çok önemli bir projedir.
Tabi içi, içeriği doldurulabilirse.

Ancak,
Geçtiğimiz günlerde şehrimize gelen Kültür Bakanlığı Müsteşar yardımcısı hemşehrimiz Mahmut Kocameşe’nin İlim Yayma Cemiyeti’nin düzenlemiş olduğu söyleşi de yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz ki, Kültür Başkentliği etkinlikleri için özel ajans, özel bütçe, özel kanun yok.
Ne yaparsak kendi imkanlarımızla yapacağız, kendi yağımızla kavrulacağız.

Peki elde ne var?

Elde olan yeterli midir? Yeterli olsa bizim turizmimiz, sanayimiz, tanıtımımız vb pek çok saha ve sektörde çok farklı durumda olmamız gerekmez miydi?

Antalya’nın aklettiğini biz akledebilseydik, Antalya’ya tanınan bu fırsat Kastamonu’ya tanınsaydı ne güzel olurdu. Tanınmalı mıydı? Elbette..

Dizi tarihi bir dizi.
Tarihi, kültürel köklerimizi anlatan, hatırlatan bir dizi.
Dolayısıyle günümüz malum turizm sektörüne sermaye ve payanda edilmeyecek kadar ulvî hisler uyandıran, canlandıran bir dizi..

Dizinin anlattığı ruh, tam da Türk Dünyası’nın ruhu.
Dolayısıyle, dizinin seti değişmesi gerekiyorsa Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu’ya taşınmalı idi.
Eşyanın tabiatı bunu gerektirirdi.
Kaldı ki, Diriliş Ertuğrul dizisinde konu edilen Ertuğrul Gazi’nin ve obasının Kastamonu ile direkt bağlantısı var.
Film senaryosunda hiç geçmiyor olsa da, Ertuğrul Bey, obası ve beyliği o dönem Kastamonu ve civarında hüküm süren Çobanoğulları Atabeyliği’ne bağlıdır. Sadece Ertuğrul Bey’in obası da değil; Kastamonu, Malazgirt Zaferiyle Anadolu’ya akın akın göç eden müslüman Türk milletinin belki iki-üç yüz yıl, içinde Kayı Boyu’nun da bulunduğu Türkmenlerin idari, siyasi ve kültürel başkenti idi.

Dizi ile ilgili alınan kararda maksat tanıtımsa; Türk Dünyası Kültür Başkenti olan ama hiç tanınmayan, bilinmeyen bir şehrin tanıtılması,

Destekse, desteğe şiddetle muhtaç olan bu şehrin ve barındırdığı tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin desteklemesi,
Tarihse, tarihi gerçeklere uygun olan bir bölgede yani Kastamonu da çekilmesi gerekirdi.

Gerçi her birimiz biliyoruz ki, ağlayan bebeğe meme verilir.
Yakalamak, elde etmek için ağlayamadığımız için, kaybettiklerimiz için ağlamak zorunda kalıyoruz.. Uzun yıllardır durumumuz bu yazık ki..
“Kastamonu Turizmle Gelişecek” diye inanan, inandırılan ve her fırsatta bunu vurgulayan bizler, “nasıl” sorusuna cevap bulmak ya da bu sorunun cevabını bilenleri bulmak zorundayız.

Bu konuda uzmanların rehberliğinde eylem planları oluşturmamız, bu planlara uyarak hareket etmemiz gerekiyor.
Türk Dünyası Kültür Başkentliği rüzgarını fırsat bilip yelkenlerimizi şişirmek, birazcık olsun yol almak zorundayız.
Kaçan fırsatlar için hayıflanmaya bile vaktimiz yok. Ama ders çıkartmaya mecburuz.

Ertuğrul dizisini kaçırmış görünüyoruz.
Fakat, dizi ve sinema sektörünün gücünü keşfetmemiz gerekiyor.
Kastamonu tarihi, tarihi şahsiyetleri, örfü, an’anesi, doğal, kültürel zenginliklerini tanıtan filmler, belgeseller hazırlatmalı, TV kanallarını şehrimize davet edip programlar yaptırmalıyız.
Yapmalıyız demek isterdim..

Bu konuda mutlaka seçici davranmak zorunda olduğumuzu da bilmemiz gerekiyor. Dışardan gelen TV programcıları gidip dağ başında bir köyde çekim yapıp “işte Kastamonu insanı, Kastamonu dili, Kastamonu kültürü” dememeli.

Evet, o insan da bizim kültürümüzün bir parçasıdır ama Kastamonu konaklarında beylerin, paşaların, asilzadelerin, alimlerin, ermişlerin, dervişlerin, esnaf, tüccar, sanatkar ve zanaatkarların yaşadığı kültür, konuştuğu dil de Kastamonu kültürüdür ve aslolan budur.
Bunu bilip görmeden, göstermeden diğerini gösterirsek şehrimizi, kültür ve medeniyetimizi gerçekçi bir şekilde tanımış ve tanıtmış olamayız..

Son olarak küçük bir serzenişimi ifade etmek isterim..

İki-üç yıl önce hemşehrimiz İlyas İlbey’in, Kurtuluş Savaşı’mızın sembol isimlerinden Şerife Bacı’nın hayatını beyaz perdeye aktarmak için sinema filmi projesini duymuş, çok heyecanlanmış, kamuoyundan, yetkili kişi ve kurumlarımızdan destek bulması adına proje hakkında yazılar yazmıştım.
Yazık ki olmadı, olamadı.
Kısır tartışmalarla projeye destek olmak bir yana adeta köstek olmuştuk.
O film çekilebilseydi, bu gün elimizde müthiş bir tanıtım silahımız olacaktı, olmadı…
Bundan sonra olur mu?
İnşaallah..

İlginizi Çekebilir

Kertenkele Öldürmek Hadisi Üzerine Bir Diyalog Algoritması ..

❌ Kertenkele öldürmek sevap diyor uydurma hadisiniz. ✔️ Kertenkele demiyor, vezağa (وَزَغَةٌ) diyor ; yani …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Hainlerden Temizlenen Ordumuz Zafer Üstüne Zafer Kazanıyor / Vehbi KARA

Türk Silahlı Kuvvetleri, 15 Temmuz 2016 darbesi sonrasında Amerikan ajanlarından temizlendi ve “Fırat Kalkanı Operasyonu” …

Kapat