Ana Sayfa / Yazarlar / “Ene” Çekirdeğinden Filizlenen İki Ağaç

“Ene” Çekirdeğinden Filizlenen İki Ağaç

Bunu paylaşınız

Ene zaman-ı Âdemden şimdiye kadar âlem-i insaniyetin etrafına dal budak salan nurani bir şecere-i tûbâ ile müdhiş bir şecere-i zakkumun çekirdeğidir. “Zaman-ı Adem hz. Adem’den beri, şimdiye kadar yani bütün peygamberler tarihi, dinler tarihi ona parelel gelişen felsefe tarihi, düşünce tarihi, mitoloji, ilim tarihi, sanat tarihi bu iki şecerenin meyveleri. Demek öyle iki ağaç ki devirlerdir, meyvesine veriyor, her fikir, her düşünce, her itikad onun meyvesi ya tûbâ ağacının meyvesi ya da zakkum ağacının meyvesi.

Hz Adem Allah’ın hatırlatması ve ikazına rağmen şeytanı dinledi ve cennetten çıkarıldı, çıkarılma fiili hangi ağacın meyvesi acaba, şeytanı dinlemek hangi ağacın meyvesi. Allah; “Ey Adem ben sana o ağacın meyvesini yeme demedim mi? Sana o adamı dinleme demedim mi?” söylemiş Kur’an’ın lisanı ile. Babamızdan beri hayatımız iki meyve arasında gidip geliyor mu gelmiyor mu, bazan tûbâya yakın bazan zakkuma.

Hz Nuh “Yarabbi ben mağlubum, o halde Nuh sen bir gemi yap biz seni kurtaralım onlardan, demiş” Sahib-i Kainat; gemiyi yaparken sapkın şaşkınlar “Ne yapıyorsun Nuh?” demişler, gemi yapıyorum, sizden kurtululacağım” gülmüşler, “bir gün de ben size güleceğim” demiş. Gemi dalgalar arasında yol alırken oğlu ona katılmak istemiş, ama Allah onun onun ehlinden olmadığını onu alamayacağını hatırlatmış, oğul bağıra bağıra boğulmuş. Oğul Zakkum ağacının meyvesini yemiş gark olmuş, baba Tûbâ ağacının…  

Firavun ordusu ile Hz Musa (as) arkasından ha yakaladık ha yakalayacağız.. tam kavuşacak, ümmeti demiş Cenab-ı Musa’ya “Ya Musa, arkamızda firavun, önümüzde deniz, ne yapacağız biz?” Hz. Musa “Beni Rabbim hiç mahcub etmedi” demiş. Allah; Musa, asânı denize vur, demiş deniz açılmış, arkadan koşan firavun zakkumdan zehirlenmiş, tam yakalayacağı an denizin girdabına düşmüş, ümmet Tûbâ’nın meyvesini yemiş felaha ermiş, firavun zakkumdan fena ve fâni olmuş.

“Heraklietos’a göre evrenin temel maddesi ateş’tir. Ateş, bütün varolanların ilk gerçeğidir. Bütün karşıtların birliğidir, içinde bütün karşıtların eridiği birliktir.” İlk çağın bu büyük telakki edilen filozofunun fikri tam bir zakkum meyvesi. 

Parmenides’e göre, evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik, yani varlık, mutlak anlamda birdir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur. Bediüzzaman bu fikri eleştirir, maddeyi ezeli ebedi gören anlayışı, yani bir nevi tanrılaştırma. Madde kendinden doğan yani türevlerini düşünemez, yani un varsa ondan doğanlar da undandır, gibi. Unu yaratan ekmek olmayı da pasta olmayı da düşünmüştür ki yaratmıştır, yoksa un ekmek olmayı düşünüp de un olamaz. Ene risalesinde felsefe tarihinin Zakkum meyvesi olan telakkilerini eleştirir Bediüzzaman. Sözler’de sahife 525’den 29’a kadar bu fikirleri eleştirdiğini görürüz. O büyük bir felsefe tarihi eleştirmenidir, münekkididir. Critical essaydır onun yorumları.

Antik Çağ Yunan felsefesinde, Sokrates öncesi filozoflar (ilk filozoflar veya doğa filozofları) daha ziyade materyalist görüşler üretmişlerdir. Antik felsefenin maddeci öğretisi, atomcu Demokritos’la devam etmiştir. 

Bediüzzaman Demokritos’un atomcu felsefesini çok yerde eleştirmiştir, o atomun hareketini irade-i ilahîye değil kendine bağlar, Bediüzzaman bunu Zerre risalesinde başka yerlerde şerheder.

Tûbâ şeceresi ile zakkum şeceresine, ene bahsine devam edeceğiz.

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Tek kelimelik bir Kur’an reçetesi: “Yeter”

Ne  bağışlayacaklarını sana soruyorlar. “İhtiyaçtan fazlasını” de. İşte, Allah, düşünmeniz için âyetleri size böyle açıklıyor. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Neden İdealist İnsanlar Az Çıkıyor?

Sosyoloji, insanı düşünme ve konuşma kabiliyetine sahip sosyal bir varlık olarak tanımlar. O halde sosyal …

Kapat