Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Ramazanlık / Fazilet Mevsimi Ramazan, Hoş Geldin! / Turhan KARADERE

Fazilet Mevsimi Ramazan, Hoş Geldin! / Turhan KARADERE

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

Y o l d a

Turhan Karadere

Fazilet Mevsimi Ramazan, Hoş Geldin!

Âlemlerin Rahman ve Rahîm Rabb’ine dakikaları, saniyeleri, anları adedince hamd olsun ki yine kavuştuk rahmet ve bereketin çoşturulduğu bir Ramazan’a daha. Mesuduz; Yusuf’un (a.s) on bir kusurlu kardeşine şefaati gibi on bir aylık fenalıklarımızı sildirme imkânıyla mübarek Ramazan geldi; korkalım ki mahrum olanlar da olacak bu bereket ve mağfiret şehrinde.

Ramazan; huzur ve huşu ayı, çok sebepten neşe, belki bazı cihetlerden de hüzün ayı. Fakat Ramazan muhabbet, ibadet, bereket ayı. Merhametle yürek dalgalandıran semavi bir esinti Ramazan. Ailenin aile gibi olduğu, dostun ahbabın çıkarsız, hesapsız doyasıya yüz yüze, diz dize olabildiği, birbirinin sesini duyabildiği; hakkın hürmetin, büyüğün küçüğün bilindiği ay. Minnetsiz vermenin erdemine erdiren bilgelik mevsimi, diğergamlık iklimi. Gurbetin de sılanın da iliklere kadar hissedildiği ay; insan olduğumuzun farkına daha bir vardığımız; gönül mahyalarının ışık ışık coştuğu şirin ay, mübarek ay; hoş geldin.

Hoş geldin Ramazan! Hepimizin hamurunun bir olduğunu sende daha bir kavrıyoruz. Kardeşliğimizi; hakikî milliyet kıvamına erişmemizdeki hisseni derinden fark ediyoruz sen geldiğinde. İbadetin var, muhabbetin var; misafirin, lezzetin var; var da var. Sanatın, edebiyatın var. Musikin, duaların var; şiirlerin, manilerin var; âşık kahvelerin, davulların var; mizahın hikâyelerin, mesellerin var.

Sen çekiliversen bünyemizden, inmeyiversen vatan ve ruh semamıza, seni hissetmemeye başlasak biz kim oluruz o zaman? Sen bizsin! Yozlaşsa da bu günlerde bizim gibi bir kısmı; bizim olan ne varsa canlanıp toplanıveriyor sen gelince. Ne kerametli, ne heybetli, ne sevimli bir gelişin var senin böyle…

Kulaklarımızın, gözlerimizin, kalbimizin doğruya, güzele, hakikate, gerçek hayata açılmaya başladığı ay; bütün bu boğuşmalardan, keşmekeşten, sanallıktan çekip bizi, ruhumuza nefes aldıran Ramazan! Seninle başka türlü sezip kavrıyorum, Müslümanlığımı, insanlığı; insanlığımı…

Bereketli Ramazan, öyle bereketlisin ki sofrandan değil yaşayanlar (asla öldürmediğimiz) geçmişimiz de nimetlenmekte. İyiliği hayalden çıkarıp hayat yapmaya vesile olan iksirsin sen… Yokken beklenen, gidince unutulmayan ay; çocukluğumuz, anılarımız, analarımız gibisin… Seni gönderene, sana erdirene şükür… Seni bu şehirde yaşatana şükür.

Dilerim hoş bulursun bizi…


Sen,
“hoş” geldin!

Hiç değilse üç beş Ramazan davulcusunun  duyması temennisiyle birkaç Ramazan manisiyle bitirelim yazımızı:

Ramazanım merhaba
Bizlere verdin sefa
Rabbimize hamdolsun
Her nefeste bin defa

 

Sahur oldu ışıyor
Bülbüller ötüşüyor
İftarda çay deyince
Yüreğim tutuşuyor

 

Hep ezanlar okundu
İftarlığım lokumdu
Aç karnına çok yedim
Bana biraz dokundu

 

Çatal kaşık elimde
Besmele hep dilimde
Fazla kaşık salladım
Bir sızı var kolumda

 

Sahur vakti emindir
Hoşaf suyu serindir
Aman eli çabuk tut
Garibi sen sevindir

 

Bak geldi etli dolma,
Çok yiyip göbek salma.
Üstüne bir kahve iç
Teravihe geç kalma

 

Gökyüzünün melekleri
Devran eder felekleri
Bu ayda ikram edenin
Zayi olmaz emekleri

 

Sofrada fakir olsun
Tabağı çukur olsun
Karnı doyduktan sonra
Duayı okur olsun

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

İlginizi Çekebilir

Risale-i Nur’un verdiği zevk ve şevk ve iman ve iz’ânın kuvvetli olmasının sebebi nedir?

“Evliya divanlarını ve ulemanın kitaplarını çok mütalâa eden bir kısım zâtlar taraflarından soruldu: “Risaletü’n-Nur’un verdiği …

Daha fazla Ramazanlık, Uncategorized, Yazarlar
On Bire Galebe Çalan Bir /Yunus MÜREBBİ

K Ü R S Ü Yunus MÜREBBİ ON BİRE GALEBE ÇALAN BİR Dünyanın emperyal bölgesi …

Kapat