Ana Sayfa / Yazarlar / Esenyurt’ta Uhuvvet Bayramı

Esenyurt’ta Uhuvvet Bayramı

Nur Talebelerinin Uhuvvet Bayramı

Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin hayattaki son vârisi, vekili, evlad-ı manevisi ve hizmetkârı Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin iştiraklariyle son senelerde devam edegelen aylık uhuvvet okuması bu Pazar İstanbul Esenyurt’ta yapıldı.

Hâriç memleketlerden; Avustralya’dan, Güney Amerika’dan, Avrupa ve Orta Asya’dan İstanbul’un ve Anadolu’nun dört bir tarafından gelen Nur talebeleri bir uhuvvet ve muhabbet neşvesiyle birbirlerini kucaklarken, Nurlardan okunan derslerle şahsi ve içtimai istikamet düsturları nazarlara arzedildi.

Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin kısa bir hoşgeldiniz konuşmasının akabinde,
Evvela: 28. Mektub’un 7. Risale olan 7. Meselesi ahirindeki gayet ehemmiyetli tetimmesi olan bu gelen kısım okunarak başlandı.

“Neden senin Kur’an’dan yazdığın Sözlerde bir kuvvet, bir te’sir var ki, müfessirlerin ve ariflerin sözlerinde nadiren bulunur. Bazen bir satırda, bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede, bir kitap kadar tesir bulunuyor?..”

Elcevap: –Güzel bir cevaptır– Şeref, i’caz-ı Kur’an’a ait olduğundan ve bana ait olmadığından, bilâ-perva derim: Ekseriyet itibariyle öyledir. Çünkü:
Yazılan Sözler tasavvur değil tasdiktir; teslim değil, imandır; marifet değil, şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkikdir; iltizam değil, iz’andır; tasavvuf değil hakikattır; dava değil, dava içinde bürhandır.” (Mektubat/406)

Bundan sonra baştan sona kadar Uhuvvet Risalesi okundu. Uhuvvet Risalesinin ahirinde bulunan mektuplarda okunarak ilk derse ara verildi. Bu dersten sonra Hüsnü Ağabey kendisi 13. Şua’dan Üstadın, talebelerine gönderdiği gayet kıymettar, nurlu mektuplardan okudu. Risale-i Nur’un parlak mücahedatını gösteren bu samimi mektuplardan bilhassa tesanüde, birlik ve beraberliğe dair çok mühim mektupları okudu. Mesela;

“Sizin sebat ve metanetiniz, masonların ve münafıkların bütün planlarını akim bırakıyor.” (Şualar/306)

“Evvel ãhir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve îtidâl-i dem ve ihtiyattır.” Şualar/316

Daha sonra Hüsrev Ağabeyimizin iki mektubu okundu. Bu tesanüd mektuplarından sonra Aziz Üstadımızın son dersi okundu. Bundan evvel Hüsnü Ağabey bu son mektubun nasıl yazıldığını cemaatin arzusu üzerine anlattı:

“Üstadımız, Zübeyir Ağabey ve ben beraberce Ankara’ya gittik. Ankara’da Üstadımızın tavzif ettiği Mustafa Sungur Ağabey de geldi. Üstadımız bize sizlere ders vereceğim, Diyarbakır’dan Mehmed Kayalar, Ankara’da Said Özdemir ikisini de çağırın. Fakat aynı anda gelsinler.

Onlar gelince Üstadımız şifahi olarak bu dersi verdi. Sonra ikisi ayrıldılar. Üstadımız üçümüze bu dersi kaleme alın, dedi. Biz üçümüz (Zübeyir, Sungur, Hüsnü) yerde Üstadımızdan dinlediklerimizi yazıyor, Üstadımız da zaman zaman orayı şöyle yazın, burayı şöyle tashih edin diye üstümüzden talimat veriyordu.

Bu şekilde mektup yazıldı. Ve bu vasiyet gibi ders Üstadımızın yazıdırmış olduğu son mektup ve ders olmuş oldu. Vefatından iki ay kadar önceydi. Fevkalade ehemmiyetli bu dersi dinleyelim, okuyalım, ta hem şahsi hem içtimai hayatta istikamette olalım” diye ifade ettiler.

Bu son derste Üstadımız

– [ ] Müsbet hareket etmek
– [ ] Maddi ve manevi cihad arasındaki farklar
– [ ] İktisadın ehemmiyeti
– [ ] Bid’a taraftarlarına karşı müteyakkız olmak ve fakat ihtilaftan içtinab
– [ ] Risale-i Nur neşrine müsadekar Demokratların iktidarda kalmalarına yardımcı olmak, aleyhlerinde bulunmamak…
– [ ] Benlik, enaniyet, hodfuruşluğu terk etmek lüzumu gibi esasatı ders veriyor.

Hüsnü Ağabey;

“…benim Nur ahiret kardeşlerim, “Ehvenüşşer” deyip bazı biçare yanlışçıların hatalarına hücum etmesinler. Daima müsbet hareket etsinler. Menfi hareket vazifemiz değil…

Çünkü dâhilde hareket menfice olmaz. Madem siyasetçilerin bir kısmı Risale-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekardır; “Ehvenüşşer” olarak bakınız. Daha “a’zamüşşer”den kurtulmak için; onlara zararınız dokunmasın, onlara faideniz dokunsun..” Emirdağ Lahikası 2/253

Diyen Üstadımızın 1957 erken seçimlerinde hatt-ı hareketini bizzatihi gördüklerini ve tarihi bir ders verdiklerini ifade sadedinde şu hatırayı nakletti;

“1957 seçimlerinde aynen şimdi ehl-i dalaletin, ehl-i nifakın, dahilî ve haricî hain komitelerin Reis-i Cumhurumuz Tayyib Erdoğan Bey aleyhine ittifak içerisinde oldukları gibi Üstadımızın tabiriyle İslam Kahramanı olan Menderes’in aleyhine ittifak etmişlerdi.

Vatan, millet ve memleket aleyhinde tehlikeyi gören Üstadımız hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden Halk partisinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Parti’yi, Kur’an ve vatan ve İslamiyet namına muhafazaya çalışıyorum.”  (Emirdağ 2/211)

Diyerek seçim sandığını buraya getirin dedi, seçim sandığının getirilemeyeceği söylenince Üstadımız ile birlikte rey kullanılacak yere gittik. Aziz Üstadımız sandık başkanına bana Demokratların pusulasını ver evladım dediler. Ve alenen, açıktan Demokrat parti pusulasına parmak bastılar.

Şimdi de aynı hal daha dehşetli bir surette karşımızda var. Madem biz Nur talebesiyiz. Üstadımız diyor ki aleyhte bulunmayın. Zararınız değil faydanız dokunsun. Ehl-i bid’aya taraftar olmayın dedikten sonra evvelden yazmış oldukları şu kısmı nazara verdiler;

“Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvela: Mevlid-i Şerifinizi ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Ve muvaffakıyetinizi ve Nurların fevkalade te’sirli intişarlarını sizlere müjde ediyoruz. Ve Nurcuları tebrik ediyoruz. (Emirdağ Lahikası-2, 75)

Biz de burada bulunan kardeşlerimizin sadakat ve kanaatle devam eden hizmetlerinin ihlas ile intişar ve tealisi için dua ediyoruz.

Sâlisen; Reis-i Cumhurumuzun emir ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın gayretleriyle neşredilen Risale-i Nur mecmuaları Şarki Anadoluda ortaokul ve liselerin kütüphanelerine gönderilmesi hizmetini tebrike şayan görüyoruz..

Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin bütün dersleri, ihtarları, ikazları serapa hakikat olduğu gibi meslek ve meşrebine dair Lahikalar da bahusus en son Ankara ziyaretimizde bizlere yazdırttığı son dersinde şahsi, ailevi, dini, siyasi ve içtimai mesaile ait hususlarda fevkalade mühim hakikatleri mündemiçtir. Ezcümle: o son dersinde;

“Şimdi Allah’a şükrediyoruz ki, siyasi partiler içinde bir parti, bir parça bunu hissetti ki; o eserlerin neşrine mâni’ olmadı; hakaik-i imaniyenin dünyada bir cennet-i maneviyeyi ehl-i imana kazandırdığını isbat eden Risale-i Nur’a mümânaat etmedi, neşrine müsaadekar davrandı; nâşirlerine de tazyikattan vazgeçti.

Kardeşlerim! Hastalığım pek şiddetli, belki pek yakında öleceğim veyahut bütün bütün konuşmaktan -bazan men’olduğum gibi- men’ edileceğim. Onun için benim Nur ahiret kardeşlerim, ehven-üş şerr deyip bazı biçare yanlışçıların hatalarına hücum etmesinler.

Daima müsbet hareket etsinler. Menfi hareket vazifemiz değil. Çünki dahilde hareket menfice olmaz. Madem siyasetçilerin bir kısmı Risale-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekardır; ehven-üş şerr olarak bakınız. Daha a’zam-üş şerden kurtulmak için; onlara zararınız dokunmasın, onlara faideniz dokunsun.” buyurmuşlardır.

 

Aziz Kardeşlerimiz, bir kısım insanların gelişen hadisat içerisinde memleketimizin maruz kaldığı saldırıları görememeleri veyahut görmezlikten gelmelerini sadece safderunluk ve gaflet değil -Cenab-ı Hak muhafaza etsin- hem memleketimize büyük bir zarar hem zındıkaya bir nevi yardım olacağını ihtar etmeyi bir vazife addediyorum.

Ya Erhamerrâhimîn; Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) hürmetine, bizi, Onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dâr-ı saadette Onun âl ve ashabına komşu eyle! Amin.. amin.. amin…

‎اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوئَةِ وَ الْمَكْتُوبَةِ اٰم۪ينَ

Bediüzzaman Said Nursi Hz.’nin
Hizmetkarı ve Talebesi
Hüsnü Bayramoğlu

Bu lahikadan sonra Kastamonu Lâhikası’ndan “Me’yusâne bir hatıradan müjdeli bir ihtar (Kastamonu Lahikası/96) başlıklı mektuptan “Risale-i Nur’un hakiki ve sadık şakirdlerinin mabeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mal-i uhreviye kanunuyla ve samimi ve halis tesanüt sırrıyla herbir halis, hakiki şakird, bir dil ile değil, belki kardeşleri adedince diller ile ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara, binler dil ile mukabele eder.” okundu.

Akabinde her derste Hüsnü Ağabey mutad olduğu gibi Barla Lahikası’nın mukaddimesinde Nur Talebelerinin Hulusi ve Sabri Ağabeyin evsafını nazara verdiği üç hasseyi okuyarak hitam verildi. Cemaat umumen memnun ve sürurlu bir surette ayrıldı.

Evet, Hüsnü Ağabeyin her daim nazara verdiği husus ki İttihad-ı İslam ittihad-ı Nur’a vâbestedir, bir numunesini görmenin sürurunu yaşadık. Bir bayramı müşahede ettik. Cenab-ı Hak âlem-i İslamın umumî ve hayırlı ittihad bayramlarına hepimizi vasıl eylesin.

İlginizi Çekebilir

Ayrılıkları gayrılık kılarken…

Müminler arasında her an fırsat kollayan dehşetli ve sinsi bir tehlikeye: “Nazari ve içtihadi meselelerdeki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Ali Ulvi Kurucu’nun üç duası

Büyük insanların her biri özel bir görevle gelir, yahut gönderilir bu dünyaya. Görevlerini tamamlar ve …

Kapat