Ana Sayfa / Yazarlar / Fetö Davası

Fetö Davası

Bunu paylaşınız

İlk defa Kastamonu’da bir Feto davasında bulundum. AA muhabirinden ve sanık yakınlarından başka kimse yok.
Feto ile mücadele ediyorum, diyen Ak Parti ve diğer sivil kuruluşlardan kimse yok. Bir tek milletvekili yok. Partili yok.

İk kişilik Feto davasını AA muhabiri ile ben takip ettik. Herkesin Feto’nun mali ve idari yapısı içinde olduğunu bildiği kişi çok pişkin, bazan kızarır ifadesi beni çok şaşırttı.  Mahkeme Başkanını da bazan güldürdü  ve “Kastamonu’da bu Feto’ya kimse yardım etmemiş. Kim yardım etti o zaman?” diye kinaye etti. Çok doğru. Sanki tiyatroda gibi hissettim kendimi. Başka kimse yok.

Soruyorum tanıdıklara.”Duruşmaya alınmıyoruz” dediler.
“Olamaz” dedim. 

5 Eylül’deki Feto davası da 9.30’da başlaması gerekirken teknik bir arızadan dolayı 11.30’da ancak başladı. Sanık yakınlarından bir kısmı ile dolan ve bu yüzden duruşmaya vatandaş alınmayan mahkeme salonu çok garibime gitti. Yeni yapılan Adliye Sarayı böyle davalar için yetersiz bir ağır ceza mahkeme salonu….

Video konferans ile ifadesi alınan üç tutuklu sanık ki bazıları etkin pişmanlıktan yararlanmış ve itirafcı olduğu söylenen bazı sanıklar bence çok ciddi bilgi vermemiş. İddianamenin de içi kuvvetli deliller ile desteklenmediğinde, benim gibi çoğu meslektaş ve düşünen, takip edenler hemfikir. Bir de heyet çok genç. 

Ben ilk defa bir Feto davasında bulundum. Giren ve takip edenlere sordum. Ankara ve İstanbul’da daha ciddi ve nitelikli hâkimler var. Dosyalar dolu dediler. Sevindim. Yoksa benim Kastamonu’da gördüğüm manzara yaygınsa yandık…

Karar duruşması olduğundan sanıklar ve onlardan daha çok olan avukatlar… Mahkeme başkanının sık ikazlarına rağmen savunmalar uzun ve tekrardan ibaretti.
Ve pişkince hepsinin de “lanetli ve hain Feto” demeleri “hiç bir bağımız yok” demeleri benim gibi çoğumuzu gülümsetiyor ve ikiyüzlülüğün bu kadarına da pes artık dedirtiyor.
Diğer duruşmalarda da bu tür savunmalar olması planlı ve bir elden yapıldığı kanaatını  güçlendirmekte.
Elbette perde arkasında derin ve dış emperyal güçlerin olduğu aşikar.
Bu durumda soruşturma ve yargılamanın çok ciddi yapılarak kuvvetli deliller ile bu hain emperyal örgütün çoğu kaçak tepe yönetiminin bir şekilde yakalanıp en ağır şekilde cezalandırılması elzemdir.
Yoksa böyle alt yapı ve sempatizanlarla yapılan mücadele geride çok mağdur ve muhalif husule getireceği açık.
Referandum ve son seçimler bunu açıkça gösterdi. 

Ak Parti içinde hâlâ Fetocu olduğu ve zengin varlıklı ve arkası olanların korunduğu kanaati yaygın.
Bu konuda Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşmayan bilgiler olabilir.
Allah c.c. korusun şu veya bu şekilde bu FETO davaları ERGENEKON davaları gibi olursa çok vahim neticeleri olacağını görmemek için kör olmak lazım.
Hafazanallah.

Bu asil millet üzerinde 1860’larda başlatılan emperyal güçlerin oyun üstüne oyun içinde olduğu aşikâr.
İkinci bir maddi-manevi kurtuluş savaşı veriyoruz.
Bu manada bizim vazifemiz ikaz ve müsbet hareket ile devletimize sahip çıkmaktır.
Bediüzzaman Said Nursi’nin r.a. o zamanki zalimlere ve Demokratlara yaptığı gibi müsbet hareket etmek. M. Feyzi efendi r.aleyh de defaatle:
‘”Müsbet düşünelim, müsbet hareket edelim. Fitne uyandıracak hareketlerden kaçınalım gardaşım” derlerdi.

Selam ve dua ile saygılar.

Yazar : Hasan ERDOĞAN

1957 Kastamonu doğumlu. İlk orta lise öğrenimini Kastamonu'da, yüksek öğrenimini Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Bl.1975-1981'de tamamladı. 1979'da sıkıyönetim ve Ecevit zamanında tutuklandı. 12 gün Kastamonu Cezaevinde, 60 gün Mamak Askeri Cezaevinde zahiren suçsuz yattı. Ve siyaseti bırakıp bir tarikata bağlanma kararı aldı. 1979 sonbaharında M.FEYZI Efendi r.aleyh'i ve dolayısıyla Risale-i Nur'u ve dershaneleri tanıdı. 12 eylül darbesinde sonra NURCU'LUKTAN tutuklandı. İnayet-i İlahi ile 4.gün tahliye edildi, 6.6.1981'de o dönemdeki ilk beraat ve eserlerin iade kararını aldı. Askerlik görevini Kıbrıs'ta sakıncalı Asteğmen olarak tamamladı. Yongapan. A.Ş muhasebede işe başladı. Askerde evlendi 3 kızı 1 oğlu oldu.1989-1990 arası 3 donem Kastamonu Meslek Yüksek Okulu'nda işletme finansmanı ve borçlar hukuku dersi verdi. 1991'de gazeteciliğe başladı, sarı basın kartı aldı. 1994-1996 yıllarında İstanbul'da Damanyolu Tv'de çalıştı. Uyuşamayıp ayrıldı. Ve cep telefonu bayiliği yaptı. Biricik oğlu M.FEYZI'nin 13.5 yaşında vefatıyla 2003'te ticareti bırakıp bir nevi inzivaya çekildi. Kısa süreli bazı gazetelerde çalıştı. Çeşitli makaleleri yayınlandı. "Hür adam" filminde fahri danışmanlık yaptı. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema dalinda Yüksek lisans yapıyor. M.FEYZI Efendi r.aleyh'den duyduklarını kitap ve belgesel, Bediüzzaman Said Nursi hazretleri r.a film ve dizi yapma gayretinde.

Web Sitesi
Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

“Selam Kardeşim”

Yeni Zelanda’daki ilk şehidin, terörist katilin kamerasına yansıyan hoşgörüsüydü bu cümle. Ne o caninin içindeki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kutb/Kutub

Sultan ül Ârifîn Bayezıd-ı Bestami buyurmuştur ki: Benim zamanımda binlerce veliyullah vardı. Hepsi, ibadet, riyazat, …

Kapat