Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Makaleler / Osmanlı Dönemi Fetvãlarında Çevre Kirliliği

Osmanlı Dönemi Fetvãlarında Çevre Kirliliği

Emine ARSLAN
Vaiz, İstanbul Müftülüğü

FETVALAR BİR SORU ÜZERİNE VERİLDİĞİ İÇİN, MÜFTÜDEN GENELLİKLE UĞRANILAN BİR ZARARIN TELAFİ YOLLARININ VEYA VERİLEN KARŞILIĞIN HAKKANİYETE UYGUN OLUP OLMADIĞININ AÇIKLANMASI İSTENMİŞTİR. “ZARAR İZÂLE OLUNUR”. “ZARAR Bİ-KADERİ’L-İMKÂN İZÂLE OLUNUR” VE “ZARAR VE MUKABELE Bİ’Z-ZARAR YOKTUR” ŞEKLİNDEKİ KAİDELER, FIKHIN HADİSLERDEN NEŞET EDEN TEMEL İLKELERİNDEN BAZILARIDIR.

Osmanlı Devleti’nde fıkıh faaliyetinin ekseriya iftâ yoluyla gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Şeyhülislâmlar, büyük âlimler ve müftüler, Osmanlı coğrafyasının farklı yerlerinde fetvalar vermişler ve hayatla dinî esasların birlikteliğini, olabilecek en etkin biçimde sürdürmüşlerdir. Fetva mecmualarında -Müslümanların dava konusu olsun olmasın- her türlü müşküllerinin çözümü için ehil kişilerden fetva istedikleri görülmektedir. Görülmektedir, çünkü bu âlimlerin vermiş oldukları fetvalar çoğu kere kadirşinas takipçileri tarafından derlenip tertip edilmiş ve istifademize sunulmuşlardır. Derlenen bu mecmualar böylece zamanlarının muteber görüşlerini sonraki nesillere aktarmada en önemli eserler arasına girmişler ve ortak duyarlılıkların oluşmasına kaynak teşkil etmişlerdir.

Fetvalar bir soru üzerine verildiği için, müftüden genellikle uğranılan bir zararın telafi yollarının veya verilen karşılığın hakkaniyete uygun olup olmadığının açıklanması istenmiştir. “Zarar izâle olunur”1
. “Zarar bi-kaderi’l-imkân izâle olunur”2
ve “Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur”3
şeklindeki kaideler, fıkhın hadislerden neşet eden temel ilkelerinden bazılarıdır. Temel ihtiyaçlara ve toplumun ortak malı olan kaynaklara yönelik ihlâller de tabii olarak kişinin veya toplum vicdanının infialine sebep olur ve uğranılan zararın giderilmesi istenir. Bu yazıda insanların temiz ve sağlıklı bir mahalde rahatça yaşamalarına engel olan, kişilere ve topluma zarar veren bazı davranışların, Osmanlı Devleti’nin en yüksek dinî mercii olan şeyhülislâmların fetvalarında ne şekilde yer aldığını birkaç başlık halinde ele alıp, akabinde de modern dönemde çevre kirliliğine sebep olanların mesuliyetlerine dair bazı tespitlerde bulunmaya çalışacağız.

1. Su kaynaklarının kirletilmesi ve haksız yere azaltılması

Temiz, içilebilir ve kullanılabilir su temini önemli bir meseledir. Bu sebeple içme ve kullanma sularına verilen zararlar fetvalarda sık sık konu edilmiştir. İçme suyuna kanalizasyon karışmasına sebep olan sakinlerin bu sudan uzak bir mahalle taşınmalarına dair sâdır olan padişah emrinin adil olup olmadığı hakkında verilen bir şeyhülislâm fetvası şu şekildedir:

“İstanbul’da cereyan edüp ahalisi intifâ‘ edegeldikleri kırk çeşme suyu tabir olunur mâ-i tâhirin a‘lâ tarafında mürtefi‘ mahalle reâyâdan şu kadar kimesneler menâzil bina ve birkaç karye olup hayvanlarıyla anda sâkin olmalarıyla, hayvanlarının irvâsı ve kendülerinin kâzûrâtı ol suya dökülüp telvîs etmeleriyle bu vechile zararları âmm olup mezbûrların bina eyledikleri menzillerinin arsaları arâzî-i emîriyeden olup binalarını ol mahalden kaldırup mâ-i mezbûrun cereyan eylediği mahalle ba‘îd mevzide sâkin olmalarından gayrı tarîk-ı âhar ile zararları mündefi‘ olmamağla mezbûrların bina eyledikleri menzillerin arsaları arâzî-i emîriyeden olmağla binalarını ol mahalden kaldırup mâ-i mezbûra ba‘îd mahalde temekkün etmeleriyçün emr-i sultânî sâdır olsa emr-i münîfe itaat ve mezbûrların bu vechile zararlarını def‘ meşru mudur? el-Cevab: Vâciptir”.4

Benzer bir sebeple verilen başka bir fetva ise şöyledir:
“Zeyd, bir karye içinde cereyan edüp ahalisi içegeldikleri suyun kenarına kenîf ihdâs edüp suyu telvîs eder olsa ahâlî-i karye Zeyd’e ol kenîfi kal‘ etdirmeye kadir olurlar mı?
el-Cevab: Olurlar”.5

Yine bir vakıf çeşmesinin suyunu, hemen yakın yerden hamamının atık suyunu geçirerek kirleten kişinin bu işi yapmasının engellenmesinin caiz oluşu hakkında verilen fetva şu şekildedir:
“Bir vakıf çeşmenin suyu kadîmden tarîk-i âmdan gelüp kariz ile cereyan ederken Zeyd ol karize iki zira‘ karîb yerde kariz ihdâs edüp hamamının kenifi çirkâbını ol karize icra ettikde arzın rahavâtı olmağla çirkâb çeşme suyuna vâsıl ve eseri suda zâhir olup suya zarar-ı beyyini olsa, karizi kapatmaktan gayrı tarîkle def‘-i zarar mümkün olmayıcak çeşme mütevellîsi Zeyd’i ol vechile icradan men‘e kadir olur mu? el-Cevab: Olur”.6

İçme suyuna çer-çöp dökerek kirlenmesine sebep olanların men edilmesinin caiz oluşu hakkında verilen fetvalardan bir örnek:
“Bir mahalle içinden cereyan edüp ahâli içegeldikleri suya bazı kimesneler süprüntü döküp telvîs eder olsalar ahâli ol kimesneleri hâkime men‘ etdirmeğe kâdir olurlar mı? el-Cevab: Olurlar”.7

Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin insanların kullandıkları nehrin suyunun, bu nehir üzerine değirmen inşa ederek azalmasına sebep olanlar hakkında verdiği fetva şöyledir:

“Bir karyeye cereyan edüp ahalisi intifâ‘ edegeldikleri nehir üzerine Zeyd değirmen ihdâs eylese ahaliye zararı olmağla ahali Zeyd’e binasını kal‘ ettirmeye kadir olurlar mı? el-Cevab: Olurlar”.8

2. Havanın kirletilmesi

İnsanlar için temiz su ne kadar önemliyse temiz hava da o kadar önemlidir. Bu sebeple fetva mecmualarında yerleşim yerlerinde; boyahane ve selhhâne (mezbahane) gibi mekânlar açanlar hakkında çok sayıda fetva yer almaktadır. Kötü koku yayılması ve toz nisbetinin arttırılması yoluyla hava kirliliğine sebep olanların verdiği zararların giderilmesinin gerekliği hakkındaki iki fetvayı
buraya dercediyoruz:

“Zeyd menzilinde yağhâne ihdâs etmekle civarında menzilleri olan kimesneler yağhânenin râyiha-i kerîhesinden ziyade müteezzîler olup zarar-ı beyyinleri olsa mezbûrlar Zeyd’e zararını def‘ ettirmeğe kadir olurlar mı? el-Cevap: Olurlar” .9

“Zeyd’in menzili kurbünde Amr’ın ihdâs
ettiği harmanın tozu Zeyd’in menziline gelüp zarar-ı beyyini olsa Zeyd Amr’a zararını def‘ ettirmeye kadir olur mu? el-Cevab: Olur”.10

3. Müşterek kullanılan yerlerin temizliği ve düzenine dikkat edilmemesinin verdiği zararlar

Toplumun her ferdinin hakkı bulunan yerlerde temizlik ve düzenin sağlanması zaruridir. Ancak bazen şahıslar doğrudan kimsenin mülkü olmayan yerleri kullanmada gerekli özeni göstermemektedirler. Bu da bir arada yaşamanın gerektirdiği ortak mülkiyet alanlarından her ferdin sağlıklı şekilde yararlanmasını engellemektedir. Şeyhülislâm Çatalcalı Ali Efendi’den istenen iki fetvada; umumî yola süprüntü dökerek kirlenmesine sebep olanları bu fiillerinden yoldan istifade eden kimselerin menedip-edemeyecekleri ve bir şahsın umumî yola bitişik mülkünün duvarı dibine pislik döküp zarar görmesine sebep olanların engellenip engellenemeyeceği sorulmaktadır:
“Birkaç kimesne tarîk-i âmm üzerine süprüntü döker olsalar mârreye zararı olmağla mârre mezburları men‘e kadir olurlar mı? el-Cevab: Olurlar”.11

“Zeyd’in tarîk-i âmma muttasıl milk duvarı dibine bazı kimesneler çirkâb döküp tebevvül etmeleriyle Zeyd’e zararı olsa Zeyd mezbûrları men‘e kadir olur mu? el-Cevap: Olur”.12

Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi kendisinden istenen bir fetvada, umumî yol üzerinde seyyar satıcılık yaparak gelen geçeni engelleyen bir şahsın bu fiili yapmaktan menedilebileceğini belirtmektedir:
“Zeyd bir tarîk-i âmm üzerinde oturup bazı eşya bey‘ edüp mârreye zararı olsa mârre Zeyd’i men’e kadir olurlar mı? el-Cevab: Olurlar”.13

4. Coğrafî yapı ve iklim özellikleri dikkate alınmadan yapılaşmaya gidilmesinin verdiği zararlar

Yağmur yağdığı zaman toprağın hemen ememeyeceği miktardaki su muhakkak bir yol bulup akmak ister. Önüne bir engel çıkarsa da mümkünse yön değiştirir, değilse seddi yıkar gider. Bu sebeple dere yatağına bina yapılmaması gerekir. Yapıldığı takdirde yol açtığı zararların giderilmesi hakkında verilen bir fetvayı burada zikretmek mümkündür:

“Zeyd’in bağı kurbünde vâki arsa-i hâliyede olan sel suyunun mecrasına, Amr bina ihdâs edüp mecrayı sed etmekle seyl geldikde Zeyd’in bağını basup zarâr-ı beyyini olsa, Zeyd zararını Amr’a def‘ ettirmeğe kadir olur mu? el-Cevap: “Olur.”14

Modern dönemde çevre kirliliğine sebep olanların mesuliyetleri

Yazımızın ilk bölümünde şeyhülislâm fetvalarındaki bazı çevre konularına fıkhî bakışı örneklerle açıklamaya çalıştık. Belirli bir meselede soru sorulması neticesinde verilen cevap fetva olduğu gibi genel prensiplerin ortaya konması da bir çeşit fetvadır. Bu bölümde yapmak istediğimiz şey, müslüman bireyin sebep olduğu modern dönem çevre kirliliklerinin kendisine yüklediği sorumlulukları kısaca ortaya koymak olacaktır.

Bilindiği gibi bir kişinin diğer bir kişiye verdiği zararın izâle edilmesi nispeten kolay olan bir konudur. Bunu kul hakkı zaviyesinden ele alır ve zarar verenin karşı tarafa verdiği zararı bertaraf etmesini ve ondan helâllik dilemesini sağlayarak çözüm üretebiliriz. Ancak bazı durumlar vardır ki zarar gören taraf belirli bir kişi veya grup değil de bir belde ahalisi, bazen bir nesil, hatta birkaç nesil olabilmektedir. Bu durumda katlanarak artan bir vebal bulunmaktadır. Su kaynaklarına, denizlere, ormanlara, verimli arazilere zarar vermek, yolları kirletmek ve filtresiz fabrika bacaları kullanmak gibi işler bu cümledendir.

Su havzalarına bina yapanların veya yapılmasına izin verenlerin, pişman olduklarında o havzadan beslenerek oluşan kaynakları artık kullanamaz duruma gelen kişileri tek tek tespit edip helâlleşmeleri neredeyse imkânsızdır. Sabah işine giderken yola tüküren birisini görerek midesi bulananları, bu densiz hareketi yapan kişi nasıl bulur da onlara kendisini affettirebilir? Ya da dükkânlardan dışarıya taşan müzik gürültüsünden rahatsız olanların veya gözün gördüğü her yere asılan olur olmaz reklamlardan zihinleri kirletilenlerin maruz kaldığı bu zarar nasıl giderilebilir?

Fabrika bacalarına filtre takmayan kişilerin durumu da bu açıdan dikkate değerdir. Bu fabrikalardan çıkan dumanlar havayı kirleterek o belde halkının sağlığını bozuyor veya ürünleriyle hayvanlarını zehirliyorsa, elde edilen kazancın tamamının helâl olduğunu söylemek mümkün olmasa gerektir. Elbette denilemez. Zira alınması gereken tedbirler alınmayarak başkalarına zarar verilmek suretiyle elde edilen kazançta, zarar görenlerin hakları kalmaktadır. Öyleyse ne yapılması gerekir? Yapılması gereken, zararın bi-kaderi’l-imkân izale edilmesidir. Yani imkânlar elverdiğince öncelikli olarak verilen zarar ortadan kaldırılır, maddî zararlar telafi edilir, manevî olarak da helâllik talebinde bulunulur. İşin zorluğu onu imkânsız kılmaz. Kimliği belirlenemeyen, ya da ulaşılması imkânsız hâle gelen kişiler için ise adlarına hayır işleri yapılması tavsiye edilebilir. Bu sadece bir tavsiyedir, zira elde edilmek istenen amaç, âhiret gününe kalan hesaplaşmada pişmanlık ve tövbe isteğini güçlendirmektir.

Dipnotlar

1) “Her türlü zarar meşru bir surette giderilmelidir.” anlamına gelen Mecelle’nin 19. küllî kaidesi.
2) “Zararın giderilmesi ve telâfisi ne derece mümkün ise o miktarda giderilir.” anlamına gelen Mecelle’nin 30. küllî kaidesi.
3) “İlk olarak zarar vermek câiz olmadığı gibi buna karşılık olarak ve cezaen dahi zarar vermek de caiz değildir.” anlamına gelen Mecelle’nin 18. küllî kaidesi.
4) Yenişehirli Ebu’l-Fazl Abdullah, Behcetü’l-Fetâvâ, 1156/1743, (tertip eden Mehmed Fıkhî el-Aynî), Dâru’t- tıbâati’l âmire; Dersaadet 1266, s. 567-568.
5) Behcetü’l-Fetâvâ, s. 568.
6) Fetâvâ-yı Ali Efendi, Çatalcalı Ali Efendi, 1103/1692, Dâru’t-tıbâati’l-âmire; Dersaadet 1312, s. 264.
7) Fetâvâ-yı Ali Efendi, c. 2, s. 254
8) Seyyid Feyzullah Efendi, Fetâvâ-yı Feyziye maa’n-nükûl, 1115/1703, s. 502.
9) Fetâvâ-yı Feyziye maa’n-nükûl, s. 597.
10) Fetâvâ-yı Ali Efendi, c. 2, s. 260
11) Fetâvâ-yı Ali Efendi, c. 2, s. 268
12) Fetâvâ-yı Ali Efendi, c. 2, s. 268
13) Behcetü’l-Fetâvâ, s. 576

Din ve Hayat Dergisi
14) Fetâvâ-yı Ali Efendi, c. 2, s. 264.

İlginizi Çekebilir

Dünyada hafızlık eğitimi yöntemleri

Konuyla ilgili makale okumak için alttaki başlığı tıklayınız. Dünyada Hafızlık Yöntem Örnekleri PDF Kur’an-Kerim, Rasulullah’tan (s.a.v) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Makaleler
Hacda Çarşı Ziyâreti ve Hediyeleşme Âdâbı

Abdulkerim YATGIN İmam - Hatip Şişli Müftülüğü Hac, kutlu çağrıya icabettir. Sevdiklerini geride bırakıp Sevgili’ye …

Kapat