Ana Sayfa / Yazarlar / Geleneğe Kurban Olun… Bir Ülkenin Üç Merhalesi …

Geleneğe Kurban Olun… Bir Ülkenin Üç Merhalesi …

Bir ülkenin üç merhalesi

(وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰا قَرۡیَةࣰ كَانَتۡ ءَامِنَةࣰ مُّطۡمَىِٕنَّةࣰ یَأۡتِیهَا رِزۡقُهَا رَغَدࣰا مِّن كُلِّ مَكَانࣲ فَكَفَرَتۡ بِأَنۡعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَ ٰ⁠قَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلۡجُوعِ وَٱلۡخَوۡفِ بِمَا كَانُوا۟ یَصۡنَعُونَ)

Allah teâlâ bir ülkenin örneğini verir:

1- Güven içindeydi. Huzur içindeydi. Rızkı her taraftan bol bol geliyordu.

2- Ama Allah’ın verdiği nimetlere nankörlük etti.

3- Allah, onların yaptıklarından dolayı onlara açlık ve korku elbisesini tattırdı.

Nahl 112

Şuan bizler ikinci aşamadayız. Eğer düzelmezsek üçüncü aşama gelir. Allah teâlâ ülkemizi muhafaza etsin.

***

Kadına karşı nezaket örneği

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kılıcını Uhud savaşında Ebû Dücane’ye vermişti. Ebû Dücane savaşırken bir kadınla karşı karşıya gelir. Onun bir savaşçı olduğunu zanneder. Onu vuracakken kadın, çığlık atar. Ebû Dücane bu çığlık ile onun bir kadın olduğunu anlar ve onu öldürmez. Sonra şöyle der:

Ben, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kılıcına, bir kadını öldürmeyerek ikramda bulundum.

***

Geleneğe Kurban Olun…

“Sizler geleneğe ve hocalarınıza körü körüne bağlısınız” diyen üniversite hocası, öğrencileri sınav yaparken kendi savunduğu fikri yazmayan öğrenciyi dersten bırakıyor.

Halbuki İmam Azam’ın hiçbir öğrencisi, hocasıyla her konuda aynı fikirde değildi.

İmam Azam, İmam Muhammed’in hocasıdır. İmam Muhammed diğer yandan İmam Malik’in de öğrencisidir. İmam Şafii, İmam Muhammed’in öğrencisidir. İmam Şafii, Ahmed bin Hanbel’in hocasıdır. Her birinin de mustakil mezhebi vardır.

Şimdikiler ise hocaya ters bir görüş öne sür. Hemen seni mimler, notunu düşük verir, sınıfta bırakır…

Geleneğe kurban olun!

***

Peygamber Efendimize Muhalefet Edenin Dünyası Nasıldır? 

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Tebûk savaşına katılma emrini yerine getirmeyen sahabeden bahsediyor bu âyet:

“Yeryüzü geniş olmasına rağmen onlara dar geldi. Onların nefisleri de daraldı. Allah’tan başka sığınacak bir yerin olmadığını da anladılar.” Tevbe Sûresi 118

Peygamber efendimizin bir emrine uymayan sahabenin tabiri caizse dünyası başına yıkılmıştı.

1- Yeryüzü o kadar geniş olmasına rağmen dünya onlara dar geldi.

2- Nefisleri daraldı, psikolojileri bozuldu.

3- Allah’tan başka sığınacak bir yerin olmadığını da anladılar.

4- Peygamber efendimizin hoşnutluğunu kazanmak için ellerinden geleni yaptılar. Ondan af ve bağışlanma istediler.

5- Herşeye rağmen peygamber efendimizin yanından ayrılmadılar. Mescide gidip gelmeye devam ettiler. Peygamber efendimizin, onlarla yaklaşık elli gün konuşmamasına rağmen yine de darılmadılar. Daraldılar ama darılmadılar.

Peki, bugün peygamber efendimizin diğer emirlerini küçümseyenlerin dünyası nasıldır?

1- Altın ve ipeğin erkeklere helal olduğunu söyleyerek peygamber efendimize muhalefet edenlerin dünyası dar değil midir?

2- Misvak’ı küçümseyen, sol elle yemek yemekte ısrar eden, evde, kucakta köpek besleyenlerin dünyası dar değil midir? Psikolojileri alt üst değil midir?

3- “Kadınlar sizlere Allah’ın emanetidir, iyileriniz kadınlarını dövenler değildir” diyen peygamber efendimizin emrine karşı gelenlere yeryüzü tüm genişliğine rağmen dar değil midir?

4- Kabir azabı, şefaat, sırat, havzı Kevser ve diğer sünnet ile sabit olan hususları inkâr ederek peygamber efendimize muhalefet edenlerin dünyaları alt üst değil midir?

Bir emre karşı gelen ve sürekli pişmanlık duyan sahabe efendimizin dünyası daralmış, nefisleri daralmış ise ahir zamanda, yani şu zamanda peygamber efendimizin sünnetine karşı gelenlerin de dünyası daralmıştır.

Dünyası daralan mümindir. Çünkü kalbinde pişmanlık vardır. Peki, bir de pişmanlık duymayanlar ne olacak? Keyifleri keyif mi?

Tebûk savaşına katılmayıp da pişmanlık duymayanlar münafıklardı. Allah teâlâ onlar için Tevbe Sûresi 125 ve 126’da gerekli açıklamayı yapmıştır. Bugün hem sünneti inkâr edip hem de pişman olamayanlar için de bu hükümler geçerlidir.

***

Diğer hocalar, dernek ve vakıflar ticari rakip gibi rakipler değildir.

Diyanet kimsenin rakibi değildir. A cemaati de kimsenin rakibi değildir. B derneği de kimsenin rakibi değildir. C tarikati de kimsenin rakibi değildir.

Hepsi (اشدد به أزري وأشركه فى أمري)

Rabbim, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl! (Taha Sûresi 31-32) kabilinden farklı metotları olan dostlarımızdır.

İslam için çalışan her grup, kurumsal ya da dernek, sivil ya da resmi hepsi kardeştir. Her biri, bir diğerinin uzanamadığı elidir. Her biri, bir diğerinin yapamadığını yapan ortağıdır. Kazanırsak birlikte kazanırız. Kaybedersek birlikte kaybederiz.

Biri infak eder, biri ilim öğretir, biri İrşad eder, biri zikir eder, biri sohbet eder, biri kitap okur, biri yetimlere yardım eder, biri mülteciye bakar, biri yerliye bakar, biri hastaya bakar, biri yaşlıya bakar, biri camiye gelene bakar, biri camiye gelmeyene bakar… Hiçbirinin yaptığı iş diğerinin yaptığı işten aşağı değildir. Hepsi de hizmettir. Hepsi de davettir, tebliğdir.

Ama biri diğerini iflasa sürükler, biri diğerini bitirmeye çalışır, biri diğerini dışlar, işte o zaman hizmet hezimete dönüşür, irşat ifsada dönüşür, ihlas nifaka dönüşür.

Birlikte güçlüyüz…

***

Sahibinden satılıktır. Ölücüler aramasın. Beleşçiler de aramasın.

Birçok ilanda buna benzer bir ifade var. Ayrıca kendimde birçok defa şahit oldum. Meğersem ölücüler her yerdeymiş. Araba alan kişi acil ilanlarına bakıyor. Emsallerinden iki-üç bin lira ucuz olan arabayı on bin, on beş bin daha ucuza almaya çalışıyor. Bir de kendisini şöyle teselli ediyor: Adamın acil paraya ihtiyacı var. Ben de arabayı alarak ona yardımcı olmak istiyorum.

Ama aslında ölücü dedikleri adam bu. Ölücü de değil, öldürücü. Madem yardımcı olmak istiyorsun. Adamın arabasını emsallerinin fiyatından alsana!

Ev almak istiyor. Nerde acil, nerde iflas etmiş ya da etmek üzere olan, nerde sıkışık bir adam varsa onun evini almaya çalışıyor. Zor durumda olan adam zaten evini ucuza satıyor. O eve talip olan ölücümüzde daha da öldürerek alıcı oluyor.

Motor alan, telefon alan, bisiklet alan, bilgisayar alan, araba alan, ev alan… Hangi konu olursa olsun maalesef etrafımız ölücü dolu…

Pazarlık sünnet midir?

Sünnet, ihtiyaç sahibi olan biriyle pazarlık yapmak değildir.

Bir adam gelip peygamber efendimizden yardım talebinde bulundu. Peygamber efendimiz: Evinde hiçbir şey yok mu? Adam: Bir hasır var. Onu kendimize sarıyoruz. Üstünde de oturuyoruz. Bir de su kabımız var, dedi. Peygamber efendimiz onları getir dedi. Adam getirdi. Peygamber efendimiz, bunları almak isteyen var mı diye sordu? Bir kişi, ben bir dirheme alırım dedi. Peygamber efendimiz, arttıran yok mu diye sordu? Başka biri, ben iki dirheme alırım, dedi. Peygamber efendimiz iki dirheme veren adama sattı… (Hadis devam ediyor.) Tirmizi 1218

Pazarlık sünnet de fiyat artırmak sünnet değil midir? Kaçımız acil bir ilanın tam fiyatına mal alıyoruz?

Adam gidiyor borcunu kapatmak için taksitle üç bin liralık telefon alıyor. Emsalleri de yaklaşık aynı fiyata. Sonra acil satılık diye satmaya çalışıyor. Bakıyorsunuz tekliflere bin lira, bin elli lira…

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez. Yardıma ihtiyacı olduğu bir zamanda onu yardımsız bırakmaz. (Buhari ve Müslim hadisi)

Biz ne yapıyoruz? Onu yardımsız bırakıyoruz. Malını ucuza daha ucuza, ölü fiyatına almaya çalışıyoruz.

Müslüman ahlakı bu değildir. Müslüman, malın değerini verir. Mutaffifînler gibi davranamaz. Satarken pahalıya, alırken ölü fiyatına almaya çalışmaz. Hakkı neyse onu verir.

İlginizi Çekebilir

‘Cehennem Ebedî Değil’e Heveslenmek..

  ❌ Cehennem sonsuz değil. ✔️ Maide 37 “Oradan çıkmazlar” diyor? ❌ Belirli bir süre …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Nur’un Serâpâ Kur’anî Meslek ve Meşrebi

Üstadımız’dan (naklen) Zübeyir Ağabey ve Mustafa Sungur Ağabey’den nakiller… Risale-i Nur Kur’ân’ın arşından nüzul etmiş …

Kapat