Ana Sayfa / Yazarlar / Gençleri Bekleyen Yeni Tehlike / Fuat TÜRKER

Gençleri Bekleyen Yeni Tehlike / Fuat TÜRKER

Toplumda, hayatları boyunca hep daha fazla şey elde etme hırsı içinde insanlar, gençlere de Allah’ın sınırlarını tanımadan yaşamaları yönünde telkinlerde bulunuyorlar. Etkilenen gençler, giderek daha aşırı ve ahlaksız davranışlardan çekinmeyen, nefislerinin bencil isteklerini yerine getiren, iradelerini kullanmaya gerek duymayan bir görüşe sahip oluyorlar. Bu yüzden dinsizlik, ahlaki bozulmanın en önemli nedenidir. Darwinist bilim adamı William Provine’in “hiçbir ‘daimi ahlaki kanun’ ve ‘mutlak yol gösterici prensip’ olmadığı şeklindeki sözleri de, dinsizliğin ahlak üzerindeki bozucu etkilerine önemli bir örnektir.

Gençler birçok yolla ahlâksızlığa özendiriliyorlar; giderek kulluk bilincinden uzak, duyarsız, sorumsuz ve umursuz bir kişiliğe sahip oluyorlar. Aile içinde de dinin öngördüğü güzel ahlâk konusunda eğitilmemiş olan, çevrenin ve televizyon programlarının yoğun telkinlerden etkilenen gençlerin hatta çocukların sigara, alkol ve uyuşturucu kullanmaya başladıklarını görüyoruz.

Sadece büyük kentlerde değil, küçük şehir ve kasabalarda dahi aynı gençlik sorunları gündemde. Aileler sorumluluklarını yerine getirmiyor, çocuklarına gereken ilgiyi göstermiyorlar. Çocukların gizli alışkanlıkları var ve aileleri bundan habersiz.

Bugün özellikle gençleri bekleyen yeni bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bonzai adlı yeni nesil uyarıcı maddeden sonra, 2011’de Amerika’da ortaya çıkan ve zombi hapı adı verilen sentetik bir uyuşturucu olan Flakka yani zombi hapı dünyaya hızla yayılıyor. Sosyal medyaya düşen video görüntülerinde Flakka etkisindeki insanların davranışları insanı dehşete düşürüyor.

Toplumda banyo tuzu olarak bilinen Flakka, çok güçlü ve ucuz bir uyarıcı. Aslında, metamfetamine göre daha güçlü olduğu görülüyor ve daha yüksek bağımlılık potansiyeli taşıdığı düşünülüyor. Beyindeki insan olma özelliğini, “ben” durumunu yok edip, hayvani iç güdüleri ortaya çıkarıyor. Kalp atışı aşırı artıyor, duygular çok güçleniyor, kişi kendini bir süper kahraman gibi hissediyor. İlaç, kişinin ruh halini düzenleyen hormonları baskı altına alıyor ve kalıcı hasarlara, kalp yetmezliğine hatta tek kullanımda bile ölüme sebep olabiliyor. Bazı vakalarda kişilerin zihinsel faaliyetlerini kalıcı olarak kaybettiği görülmüş. Aşırı uyarıcı olan bu madde insanları çıldırtacak derecede paranoyaya yol açıyor. Kullananların, hiç tanımadıkları insanların yüzlerini parçalayıp yedikleri vakalar da mevcut.

Örneğin; geçtiğimiz aylarda ABD’nin Florida eyaleti yamyam dehşetiyle sarsılmıştı. Olay yerine gelen polis 50’li yaşlarında olan bir çifte bıçaklı saldırıda bulunan şüpheliyi, kurbanlarından birinin yüzünü yerken yakalamıştı. Polis, üniversite öğrencisi 19 yaşındaki şüphelinin ‘Flakka’ isimli uyuşturucuyu kullanmış olabileceğini düşünmüştü.

İnsanları tam anlamıyla ‘zombi’ye dönüştüren bu tehlikeli uyuşturucunun kullanımı gün geçtikçe artıyor ve tüm dünyaya yayılıyor.

Uyuşturucu bugün dünyaya musallat olmuş Deccalî bir bela. Genç ya da yaşlı, bir insanın kendisine maddi ve manevi böyle büyük bir zarar verebilmesi aslında hayret vericidir. Allah’a iman eden akıl ve vicdan sahibi bir insan böyle bir duruma düşmekten şiddetle sakınır. Ancak zayıf inancın sebep olduğu iradesizlik, insanı kendi eliyle zarara sürükler.

Gençlerin uyuşturucu bataklığına düşmelerinin, okullarda sadece polisiye tedbirlerle önlenmesi zordur. İmani, Kur’anî anlatımlarla gençlerin vicdanı devreye sokulmalı, konu eğitim ve maneviyatla çözülmelidir.

Bu, aileler için de geçerlidir. Bugün kaç anne baba çocuğunun bırakın elliyi, bir on yıl sonrası için endişe ediyor? Çoğu insan yaşadığı gibi inanıyor, boş veriyor, önemsemiyor, “nasılsa ileride her şey yoluna girer” diyor. Rahmani bir merhamet göstererek çocuklarının ahiretini değil, şeytani bir merhametle dünya hayatını düşünüyor.

Genç kızlar, delikanlılar mutlu değiller. Evde, okulda, iş hayatında gençler sürekli sorunlar yaşıyorlar.  Çoğu genç sürekli sıkıntılı, hiçbir ortama uyum sağlayamayan, karamsar ve her şeyden şikâyet eden bir ruh haline sahip. Unutkan, bitkin, bıkkın, asabi, alıngan oluyor, dikkat bozukluğu ve korkular yaşıyor. Hiçbir şeyi beğenmiyor ve başta ailesi olmak üzere herkeste kusur buluyor. Gençler içine kapanıyor ve düşüncelerini açığa vurmuyor.

Birçok genç, “ben neden böyle huzursuzum? Neden bu denli acı çekiyorum?” diye düşünmüyor. Bu acının kaynağını sorgulamıyor. Oysa acının kaynağı çok açık; Allah’tan uzak yaşamak.

Allah’a inanmayan, O’na güvenmeyen insan ruhsal açıdan rahat ve dengeli olması çok zordur. Her şeyden tedirgin olur, endişe içinde yaşar, ıstırap çeker insan, bunalıma girer. Dünyadaki intiharların, uyuşturucu kullanımının bu kadar yüksek olmasının asıl sebebi budur. İnsan samimi imanla dengeli, huzurlu ve neşeli olur, kafası rahat olur.

Alkol, uyuşturucu gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmak amacıyla yardım kuruluşları oluşturulmuş, tedavi yöntemleri geliştirilmiş, programlar, seminerler, kampanyalar, terapi seansları düzenlenmiş, ancak kalıcı bir çözüm elde edilememiştir. Kullanıcılar hastaneden, satıcılar hapishaneden çıkar çıkmaz yine aynı ortama girerek, eski hayatlarını sürdürmüşlerdir. Gerçekte, bir madde bağımlısını kurtarmanın tek yolu o kişinin irade kazanmasıdır. Sarsılmaz iradenin kaynağı ise güçlü bir imandır.

Herhangi bir saplantı ya da tutku en iradeli insanın bile iradesini kırabilir. Allah korkusunun ve ahretteki muhtemel azaptan sakınmanın getirdiği iradenin ise sarsılması zordur. İman sahibi bir insan bu konuda nefsini yenebilir; kendisine ve etrafındakilere zararı dokunacak herhangi bir maddeye bağımlılığı kolaylıkla bırakır. İnsanı kötü alışkanlıklardan geri dönmemecesine uzaklaştıran Allah sevgisi, Allah korkusu ve ahiret inancıdır.

Uyuşturucu, kalbinde Allah korkusu olmayan insanların içinde çırpındıkları bataklıklardan yalnızca biridir. Çocuklarına hayatın amacının yalnızca yemek, içmek, eğlenmek, iş sahibi olmak, evlenmek ve aile kurmak olduğunu telkin eden anne babaların, “ne olacak bu gençlerin hali?” sorusunu sormaya ise hakları yoktur.

Yazar : Fuat TÜRKER

İstanbul'da yaşıyor. Hacettepe Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünü bitirdi. 10 senedir gazete, dergi ve internet sitelerinde gönüllü olarak imani konularda yazılar yazmakta.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Trump’ın Kudüs kararında Evanjeliklerin rolü / Prof. Dr. Özcan HIDIR

ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve Amerikan Elçiliği’ni Kudüs’e taşıyacağını açıklaması, ABD’deki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
İffet nedir?

İFFET Kötü iş ve sözden uzaklaşma, şehevî hisleri dinî emirlerin çerçevesinde muhafaza etme hali. Dilimizde …

Kapat