Ana Sayfa / AİLE & SAĞLIK / Sağlık / Hakikî Balın İçinde Neler Var? Faydaları Neler?

Hakikî Balın İçinde Neler Var? Faydaları Neler?

Bunu paylaşınız

Balın İçeriği (Balın İçindekiler)

İnsanlık tarihinde binlerce yıldır çok önemli bir yere sahip olan bal, karmaşık ve çok bileşenli bir yapıya sahiptir. İçeriği bitki örtüsüne, toprağa, hava koşullarına, arı türüne, nektarın toplanma koşullarına ve arıcılık yöntemlerine kadar çok sayıda faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu nedenle herhangi bir balın içerdiği maddeleri birebir olarak listelemek mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, balı bal yapan belirli özellikler vardır. Peki balın içeriği nasıldır? Balın içinde hangi maddeler, enzimler, vitaminler ve mineraller bulunur? İşte balın içindekiler…

Balın İçinde Neler Var?

Su (Balın Nem İçeriği)

Su, balda karbonhidrattan sonra en çok bulunan maddedir. Suyun yüzdesi, balın ne kadar olgunlaştığını gösterir; aynı zamanda üretildiği yerdeki iklimi ve nektarın doğasını yansıtır. Örneğin, dağ balları daha alçak yerlerden elde edilen ballardan daha az nem içerir.

Baldaki su oranı, o balın nasıl depolanması gerektiğini de belirler. Bal nem tutan bir besin olduğu için su oranı yüksek bir bal, aşırı nemli ortamlarda tutulursa hızla bozulur.

Baldaki su oranı ideal olarak en az yüzde 17en fazla da yüzde 25 olmalıdır. Yüzde 17’nin altındaki bir nem oranında, içinde ne kadar çok enzim bulunursa bulunsun bal fermente olmayacak ve olgunlaşmayacaktır. Yüzde 25’in üzerindeki bir oranda ise yüzey mayalanması başlayacak ve ortaya çıkacak olan asetik asit ile karbondioksit balın tadını bozacaktır.

Baldaki Karbonhidratlar

Balın içeriğindeki katı maddenin büyük kısmını karbonhidratlar oluşturur. Türüne göre değişmekle beraber, balın yaklaşık yüzde 95-99.9’u karbonhidratlardan oluşmaktadır. Öyle ki, bir kilogram bal 3150 ila 3350 kalori içerebilir.

Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına dek balın sadece glikoz, fruktoz, sukroz ve dekstinden oluştuğu düşünülüyordu. Şekerleri birbirinden ayırma ve analiz etme teknikleri geliştikçe, bal üzerine yapılan araştırmalarda çok sayıda başka şeker türüne de rastlandı. Baldaki şeker türleri ve oranları şöyle özetlenebilir:

Monosakkaritler: Balda en fazla bulunan şeker türü, fruktoz ve glikoz isimli monosakkaritlerdir. Karbonhidratların en küçük yapı birimi olan monosakkaritler (tek şekerler), daha karmaşık şekerlerin yapı taşıdır. Su ile daha küçük parçalara ayrılamazlar.

Fruktoz ve glikoz hem balın genelinde, hem de karbonhidrat bileşeninde en yüksek oranda bulunan maddelerdir. Bu iki şekerin baldaki oranı bazı türlerde yüzde 90’a kadar çıkabilmektedir. Kristalizasyon süreci, bu iki monosakkaritin birbirine oranına göre belirlenir. Çoğu balda fruktoz oranı glikozdan daha fazladır; fruktoz balın genelde yüzde 33-44’ünüglikoz ise yüzde 25-40’ını oluşturur.

Bir baldaki fruktoz ve glikoz oranı ne kadar yüksekse, o bal o kadar kalitelidir. Dolayısıyla, saf olmayan ballarda bu iki şekerin oranı düşüktür. Fruktoz oranı daha yüksek olan ballar daha tatlıdır.

Disakkaritler (İkili Şekerler): Balın içinde çok sayıda disakkarit de bulunur. Bu şekerlerin bazıları, balın tadını ve kalitesini de belirler. Balda en yaygın olarak görülen dissakkaritler, maltoz, turanoz, izomaltoz, sukroz, maltuloz, izomaltuloz, nigeroz ve kojibiozdur.

Çiçek balındaki sukroz miktarı yüzde 1-6 oranındayken, salgı balında yüzde 10’a kadar çıkabilir. Baldaki sukroz miktarının fazla olması, enzim sürecinde yaşanan bir sorunun, arıların bahar boyunca çok fazla şekerle beslenmesinin veya balın erken hasat edildiğinin göstergesidir. Aynı zamanda düşük kaliteye ve o balın saf olmadığına da işarettir.

Öte yandan, normal koşullarda saklanan bir balın içindeki sukrozun oranı zamanla azalmaktadır. Bunun sebebi, balın hasat edilmesi sonrası bile aktif kalan invertaz enzimi ile etkileşime girmesi ve intervaz tarafından zamanla monosakkarite dönüşmesidir. Fakat bir baldaki sukroz oranı hiçbir zaman 0 olamaz.

Maltoz isimli disakkarit ise balın kristalize olma hızını etkiler. Eğer akasya balı örneğinde olduğu gibi yüzde 6-9 oranına kadar yükselirse, bal yavaş kristalize olur. Eğer ayçiçeği veya kolza örneklerindeki gibi yüzde 2-3 oranında kalırsa, kristalleşme çok daha hızlı gerçekleşir.

Oligosakkaritler: Balın içinde bazı çoklu şekerler de yer almakla beraber, lif gibi karmaşık şekerler bulunmamaktadır.

Baldaki Mineraller

Bal, iyi bir mineral madde kaynağı değildir. İçinde çok sayıda mineral bulunmakla beraber, bu maddelerin oranı sadece yüzde 0,02 – 1,0 aralığındadır. Yani bal, vücuttaki bir mineral eksikliğini gidermekte herhangi bir fayda sağlamayacaktır.

Bununla birlikte, balda en çok tespit edilen mineral maddeler şöyledir: Fosfor, demir, magnezyum, manganez, kalsiyum, klor, bakır, sülfür, potasyum, sodyum.

Baldaki Enzimler

Balı diğer tatlandırıcılardan ayıran kendine özgü özelliklerinden en önemlisi, içeriğindeki enzimlerdir. Bu enzimler, balın tadını, yapısını ve kalitesini belirlemekte önemli rol oynar. Bazıları nektardan, bazıları da yaprak bitlerinin yaprakta bıraktığı salgıdan meydana gelir. Büyük kısmı ise arıların tükürük bezi salgılarından gelmektedir. Balın içindeki önde gelen enzimler şunlardır:

İnvertaz (Sakkaroz) Enzimi: İnvertaz, sukrozun bölünerek fruktoz ve glikoza çevrilmesinden sorumludur. Balın tadının belirlenmesinde önemli rol oynar. Hem bitkiden, hem de arıların salgılarından elde edilir.

Amilaz (Diastaz): Nişastanın ve polisakkaritlerin maltoza çevrilmesini sağlayan bu enzimin baldaki görevi henüz tam olarak saptanabilmiş değildir. Zira bal, nişasta gibi karmaşık karbonhidratlar içermez. Bununla birlikte, baldaki amilaz miktarı bazı Avrupa ülkelerinde balın kalitesini tespit etmekte önemli rol oynar. Yüksek kaliteli bir baldaki amilaz miktarı en düşük 8 birim olarak belirlenmiştir. Bir baldaki amilaz enziminin ne kadar aktif olduğu, o balın ısıtılıp ısıtılmadığını veya hangi koşullarda tutulduğunu ortaya koyar. Isıtmak veya uzun depolanma süresi, amilaz enziminin parçalanmasına yol açar. Baldaki amilaz miktarı için bir alt sınır belirlenmesinin sebebi de budur. Bununla birlikte, akasya veya lavanta balı gibi bazı bal türlerinde amilaz miktarı doğal olarak düşüktür; bu durum kalitesizlik göstergesi değildir. Bu enzim de invertaz gibi hem bitki, hem arı kaynaklıdır.

Fosfataz: Bu enzim nektardan ve arıların salgılarından elde edilir. Fosforik asitin içindeki organik bileşenleri ayrıştırır.

Glikoz Oksidaz: Bu enzim, balın antibakteriyel özellikleri ile ilişkilendirilir. Glikoz üzerine etki ederek glikonik asit ve hidrojen peroksit oluşumunu sağlar. Hidrojen peroksit ise bala antibakteriyel özelliğini veren maddedir. Bu enzimin etkisi, ısı ve ışıkla azalmaktadır. Bazı balların çok az miktarda ışıkla temas etmesine rağmen glikoz oksidaz faaliyetini yitirdiği, bazı ballarda ise güçlü bir ışıkla temasın bile böyle bir duruma yol açmadığı tespit edilmiştir.

Baldaki Organik Asitler

Balın içinde bulunan asitler şöyle sıralanabilir: Asetik, bütirik, sitrik, formik, laktik, malik, süksinik, glikonik, oksalik, kaprik, tannik, tartarik ve valerik asitler. Bu asitler çoğunlukla tuz (sodyum) formunda olmakla beraber, bitki veya arı kaynaklıdırlar. Bir kısmı, şekerlerin enzimlerle parçalanma sürecinde ortaya çıkar. Genelde asidik reaksiyon gösteren balın pH değeri 3,5-5,5 arasındadır.

Baldaki Proteinler

Protein açısından zengin bir besin maddesi olmamasına rağmen balın içinde 17 amino asit bulunabildiği tespit edilmiştir. Proteinlerin yapı taşları olan bu amino asitler şunlardır: Histidin, arjinin, treonin, serin, glisin, valin, metionin, lösin, alanin, fenilalanin. Bunların bazıları bitki kaynaklı olsa da, çoğunluğu hayvan kaynaklıdır.

Baldaki Vitaminler

Balın içinde bazı vitaminlerin de bulunduğu, son dönemde yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Bir balın içindeki vitaminin türü ve miktarı, o balın üretim sürecinde yer bulan bitkilere bağlıdır. Balda B grubu vitaminler (B1, B2, B3, B6) ile E ve K vitaminleri tespit edilmiştir. Oranları çok yüksek değildir. (OnikiBilgi.Com) 

Balın Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Balın hem gıda olarak hem de tıbbi yardımcı madde gibi kullanımından doğan sayısız yararı vardır. Biz de bu makalemizde balın faydalarından öne çıkanları bir araya getirdik.

Not:  2 yaşından küçük çocuklara bal vermeyiniz.

Yaraları İyileşmesinde Faydalıdır 

Küçük yara ve kesiklerde bal kullanımı en eski tedavi uygulamalarındandır. Güçlü bir antiseptik olan bal aynı zamanda antimikrobiyal özelliklere de sahiptir böylece yarayı mikroplara karşı korurken iyileşme sürecini hızlandırır. Ayrıca antioksidan ve hidrojen peroksit içeriği sayesinde bir enfeksiyon gelişme riskini de azaltır.

Yanık Tedavisi

1. derece (hafif) yanıklar, mutfaklarda sık karşılaştığımız sorunlardandır. Kimi zaman buhar kimi zaman ocak ateşi bazen de sıcak metal malzemeler sebebiyle cildimizde yanıklar oluşabilir. Bunun için ilk yapmamız gereken bölgeyi bir süre soğuk suda tutmak ve ardından yanığa bir miktar bal sürmek olmalıdır. Bölgeyi serin tutmasının yanında acısını alır ve hızlı iyileşme sürecini başlatır. Scientific World Journal (Cilt ve Estetik Cerrahi) tıp dergisinde 2011 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre; yanığa sürülen bal, yarayı kısa sürede sterilize ediyor, iyileşme sürecini hızlandırıyor ve iz kalma oranını azaltıyor.

Boğaz Enfeksiyonunda Faydalıdır 

Boğaz ağrısı, öksürük veya boğaz tahrişlerinin geçmesinde en etkili yöntemlerden biri de bal kullanmaktır. Dünya Sağlık Örgütü ve American Academy of Pediatrics bile, balı doğal öksürük tedavisi olarak öneriyor. Ayrıca bal, kalınlaşmış mukusu inceltmeye ve balgamı atmaya yardımcı olur. Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde 2010 yılında yayınlanan bir çalışmada, her akşam yatmadan yenilen 1 çay kaşığı bal; öksürük şurupları ile karşılaştırıldığında, üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı öksürük üzerinde daha fazla hafifletici etkisi olduğu gösterilmiştir.

Uyku Problemlerine Şifadır

Balın diğer bir faydası da daha sağlıklı uyku uyumamızı sağlamasıdır. Bal uyku anında karaciğere yeterli miktarda glikojen sağlar ve bu sayede beyin için gerekli olan besini kolayca temin etmemizi sağlar. Bu da daha sorunsuz bir uyku anlamına gelir. Ayrıca bal, insülin üretimini teşvik ederek hızlıca melatonin salınımına yardımcı olur. Bu sayede hızlıca rem uykusuna geçişiniz sağlanır. Bunun için yatmadan önce 1 bardak ılık sütün içine 1 tatlı kaşığı bal ilave ederek içmelisiniz.

Mevsimsel Alerjilere Şifadır

Mevsim dönümlerinde birçok insanın ortak derdi alerjilerdir. İşte burada da balın şifa gücü devreye girer. Alerjiler; burun akıntısı, göz sulanmaları, üst solunum yolları enfeksiyonu gibi birçok belirti ile insanların hayat kalitesini düşürürler. Bu dönemlerde düzenli bal tüketimi bu sorunların atlatılmasında yardımcı olacak bir yöntemdir. Ayrıca bölgenizde üretilmiş balı tercih etmeniz durumunda polenlere karşı bir tür aşı vazifesi görecektir.

Peptik Ülsere İyi Gelir

Balın diğer bir faydası da; Helicobacter Pylori bakterilerinin neden olduğu peptik ülserlerin tedavisinde yardımcı olmasıdır. Güçlü antibakteriyal özelliği bulunan bal kullanılması durumunda mide veya oniki bağırsakta oluşan peptik ülsere sebep olan bakterilerin vücuttan uzaklaşmasına yardımcı olur. Ayrıca bal;  çeşitli mide rahatsızlıklarının tedavisi ve mide asidinin dengeye gelmesinde yardımcı olur. Mide rahatsızlığı olan kişilerin günde 1 yemek kaşığı süzme bal yemesi önerilmektedir.

Sedef Hastalığına Devadır

Sedef hastalığı; kızarıklık, kabarcık, kaşıntı ve tahrişlere sebep olan bir cilt problemidir. Bal bu hastalığa bağlı oluşan sorunların giderilmesini sağlarken aynı zamanda hastalığa neden olduğu düşünülen bakterilerin vücuttan uzaklaşmasını da sağlar. Hastalığın kesin nedeni hala bilinmese de vücudun bağışıklık sistemindeki zayıflama sonrası veya psikolojik rahatsızlıkların ardından gelen sedef şikâyetleri sık karşılaşılan gözlemlerdir. İşte bal burada da hem tüketerek hem de sedef olan bölgeye sürerek kullanabileceğimiz etkili bir ilaç vazifesi görür. Bal cilde sürüldüğünde bölgenin nemli kalmasını sağlar, anti-inflamatuar özelliği sayesinde mikroplarla savaşır aynı zamanda hücrelerin tazelenme süresini hızlandırarak sağlıklı derinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Bunun için sorunlu bölgeye bal sürün.  Yarım saat sonra su ile durulayın. Bu uygulamayı günde 3-4 defa tekrarlayın.

Saç Sağlığı

Saçımızda diğer hücrelerimiz gibi beslenmeye ihtiyaç duyan vücudumuzun bir parçasıdır. Balın besleyici özelliğinin yanında antioksidan özellikleri de saçımızın zararlılardan kurtulmasını sağlar. Ayrıca kafa derisinde oluşan sorunları da giderir ve saç diplerindeki derinin pH dengesini düzenler. Avrupa Bilimsel Araştırmalar Dergisi’nde yayınlanan 2001 tarihli bir araştırmaya göre; saçta bal kullanımı, seboreik dermatite bağlı saç dökülmelerinde dökülmeleri durdurduğu ve tekrar nüksetmesini önlediği bildirilmiştir. Bunun için saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra saç ve saç derinize bir miktar bal sürün ve tümüne yayın. 3-5 dakika sonra su ile saçlarınızı durulayın. İsterseniz 1 su bardağı suya 1 yemek kaşığı bal karıştırarak bu karışımı da duştan sonra saçınıza sürebilirsiniz. Yine aynı şekilde 3-5 dakika bekletip su ile durulayın. Ayrıca saç dökülmeleri için; 2 yemek kaşığı bal ile blenderdan geçirerek elde ettiğiniz  1 yemek kaşığı soğan suyunu karıştırıp saç diplerine sürebilirsiniz. 30 dakika bekledikten sonra saçınızı her zamanki şampuanınızla yıkayabilirsiniz.

Hafızayı Güçlendirmede

Günümüzde zihinlerin bir çok gereksiz bilgi ile yüklenmesi, strese bağlı hafıza sorunları, yaşlanmaya veya menopoza bağlı sorunlar gibi birçok nedenden dolayı yorulmaktadır. Beyin hücrelerinin çalışması için gerekli olan enerji kaynağı şekerdir. Bu da en doğal halde balda bulunur. Ayrıca çocukların öğrenme becerilerini de arttırır. Bunun için sabahları kahvaltıdan yarım saat önce veya yatmadan 1 yemek kaşığı bal tüketmeniz önerilir.

Ayrıca:

  1. Bölgenizde arıcılar tarafında üretilen balı kullanmak bahsedilen faydaları arttırır.
  2. Tarçın çayı ve bal karışımını içmek gribal enfeksiyonlarda etkili bir içecektir.
  3. Tatlandırıcı olarak içeceklerimizde kullanılabiliriz.
  4. Kalp krizi riskini azaltır.
  5. Artrit tedavisi için de bir bardak ılık suyun içine bir tatlı kaşığı bal ve bir tatlı kaşığı tarçın atın. İyice karıştırın ve için. Sabah akşam bu karışımdan bir süre içerseniz artrit sorununuzu çözmüş olursunuz.
  6. Kabızlığı önler & bağırsakları rahatlatır.
  7. Fiziksel ve ruhsal yorgunluğu giderir.

Balın Zararları

  1. Şeker hastalarının şeker oranını arttıracağından kullanılması sakıncalıdır.
  2. Balda bulunan “Clostridium” adlı bakteri 2 yaş altı bebeklerde oldukça ciddi bir gıda zehirlenmesi olan “botulizm”e yol açabileceği için bebeklere bal verilmemelidir.
  3. Bazı bölgesel balların( deli bal gibi) fazla kullanımı çarpıntı, tansiyon ve hatta ölüme kadar götürecek bazı sorunlara neden olabilir.
  4. Yüksek kalori ihtiva ettiğinden kilo alımını hızlandırır.
  5. Balda bol miktarda bulunan fruktoz gıdaların ince bağırsakta işlenmesine engel olarak besinlerden aldığınız vitamin ve mineral miktarlarının azalmasına yol açabilir. (mavikadın

Ayrıca bakınız:

Bal Çeşitleri ve Özellikleri

 

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Ramazan’da Nasıl Beslenmeli?

Prof. Dr. İbrahim SARAÇOĞLU “Ramazan ayı farklı bir beslenme şekli gerektirmez. Ancak, on altı saat …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Sağlık
Gluten nedir? Hangi besinlerde bulunur? Zararları ve alerjisi hakkında

Gluten, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarında bulunan bir protein grubudur. Bu tahıllardan üretilen işlenmiş …

Kapat