Ana Sayfa / Yazarlar / Ham Yapıp Yerim Diye Korkuyorlar / Vehbi KARA

Ham Yapıp Yerim Diye Korkuyorlar / Vehbi KARA

Bazı yufka yürekli zatlar eski Cumhurbaşkanının ve emekli Genelkurmay başkanının yargılanmasını üzüntü ile karşıladıklarını ifade etmişlerdi. Devletin en üst makamlarına çıkmış kişilerin bu şekilde yargılanmalarına yürekleri dayanmamış daha fazla şefkat gösterilmesini bekliyorlardı.

Gerçekten de kaçması hakkında kanaat oluşmayan üst düzey bürokratların tutuksuz yargılanabilme imkanı vardır. Zira “masumiyet karinesi” gereğince hiçbir kimse; suçu ispat edilmedikçe suçlu sayılamayamaz.

Sevgi ve muhabbet yönü kuvvetli bir insan muhataplarında bir ayıp ve kusur gördüklerinde hatta kendisine düşmanca tavır gösterilse dahi o kişiye acır ve ıslah olmasına çalışır. Bediüzzaman; “Biz muhabbet fedaisiyiz husumete vaktimiz yoktur” demektedir.

Buna mukabil özellikle askerlik mesleğini suistimal ederek dine ve dindar insanlara darbe vuran şahıslara karşı bu erdemli tavrı ne yazık ki tam gösteremiyorum. Düşmanlık etmeye en yakışan şeyin bizzat düşmanlık duygusu olduğunu bildiğim halde namaza, başörtüsüne düşman bu insanlara karşı merhamet ve acımak duygusunu kendime yerleştirmede güçlük çekiyorum. Hatta bu can bu tende kaldıkça, yani ölene kadar bu faşist ve darbeci bu insanlarla mücadele etmeyi kendime vazife etmiş birisiyim.

Bunun en önemli nedeni; her şeyden önce askeri okullardan ve silahlı kuvvetlerden dindar oldukları için atılan onbinlerce asker arkadaşımın bulunmasıdır. Bunlar bir iki kişi değil ki, binlercedir. Atılmalarına gerekçe olarak gösterdikleri şeyler ise; namaz ve başörtüsü gibi dinimizce mükellef bulunduğumuz farz ibadetlerdir. Bu iğrenç tavır nedeni ile FETÖ örgütü Silahlı Kuvvetler içinde palazlandı ve büyüyerek darbe yapmaya kalkacak kadar güçlü bir seviyeye gelmiştir. Buna sebep olanlar, yaptıkları din düşmanlığının ne derece vahim neticeler getirdiğini düşünerek ibret almalıdır.

Gözünün üstünde kaşın var diyerek doğru dürüst hiçbir gerekçe göstermeden bu arkadaşlarım kendilerini kışlanın kapısının önünde buldular. Ben de öyleyim. Yetmedi girdiğimiz işlerde dahi maişetimize engel olmaya çalıştılar. Benim gibi askerlikten atıldığı için memuriyetten de atılan insanlar çoktur. Türkiye’nin en büyük üniversitesinde hocalık yaptığım halde Milli Savunma Üniversitesine yaklaştırmıyorlar bile. Bir çok üst düzey bürokratı araya sokup öğretmen olmak için müracaat ettiğim halde benden “öcü” gibi korkup kaçıyorlar. Belki “ham” yapıp yerim diye…

Bütün bunlar bir yana, bir konu var ki düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Bu durumu kabullenmekte güçlük çekiyor sebep olanları Rabbime havale ediyorum. Kahhar bir tokat ile cehennemin dibini boylaması gerektir. Bu vakıayı anlatayım belki bana bu düşüncelerimden dolayı hak verirsiniz.

Bir denizcilik şirketinde çalışırken genel müdürümüze şunu sordum. Dedim ki; “siz askeri okulda tabur komutanlığı yapmışsınız. Şöyle bir iddia var. Diyorlar ki askeri okul giriş mülakatlarında öğrencilerin sol ayak bileklerine bakılıyor, eğer nasırlaşmış bir iz görürlerse derhal sınavdan eleniyorlarmış. Yani namaz kılan çocuklar bu şekilde tespit edilip askeri okullara alınmıyormuş. Böyle bir şey olamaz, değil mi? Düpedüz ordumuza iftira atılıyor”.

Hay demez olaydım. Genel müdürümüzün verdiği cevap sonunda sanki kaynar sular başımdan aşağıya döküldü. Evet dedi, aynen öyleydi. Namaz kılan öğrencileri tespit edip askeri okullara almıyorduk.

Yahu el insaf. Biz çocuklarımızı namaza alıştırmak ve onlara dinimizin emirlerini öğretmek için kırk takla atalım, namaz kıldıklarını görünce sevincimizden havalara uçalım, siz onları öcü gibi görün. Bu ne biçim vicdandır, hiç Allah’tan korkmaz mısınız?

Genel müdürümüz inançlı birisiydi. Daha bunun gibi dindar askeri öğrenciler ile ilgili, bazı başka üzücü olayları da anlattı.

İşte, o günden bu güne kadar din düşmanlığı yapan askerler hakkında hiç iyi şeyler düşünmedim. Darbe yapmak için bu kadar vicdansız olmalarını kabullenemedim. Bu kişilerin mahşerden önce de bu dünyada yargılanıp ceza bulması şarttır.

Benim gibi dindar olduğu için haksızlıklara uğramış kişilerin haleti ruhiyesini siz de anlamaya çalışın. Ayrıca yapılan hakaret ve suçlamaların şahsi bir mesele olmadığını unutmayın. En son hak din olan İslam’a ve bin yıllık muhteşem bir geçmişe sahip ecdadımıza yapılmış bir edepsizlik olduğunu idrak etmeye çalışın. Bunun kamu vicdanı ve hukuku olduğunu, bir iki kişinin affetmesi ile haksızlığın ortadan kalkamayacağını göz önüne alın.   

Dedelerimiz bu vatanı bize din düşmanlığı yapılsın diye emanet etmedi. Hem de bu vatan sahipsiz değildir. Belki biz hamiyetli insanlar gibi bize yapılan zulümlere karşı sesimizi yeterince çıkaramadık. Darbecilerin yaptığı din düşmanlığına karşı haklarımızı savunamadık. Lakin hiç olmaz ise bizden sonrakiler bu dehşetli cinayetlerin hesabını sormalıdır. Hiç olmaz ise bize yapılan din düşmanlığını gidermek için öğretmenlik ve danışmanlık gibi görevler verilmelidir.

İslam’a ve dine karşı yapılan düşmanlığı önleyeceğiz diye seçim meydanlarında nutuk atan siyasetçilerin kulakları çınlasın…

Yazar : Vehbi KARA

Dr. Vehbi KARA, 1965 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta eğitimini yine İstanbul’da tamamladıktan sonra 1982 yılında Deniz Harp Okuluna girerek askeri öğrenci olarak eğitimine devam etti. 1986 Yılında Kontrol Sistemleri bölümünden Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra Teğmen rütbesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemilerinde ve karargâh birimlerinde deniz subayı olarak görev yaptı. Savaş gemilerinde güdümlü mermi ve top atışlarında birincilik kazanmıştır. 1997’de Yüzbaşı rütbesinde iken askerlik mesleğinden ayrıldı ve ticaret gemilerinde çalışmaya başladı. Gemi Kaptanı olarak çeşitli ülkelere ait 30’dan fazla ticari gemide görev yapmış çalıştığı firmalardan ödüller almıştır. 2011 Yılında Araştırmacı kadrosu ile İstanbul Üniversitesinde göreve başladı ve halen de bu üniversitenin Su Ürünleri Fakültesinde ve Mühendislik Fakültesinde denizcilikle ilgili meslek dersleri öğretmenliği görevini yürütmektedir. 1997 Yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Petrole Dayalı Stratejiler ve Uluslararası İlişkilerde Petrolün Rolü” isimli çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2015 Yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümünde “Çalışma İlişkileri Açısından Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı çalışması ile doktora eğitimini tamamlamıştır. Uzakyol Kaptanı yeterliliğinde gemi kaptanlığı, Denizci Eğitimci Belgesi ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği sertifikaları mevcuttur. Denizcilik, askerlik, tarih ve iktisat konularında çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde makaleler yazan Vehbi KARA’nın “Bahriyede 15 Yıl” ve “Altı Ayda Altı Kıta” isimli iki kitabı bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

İnsanın En Büyük Meselesi / Vehbi KARA

Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük meselesi, imânı kurtarmak veya kaybetmek dâvâsıdır. Büyük savaşlar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Gemiyi Yeşile Boyadık / Vehbi KARA

Savaş gemilerini yeşile boyayamadık lakin ticaret gemilerini boyama imkanı buldum. Akdenizde gemimizin bakımını yaparken gemiciler …

Kapat