Ana Sayfa / Yazarlar / Hüsnü Ağabey Hakkında Vasatı İstemek / Dr.Mehmet Rıza Derindağ

Hüsnü Ağabey Hakkında Vasatı İstemek / Dr.Mehmet Rıza Derindağ

Bunu paylaşınız

Hüsnü Ağabey ile alakalı İfrat, Tefrit, Vasat

Seminerci bir zat’ın kaleme aldığı ve çok yerinde edeb sınırlarını zorlayan yazılarına cevap vermedim. Mal bulmuş mağribi gibi o yazıyı paylaşmak için sıraya girenleri de, Cağaloğlu’nun tövbelisi komitecileri de çok nazar-ı dikkate almadım.

Fakat dost görünüp güya vasat isteyenler, sosyal medyada bir onu bir bunu paylaşanlar ve hatta utanmadan hakikati ifade edenlere harici diyenleri bile gördüm ve ihmal vadilerine attım.
Şimdi birileri Hüsnü Ağabey hakkında ifrat ediyorlar, birileri de tefrit ediyorlar; kendileri de güya hakkı gösterenlere, hülasa bir hatırlatma yapayım.

A benim ağabeylerim! Neden Üstadımızın vasfına razı olmuyoruz? Risale-i Nur’un neresinde üstadımız Hüsnü Ağabeye ‘şoförüm’ demiş?
Şimdi size kim bunu böylece ısrarla naklediyor ve bizim hakikati haykırmamızdan kim niçin rahatsız, onu ifade edeyim, ârife işaret kâfi gelsin.
Elli senedir Üstadımızın talebeleri ve hizmetkârlarını evvela birbirinden ayırmak, sonrada her birerlerini umum cemaatten ve cemaati de onlardan soğutmaya çalışan mason uşağı komiteciler, Hüsnü Ağabey’den rahatsızlar…

Nur talebelerinin içine sızmış, cemaati gazeteyle, siyasetle, Üstadımızın meslek ve meşrebine hiç münasip düşmeyen bir tarz ile Nurlarla meşguliyeti perdelemek üzere kitaplar neşretmek suretiyle kendisini pazarlayan, abicilik oynayan, hocacılık oynayan tayfa, Hüsnü Ağabeyden rahatsızlar…

Esasen Hüsnü Ağabeyden değil; Üstad’dan, lahikalardan, ve Üstadımızın sâdık talebelerinden rahatsızlar.
Bu rahatsızlıklarını nur ve nurani meslek ve meşrebi bozmak gayesine matuf her yol ile ifade ediyorlar. Son numunesini de bir kaç haftadır seyrediyoruz.

Hüsnü Ağabey Üstadımızın yanında binler hizmet içinde arabasını da sürmüştür. Bu araba meselesinde de esasen Ceylan Ağabey ve diğer başkaları zaman zaman istihdam olunmakla beraber şimdi Isparta’da i en son kaldıkları evde bulunan aracı yani Üstadımızın hakikaten arabası olan aracı Hüsnü Ağabey kullanmıştır. Bu arada Üstadımızın hususi hizmetine bakmıştır, yanından ayrılmamıştır. Arabayla da öyle çok ilgilenememiştir.

Peki, Üstadımız Risale-i Nur’da Hüsnü Ağabey’i nasıl yad ediyor?
1- Manevi Evladım
2- Hususi Hizmetkârım
3- Mutlak Vekilim
4- Benim Talebem

Vasatı budur. Biz Hüsnü Ağabey’e;
Mehdi demiyoruz
Hz. İsa demiyoruz
Müceddid demiyoruz
Sarıklı genç demiyoruz
Hoca demiyoruz
Efendi demiyoruz
Her ilme ıttılaı olan kutb-u azamdır, demiyoruz
Veliyy-i azim, demiyoruz
Üstad demiyoruz.Diyen varsa,
“İfrat ediyorsunuz. Siz vasıf aramayın! İşin vasatı Üstadımızın tavsifatıdır” diyoruz.
Biz, Üstadımız Hüsnü ağabeyi, nasıl vasıflandırmışsa, nasıl yâd etmişse, öyle kabul ediyor, ekleme çıkarma yapmıyoruz.

Kim bunun haricinde bir şey iddia ediyor söylüyorsa ,nifak ve fitne çıkarmak için uğraşıyordur. Mesele bu kadar açık ve nettir.

Ha bunu tutturamayanlar, yani cemaat-i nuriyenin levm ve itabına muhatab olan seminerci ve yazar çizer taifesi ile bazı şairler bu sefer “yanındakiler” diye hususan bana cephe alıyorlar. Hatta yalana, iftiraya kadar da işi götüren şairi bile var, Allah ıslah etsin. Ahirette hesaplaşacağım onunla.

Bir müfteri, benim Hizmet Vakfı başkan yardımcısı olduğumu iddia ediyor.
Bu nasıl bir yalan ve iftira?Hizmet Vakfı’nın resmi sitesine girerek çok rahat şekilde mütevelli heyetini başkan ve yardımcısını ve vazifedarlarını görebilirsiniz. Ben sadece o da 3-4 yıllık beraberlikten sonra icra heyetine (yaklaşık 15-20 kişi var) davet edilerek iştirak ettim. Hizmet Vakfı İcra Kurulu Üyesi kabul edildim. Bundan neden bu kadar gocundular anlamadım?

Nedir benimle alıp veremedikleri, onu da bilmiyorum. Utanmadan, sıkılmadan; “Ağabeyi sen şuraya buraya götürüyorsun” diyorlar. Ağabey hayatta tanıdığım en ferasetli en zeki insan. Kimsenin bu noktada telkinine de ihtiyacı yok. Kendisi arzusunu bir hissiyatını ifade eder, bizimle de bazen lütfedip istişare eder ve biz tâbi oluruz.

Hüsnü Ağabeyi ben alıp gezdiremem, azıcık edep yahu!

Hüsnü Ağabey kendisi Filipinler’e geldi ve daha sonra bana, “beraber Uzak Asya’da medreseleri ziyaret edelim” dedi. Son üç senedir de geziyoruz. Her gittiğimiz yerde çok büyük hizmetlere, muhabbete, uhuvvete, hidayete vesile oldu…

Aziz Üstadımız “ben Hüsnü’nün nazarıyla cemaatime nazar ediyorum” buyurmuştu.. İşte o nazar buraları dolaşıyor şevk veriyor.. bundan gocunmak dertlenmek tasalanmak Niye?
Ve yine ben Hüsnü Ağabeyi Türkiye’de dolaştırmadım, O nun mutad programına ben dahil oldum! Kendi emretti de dahil oldum. Beraber gidelim dedi, ben de ’emredersiniz’ dedim. Her gittiğimiz medresede Nurları nazara verdi. Barla Lahikası/Kastamonu Lahikasından mektuplar okudu.

Hüsnü Ağabeyi meclise veya resepsiyona yahut Reise ben götürmedim kendisi davet edilmişti, benden de rica etti. Bir tek Süleyman Soylu Bey’den randevu talep ettik, O da yine kendisinin şifahi isteği üzerineydi. Yani hiç kimse sizin düşündüğünüz gibi Ağabeyi alıp bir yerlere götürmüyor. Allah’tan korkun !

Bu gidilen yerlerde Nurlar konuşuluyor. Nurların neşri yad ediliyor. Başka da bir şey konuşulmuyor.

Rahatsızlığınız benim ağabeye iştirakimden mi?
Ağabeyin konuştuklarından mı?
Yoksa bunun neşriyatından mı?
Neden bu rahatsızlık?

Benim bir ajandam da yok planım programım da yok. Mutlak vekilcilik de yapmıyorum. Ağabeyimizin ulvi hassalarından azami istifade gayreti içerisindeyim. Haşa Hüsnü Ağabeyden sonrası için bir vekillik, haşa ve kella yüz bin defa haşa bir ajanda sahipliğimde yok. Fisebilillah hizmette koşturmak şevki gayretim var, makam mansıp mevki istemiyorum. Hizmet Vakfı icrasına kabulün yurtdışı hizmetleri ve tercüme risalelerle alakalı olduğumdandı.

Bütün bunların altında ne yazık ki Ağabeylere karşı komitecilikten kalma hissiyatların olması var. Rabbim affetsin. Hulusi Ağabeye millî görüşçü, Tahiri Ağabeye sofu, Feyzi Efendiye tarikatçı vs diyen bir komiteden ruhlarının ve zihin altlarının tez zamanda sıyrılması bari bu son gülistanın bülbülüne karşı azıcık edep gösterebilmeleri için dua edeceğim.

Cenabı Hak hastalıklı ruhlarımıza şifa nasip etsin.

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Yüz Deveden Bir Deve Gibi…

“Bugün Allah için ne yaptın”dan, “Allah bugün benim için ne yaptı”ya doğru hızla ilerliyoruz. *** …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Sözler’den “düstur, kaide ve hükümler -I” / Mustafa H. KURT

Sözler’den itikadî, fıkhî, mantıkî “düstur, kaide ve hükümler” -I- “RİSALE-İ NUR’UN ‘ana direklerinin' başında gelen …

Kapat