Ana Sayfa / Yazarlar / Hz Şuayb (as) / Prof. Dr. Himmet UÇ

Hz Şuayb (as) / Prof. Dr. Himmet UÇ

Hz Şuayb Medyen kavmine gönderilmiş. ”Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka Tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir, artık ölçüyü, tartıyı tam yapın. insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır. 7/85

(Medyen İbrahim’in oğlunun adıdır. Bunun torunlarına Medyen kabilesi, bu kabilenin ikamet ettiği şehre de Medyen şehri denilmiştir. Bu şehir Filistin ile Hicaz arasında ve Kızıldeniz sahilinde bulunmakta idi.)

Tehdid ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başına oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de, O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur. 7/86

Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir. 7/87

Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki “Ey Şuayb seni ve seninle beraber inananları memleketimizden  kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz. Şuayb istemesek de mi? Dedi. 7/88

Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz, Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona göre dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a dayanırız. Rabbimiz bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Sen hükmedenlerin en hayırlısısın. 7/89

(Bu ayette Şuayb kavminin dinlerine geri dönme teklifini reddetmekte, fakat bu işte Allah’ın dilemesini istisna etmektedir. Onun bu tutumu Allah‘ın iradesine teslim olmasının bir ifadesidir. Çünkü peygamber ve veliler devamlı olarak, Allah’ın azabından ve durumlarının değişmesinden korkarlar. Bu sebeble Şuayb diyor ki Allah’ın dinini bırakıp da sizin dininize dönmemiz kabul edilir şey değildir. Ancak Allah bizim helakimizi dilemişse bir şey diyeceğimiz yoktur. Çünkü bütün işlerimiz onun elindedir, O dilediğini itaat sebebiyle mutlu kılar, dilediğini de günahından ötürü cezalandırır.)

Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki, eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız. Derken şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler asıl ziyana uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanların kendileridir. Şuayb onlardan yüz çevirdi ve dedi ki “Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım 7/90-93

Yine başka şekilde anlatır Şuayb’ı görevini. “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki, Ey kavmim Allah’a kulluk edin,sizin için ondan başka Tanrı yoktur. Ölçüyü, tartıyı eksik yapmayın. Zira ben sizi hayır ve bolluk içinde görüyorum, ve ben gerçekten sizin için kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Ve ey kavmim ölçüyü tartıyı adaletle yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayın. 11/84-85

Eğer mümin iseniz Allah’ın helalinden bıraktığı kar sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinizde bir bekçi değilim. Dediler ki “Ey Şuayb babalarımızın taptıklarını yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın! Dedi ki “Ey kavmim eğer benim Rabbim tarafından verilmiş apaçık bir delilim varsa ve o bana tarafından güzel bir rızık vermiş se buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah’ın yardımı iledir. Yalnız O’na dayandım ve yalnız O‘na döneceğim. 11/86-88

Ey kavmim  sakın bana karşı düyşmanlığınız, Nuh kavminin ve Hud kavminin, yahut Salih kavminin başlarına gelenler gibi, size de bir musibet getirmesin. Lut kavmi de sizden uzak değildir. (Yani onlar da sizin zamanınıza yakın bir zamanda helak oldular dolayısıyla helak olanların zamanca en yakını size onlardır. Ya da küfürde kötülüklerde ve helaki gerektiren şeylerde sizden uzak değillerdi. Bu sebeble helak oldular, onlardan ibret almalısınız.)

Rabbinizden bağışlanma dileyin sonra O‘na tevbe edin, muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, müminleri çok sever. 11/89-90

Dediler ki “Ey Şuayb söylediklerin çoğunu anlamıyoruz. Ve içimizde seni cidden zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasa seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin. Şuayb “Ey kavmim dedi, size göre benim kabilem Allah’tan daha mı güçlü ve değerli ki onu Allah’ın emirlerini arkanıza atıp unuttunuz. Şüphesiz Rabbim yapmakta olduklarınızı çepçevre kuşatıcıdır. Ey kavmim elinizden geleni yapın, ben de yapacağım. Kendinizi rezil edecek azabın geleceği şahsın ve yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz. Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekdeyim. 11/91-93

Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. Sanki orada hiç barınmamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Allah’ın rahmetinden uzak olduğunuz gibi Medyen kavmi de uzak oldu. 11/94-95

(Şuayb‘ın kavmi de Semud kavmi gibi nasihat dinlemedikleri için korkunç bir ses ve gürültü ile helak olmuşlardır. Bunların cezalarının aynı olması  kötü ahlak bakımından birbirlerine benzediklerine işarettir. Nitekim Allah’ın rahmetinden uzak olmak olmaları için her iki kavme de aynı beddua edilmiş ve Medyen kavmi Semud kavmine benzetilmiştir.) 176-191

Başka bir surede yine olay başka bir perspektiften anlatılır. “Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı. Şuayb onlara şöyle demişti, Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Bilin ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek ancak alemlerin Rabbidir. Ölçüyü tastamam yapın insanların hakkını eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve önceki nesilleri yaratan Allah’tan korkun. Onlar şöyle dediler, sen olsa olsa iyice büyülenmiş birisin. Bil ki biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz. Şayet doğru sözlülerden isen üstümüze gökten azap yağdır. Şuayb Rabbim yaptıklarınızı en bilendir, dedi. Velhasıl onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o muazzam bir günün azabı idi. (çok sıcak günlerden sonra gökte bulutlar belirmiş onların gölgesine sığınmışlardı. Allah bulutlardan ateş yağdırarak azgınları, asileri yakmış ve cezalandırmıştı)  176-189

Doğrusu bundan büyük bir ders vardır. Ama çokları iman etmezler. Şüphesiz Rabbin işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 26/190-191

Bütün peygamber kıssalarını Allah Kuran’ın bütün metnine blende eder, dağıtır, harmanlar böylece tecrübeyi canlı tutar, birden bitirmez. Bu Kur’an’ın önemli bir özelliğidir, batı romanı bunu ancak 19 yüzyılda farketmiştir.

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Ve Şuayb, Ey kavmim Allah’a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın dedi. 29/36 (ayetin ahiret gününe umut bağlayın diye manalandırılan kısmı, Ahirette sevap verileceğini umduğunuz işler yapın, ahiret gününden korkun şeklinde açıklanmıştır.)

Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 29/37

(Sarsıntı şeklinde manalandırılan racfe kelimesi bu olayda deprem ve Cebrail aleyhisselamın kalplere ürküntü veren bağırışı sayha şekillerinde tefsir edilmiştir. Bu ikinci tefsire göre “onları bir titreme aldı” tarzında bir mananın verilmesi de mümkündür.)

Şuayb peygamberin mücadelesi de peygamber ler tarihinin bütünlük arzeden olaylar zincirinden biridir.

İlginizi Çekebilir

Uyuşturucu Hakkında Batı Dünyasının İkiyüzlülüğü / Vehbi KARA

Uyuşturucu konusunda dünyada ne yazık ki gerçek bir mücadele verilmemektedir. İyi kötü mücadele eden ülkelerden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Müslümanlardaki Fakirliğin Nedeni Devletçiliktir / Vehbi KARA

Bazı siyasetçiler, Müslümanlardaki geri kalmışlığın ve fakirliğin nedenini tek parti liderleri gibi birinin olmayışına bağlıyor. …

Kapat