Ana Sayfa / Yazarlar / İmanın İktizası Vatanı Sevmektir…

İmanın İktizası Vatanı Sevmektir…

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

Bir sohbetteydim geçenlerde. Bir dost “Vatan sevgisi imandandır.” beyanını şüpheyle karşılıyordu. Ders yapan kişi, soran kimseye hak verir gibi “yuvarlak” bir cevap verdi. Meseleyi daha önceden tahkik ettiğimden karşılık vererek meseleyi uzatmayı istemedim. Zira “kürsü” gibi bir makamda bulunan şahsın “selef” âlimleri gibi “keskin” düşündüğünü biliyordum.

Âlimlerin zikrettiği bir kelamı kibar olduğunu diyenler, evet, mana olarak değil, kelimelerin sıhhatı namına haklı da olabilirler. Lakin bu güzel sözün mana olarak doğruluğunu ispat eden iki sahih hadis hatırlıyorum.

“Allah rızası için bir gün nöbet beklemek, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. Sizden birinin kamçısının cennetten işgal ettiği bir yer de, dünyadan ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır.” (Buhârî, Cihad, 72)

Nöbet, vatan toprağını kaybetmemek için beklenir. Hadiste Resulullah aleyhisselatü vesselam, vatanı için nöbet beklemenin dünya ve içindeki her şeyden üstün olduğunu zikrediyor.

Yine başka bir hadiste Allah’ın Peygamberi aleyhisselatü vesselam, “Bir kimse kendini, dinini, namusunu ve malını korurken öldürülürse şehittir.” (Tirmizi, Diyat, 22) buyuruyor.

Bir Müslümanın vatanı, bu hadisi şerifte zikredilen “mal”dan çok daha üstün bir namustur ve bunu sevmek de kesin olarak imandandır; imansız birinden bu hassasiyeti beklemek mümkün mü?

Elbette ki, “Vatan sevgisi şirktir!” diyen vatansız Vehhabî ve neoselefîlerden, bu hadisi şerifleri anlamalarını bekleyemem.

             “Din-i Mübin-i İslam”, bir bütün olarak hayatın her yönünü içine alır. Bu nedenle vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir. 

Mesela oturduğu eve veya malına saldırıldığı zaman, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin emri. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan, bütün Müslümanların ibadetini hürriyet içinde yaptığı ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise Müslümanların umumi vazifesi…

Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada geçen önemli maddelerden biri de “vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları” konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri müslimlerle bile anlaşma yapılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir. 

Bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile saldırsa onu korumak Dinimizin emridir. 

Yerler ve zamanlar, içerisinde olan kimseler ve yapılan işlere göre değer kazanır. Bu açıdan bir İslam devleti olan bu memleketin, bu toprakların ve içinde yaşayanların korunması ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır.

Bazı âlimler “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün zayıf hadis veya mevzu olduğunu söylese de manasının doğru olduğu ifade edilmiştir. (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 1102)

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster
Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

İlginizi Çekebilir

Otobüste Bir Sohbet

Üniversiteden şehire geliyordum ve bu arada da Münacaat-ül Kur’an okuyordum. Yanımdaki bir bayan öğrenci merak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Transkiritik: Bediüzzaman ve Marks – V

Yabancılaşma ve Bediüzzaman ve Marx Marx’sın bilimlerle irtibatı yoktur. Kadim Yunan'a, antik Yunan'agitmesi de bunu …

Kapat