Ana Sayfa / Yazarlar / İnsan Neslinin Bekâsı İzdivâç Yoluyladır / İsmail AKSOY

İnsan Neslinin Bekâsı İzdivâç Yoluyladır / İsmail AKSOY

Bunu paylaşınız

“Ve O’nun âyetlerindendir ki; sizin için nefislerinizden zevceler yaratmıştır. Onlarla huzur ve sükûnet bulasınız diye aranızda bir muhabbet ve merhâmet te’sîs etmiştir. Şüphe yok ki, tefekkür edecek olan bir kavim için bunda elbette ibretler vardır.” (Rûm Sûresi, 30:21)
Cenâb-ı Hak, insan neslinin devam edebilmesi için kemâl-i merhâmetinden nikâhı meşrû’ kılmış, tenâsül ve doğum yoluyla neslin devâmını takdîr buyurmuştur.
İnsanı Rab ismiyle terbiye eden yüce Rabbimiz, bu âyet-i kerîme ile vücûb-i vücûd ve vahdetine şehâdet ve delâlet ettiği gibi, bunun neticesi olarak da haşr-i cismânîye de işâret ve delâlet etmektedir.
Bu âyetin engin ma’nâ denizinde yüzerken sayısız hakîkatlerle karşılaşır, hayretten hayrete düşeriz.
Hayatımızın çok önemli bir safhasını ve istikbalimizi kuşatan bu önemli delilin etrâfında pervâne olmak ve Kur’ân’ın sırlarını keşfe devam etmek durumundayız.

Âyetin gerek gramer yapısı, gerekse anlam derinliği, öncesindeki ve sonrasındaki âyetlerle irtibâtı, hayatın sosyal dokusuna, varlık âleminin müsbet menfi olmak üzere çift yaratılmasına yapılan vurguya nazarların çevrilmesi, Kur’ân’ın her bir âyetinin ve bütününün bir mu’cize olduğunu göstermektedir.
Mesken ve yeme içmeden sonra, insanın en muhtâç olduğu şey eşidir.
Konu ile alakalı bazı hususları özet olarak sıralayalım:

1. Teklik Allah’a mahsusutur.
2. Erkekler için kendi cinslerinden zevceler halk etmiştir. Farklı iki cinsten olsalardı, sükûnet bulamazlardı. Nefsi onunla huzura eremez ve kalbi ona meyletmezdi.
3. İlâhî kanun gereği, her mevcûdun önce erkeği, sonra dişisi ondan yaratılmıştır. Her şeyin bir Âdem babası vardır, dişisi ondan yaratılmıştır.
4. “Min enfüsiküm” ta’birinden, Cenâb-ı Hakk’ın, kadınları cin veya başka bir mahlûk olarak değil, insan olarak yarattığına, Hz. Havva annemizi, babamız Hz. Âdem’den yarattığına işâret etmektedir.
5. Erkeğin maddî ve ma’nevî huzûr ve saâdeti, sükûn ve râhatı, hanımıyla te’mîn edilebilir.
6. İnsanın son durağı eşidir. Tesellî kaynağı odur.
7. Kadın erkeği kendine teshîr eder. Bu kadının gücüyle değil, Cenâb-ı Hakk’ın havl ve kuvvetiyledir.
8. Erkek ve kadından her biri, Allah tarafından kendilerine mahsûs cihazâtla donatılmış oldukları hâlde dünyaya gelirler.
9. Neslin çoğalması ve doğum olayı tek başına mümkün değildir. Her iki cinsin mukareneti ile gerçekleşir. Biri diğerine muhtaç olarak tasarlanmıştır. Tek başına noksan ve eksik olan zevc ve zevce, kemâle, doyuma ve sonuca ulaşmak için birbirine muhtaçtır. Bu sükûn, kalben ve cismen bir tatmindir. Bu ise, Rubûbiyyet sıfatının bir tecellîsisdir. Cennet’te de rûhânî ve cismânî olmak üzere iki saâdet ehl-i imânı beklemektedir.
10. Erkek ve kadının menisinin birlemesinde bir ma’nevî aşk vardır. O aşk olmazsa iki madde birleşmez, çocuk meydana gelmez. Erkeğin menisi erkek, kadının menisi kadın olmak ister. Bu durumda imtizâç, kaynaşma olmazdı. Ama bu ma’nevî aşk ile birisi, kendisini diğerine fedâ eder, onunla birleşir ve bir tâne olur. Onun için eşler arasındaki muhabbet Allah tarafından konmuştur. Çünkü muhabbet, o birleşmenin netîcesidir.
12. “Meveddet” ten murâd muhabbet, “rahmet”ten murâd ise şefkattir. Veya meveddet, kişinin eşine gençlik devresinde gösterdiği sevgi, şefkat ve merhâmettir.

Meveddet, cinsî yaklaşım vâsıtasıyla; rahmet ise çocuk (veled) sebebiyle vücûda gelir. İnsanda eşine karşı ilk olarak meydana gelen his, meveddettir. Şefkat, merhâmetten daha umûmî ve keskindir.
13. Akrabalar arasındaki bağ, şefkat ve merhâmetin eseridir. Şehevî hislerden kaynaklanan bir ilgi ve alâka değildir.
14. Kadının erkeğe, erkeğin kadına meyli zorlama ile olmaz. Gayr-i ihtiyârîdir. Elektrikte artı ve eksi kutuplar olduğu gibi; erkek ve kadın arasında da aynı kanun geçerlidir. Erkek artı, kadın eksidir. Biri diğerini ma’nen çeker. O bağ, o çekme gücü ihtiyârî değildir, bir kudret mu’cizesidir. İnsanın gücüyle olacak bir durum değildir. Bu da tevhîdin bir kanıtıdır.
15. Hayat, sâdece bu fânî ve zâil dünyadan ibâret olmadığına göre, ebedî arkadaşını ve Cennetteki refîkasını kaybetmemek için kendi güzelliğine yabancı nazarları celbetmemek gerektir.
16. Bu ince, derin ma’nâ ve sırlar, inceden inceye tefekkür netîcesinde anlaşılabilir. Bu ise, eserden fiile, fiilden esmâya intikal etmeyi emreder. Çünkü mevcûdâtın zahirî tarafına bakıldığında madde görünür. Bâtınî (iç, derûnî yönü) cihetine bakarsan, esmâ ve sıfât-ı İlâhiyye görünür. Bundan dolayı Kur’ân, eşyânın zâhirî yüzüne değil, asıl iç yüzüne nazar etmemizi, bunun üzerine tefekkür etmemizi emrediyor.
17. Dünyanın nizâmı, insan nev’inin bekâsıyladır. Bu ise, çoğalma iledir. Tenâsül, evlilik iledir. Evlilik, muhabbetle kâimdir. Bu da şefkat, merhâmet, güzel geçim ve sevgiye bağlıdır. Kıyâmete kadar sosyal hayatın en temel esâsı ve insanlığın ve âlemin devâmı, kadın ve erkek arasındaki sevgiye bağlıdır. Yoksa insanların hayvanlar gibi nikâhsız, kuralsız şurada burada buluşmasıyla âlemde düzen ve intizâmın kalmayacağı, neslin korunamayacağı muhakkaktır. Doğacak çocuğun babası, sorumlusu, koruycusu kim olacak, terbiyesini kim üstlenecek?

İşte Dîn-i Mübîn-i İslâm, bu yüce gayenin gerçekleşmesi için nikâhı meşrû’, nikâh dışı ilşkileri ise gayr-i meşrû’ ve insan fıtratına aykırı olarak değerlendirmiştir.

Zât-ı Rahmân-ı Rahîm, bu dünyâda aile yuvasını beşere ihsân etmekle onları mutlu kılmış, toplumun temelini sevgi ve huzur ortamıyla sağlam temele oturtmuştur.
Çünkü, bir insânın husûsî bir cenneti ve saâdeti, aile yuvasıdır.

Yazar : İsmail AKSOY

Aslen Erzurumlu olup 1953 yılında Sungu'da dünyaya geldi.
Hafızlık ve Arapça eğitimin ardından ilkokulu dışarıdan bitirerek 1966 yılında Elazığ İmam-Hatip Lisesine girdi.
Yedi yıllık okulu beş yılda tamamlayarak 1971 yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsündeki eğitimine başladı.
1976 yılında Okul birincisi olarak yüksek öğrenimini tamamladı.
Sırasıyla;
-İstanbul İl müftü yardımcısı
-Erzurum İli İspir İlçesi müftüsü
-Erzurum Nenehatun Kız Öğretmen Lisesi, Erzurum Lisesi, Erzurum 50. Yıl Ortaokulu Din K. ve Ahlak Bilgisi öğretmeni
-Erzurum İmam-Hatip Lisesi Meslek dersleri öğretmeni
-Erzurum 50. Ortaokulu müdürü
-Ankara Hasanoğlan Öğretmen Lisesi müdürü
-Ankara Halide Edip Lisesi Din K. ve Ahlak bilgisi öğretmeni
-M.E.B Merkez Teşkilatında birim müdürü, şube müdürü, Bakan Danışmanı
-Sivas İli Kangal ilçe Milli Eğitim şube müdürü
-Ankara Kanuni Lisesi Din K. ve Ahlak bilgisi öğretmeni
-Danimarka, İsviçre, Fransa ve Almanya'da Din ve Eğitim hizmetleri görevlisi
-Özel Dershane müdürü
-Özel Dil okulunda Arapça öğretmeni ve müdürü
-Ankara Özel Anlam Sağlık Meslek Lisesi Din K. ve Ahlak bilgisi öğretmeni
-Ankara Sınav Koleji Din K. ve Ahlak bilgisi öğretmeni
görevlerinde bulundu.

İnişli-çıkışlı aktif bir hayatın içine sıkıştırılmaya çalışılan İki dönem milletvekilliği adaylığı sonuçsuz kaldı.

Yurt içi ve yurt dışında yüzün üzerinde seminer ve konferanslar verdi.
Değişik gazete, dergi ve internet sitelerinde üç yüz civarında yazı ve makalesi yayımlandı.

1. Kur'ân'da Nazar ve Dikkat
2.İlâhî Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v)
3. Sonsuzluğa Kök Salan Çınar (Roman)
4. Yaratıcısını Arayan Çocuk (Hikâye)
5. İnsanlığın En Hayırlısı Hz. Muhammed (s.a.v)
adlı eserleri yayımlandı.

Halen eğitim, araştırma, kitâbet ve hitâbet hizmetine devam etmektedir.

Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Yüz Deveden Bir Deve Gibi…

“Bugün Allah için ne yaptın”dan, “Allah bugün benim için ne yaptı”ya doğru hızla ilerliyoruz. *** …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Niye Haber Vermedin? / Vehbi KARA

Bir okuyucu FETÖ ile ilgili olduğunu sandığım bir soru soruyor ve diyor ki: “O zaman …

Kapat